
Fridtjov Såheim
Geirr


Finbar McBride, yalnız kalmak isteyen ve bunun için terkedilmiş bir tren deposuna yerleşen sorunlu bir adamdır. Fakat depoya ondan önce gelmiş olan Olivia ve Joe ile tanıştığında, aslında ihtiyacı olanın ilginç bir arkadaşlık olduğunu anlar.Olivia, 40 yaşlarında bir oyuncudur ve evliliğinin sonuna gelmiştir. Joe ise 30’lu yaşlarında bir aşçıdır. Tek derdi insanlarla sohbet etmektir, karşısındakiler istemese bile.Hayatları beklemedikleri bir anda kesişen bu 3 insanın aralarındaki ilginç iletişim, aradıkları yalnızlığı beraber paylaşabileceklerini gösterecektir.

Benny And Joon, keyifli bir romantik komedi. Araba tamircisi Benny ve akıl hastası kız kardeşi Joon birlikte yaşamaktadır. Benny günün birinde poker masasında bir iddiayı kaybeder ve Sam adında tuhaf bir genci de yanına almak zorunda kalır. Sam ve Joon arasında bir aşk başlar ve Benny ilk kez kıskançlığın ne demek olduğunu anlar. Johnny Deep ve Mary Stuart Masterson bu filmdeki performanslarıyla En İyi İkili dalında MTV Sinema Ödülü kazanmıştı.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

Seks bağımlılığıyla mücadele eden üç farklı karakterin hikayesini ele alan filmde, karakterler hayatlarını zorlu bir yokuşa süren bu bağımlılığı tedavi etmek için yeni bir tedaviye başlarlar. 12 adımda tedaviyi vaadeden bu süreç boyunca içgüdülerini yenip, arzu ve isteklerini kontrol etmeye çalışacaklardır. Bunu başarmanın yolu da birbirlerine karşı samimi ve destekleyici olmalarından geçer. Adam da bu gruptaki kişilerden biridir ve son yıllarda bu bağımlılığı yenme anlamında önemli aşamalar kaydetmiştir. Kanser hastalığını yenmiş olan güzel Phoebe ile tanıştığında gerçek hislerin yer aldığı sahici bir ilişkiye hazır olduğunu hisseder...

Almanya, 1970'ler. 50'sini geçmiş başarılı bir iş adamı olan Leopold Blum, 19 yaşındaki öğrenci Franz Mesiter'i evine davet eder ve onun sevgilisi Anna'yla arasındaki tatminsiz cinsel ilişkisinden haberdar olur. İki erkek arasında bir ilişki başlar. Zaman geçtikçe rol yapma ve yönlendirme, çifte bedelini ödetir. Bir gün önemsiz bir mesele bir fikir ayrılığına yol açar, ve o andan itibaren ilişkileri bir yanlış anlamalar yumağına dönüşür. İki erkek, birbirlerinden tamamen farklı oldukları inancıyla giderek katılaşırlar. Bir gün Leopold'un iş gezilerinden biri sırasında Anna gelip Franz'ı morali bozuk bir halde bulduğunda durum yeni bir hal alır. Eski âşıklar arasındaki ilişki yeniden alevlenir, ama Leopold ansızın eve döner ve o da Anna'ya karşı bir cinsel ilgi gösterir. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, eskiden Leopold'un sevgilisi olan transseksüel Vera da çıkagelir.

Son derece muhafazakar İngiliz, Edith Swan ve yerel halk, komik küfürlerle dolu kötü mektuplar almaya başlayınca kabadayı, ağzı bozuk İrlandalı göçmen komşusu Rose Gooding suçlanır. İsimsiz mektuplar ülke çapında bir kargaşaya yol açar ve bir dava başlar. Ancak Polis Memuru Gladys Moss liderliğindeki kasabanın kadınları suçu kendileri araştırmaya başladıkça bir şeylerin ters gittiğinden şüphelenirler ve bu suçlu Rose olmayabilir.


Başarılı bir talk show sunucusu Los Angeles'ı terk ederek, ailesiyle yeniden kaynaşmak için güneye gider...

Maden kasabası Estherslope’da yaşayan Dick’in öyküsü... Dick, son derece sıkıcı bir kasabada, suya sabuna dokunmadan yaşayan kendi halinde bir gençtir. Fakat bir silah edindikten sonra, sıkı bir pasifist olmasına rağmen silahların çekiciliğine kapılan Dick, yakın arkadaşları ile The Dandies adında bir grup kurar.Bu grubun oldukça ilginç bir yapısı vardır. Silahları oyuncak gibi taşıyıp, barışçı yapılarından kesinlikle ödün vermek istememektedirler! Fakat zamanla kuralların bozulmak için yaratıldıklarını keşfederler ve yavaş yavaş silah sesleri yükselmeye başlar...İlginç işlere imza atan bir yönetmen olmasına rağmen yaklaşık iki yıldır ortalıkta gözükmeyen Thomas Vinterberg, filmini Lars Von Trier imzalı bir senaryodan yola çıkarak çekti. Üstelik bu senaryo, Trier’in 2000’lerin başında Dogma kurallarına rağmen çekmeyi düşündüğü bir senaryo!

Avery'nin kız kardeşi kaçırılmış, 2 milyon dolar fidye istenmektedir. Aralarında kız kardeşinin sevgilisi de olan üç arkadaşı ile bir plan kurarlar. Eski mafya babası Carlo Bertalluci'i (Christopher Walken) kaçırıp arkadaşları Ira'nin evine getirler. İra'nın olaydan haberi bile yoktur ve evde dörtlünün poker oynayacağını düşünmektedir ancak gelince gerçeklerle karşılaşır. Bu arada ciddi olduklarını göstermek için Carlo'nun parmağını keserler. Carlo'dan istekleri ya parayı ödemesi ya da fidyecileri bulmasıdır. Carlo kendi avukatını bu fidyecilerle ilgili bilgi toplamak için arar. Ve sağ kolu aynı zamanda da şöförü olan Lono Veccio ise (Denis Leary) bu dörtlünün kim olduğunu, neden Carlo'yu kaçırdıklarını öğrenmeye ve Carlo'yu kurtarmaya çalışmaktadır. Bu arada Carlo avukatından ilginç bir bilgi alır: Avery'nin kız kardeşinin kaçırılmasında içerden birinin parmağı vardır.

Senaryosu Susan McMartin tarafından kaleme alınan Cook, bir yanda yakın zaman ölen sevgilisini unutmak isteyen Henry Church adlı orta yaşlı adam, bir diğer yandan ise kanserli bir annenin küçük kızı Charlotte’ın, dostluk öyküsü ele alınmaktadır.

15 yaşındaki Angel saldırı ve oto hırsızlığı, 16 yaşındaki Davis satmak amacı ile uyuşturucu bulundurma ve 17 yaşındaki Butch bir görevliye saldırmaktan suçludurlar. Bu üç çocuk suçlu, ıslahevine getirilir ve deneyimli bir bakıcının gözetimine verilir. Onları ıslahevinde zor günler beklemektedir.

Çağını Sallayan Bir Rock Grubu...Asi Bir Şair ve Solist...Ölümsüz Bir Efsane...1971 yılında Paris'te yüksek dozdan uyuşturucu alarak ölen efsanevi The Doors grubunun solisti ve beyni Jim Morrison'un şarkılarını ilk kez Vietnam'da dinleyen ve grubun ateşli hayranı olan Oliver Stone 'un yönettiği The Doors, 1960'ların asi rock şarkıcısı, bestecisi ve şairi Jim Morrison 'un inişli çıkışlı yaşamını konu alıyor. Bu uslanmaz düzen karşıtı adam, 60'lı yıllarda gerçekleşen ve Amerikan toplumunu sonsuza dek değiştirecek devrimin en önemlilerinden biriydi.

Oyunculuğunun doruğunda olan Clint Eastwood bu kez karşımıza New Mexico'daki toprak savaşının western kahramanı olarak çıkıyor. 1971 yılında çekilen Kidd, emektar western filmleri yönetmeni High Sierras, yetenekli aktör Robert Duvall ve sert bakışlı, içindeki adalet duygusuyla hareket eden Eastwood'u başarıyla biraraya getiriyor. Her klasik western'de olduğu gibi film, silahlar, çatışmalar ve çarpışmalar eşliğinde geçiyor. Eastwood'unda dediği gibi Westernler her zaman da vardı ve her zaman da olacak. Joe Kidd ise bunların en iyisi.

Chiko, en tepeye oynuyor. O ve en iyi arkadaşı Tibet için; para, güç ve itibardan daha önemli bir şey yok. Hamburg’un kenar mahallelerinde yaşayan bu iki öfkeli Türk gencin hayatı; onların hayallerini süsleyen her şeyi kontrolü altında tutan uyuşturucu satıcısı Brownie, ile tanışmaları ile değişir.Chiko, Brownie’nin güvenini kazanmak için ne gerekiyorsa yapar ve çok geçmeden onun sap kolu olur. Ancak Tibet Brownie ile takışınca, Chiko kendini tehlikeli bir dengeyi korumaya çalışırken bulur. Hayatını tehlikeye atarak kazandığı her şey, şimdi bir ipliğin ucuna bağlıdır. İtibarı, konumu ve Tibet ile olan arkadaşlığı...


Bir gencin hayatı, kendisine nadir görülen bir kemik kanseri teşhisi konulması ile alt üst olur. Yaşadığı şoku atlatmasının ardından genç, hayatta az kalan zamanını değerli bir şekilde geçirmeye karar verir. Bu süreçte genç başkalarına ilham olmanın yolunu bulur * İnsanın burnunun direğini sızlatan tarz bir film. Zaman zaman neşeli, zaman zaman esprili ama genelde hüzünlü. Gerçek hayattan olması filme artı değer katıyor. Hele "Yaşamaya başlamak için ölmek üzere olduğunuzu öğrenmenize gerek yok" cümlesi nasıl da son noktayı koyuyor. Ailece izlenebilecek güzel bir film, En son sahnede gerçek kişilerin gösterildiği bölümleri es geçmemenizi öneririm.

Toplum ve ailevi yükümlülükler nedeniyle sıkışmış hisseden genç manga sanatçısı, cinsel özgürlük ve kişisel kurtuluş için sıra dışı bir yolculuğa çıkar.

Şiddete eğilimli genç Eric, henüz yaşını doldurmadan ıslahevinden alınarak yetişkinlerin karanlık dünyasına atılır. Gardiyanlara ve hapishanedeki diğer mahkumlara kendini kabul ettirmesi gerekirken bir yandan aynı hapishanedeki babasına kendini ispat etmenin peşindedir. Ömrünün büyük bir kısmını hapishanelerde geçiren Nev, yıllar süren ayrılığı hızla kapatmak için çabalamaktadır. Bu sırada Eric hapishanede katıldığı bir rehabilitasyon grubunda kurduğu ilişkiler sayesinde öfkesini yenebileceğini ve hayatta var olmanın farklı bir yolu olduğunu öğrenir. Ancak oğlunun yeni çevresinden hoşlanmayan Nev ile Eric bir kez daha karşı karşıya gelirler.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir