
Anna Magnani
Camilla


Anna Magnani
Camilla

Odoardo Spadaro
Don Antonio

Nada Fiorelli
Isabella

Dante
Arlequin

Duncan Lamont
Ferdinand, Le Viceroy

George Higgins
Martinez

Ralph Truman
Duc de Castro
Gisella Mathews
Marquise Irene Altamirano

Raf De La Torre
Le Procureur

Elena Altieri
Duchesse de Castro

Paul Campbell
Felipe

Riccardo Rioli
Ramon, le Toreador

William Tubbs
Aubergiste

Jean Debucourt
Eveque de Carmol
Renato Chiantoni

Hiç beklemediği bir zamanda kanser teşhisi konulan Abbie (Gugu Mbatha-Raw), kısa süre önce nişanlandığı ve ondan başka kimseyle çıkmamış nişanlısı Sam (Michiel Huisman) için "yerini dolduracak" bir kız arkadaş aramaya koyulur.

A bookish college student dismissive of athletics is compelled to try out sports to win the affection of the girl he loves.

A mentally challenged girl proves herself to be every bit as capable as her "perfect" sister when she moves into an apartment and begins going to college.

“The Nanny Diaries” New Jersey’de yaşayan Annie Braddock’un (Johansson) üniversiteyi bitirdikten sonra geldiği Manhattan'da zengin bir ailenin çocuğuna dadılık yapma hikayesini anlatıyor. Şehrin diğer tarafında yaşamanın hiç de kolay olmadığnı anlayan Annie, Bayan X’in (Linney) bitmek bilmeyen isteklerini yerine getirmeye çalışırken, oğlu Grayer’ın bakımını üstleniyor. Derken binada tanıştığı gençle yakınlaşmaya başlayan Annie, zenginlerin dünyasında hiç de beklemediği olaylarla karşılaşıyor.

Genç bir kadın, kaybettiği annesinin Londra Notting Hill'deki kendi fırınını açma hayalini gerçekleştirmek ister.

Gelecek vaat eden genç bir film yapımcısı, şöhret ve servete giden yolu komik sapmalar ve çukurlarla döşeli bulur.

Alfie, Helena'yı kaybolan gençliğini bulmak adına terk eder ve kendisinden oldukça genç bir kadın olan Charmaine (Lucy Punch) ile evlenmeye karar verir... Helena ise hayatını şarlatan bir falcının sözlerine göre yönlendirmeye başlamıştır. Mutluluğu evliliğinde yakalayamayan Sally çalıştığı sanat galerisindeki yakışıklı patronu Greg'e (Antonio Banderas) aşık olmuştur. Kocası Roy ise heyecan içinde son yazdığı romanına yayınevinden cevap beklemektedir... Fakat karşı pencereden kendisine bakan gizemli bir çift göz Roy'u hayatının aşkı Dia'yı (Freida Pinto) bulduğuna inandıracaktır. Mutluluğu bulmaya çalışan karakterlerimizin önüne her defasında problemleri çıkacak aşkı bulma çabaları onları sadece kalp ağrısına ve umutsuzluğa sürükleyecektir... Acaba aşk bir falcının sözlerindeki "Karşına uzun boylu esmer bir adam çıkacak" kehaneti ile mi kalacaktır... Hayallerimizdeki ilüzyonlar bizi hep komik durumlara mı düşürecek...

Zawe Ashton, Londra'nın en gözde bekarı Bay Malcolm'ın (Sope Dirisu) bir gelin için aradığı özellikler listesindeki maddelerden birini karşılayamayınca terk ettiği sosyete kadını Julia'yı canlandırıyor. Öfkeli ve aşağılanmış bir halde, arkadaşı Selina'dan (Freida Pinto), Bay Malcolm'ı mükemmel eşini bulduğuna inandırarak ondan intikam almaya yardım etmesini ister. Henry (Theo James) Selina'ya kur yaparak Julia'nın planını tehlikeye sokunca plan işe yarıyor gibi görünür. Ve beceriksiz Lord Cassidy'nin (Oliver Jackson-Cohen) bu dörtlünün işlerine burnunu sokmaya başlamasıyla, asla pürüssüz yürümeyen gerçek aşkın seyri gerçekten de kayalık bir hal alır. Ve Bay Malcolm mükemmel kadını mı yoksa mükemmel aldatmacayı mı bulmuştur, merak eder.

Charlyne, Michael Cera adında bir adama aşık olur. Peki ama aşk nedir? Charlyne Yi, Amerika'yı boydan boya gezerek çekeceği belgeselde hiçbir zaman anlayamadığı "aşk"ın izini sürecektir. Gerçekle fantastiği harmanlayan film modern aşkları yarı belgesel yarı geleneksel hikaye anlatımıyla bezenmiş bir yaklaşımla inceliyor.

Frederik Egerman dul bir avukattır. Oğlu Henrik teoloji okumaktadır ve babasının yaşama karşı tavrı onun mistisizmi ile hiç uyuşmamaktadır. Frederik oğlu ile hemen hemen aynı yaşta olan Anne ile evlenmeye karar verir. Anne'in gençliği ve sırdaşı olan hizmetçisi Petra'nın çekiciliği Henrik için başka bir huzursuzluk kaynağı oluşturur. Her şey Frederik'in eski sevgilisi Desiree ile buluşması ile başlar. Bu buluşma Malcolm'un gelmesi ile bozguna uğrar. Fakar Desiree kararlıdır. Frederik'i elde etmeyi aklına koymuştur. Annesinin yardımı ile hem Frederik'i hem de Malcolm'u aileleriyle birlikte kır evlerine davet etmeyi başarır. Gece yemek masası çevresinde başlar ve çiftler aşkın ve rastlantıların sonunda bir araya gelirler. Henrik babasının yeni eşi Anne ile aşkı keşfeder. Malcolm'un eşi ise kocasını kıskandırmak için Frederik'e ilgi göstermektedir ve bu ilgi iki erkeği rus ruletine kadar götürür.

A four-time widow discusses her four marriages, in which all of her husbands became incredibly rich and died prematurely because of their drive to be rich.

Birbirlerine sıkı sıkı bağlı olan Scott ve Kristin evlenmeye karar verirler. Düğün için bütün işlemler halledilir. Düğün yapılmış ve her şey yolundadır, ancak Scott ve Kristin’in arkadaşları yani düğün sağdıçları otel odasında ölü bulunana kadar herşey yolundaymış gibidir. Her sadıçın bir gerçeği vardır ve ortaya çıkmaya başladıkça Scott ve Kristin’in hayatlarını değiştirecektir.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

"Milyoner Jean-Marc Clement, kendisi hakkında Broadway'de bir müzikal hazırlandığını öğreniyor. Ancak bu müzikal onu onore etmekten çok "ti"ye alan bir müzikal. Clement kızgın bir şekilde tiyatroya geliyor ve Amanda'yı (Marilyn Monroe) görünce birden yumuşuyor. Müzikaldeki baş kadın oyuncu olan Amanda'dan büyülenen Clement'i oyunun yönetmeni birden müzikalin başrol oyuncusu yapınca durumlar iyice karışıyor. Clement, Amanda'ya daha yakın olabilmek için rolü kabul ediyor…" Marilyn Monroe 'nun ölmeden kısa bir süre önce çekilen film efsanenin son filmi olduüu için ayrı bir öneme sahiptir...

Belgeselci ve "arkadaşlık uygulamaları" bağımlısı olan Zoe, sürekli yanlış kişileri seçmektedir. Zoe’nun çocukluk arkadaşı ve aynı zamanda komşuları olan Kazım için ise sonsuz aşkın sırrı basittir: Ailesinin izinden giderek görücü usulü evlenmek. Zoe Londra’dan Lahor’a uzanan, görücü usulü evlilik hikayesini filme alırken bir taraftan da aşkı bulmanın yolları hakkında farklı bir bakış açısı kazanır.

Kral Edvard (Chris Geere) ve Kraliçe Paige (Kam Heskin), Saygon Prensesi Myra'nın (Ase Wang) düğününe katılmak için Asya'ya doğru yola çıkar Saygon'a vardıklarında Myra'nın düğün konusunda kafasının karışık ve çok ümitsiz olduğunu görürler Zira müstakbel kocası Kah'ı (Prinya Intach) hiç sevmemektedir Myra'nin kalbi fil terbiyecisi Alu (Amarin Cholvibul) için atmaktadır Edvard ve Paige, Myra'nın babasını, kızının sevdiği erkekle evlenebilmesi için ikna etmeye çalışır...

Ryan Turner hırslı ve aktif bir borsacıydı, çalıştığı şirketin ortaklığına kadar yükselmek de dahil çok büyük hedefleri olan genç ve yakışıklı adam yeni bir iş peşindeydi. Bir gazetenin patronunun yapacağı yatırımla alakalı tiyoları almak için Adamla diyaloğa girmişti ve aynı zamanda Adam’ın karısını da baştan çıkartmıştı. Görünüşte herşey çok iyi giderken bir anda planlar ters tepiverdi, Adam karısının Ryan’la kendisini aldatmasına karşı intikamını genç adamı yanlış yönlendirerek alan gazeteci iş adamı, hem Ryan’ın hemde çalıştığı şirketin müşterilerinin 52 milyon dolar zarara uğramasına neden olmuştu ve işin sorumlusu Ryan için herşeyin sonu demekti. İşini ve parasını kaybeden Ryan’ın kariyeri sıfıra inmişti. Brookerlık lisansı iptal edilmiş ve kimse onunla çalışmak istemiyordu. Evine ve eşyalarına gelen hacizden sonra bir gazeteköşesi olan güsel ve salak sevgilisi Cindy evinde kalırken onun da terk etmesinden sonra kara kara düşünürken aklına plan gelir ve bu onun son şansıdır.

Angelina, kariyerinin artık sona erdiğini düşünen bir pop yıldızıdır. genç bir hayranının dileğini gerçekleştirmek isteyen Angelina, bunun için New York’un küçük bir kasabasına gider. Angelina burada sadece kariyerini yeniden başlatmak için ilham bulmakla kalmaz, aynı zamanda gerçek aşkı bulma şansı da yakalar.

Okuldaki derslerinden çok sıkılan Richard Samuels'in hayallerini Broadway süslemektedir. Okulu kırıp Mercury tiyatrosunda dolaşırken, şans eseri Orson Welles ile karşılaşır. Welles o sırada Broadway'de ilk defa sergilenecek olan Shakespeare'in Jul Sezar'nın yönetmenliği ile uğraşmaktadır. Richard, Welles ile yaptığı sohbet sonrası provaları izleme imkanı sağlar ve Welles'i daha yakından tanımaya başlar. Bu zeki adamın rekabetçi ve hırslı yapısı özel yaşamında da görülmektedir. Eşi Virginia hamileyken, Welles başrol kadın oyuncu Muriel ile birlikte olmaktadır. Richard Welles'in bencil doğasını keşfetmeye ve onu yönlendirmeye başlar.

Yıl 1593 ve umut vadeden oyun yazarı Will Shakespeare, her yazarın zaman zaman başına gelen tıkanma hastalıklarından birini yaşıyor. Son komedisi Romeo ve Ethel, Korsanın Kızı bir türlü ilerlemiyor ve Londra tiyatro topluluğu sürekli bitmiş senaryoyu istiyor. Depresyona giren Will, tanrı vergisi yeteneğini kaybedip kaybetmediğini düşünmeye başlıyor. Tüm umudunu kaybetmişken güzel Viola ile tanışıyor ve aldığı ilham ile tüm zamanların en harika aşk hikayelerinden birini yazıyor. John Madden'in Shakespeare uyarlamalarının popüler olduğu bir dönemde gerçekleştirdiği bu sıradışı film, sempatik oyuncuları barındıran kadrosuyla hem çok sevilmiş hem de yedi Oscar ödülünün birden sahibi olmuştu.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir