
Buster Keaton
The Boy

Romeo ve Juliet hikayesi, Buster ve Virginia'nın ailelerinin binalarını ayıran çitin üzerinden birbirlerinden nefret etmesiyle bir apartman mahallesinde oynandı.

Yönetmenliğini George Cukor'un yaptığı bu klasik komedide, Akademi Ödüllü Spencer Tracy ve Katharine Hepburn, karı koca avukat ekibi olarak, biri bir tarafı, diğeri öteki tarafı temsil etmektedir. Bir metresi olduğunu keşfettiği kocasını öldürme girişiminden tutuklanan bir kadının davası, avukat Adam Bonner'a göre son derece basit bir davadır. Ama Adam'ın karısı, Amanda Bonner, kocanın karısının bir ilişkisi olduğunu keşfetmesi ve karısını öldürme girişiminde bulunması durumunda, suç oluşturmayan adam öldürmeye teşebbüs davası açılacağına inanmaktadır... Ve böylece, karşıt cinsler arasında bugüne kadar filmi yapılmış, gelmiş geçmiş en zekice mahkeme savaşı başlar.

Izzy, kendi kuaför salonunu işleten ve fikirlerini söylemekten çekinmeyen genç bir kadındır. Onun hayatı, evlenmek üzere olan Prens Thomas'ın düğününde çalışma fırsayı yakalamasıyla bambaşka bir hal alır. Bu süreçte Izzy ve prensin arasında beklenmedik bir kıvılcım oluşur. Bu durum Izzy ve Prens Thomas'ın kendi kaderlerinin kontrolü ellerine alıp, kalplerinin sesini dinlemelerini gerektiğini öğrenmelerini sağlar.

Tecrübeli bir beyzbolcu olan Crash Davis (Kevin Costner) çaylak ama yetenekli atıcı Ebby'i (Tim Robbins) yetiştirmek üzere Durham Bulls'a transfer edilir. 'Bir çocuk bakıcısı' olarak transfer edilmiş olmak sinirlerini bozsa da, başka bir yerde oynama şansı olmadığı için işi kabul eder. Bu arada takımın en iyi seyircisi olan Annie (Susan Sarandon) kendine bir misyon belirlemiştir: Her sene takımdan kendisinin seçtiği bir oyuncu ile yakından ilgilenmekte, onun olgunlaşmasına yardımcı olmaktadır. Bu sene göz bebeği Ebby'dir. Ancak sonra Crash'le de ilgilenmeye başlayacaktır.

Çocukluk arkadaşı olan Josh ve Molly, Los Angeles'tan Chicago'ya bir aile düğünü için dönerler. Ancak Josh'un babasının sağlığı kötü durumdadır bu yüzden onu üzmemek için nişanlı numarası yapmaya karar verirler. Aileleri ve arkadaşları bu habere çok sevinirler, hatta onlara sormadan evlilik ve düğün hazırlıkları yapmaya başlarlar. İşler kontrolden çıkmak üzeredir. Artık bir dönüm noktasına gelmişlerdir: ya bu işe bir son verip hiçbir şey olmamış gibi Los Angeles'a eski hayatlarına geri döneceklerdir, ya da birbirlerine hissetmeye başladıkları duyguların akışına kapılıp Chicago'da yeni bir hayat kuracaklardır.

Julianne Potter ve Michael, eğer uzun süre kimseyle evlenemezlerse birbirleriyle evleneceklerine dair bir anlaşma yaparlar. Ancak Michael, Kimberly ile evlenmeye karar verince onu kıskanan ve aslında ona içten içe aşık olan Julianne, bu evlilik planını bozmak için işe koyulur. Evliliğe sadece 4 gün kalmıştır ve Julianne, onları ayırmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır.

1930’larda geçen film, Amerikalı çekici ve gizemli bir kadın olan Mrs. Erlynne’in, İtalyan Rivierası’ndaki üst sınıf toplumuna adım atmasıyla başlar. New York’ta dedikodulara karışmış olan Mrs. Erlynne, yeni bir başlangıç yapmak için Amalfi sahiline gelir. Burada, genç ve mutlu bir evliliği olan Meg ve Robert Windermere çiftiyle tanışır. Ancak kısa süre içinde, Robert’ın Mrs. Erlynne’e gizlice para verdiği dedikodusu yayılır. Bu söylentiler, Meg’in kocasına olan güvenini sarsar ve genç kadını yakışıklı Lord Darlington’un ilgisine açık hale getirir. Ancak olaylar, herkesin gizlediği sırların açığa çıkmasıyla beklenmedik bir hal alır.

Eş bulmak için göçmen ebeveynleri tarafından baskı gören iki Hintli-Amerikalı, bir yaz düğününden sağ çıkmak için flört ediyormuş gibi yapar, ancak ebeveynlerinin istediği kişiyle kim olduklarını dengelemeye çalışırken kendilerini birbirlerine aşık olurken bulurlar.

Liv ve Emma en yakın arkadaşlardır ve çocukluklarından beri hayalini kurdukları evlilik tarihleri yaklaşıyordur. İstedikleri yerde, birbirlerine yakın tarihlerde evleneceklerdir. Birlikte o özel günlerine mutlu mesut hazırlanırken, evlenecekleri yerde yapılan bir hata işleri değiştirir; evlilik tarihleri aynı güne alınmıştır. Bu karışıklık birbirlerini iki düşman yapar. Şimdi arkadaşları önemli bir teste talip olmuştur.

American Pie serisinin üçüncü filminde evlenmeye karar veren Jim ve Michelle Jim'in ağır hasta olan büyükannesinin düğünlerini görebilmesi için düğün hazırlıklarını iki haftada tamamlamaya çalışırlar. Stifler'ın ebeveynleri onun ısrarları sayesinde yeniden evlenmeye karar verirler; Finch ise bu evliliğe engel olmaya çalışır. Bu arada Finch ile birlikte Jim için büyük bir bekarlığa veda partisi planlayan Stifler ise Michelle'in kız kardeşi Cadence ile yakınlaşır. Partiden sonraki sabah uzak bir kasabada terkedilmiş bir depoda uyanan Jim düğününe vaktinde yetişmek zorundadır...

Belgeselci ve "arkadaşlık uygulamaları" bağımlısı olan Zoe, sürekli yanlış kişileri seçmektedir. Zoe’nun çocukluk arkadaşı ve aynı zamanda komşuları olan Kazım için ise sonsuz aşkın sırrı basittir: Ailesinin izinden giderek görücü usulü evlenmek. Zoe Londra’dan Lahor’a uzanan, görücü usulü evlilik hikayesini filme alırken bir taraftan da aşkı bulmanın yolları hakkında farklı bir bakış açısı kazanır.

Yine yönetmen Gary Marshal'ın yönettiği ve Julia Roberts ile Richard Gere'ın oynadığı Pretty Woman(Özel Bir Kadın) çok beğeni toplamıştı. Bu üçlü birkaç yıldan sonra tekrar bir araya geldi Runaway Bride'ı hazırladı. Film Amerika'da romantik komediler türünde şimdiye kadar yapılmış en fazla hasılata sahip oldu. Ike Graham New York'ta bir gazetecidir ve ciddi sorunları vardır. Patronu eski karısıdır, yazı yazmak için gerekli ilham perisini kaybetmiştir ve çok kısa zamanda bir yazı hazırlaması gerekmektedir. Ike Marryland'de bir kasabada sık sık nişanlanan fakat düğünlerinden devamlı kaçan Maggi Carpenter hakkında bir haber duyar ve onunla ilgili bir yazı dizisi hazırlamaya karar verir.

Kral Edvard (Chris Geere) ve Kraliçe Paige (Kam Heskin), Saygon Prensesi Myra'nın (Ase Wang) düğününe katılmak için Asya'ya doğru yola çıkar Saygon'a vardıklarında Myra'nın düğün konusunda kafasının karışık ve çok ümitsiz olduğunu görürler Zira müstakbel kocası Kah'ı (Prinya Intach) hiç sevmemektedir Myra'nin kalbi fil terbiyecisi Alu (Amarin Cholvibul) için atmaktadır Edvard ve Paige, Myra'nın babasını, kızının sevdiği erkekle evlenebilmesi için ikna etmeye çalışır...

Film, hayatını bulaşık yıkayarak kazanmaya çalışan yazar bozuntusu Leo Palamino'nun hikayesini anlatıyor. Kendisini en yakın arkadaşı için terk eden eski karısı, Leo'nun kusurlarını anlatan 'Neden Berbatsın' isimli bir blog yayınlamaktadır. Otuzuna yaklaşan Leo hayattaki konumundan pek memnun değildir, ta ki hayallerinin kadını Colette ile onun düğününde tanışana kadar. Artık onu kazanmak için her şeyi yapacaktır.

Ryan Turner hırslı ve aktif bir borsacıydı, çalıştığı şirketin ortaklığına kadar yükselmek de dahil çok büyük hedefleri olan genç ve yakışıklı adam yeni bir iş peşindeydi. Bir gazetenin patronunun yapacağı yatırımla alakalı tiyoları almak için Adamla diyaloğa girmişti ve aynı zamanda Adam’ın karısını da baştan çıkartmıştı. Görünüşte herşey çok iyi giderken bir anda planlar ters tepiverdi, Adam karısının Ryan’la kendisini aldatmasına karşı intikamını genç adamı yanlış yönlendirerek alan gazeteci iş adamı, hem Ryan’ın hemde çalıştığı şirketin müşterilerinin 52 milyon dolar zarara uğramasına neden olmuştu ve işin sorumlusu Ryan için herşeyin sonu demekti. İşini ve parasını kaybeden Ryan’ın kariyeri sıfıra inmişti. Brookerlık lisansı iptal edilmiş ve kimse onunla çalışmak istemiyordu. Evine ve eşyalarına gelen hacizden sonra bir gazeteköşesi olan güsel ve salak sevgilisi Cindy evinde kalırken onun da terk etmesinden sonra kara kara düşünürken aklına plan gelir ve bu onun son şansıdır.

Zengin adam-fakir kız aşklarının en güzeli, Sabrina'da.Zengin Larrabee ailesinin yaşamını çıktığı ağaçların tepesinden gözlemleyen çirkin ördek yavrusu Sabrina, ailenin küçük oğlu Maude’a aşıktır. Ancak kimsenin varlığından haberi yok gibidir. Paris’teki Vogue dergisinde çalışmak üzere iki yıl ortadan kaybolan Sabrina, döndüğünde büyük bir fiziksel değişimden geçmiştir ve bu kez gözleri evin büyük oğlu Linus’ın üzerine kilitlenir.

Jennifer Lopez’in ve global Latin müzik yıldızı Maluma’nın orijinal şarkılarının yer aldığı Evlen Benimle filminde Lopez, müziğin süper starı Kat Valdez rolünde, Owen Wilson ise matematik öğretmeni Charlie Gilbert rolünde, evlenmeye ve birbirlerini daha sonra tanımaya karar veren iki yabancıyı canlandırıyorlar. Değerlerin beğenilere ve takipçilere bağlı olduğu bir dünyada gerçek bir şey arayan iki farklı insan hakkında sıra dışı bir macera olan Evlen Benimle filmi şöhret, evlilik ve sosyal medya hakkında bir aşk hikayesi.


Bir zamanlar Hollywood'un ünlü ve aranılan bir yönetmeni olan Mel Funn (Mel Brooks) alkol sorunu yüzünden uzunca bir süredir mesleğinden uzak kalmıştır. Artık içkiyi bırakmış olan bu eski komedi filmleri yönetmeni, iki sadık yardımcısı, Marty Eggs (Marty Feldman) ve Dom Bell (Dom DeLuise)'le birlikte eski güzel günlere muhteşem bir dönüş plânlamaktadır: Sessiz bir film yapacaktır. Zarar etmekte olan bir film yapımcısına (Sid Caesar) bu teklifini götürür (tabii bütün bunlar ara yazıyla verilir, çünkü izlemekte olduğumuz konusu 1970'li yıllarda geçen bu renkli film sessiz ilerlemektedir, ancak yine de yer yer bazı ses efektleri ve müzik işitilir). Yapımcı önce saçma bulduğu bu öneriye güler geçer, çünkü yıl 1976'dır ve sessiz filmlerin devri çoktan kapanmıştır. Ancak çaresizdir, çünkü "Engulf ve Devour" adlı bir film şirketini satın almak üzeredir.Yapımcı filmde ünlü Hollywood oyuncularının da yer almaları koşuluyla projeye yeşil ışık yakar

Darren Silverman, Wayne Lefessier ve J. D. McNugent beşinci sınıftan beri çok yakın arkadaştırlar. Taş kalpli ve güzel Judith'in ortaya çıkışıyla iyi huylu Darren'in kafası karışır. Judith onu arkadaşlarından ayırmakla kalmaz kurdukları orkestrayı da dağıtır. J. D. ve Wayne arkadaşlarını kurtarmak için akıllarına gelen her yolu denerler ancak başaramazlar. Darren'in Judith'le evlenmek üzere beyninin yıkanmış olduğunu anlarlar ve son çare olarak Judith'i kaçırıp Darren'ı bu kabustan uyandırmaya karar verirler.

Kitap editörü Margaret, sınır dışı edilerek ülkesi Kanada'ya gönderilmesi gündeme gelince hemen aklını çalıştırır ve yıllardır çile çektirdiği ezik asistanı Andrew ile nişanlı olduğunu hükümet yetkililerine bildirir. Ancak asistanı, bu yalana ortak olmak için kendince bazı koşullar öne sürer. Zoraki çiftimiz, damat adayının ailesiyle tanışmak için Alaska'nın yolunu tutmak zorunda da kalacaktır. Büyük şehirde daima kontrollü bir kadın olan Margaret, orada karşılaşacağı birbirinden komik durumlar karşısında sudan çıkmış balığa döner.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir