
Joel Rinne
Palmu

Komisario Palmu'nun Hatası, 1960 yapımı bu Fince kara mizah ve suç filmi klasiği, Helsinki sosyetesinin en tanınmış simalarından birinin banyosunda ölü bulunmasıyla başlayan esrarengiz bir cinayet soruşturmasını merkezine alıyor. Ünlü ve biraz da eksantrik Başkomiser Palmu, bu kapalı oda gizemini çözmekle görevlendirilir. Zeki gözlemleri ve kendine has sorgulama yöntemleriyle Palmu, zengin ailenin karmaşık ilişkilerini, saklı sırlarını ve potansiyel motiflerini bir bir ortaya çıkarırken, izleyiciyi de katilin kim olduğu konusunda sürekli tahmin yürütmeye davet ediyor. Hem mizahi hem de sürükleyici atmosferiyle bu film, klasik dedektiflik hikayelerini sevenler için kaçırılmaması gereken bir yapım.

Joel Rinne
Palmu

Elina Pohjanpää
Irma Vanne
Matti Ranin
Toivo Virta

Leo Riuttu
K.V. Laihonen

Leo Jokela
Väinö Kokki

Elina Salo
Airi Rykämö

Matti Oravisto
Erik Vaara

Pentti Siimes
Aimo Rykämö
Saara Ranin
Amalia Rygseck
Leevi Kuuranne
'Batler' Veijonen

Jussi Jurkka
Bruno Rygseck
Aino Mantsas
Alli Rygseck

Arvo Lehesmaa
Gunnar Rygseck

Risto Mäkelä
Hagert

Toivo Mäkelä
Pianist

Chip'in problemi güzel kadınlara hayır diyememesi. Bu zayıflık kız arkadaşının 68.000 doları çalmasına yardım etmeyi kabul ettiğinde onu bir baş belası haline getiriyor.

Geri dönen bir tetikçi, bir mafya patronunun nankör oğlunu korumak, tek arkadaşının hayatını kurtarmak ve manyak baba figürüyle ilişkisini yeniden alevlendirmek için dünyanın en iyi suikastçılarını alt etmeye çalışır.

Los Angeles'ta iyice kök salmaya başlayan Japon uyuşturucu mafyasını durdurmak için mücadele veren iki kahramanın amansız savaşı konu ediliyor. Acaba Chris ve Johnny, 'Küçük Tokyo Harekatı Tokto ' da yumrukları ve inançları sayesinde, uyuşturucu tüccarlarını yok edebilecek mi? Aksiyon türünün en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilen filmde; iki usta oyuncu Dolph Lundgren ve Brandon Lee rol alıyor.

Felipe'nin tek isteği, sanat tutkunu annesiyle sakin bir yaz geçirmek ve hiç durmadan müzikal izlemekti, ta ki çocukluk aşkı kapısını çalıp eğlenceye katılana kadar.

Anneleri ölümcül bir ciğer hastalığına yakalanan iki kardeşten büyük olanı bir bakım evine, diğeri ise (ingemar) dayısının bir başka kentteki evine gönderilir. Ağabeyi, hastalıklarla boğuşan annesi ve çok sevdiği Sickan ile birlikte yaşamaktadır. Ağabeyi sürekli olarak onu hakir görmekte ve onunla eğlenmektedir. Ingemar da onunla pek anlaşamamaktadır. Yaz tatili esnasında annesinin yalnız kalmasının daha iyi olacağı düşünüldüğünden dayısının yanına yollanır. Ingemar içinde bulunduğu yepyeni ve taptaze ortamda kendi hayatının dönüşümünü seyretmeye başlayacaktır. Yaz biterken ise artık anlatacağı çok şeyi olacaktır.

Octave dünyanın hâkimidir; Octave reklâm metni yazarlığı yapmaktadır. Yarın ne isteyeceğinize bugün o karar verir. Onun için, "insan bir üründür, tıpkı diğer ürünler gibi". Octave dünyanın en büyük reklâm ajansında çalışmaktadır: Ross & Witchcraft, nam-ı diğer "La Ross". Paraya para demez, etrafı kızlarla çevrilidir ve kokainin hasını kullanır. Yine de içi rahat değildir... * * İki olay Octave’ın hayatını altüst edecektir. Ajansın en güzel kızı olan Sophie ile yaşadığı aşk ve reklâm filmi satmak için gittiği süt ürünleri devi Madone şirketindeki bir toplantı. Yetenekli Octave, aklını oynatır ve bu büyük reklâm kampanyasını sabote ederek kendisini yaratmış olan sisteme isyan etmeye karar verir. * * Octave, ajans patronlarının pazarlık ettiği Paris, antidepresan etkisi altında reklâm filminin çekildiği Miami, Saint-Germain-des-Pres ve Orta Amerika’nın bilinmeyen bir adası arasında altın kafesinden kurtulmayı başarabilecek midir?

Sinemaya asla uyarlanamayacağı düşünülen Laurence Sterne’ün The Life and Opinions of Tristram Shandy, Gentlemen isimli kitabının hiciv tadındaki bir uyarlama denemesi, Tristram Shandy: A Cock and Bull Story. Yapılamayacakları yapma ustası Michael Winterbottom, bu karmakarışık, düzensiz, başı sonu belli olmayan edebiyat çalışmasını, Tristram Shandy’nin filmini çekmeye çalışan bir film ekibi üzerinden sinemaya uyarlayarak kurgulamaya çalışmış.

1950'ler Fransa'sında, ülkenin karlı ve gözden uzak bir bölgesindeki lüks bir malikanede varlıklı bir aile yılbaşını kutlamak için toplanmıştır. Fakat kutlama falan olmayacaktır çünkü evin reisi öldürülür. Katil evdeki 8 kadından başkası olamaz. Acaba güçlü karısı mı? Yoksa görümcesi mi? Cimri annesi? Belki de patavatsız hizmetçisi ya da sadık kahyası. Veya iki genç kızından biri olabilir mi? 8 Kadın. Hepsi de şüpheli. Herbirinin bir nedeni var. Herbirinin bir sırrı var.

Whoville kasabasında yaklaşan Noel heyecanıyla hazırlıklar sürmektedir. Kasaba halkı birbirine en güzel hediyeleri almak için koşuştururken kasabaya tepeden bakan Crumpit Dağı’nda bir mağarada yaşayan Grinç, her Noel döneminde tekrarlanan bu çılgınca koşuşturmadan rahatsız bir biçimde aşağıdaki insanlara Noel’i nasıl zehir edebileceğinin planlarını yapmaktadır. Bu sırada kasabadan küçük bir kız Grinç’in kapısını çalar.

Mike Fallon (Scott Adkins) alanında bir numaralı bir kiralık katildir en önemli özelliği öldürdüğü insanları normal ölmüş gibi göstermektir. Yani öldürdüğü kimi kurbanı trafik kazası geçirmiş kimisi balkondan düşmüş kimisi intihar etmiş gibi göstermektir. Mike ; bu işi yaparken kız arkadaşı ölünce durumdan oldukça fazla şüphe duyacak ve bir şekilde düşmanları tarafından öldürüldüğünü düşünerek karşısına bir orduyu alacak şekilde savaş çıkartacaktır.

Büyükbaba, yatağın ucunda torununa, babadan oğula geçen bir masalı anlatmaktadır. O anlatmaya devam ettikçe masal canlanmaya başlar. Prens Humperdinck, güzel prenses Buttercup ile evlenmek istemektedir. Ancak prensesin bu kötü kalpli prenste gönlü yoktur. Bunun üzerine Buttercup kaçırılır. Onu kurtacak kişi çocukluğunda prensese aşık, şimdi ise aranan bir korsan olan Westley'dir. Westley prensesin izinden giderken kötü kalpli şövalyeler, devler ve süper güçlere sahip yaratıklarla savaşmak zorunda kalacaktır.



Alex Cross, Washington polis departmanında görevli bir dedektif ve mahkeme psikologudur ve yakın zamanda iki fahişe ve bir çocuğun vahşice öldürülmesi davasını araştırmaktadır. Sonrasında prestijli bir özel okulda öğretmenlik yapan Gary Soneji'nin Maggie Rose Dunne adlı öğrenciyi kaçırması gündeme bomba gibi düşer. Maggie Rose, önemli bir senatörün kızıdır ve kendisini kaçıran öğretmen, Alex Cross'la iletişime geçmiş ve böylece Cross'u da davaya dahil etmiştir. Alex Cross, başlarda iki zengin şımarık çocuğun kaçırılmasını diğer davasından daha önemsiz bulsa da zamanla bu durumun son derece tehlikeli ve kilit bir yapıya büründüğünü fark eder.

When John Doe is convicted of being a vigilante serial killer, a vigilante group named 'Speak for the Dead' emerges in support of John's cause—elevating the debate about justice versus vengeance.

A Los Angeles detective is sent to New York where he must solve a case involving an old Sicilian Mafia family feud.

2012 Londra Olimpiyatları öncesinde geçen film, ailesinin sevgisini ve güvenini geri kazanmaya çalışan eski bir mahkum olan Liam'ı takip ediyor. Politika, finans ve polis teşkilatında üst düzey bağlantıları olan Clifford Cullen tarafından yönetilen yerel bir suç örgütünün elindeki her şeyi kaybetti. Liam'ın kurtuluş dürtüsü, onu bir komplo, suç ve yolsuzluk ağına yakalandığını görüyor.

Billy Wong, ortağını bir soygunda kaybeden bir New York polisidir. Zengin bir adamın kızı Laura Shapiro kaçırıldığında, Billy ve yeni meslektaşı Danny Garoni bir defilede güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır. Laura'nın babasının Hong Kong'lu bir uyuşturucu baronu olan Bay Ko ile bağlantılı olduğundan şüpheleniliyor, bu yüzden NYC polis komiseri soruşturma için Hong Kong'a iki memur gönderir. Hong Kong'a vardıklarında, ikisi Bay Ko ve yetkililer için bir takım sorunlar yaratır.

Akıl hastanesinden kaçmış olan Christina (Cloris Leachman) peşine düşen kötü adamlardan kaçarken yolda Mike Hammer'a otostop çeker. Daha doğrusu resmen arabanın önüne kendini atar. Hammer (Ralph Meeker) başına geleceklerden habersiz Christina'yı arabasına alır ve Los Angeles'a gitmeye başlar. Kadının büyük bir sır sakladığı her halinden bellidir. Hammer her şeye karşın gideceği yere kadar kadını bırakıp, olası bir belanın içine girmek istememektedir. Ancak kötü adamlar hem Hammer'ı hem de kadını yolun ortasında yakalar ve kadını öldürürler. Aslında Hammer'ı da arabasıyla uçuruma iterler ama Hammer mucizevi şekilde kurtulur ve olayların içine girer. Aslında her şey gizemli, kapalı bir kutunun etrafında dönmektedir... Kiss Me Deadly öncelikle noir tanımına birebir uyan çok sağlam bir film. Özellikle açılış sahnesi mükemmel. Jeneriklerin ters bir şekilde akışı ve arka planda kadının nefesleri daha en baştan izleyiciyi huzursuz ediyor...

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir