
Cynthia Rothrock
Cynthia McKay

Dedektif Cynthia McKay (Cynthia Rothrock), nişanlısıyla birlikte bir sahte para çetesini çökertmeye çalışır. Ancak çetenin lideri Nina (Lydie Denier), tutuklama sırasında Cynthia'nın nişanlısını öldürür ve kısa süre sonra yakalanır. Bu olayın ardından Cynthia, polis teşkilatından ayrılır. Birkaç ay sonra, Nina hapisten kaçar ve eski erkek arkadaşının sakladığı sahte dolar kalıplarını geri almaya çalışır. Eski erkek arkadaşı, bu tehdidi fark eder ve kendisini koruması için Cynthia'yı işe alır. Cynthia, intikam duygularıyla dolu bir şekilde, bu tehlikeli görevi kabul eder. Nina'nın peşinde olduğu kalıpları korumak ve aynı zamanda geçmişin hesabını kapatmak için harekete geçer. Bu süreçte, iki kadın arasında ölümcül bir mücadele başlar.

Cynthia Rothrock
Cynthia McKay

Marshall R. Teague
Nick

Daniel McVicar
Hobbs

Lydie Denier
Nina
John O'Leary
Clayton

Art Camacho
Jimmy Lee

Robert Miano
David

Ken McLeod
Ostendorf

Brian Brophy
Slick
Dennis Paladino
Tommy

Joe Sabatino
Katz

Aharon Ipalé
Batania
Pablo Marz
Lenny G
Tonya Lawson
Yellow Bikini

Matthew Walker
Lippy

Asi bir cinayet masası dedektifi olan Nick, ortağı Charlie ile birlikte New York'ta bir Yakuza cinayetine tanık olur ve katili yakalarlar. Tutukluyu Japon polisine teslim etme emri alınca yola çıkarlar. Ancak daha Japonya'ya adım attıkları anda onu ellerinden kaçırmalarıyla büyük bir kovalamaca başlar. Japon polisiyle birlikte amansız bir takibe girişen ortaklar, Yakuza'ların derinliklerine dalarak onlarla ilgili bilinmeyenleri de keşfedeceklerdir.

Vincent Brazil ve Roland Flint, iki, en iyi suikastçıdır. Ancak Dünyada birbirlerini bilmemektedirler. Flint usta bir keskin nişancı iken, Brazil, bir bıçak ile eşit derecede olan yetenekli biridir. Bu iki rakip suikastçı DEA tarafından desteklenen bir uyuşturucu kartelinin başı aşağı çekmek için huzursuz bir ittifak kurmaya çalışacaktır.

San Francisco'da ünlü isimlerin birer birer öldürülmesiyle polis dedektifi Harry Callahan (namıdiğer Kirli Harry), yeni bir cinayet soruşturmasının içine çekilir. Cinayetlerin ardında, ünlülerin ölümlerine dair yapılan gizli bir bahis oyunu – yani bir “ölüm kumarı” vardır. Bu oyunun yaratıcısı, ünlü bir film yönetmeni olan Swan’dır. Listeye göre yıl sonuna kadar hangi ünlülerin öleceği tahmin edilmektedir. Ancak işler ciddiye biner; listedeki isimler gerçekten ölmeye başlar ve Callahan kendi adının da listede olduğunu öğrenir. Cinayetleri araştırırken bir yandan intikam peşindeki bir mafya babasıyla uğraşmak, diğer yandan da kendisine ilgi duyan TV muhabiri Samantha ile yakınlaşmak zorundadır. Olaylar ilerledikçe Swan'ın sadece bir hedef olduğu, gerçek katilin ise takıntılı bir psikopat olduğu ortaya çıkar. Callahan sonunda katili limanda kıstırır ve adaleti bir kez daha kendi yöntemleriyle sağlar.

Yer Brooklyn, zaman şimdi ve polisimiz bu mahallede doğmuş ve büyümüş Gino Felino (Seagal). Gino, hayatı boyunca birçok şey görmüştür, ama bazı şeyleri kabul edememektedir. Çocukluktan beri tanıdığı mahallenin kötü çocuğu (William Forsythe), şimdi de Brooklyn'in sokaklarını bir savaş alanına çevirmektedir. O, tam anlamıyla serbest bırakılmış çılgın bir doberman gibidir. Gino için onu hapishaneye göndermek, çok büyük bir zevk olacaktır. Ama bunu yapabilmek için, ilk önce onu yakalaması gerekmektedir.

Yılların deneyimi ve 45'lik otomatik tabancasıyla, LAPO Dedektif Nick Pulowski, ihtiyacı olan herşeye sahiptir. Fakat aynı zamanda ihtiyacı olmayan bir şeye de sahiptir. Yeni ortağı "Acemi". Yönetmen-oyuncu Clint Eastwood, Pulowski rolünde, Charlie Sheen ise polis teşkilatının, talimatlara ve kurallara uymayı ilke edinmiş "çaylak" üyesi olarak sıkı bir filme imza atıyorlar.

Damien özel bir müdahale timinde görev alan seçkin bir polistir. Dövüş sanatlarında uzman olan Damien, gizli soruşturmalar konusunda tam bir uzmandır. Sorunları kısa sürede etkili ve kesin bir şekilde çözme konusunda da oldukça yeteneklidir. Bu yetenekli adam kariyerinin en zorlu göreviyle karşı karşıyadır. Banliyönün en belalı çetesi tarafından hazırlanmakta olan bir kitle imha aracı insanlığı tehdit etmektedir.

Frank Martin yaptığı işin en iyisidir. Tehlikeli veya yasadışı maddeleri hiçbir soru sormadan bir noktadan diğerine taşır. Ama en son sevkiyatında, uluslararası esir tüccarlarının kaçırdığı güzel bir kadın, onun taşıma planlarında ölümcül problemler çıkmasına neden olur. Artık Frank değerli kargosunu ve kendi hayatını kurtarmak için durmak bilmeyen, hareket dolu bir savaşa girmelidir.

Suikastçinin biri ordunun önde gelenlerini öldürmektedir ve Brandon bunlardan birinin babası olduğunu öğrenir. Katilin izini sürmeye çalışır. Babasının ölmediğini öğrenir ve üstlerinin katili yakalamak için onu yem olarak kullandıklarını anlar.

Çok tehlikeli görevlere çıkan bir ekip… Teğmen Jordan O’Neill, bu ekibe alınan tek kadın olarak tartışılmaktadır. Henüz erkeklerin bile iyi bir şekilde adapte olamadığı bir bölükte bir kadının barınabilmesi çok tehlikeli görülmektedir. Birliğin bir süre sonra başlayacak eğitimleri bile askerleri bir cehennemin içerisine bırakacaktır. Jordan’ın bu süreçten sağlam bir psikolojiyle çıkması mucizevî olacaktır. Eğitim henüz tamamlanmadan birliğin karşısına tamamlanılması gereken acil bir görev çıkar. Bu Jordan’ın kendisini ispatlayabilmesi için eşsiz bir şanstır. Sinemanın halen en heyecan verici yönetmenlerinden biri olarak anılan Ridley Scott’ın 90’lar döneminden olan G.I Jane’in başrolünde Demi Moore var. Moore’a Viggo Mortensen, Anne Bancroft ve Jason Beghe gibi isimler eşlik ediyor.


Çin gizli servisinin bir mensubu, özel görevle Paris'e gönderilir. Burada, cinayeti de içeren bir dizi karmaşık olayla karşılaşır. Kahramandan ziyade anti-kahramana yakın bir portre çizen adamımız, bir sır yumağını çözmek yolunda Paris'in altını üstüne getirecektir. Filmde, çocuğunu arayan Nebraskalı bir kadın rolünde karşımıza çıkan Bridget Fonda'dan tutun da, Paris'i bir fon olarak kullanmaktan öte amaç gütmeyen sahnelerine kadar herşey, ayağı yere basan bir senaryonun gerektirdiklerine alabildiğine uzak. Diyebiliriz ki senarist ve yapımcı kimliğiyle filme damgasını vuran Luc Besson, Jet Li'li güzel dövüş koreografileri dışında pek bir şeye aldırmadan, kung-fu motiflerinin olabildiğince çoğunu içeren bir film çekmiş... Çok aksiyon, çok Paris, çok abartı...

New York yakınlarında, New Jersey çevresinde yalnızca polislerin oturduğu gelişmiş ve çok güvenli bir semt vardır. Yıllar önce güvenliklerini sağlamak amacıyla burayı satın almışlar ve yerleşmişlerdir. Ancak arazi mafya tarafından polislere mafyanın işlerine karışmamaları şartı ile verilmiş. Yıllarca bu böyle sürüp gitmiş ta ki yılın polisi seçilen genç memur Babbitt pis bir işe karışıp, yanlışlıkla iki zenci genci öldürene kadar. Bu olay üzerine halkın sinirlerini yatıştırmak için başkomiser bir senaryo hazırlayarak Babbitt'i herkesin gözü önünde öldürtür. Bunun üzerine bölge şerifi bu olaylardan şüphelenir ve araştırmaya başlar. Ve işler bir anda kontrolden çıkar.

Şiddetli bir rehine çağrısına yanıt verirken, Afro-Amerikalı şüpheliyi ancak daha sonra masumiyetini öğrenmek için öldüren bir polis memuru. Bunun bir tuzak olduğunu anlayan ve tepkilerle karşı karşıya kalan kişi, kendi sorumluluğunu ve onu bu noktaya getiren kökleşmiş ırkçılığı incelerken sorumlu kişinin izini sürmelidir

Fahişe kılığına girerek, genç kız kardeşini eroin bağımlısı haline getirenlerin peşine düşen Coffy isimli bir hemşirenin serüveni.

Carlos "Çakal", ABD ve İsrail'in 20 yıldır yakalayamadığı efsanevi bir teröristtir. Her seferinde gölge gibi kaybolmayı başarır. CIA şefi Jack Shaw ve İsrailli ortağı, Çakal'ın tıpatıp benzeri olan Annibal Ramirez'i keşfeder. Onu kusursuz bir suikast makinesine dönüştürüp Çakal'ı tuzağa düşürmeyi planlarlar. Ancak Ramirez'in önce acımasız bir katil olması gerekmektedir!

Yetenekli polis memuru Jacj (Jean-Claude Van Damme) Sınır bölgesinde görev yapmaktadır.. Görevi sadist ve acımasız gansterlerle sürekli çatışma ve ülke güvenliği..Ülke içerisine sınır kapısından yakşaşık olarak 40 milyon dolarlık uyuşturucu maddesi sokmak isteyen özel bir birimin en büyük sorunu sınırda görev yapan Jack`tir..Görevi için canı pahasına savaşan Jacj (Jean-Claude Van Damme) Aksiyon sahnelerindeki yetenekleri ile seyirciyi ekrana kitliyor.

Kural tanımayan, gözüpek polis Jack Murphy, cinayet büroda on altı yıldır kendi kurallarıyla çalışmaktadır. Ancak karısı ve sevgilisinin kendi hizmet tabancasıyla öldürülmesiyle bütün deliller onu işaret eder. Şüpheli olarak meslektaşları tarafından tutuklanır. Murphy kaçmayı başarır, ancak yanında isteksiz bir yol arkadaşı vardır: Arabella adlı bir araba hırsızı, kelepçeyle ona bağlı olduğu için kaçışına ortak olmak zorunda kalır. Zaman daralırken Murphy'nin tek hedefi vardır: Gerçek katili bulmak.

Yasadışı olaylara karışan Archer, Los Angeles'a döner ve eşi Cynthia ve oğlu Nicholas ile birlikte sakin bir yaşam sürmeye karar verir. Eşinin yasa dışı yollarla ülkeye girmeye çalışan Kim adındaki küçük kızı eve getirmesi ile olaylar değişir. Babası Çinli bir örgütün lideri olan Kim ailenin başına pek çok dert açar ve Cynthia ölür.

Anthony Lowe (Van Damme) çalıştığı birimde çok da sevilmeyen bir polistir. Düzenlediği basın operasyonu başarısızlıkla sonuçlanır. Hem tüm New Orleans'ı haraca kesen Callaghan (Stephen Rea) ellerinden kaçmıştır hem de iki polis memuru hunharca öldürülmüştür. Lowe, öç almaya and içer. Callaghan ile geçmişten kalan bir hesapları da vardır. Lowe, bir yandan mafyayla boğuşurken diğer yandan da sorunlu evliliğini kurtarmaya çalışmaktadır. Eşi Valerie (Selina Giles) hamiledir. Ama çocuk başkasındandır. Mafyanın acıması yoktur. New Orleans sokakları daha önce hiç tanık olmadığı bir kan gölüne dönüşecektir

Sadece görevini yerine getirmek isteyen polis memuru Orin, bu amaçla yasanın sınırlarını fazlaca zorladığından, şehrin en kötü bölgesi olan merkeze sürülür. Yeni görev yerinde bir yeraltı uyuşturucu operasyonunun izlerini fark eden Orin, gerçeği ortaya çıkarırken üniformasız birinden yardım alacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir