
Jean-Louis Barrault
Nicolas Edmé Restif de la Bretonne


Jean-Louis Barrault
Nicolas Edmé Restif de la Bretonne

Marcello Mastroianni
Casanova, Chevalier de Seingalt

Hanna Schygulla
Countess Sophie de la Borde

Harvey Keitel
Thomas Paine

Jean-Claude Brialy
Monsieur Jacob

Andréa Ferréol
Madame Adélaïde Gagnon

Jean-Louis Trintignant
Monsieur Sauce

Michel Vitold
De Florange

Laura Betti
Virginia Capacelli

Enzo Jannacci
Italian clown

Pierre Malet
Emile Delage, student revolutionary

Daniel Gélin
De Wendel

Hugues Quester
Jean-Louis Romeuf

Dora Doll
Nanette Precy

Caterina Boratto
Madame Faustine

1950'lerin Londralı bir temizlikçisi, Christian Dior'un özel tasarım bir elbisesine aşık olur ve bu aptallık uğruna her şeyi riske atmaya karar verir.

A dramatization, in modern theatrical style, of the life and thought of the Viennese-born, Cambridge-educated philosopher Ludwig Wittgenstein, whose principal interest was the nature and limits of language. A series of sketches depict the unfolding of his life from boyhood, through the era of the first World War, to his eventual Cambridge professorship and association with Bertrand Russell and John Maynard Keynes. The emphasis in these sketches is on the exposition of the ideas of Wittgenstein, a homosexual, and an intuitive, moody, proud, and perfectionistic thinker generally regarded as a genius.

Truffaut’nun sağır ve dilsizler için kurulan bir enstitüde çalışan doktor Itard’ı canlandırdığı filmde, ormanda bulunan ve konuşmayı bilmeyen Victor adlı bir ‘vahşi’nin uygarlığa döndürülme macerası anlatılıyor. Enstitünün sert yöntemlerinin Victor’u daha da uzaklaştıracağını düşünen Itard onu evine almaya karar veriyor.

“Halkın Prensesi” Diana, Paris’te bir trafik kazasında ölmüştür. Kraliçe ve ailesi, bir süre Balmoral Kalesi’nin kapalı kapıları ardında yas tutmayı uygun görürler. Kalpleri kırık olan halk, bu tutumu anlayamaz ve Kraliçe’den kendilerine açıklama yapmasını beklerler. Bu durum henüz seçilen başbakan Tony Blair üzerinde de baskı unsurudur. Variety'den Derek Elley'in de ifade ettiği gibi "Gelenekle aykırı olanın birbiri ile çatıştığı ve aynı zamanda birbirinden faydalandığı ustaca yazılmış ve oynanmış" bir film The Queen.

Alexander 11 yaşındayken yarı İngiliz yarı Fransız annesi ölmüş ve babası da uzun süre önce onları terk etmiştir. Kadın, başka biriyle evlidir ve ölümünün ardından adam, karısının sahip olduğu her şeyi elde etmenin peşine düşmüştür. Böylece Alexander da beş parasız kalır. Alexander büyür ve para kazanmanın farklı yollarını bulmaya başlar. George Washington'ın yaveri olur ve savaşma yetkisi olmadan savaşı yönlendirmeye başlar. New York'a geldiğinde bir avukat olur. New York Bankası'nın kurucusu olan Alexander, George Washington'ın Amerika Başkanı olmasıyla birlikte Hazine Bakanı olarak görev yapar. Tüm bunlar hip hop müzikleri eşliğinde bir arka plan ile sergilenir.

Jean Valjean olarak bilinen 24601 nolu mahkum, hapishaneden salınır. Kendisine yeni bir hayat kurmak ister ama müfettiş Javert'in gölgesi onu daima takip etmektedir. Jean Valjean Fantine'in kızı Cosette ile ilgilenmeyi kabul ettikten sonra ikisinin hayatı da tamamen değişecektir. Fransız Devrimi'nin arifesinde geçen hikaye ihtilalin her iki tarafının da yüzünü gözler önüne serer.

İki eski dost Mathias ve Philippe, Mathias'ın trajik bir şekilde yaşamını yitiren oğlunun bisikletle tamamladığı rotayı izleyerek Atlas Okyanusu'ndan Karadeniz'e uzanan anlamlı bir yolculuğa çıkar. Geçmişle yüzleştikleri bu uzun yolculuk, dostluk, kayıp ve umut üzerine dokunaklı bir hikâyeye dönüşür.

26 yaşındaki Karl Marx, eşi Jenny ile birlikte sürgün yoluna düşer. Marx 1844 yılında Paris’te bir sanayicinin oğlu olarak Britanya işçi sınıfının acılı doğumunu araştırmış Friedrich Engels ile tanışır. Gösterişli kıyafetler giymeyi seven Engels, Karl Marx’ın yeni dünya görüşündeki eksik parçayı tamamlar. Birlikte sansür, polis baskısı, isyanlar ve siyasi kalkışmalar arasında modern çağ boyunca gelişecek olan işçi hareketine önderlik edeceklerdir.

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

France, 1809. Captain Neuville is called to the front, leaving his future bride heartbroken. Her sister decides to write letters on his behalf to cheer her up.

Lyon Belediye Başkanı Paul Théraneau, meslekte ve siyasette geçirdiği 30 yılın ardından artık iyi fikirler geliştiremediğini fark eder. Bu “varoluşsal mesele”yi halledebilmek için felsefe mezunu, genç ve akıllı Alice’i danışman olarak işe alır. Kendine bir misyon yükleyen ama derinlemesine düşünmeyen Paul ile çokça düşünen ama hayatta bir amacı olmayan Alice hep çatışacak ama sonuçta iyi fikirler üretecektir.

Woody Harrelson’ın yazıp yöneteceği filmde, Woody Harrelson kendisini oynayacak ve Londra’da geçirdiği çılgınca bir günü izleyiciye aktaracak.

Savaşmaya pek de hevesli olmayan bir kahraman olan Benjamin Martin, İngilizler Benjamin'in değer verdiği insanları tehdit etmeye başlayınca kendini Amerikan Devrimi'nin içinde buluverir. İdealist bir vatansever olan oğlu Gabriel ile birlikte silah kuşanıp Amerikan milislerinin başına geçer ve "kırmızı urbalılarla" göğüs göğüse çarpışır. Bunlar olurken kendi ailesini korumasının tek yolunun genç Amerikan ulusunu topyekün bağımsızlığa taşımak olduğunu keşfeder fakat karanlık geçmişi, savaşta da peşini bırakmaz.

Babası 5.George'un ölümü ardından ve ağabeyi Edward'ın Amerikalı Wallis Simpson'a olan skandal aşkı yüzünden tahttan feragat etmesi üzerine, Bertie istemeye istemeye Krallık görevini devralmak zorunda kalır... Aile içinde "Bertie" adıyla bilinen Albert, çocukluğundan beri büyük zorluklar yaşadığı, alay konusu olduğu kekemeliği yüzünden Krallık görevinden, yapmak zorunda kalacağı konuşmalardan dehşete düşmektedir. Savaşın eşiğinde olan ve acilen bir lidere ihtiyaçları olduğunu bilen eşi Elizabeth Kraliyet düzeninin zorunlu kurallarına aldırış bile etmeyen Avustralyalı çılgın konuşma terapisti Lionel Logue'u takdim eder. Başta hiç uyuşamayan ikili daha sonra büyük bir aşama kaydedecektir.

Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür: 2 yaşında tahta çıkan Çin'in son imparatoru Pi Yi'nin gözünden 60 yılın öyküsü. Çekimi 2,5 yıl süren, 19 binden fazla kişinin rol aldığı film çok şık ve estetik bir görkemli yapımdır. Bertolucci sinemasının izlerini de taşır: Yasak Kent'in avlusunda binlerce figuranla çekilen sahnelerden ipek çarşafların altında belli belirsiz sevişen üç bedene kadar... Son İmparator aynı zamanda Bertolucci'nin Oryantal Üçlemesi'nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.

Sürgünden dönen Napolyon, tekrar Fransa’nın başına geçerek Avrupa’yı tehdit eder. Ancak İngiliz ordusu komutanı Dük Wellington ve müttefik kuvvetlerle Belçika’nın Waterloo kasabasında karşı karşıya gelir. Film, hem Napolyon’un stratejik dehasını hem de savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkilerini gerçekçi bir şekilde gözler önüne serer. Büyük savaş sahneleri ve tarihi doğruluğuyla dikkat çeken yapım, tarihin dönüm noktalarından birini etkileyici biçimde anlatıyor.

16 yaşında Fransa kraliçesi olan Mary Stuart (Saoirse Ronan), 18 yaşında dul kalır ve omuzlarına yeniden evlenme baskısı yüklenir. Mary bunun yerine yurdu İskoçya'ya geri döner ve hakkı olan tahtı geri ister. Fakat İskoçya ve İngiltere'nin yönetimi, Mary’nin kuzeni olan etkileyici genç Kraliçe Elizabeth'in (Margot Robbie) yönetimi altındadır. İki genç kraliçe erkek egemen bir dünyada hem tahtta hem de aşkta rakip konumundayken bağımsızlığa karşı evlilik oyununu nasıl oynayacaklarına karar vermelidir. Bu süreçte yaşanan ihanetler, isyanlar ve entrikalar tarihin akışını belirleyecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir