
Pierre Blaise
Lucien Lacombe

In Louis Malle's lauded drama, Lucien Lacombe is a young man living in rural France during World War II who seeks to join the French Resistance. When he is rejected due to his youth, the resentful Lucien allies himself with the Nazis and joins the Gallic arm of their Gestapo. Lucien grows to enjoy the power that comes with his position, but his life is complicated when he falls for France Horn, a beautiful young Jewish woman.

Pierre Blaise
Lucien Lacombe

Aurore Clément
France Horn

Holger Löwenadler
Albert Horn

Therese Giehse
La Grand-mère

Stéphane Bouy
Jean-Bernard

Loumi Iacobesco
Betty Beaulieu

René Bouloc
Faure

Jean Rougerie
Tonin

Pierre Decazes
Aubert

Jacqueline Staup
Melle Chauvelot
Cécile Ricard
Marie

Ave Ninchi
Mme Georges

Pierre Saintons
Hippolyte

Jacques Rispal
Propiétaire
Gilberte Rivet
Mére de Lucien

Ailesi iç savaş yüzünden paramparça olan Batı Afrikalı bir çocuk, paralı askerler birliğine katılmak zorunda kalır. O artık bir çocuk askerdir.

1937 'de Şangay'da geçen hikayede Çin'deki Japon işgalini takip etmekle görevli bir gazetecinin yaşadıkları aktarılacak. Nanjing katliamına tanık olan gazeteci 50 den fazla yetimin kurtarabilmek için büyük savaşverecektir.

Filmde II. Dünya Savaşı sırasında, Naziler yüzünden Paris'teki evlerini ve ailelerini terk edip güvenli bölgelere kaçmaya çalışan Jo ve Maurice adındaki iki kardeşin yaşadıkları konu alınıyor. Bu hikaye, Joseph Josso'nun otobiyografik romanından ikinci kez sinemaya uyarlandı. İlk film 1975 yılında sinemaseverlerle buluşmuştu.

Rene Clement’in bu başyapıtı Nazi bombardımanı sırasında tüm ailesin yitiren beş yaşındaki bir kız çocuğu ile on yaşındaki bir erkek çocuğunu savaşın bunaltıcı atmosferindeki çocuksu hayatlarına bir bakış atıyor. Arka planda dönemin gündelik hayatıyla.

Alex is an 11-year old boy who, during WWII, hides in the Jewish ghetto from Nazis after all his relatives have been sent to the concentration camp. The movie portrays the ghetto through his eyes.

Fransız eşi ve kızıyla birlikte Paris’te yaşayan Amerikalı gazeteci Julia Jarmond, Vélodrome d’Hiver toplama kampının 60. yıldönümü dolayısıyla olayla ilgili bir makale yazmakla görevlendirilir. Fransızların neredeyse hiç yaşanmamış saydığı, yeni kuşağın ise tamamen bîhaber olduğu olayı araştırdıkça bir zamanlar âşık olduğu bu şehrin yaldızları dökülmeye başlar. Tabii mükemmel sandığı hayatının da.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

J.G Ballard'ın oto-biyografik romanından uyarlanan "Güneş İmparatorluğu", Shangai'in Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Zengin bir ailenin mutluluk içinde yaşayan genç üyesi Jim Graham şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal eden Jim, sonunda Soo Chow toplama kampına gönderiliyor ve burada geçirdiği aylar boyunca yepyeni insanlarla tanışarak, yaşamın ailesinin kendisine sunduğu kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.



Amerikan Hava Yolları'nda pilot olan Dieter Dengler, Vietnam Savaşı'nda bir uçuş sırasında vurularak düşürülür ve bir kampta esir olarak tutulur. Başka savaş esirlerinin de bulunduğu bu kamptan kaçmak için planlar yapan Dieter, her türlü tehlikeyi göze almıştır.

Bir doktoru kurtarmak üzere savaşın harap ettiği Afrika'daki bir ormana gönderilen deniz komandosu, doktorun baktığı mültecileri de kurtarması gerektiğini fark eder.

2. Dünya Savaşı'nın sonu yaklaşmaktadır. 14 yaşındaki Michiel (Martijn Lakemeier) Almanlar'a karşı savaşan direniş güçlerini destekleyen bir gençtir. Hatta Almanlar'a esir düşmüş yaralı bir İngiliz askerine bile yardım etmiştir. Genç yaşta sadakati ve cesareti sınanan Michiel, o kış mevsimi boyunca savaşın çirkin gerçekleriyle yüzyüze gelecektir...

Ailesi Berlin'deki evlerinden Polonya'daki tuhaf yeni evlerine taşındığında genç Bruno, herkesin çizgili pijama giydiği çitin öbür tarafındaki Shmuel'le arkadaş olur. Bruno, Shmuel'in Yahudi tutsak olarak kaderinden ya da Nazi babasının onun tutsaklığındaki rolünden habersiz kamp duvarları içinde tehlikeli bir yolculuğa çıkar.

Film, İran-Türkiye sınırında yaşayan, Saddam rejiminin yıkılmasını beklerken bir yandan da mayın temizleyen bir grup çocuğun hikayesini anlatıyor.

Gerçek bir hikâyeden esinlenerek hazırlanan etkileyici bir drama filmi olan "The Great Escaper", 90 yaşındaki bir İngiliz emekli asker olan Bernard Jordan'ın hayatına odaklanmaktadır. Bernard, 2014 yılında D-Day'in 70. yıldönümü etkinliklerine katılmak üzere Fransa'ya gitmek için huzurevinden kaçma kararı alır. Bernard’ın bu cesur kaçışını ve ardından yaşadığı maceraları konu alan film, aynı zamanda yaşlılık, özgürlük arayışı ve geçmişle yüzleşme temalarını da işlemektedir. Bernard’ın yolda karşılaştığı zorluklar ve onun azmi, izleyicilere ilham verici bir hikâye sunar. Michael Caine, bu filmde Bernard Jordan karakterini canlandırarak, hem duygusal derinliği hem de mizahi unsurları bir araya getiren bir performans sergilemektedir. "The Great Escaper", yalnızca bir kaçış hikâayesi değil, aynı zamanda insan ruhunun gücünü ve hayatta kalma isteğini de gözler önüne seren bir yapım olarak dikkat çekiyor.

The War Below, Birinci Dünya Savaşı sırasında Messines Savaşı'nın ölümcül açmazını kırma umuduyla, kimsenin olmadığı toprakların altına tünel kazmak ve Alman cephesinin altından bombalar yerleştirmek için işe alınan bir grup İngiliz madencinin hikayesini konu ediyor.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Nasyonal Sosyalist Almanya döneminde (1942) Nazi Almanya'sı için bürokrat yetiştirmek için kurulan National Political Academy (NaPolA)'deki 16, 17 yaşındaki Alman gençlerinin eğitilmesi ve Hitler'in elitlerinin yetiştirilmesi süreci ve okulda yaşanan olaylar.

Tarihin en büyük hazine avının gerçek hikayesinden uyarlanan The Monuments Men tuhaf bir 2. Dünya Savaşı müfrezesini anlatıyor. Bu müfrezedekiler FDR tarafından sanat eserlerini Nazi hırsızlarından kurtarmak ve sahiplerine ulaştırmak için Almanya’ya gitmekle görevlendiriliyorlar. Ancak bu imkansız bir görevdir: düşman hattının arkasında kalan sanat eserleri ve her şeyi yok etme emir almış Alman ordusuyla, bu adamlar – hiç askeri deneyimi olmayan yedi müze müdürü, koleksiyon yöneticisi ve sanat tarihçisi- nasıl başarılı olabilir ki? Ancak Monuments Men olarak bilinen bu adamlar kendilerini 1000 yıllık kültürün yok olmasını önlemek için zamana karşı yarışırken, insanoğlunun en büyük başarılarını korumak için hayatlarını da riske atacaklardır..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir