Camille Genaud
Camille

Camille Genaud
Camille
Carole Le Page
Carole

Sophie Letourneur
Sophie
Julien Gester
Martin
Eugenio Renzi
Luigi

Louis-Do de Lencquesaing
PA
Isabelle Régnier
Isabelle

Camille Rutherford
Léa

Lolita Chammah
Lolita
Barbara Schölnberger
Carine Marin
Florence Alexandre
Nadège Bolifraux
Isabelle Mayor
Vanessa Palaisy
Chloé Lorenzi
Chloé
Fabienne Hanclot
Fabienne

Caroline Deruas
Caroline

Dinleyicilerinin bir kısmı ona hayrandı, geri kalanları ise ondan nefret etmeye bayılıyorlardı. Programlarında banyo yaparken canlı yayına katılıp çılgın fantezilerini anlatanlara kadar herkese yer vardı. Radyo da yasaklı sözcükler kuralı uygulanırken bu sansürü ilk kıran ve dinleyicileri ile işbirliği yapıp parolalarla konuşan yine o oldu. Howard Stern'ün kendi yazdığı kitaptan beyazperdeye uyarlanan otobiyografik filmin başrolünü doğal olarak Howard Stern'ün kendisi üstlenmiş. Radyodan sonra televizyona çıkan Stern, kendi hayatı dahil her şeyi açıkça konuşabildiği için Amerika'nın en çok sevilen ve aynı anda nefret edilen insanlarından biri.

İki genç kadın, taşrada yaşayan Reinette ve şehirde yaşayan Mirabelle, Paris’te beraber bir daire tutmaya karar verirler. Üniversitede ve şehrin farklı köşelerinde, birbirinden çok farklı karakterlere sahip yeni insanlarla tanışıp, şehir hayatının farklı yüzlerini tadarlar.

43 yaşındaki kuaför Suze Trappet, ağır hasta olduğunu öğrendikten sonra henüz 15 yaşındayken bırakmak zorunda kaldığı çocuğunu aramaya karar verir. Çılgın bürokratik yolculuğu sırasında, aşırı coşkuya eğilimi olan kör bir arşivci olan Bay Blin ve tükenmişlik yaşayan elli yaşında bir adam olan JB ile tanışır. Suze’un uzun süredir kayıp olan çocuğunu arayan garip üç kişi, şehirde komik ve hareketli, karmaşık bir yolculuğa çıktı.

İki eski dost Mathias ve Philippe, Mathias'ın trajik bir şekilde yaşamını yitiren oğlunun bisikletle tamamladığı rotayı izleyerek Atlas Okyanusu'ndan Karadeniz'e uzanan anlamlı bir yolculuğa çıkar. Geçmişle yüzleştikleri bu uzun yolculuk, dostluk, kayıp ve umut üzerine dokunaklı bir hikâyeye dönüşür.

Two whimsical, aimless thugs harass and assault women, steal, murder, and alternately charm, fight, or sprint their way out of trouble. They take whatever the bourgeoisie holds dear, whether it’s cars, peace of mind, or daughters. Marie-Ange, a jaded, passive hairdresser, joins them as lover, cook, and mother confessor. She’s on her own search for seemingly unattainable sexual pleasure.

Commissioned to mark the 60th anniversary of the Cannes Film Festival, "To Each His Own Cinema" brought together 33 of the world's pre-eminent filmmakers to produce short pieces exploring the multifarious facets of cinema and their perspective on the state of their chosen artform in the early 21st century.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.

After a job interview gone wrong, Lulu sets sail leaving her husband and three children behind. But being an adventurer is easier said than done.

Adeline's Chinese housekeeper suddenly disappears, leaving behind a little boy who doesn't speak a word of French. Helped by her sister, she takes care of the child and proceeds to locate the mother.

İzleyiciyi bu kadar iyi hissettiren nadir filmlerden biri olan KADIN DEDİĞİN, küstah enerjisi ve olanca sevimliliğiyle, coşkulu ve komik bir yapıt. Los Angeles'ın doğusunda yaşayan, Meksika göçmeni bir ailenin kızı olan 18 yaşındaki tombul Ana'nın önünde parlak bir gelecek vardır. Ailesinde üniversiteye gitmeyi hayal edebilen ilk kişidir, ama ablası Estela'nın giysi atölyesi eldeki işleri yetiştiremeyince, Ana bir dizi şık elbise siparişinin zamanında teslim edilmesi için gönülsüzce yardıma koşar. Kendisininkinden çok farklı hayatlar süren kadınlara havalı kıyafetler dikmek için harcanan onca emek onu sinirlendirir. Hem hayallerine, hem de vücuduna dar gelecek giysilerdir bunlar. Atölyede ter dökerek geçirdiği uzun saatlerin ardından, Ana ablasının çalışkanlığını ve yeteneğini takdir etmeye başlar. O da atölyedeki kadınlara vücutlarındaki kıvrımları sevmeyi ve kendilerini diğerlerinden farklı kılan her şeyin kıymetini bilmeyi öğretir.

Broke, with nothing but her cat to her name and doors closing in her face, Paula is back in Paris after a long absence. As she meets different people along the way, there is one thing she knows for sure: she's determined to make a new start and she'll do it with style and panache.

A director wants to make a documentary about actresses, all actresses: the popular ones, the unknown ones, the intellectuals, the comedians, the forgotten ones... Filming everything, with or without their consent, the director gets caught up in the game and lets herself be devoured by these women, who are as fragile as they are manipulative.

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Fred Bartel is the charismatic boss of a trendy Parisian communication agency, Happy Few. After a heated tax audit, he was forced by the administration to relocate overnight his company in La Courneuve. Fred and his team meet Samy, a young suburb who will quickly propose to teach them the rules and practices to adopt in this new environment.

Nina Geld (Mary Elizabeth Winstead) kariyeri yükselişte, ateşli, ortalığı kırıp geçiren ama yakında özel hayatı yerle bir olacak olan bir stand-up sanatçısıdır. Baş belası olan eski sevgilisinden kaçmak ve hayatını değiştirecek olan seçmelere hazırlanmak için Los Angeles'a giden Nina, orada sahip olduğu önyargılarını hiçe sayan Rafe (Common) ile tanışır.

LORDS OF DOGTOWN, Venice Beach California'daki üç genç sörfçünün gerçek olduğu kadar radikal hikayelerini anlatır. Onlar kaykay sporunu uç noktalara taşıdılar ve bu sporun dünyasını sonsuza dek değiştirip bir efsane yarattılar.

Annesinin ölüm haberini duyan Pursy Will, yıllar sonra ilk kez doğup büyüdüğü yer olan New Orleans’a gelir. Annesinin oturduğu evde annesinin iki arkadaşının daha kaldığını öğrenen genç Pursy şaşkınlığa uğrar. Annesinin arkadaşlarından birisi eski profesor Bobby Long diğeri ise Long’un koruması altında olan genç Lawson Pines’tır. Yıllar önce hayatı ıskalamış olan bu ikilinin tüm vakitlerini bu harabe olmuş evde geçirirler. Pursy’nin gelişiyle başta gergin başlayan ilişkileri, birbirlerine alışmalarıyla değişmeye başlar. Bu esnada Lawson Pines, Bobby Long’un hayatı üzerine bir romaz yazmaktadır. Ronald Everett Capps’in Off Magazine Street adlı romanından uyarlanan film, ünlü oyuncularının uyumlu performansıyla kendini sevdirmeyi başarıyor ve ortaya güçlü bir drama çıkıyor.

Muriel Bayen, a divorced beautician and mother of two, loves to tell stories. She is a huge fan of this singer Vincent Lacroix, in fact she is a dedicated fan. One day Vincent knock on her door and ask for her help.

Yapımcı Max Bialystock'un sahneye koyduğu Hamlet'in müzikal versiyonu olan Funny Boy, açılış gecesinde perde kapatmıştır. Leo Bloom, Max'e bir teklifte bulunur. Hitler'in Baharı müzikali için gereğinden fazla para toplayacak, sonra da perdeyi kapatıp parayı cebe atacaklardır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir