
Geraldine Viswanathan
Lucy Gulliver
Lucy Eski ilişkilerinden hatıralar biriktiren bir araba galerisi müdür yardımcıdır.Son zamanlarda artık eski sevgililerinin hatıralarını bırakması ve hayatına devam etmesi gerektiğini fark eder, Kendine ve bu acıdan dert çeken kişilere yardım etmenin sanatsal, kalp ısıtıcı bir yolunu bulur.

Geraldine Viswanathan
Lucy Gulliver

Dacre Montgomery
Nick

Utkarsh Ambudkar
Max Vora

Molly Gordon
Amanda

Phillipa Soo
Nadine

Arturo Castro
Marcos

Suki Waterhouse
Chloe

Sheila McCarthy
Cheryl Gulliver

Nathan Dales
Jeff

Ego Nwodim
Harvard

Megan Ferguson
Randy

Bernadette Peters
Eva Woolf

Nikki Duval
Willhemina

Emma Hunter
New York Woman

Taylor Hill
Taylor

Broadway komedilerinin ustası Neil Simon, bu sıcak ve klasik filmi, tutucu genç bir avukat ve yeni eşinin konu edildiği oyundan uyarlamış. Bay Doğru Robert Redford'in yeni eşi Jane Fonda hayatı hep eğlenceli yönünden görmek istemektedir. Balayının sarhoşluğu yerini beşinci katta bir evde düzen kurmakla ilgili gerçeklere bıraktığında evlilik harmonisi de uyumunu komik bir şekilde kaybetmeye başlar. Kayın valide periyodik olarak şikayet etmektedir. Üst kattaki orta yaşlı Lothario sık sık ortaya çıkmaktadır. Sevinçler zaman zaman yerini kedere bırakmaktadır. Şüphesiz genç çift hikayenin sonunu mutlu bir şekilde getirecektir. Fonda ve Redford eğlenceli ve başarılı bir çift oluşturuyorlar.

San Francisco’lu bir yazar olan Frances Mayes’in (Diane Lane) mükemmel gibi görünen hayatı ani bir olayla sarsılır. Verdiği bir partide, kitabını eleştirdiği için ondan hoşlanmayan bir başka yazar kocasının onu aldattığını söyler. Boşanma süreci, Frances’i derinden etkiler ve artık yazı yazamaz hale gelir. Hatta, en yakın arkadaşı olan Patti bile, Frances’in bir daha artık kendini toparlayamayacağını düşünmektedir.

Always Be My Maybe, 15 yılın ardından yeniden bir araya gelen çocukluk arkadaşlarının hikayesini konu ediyor. Çocukluk arkadaşı olan Sasha ve Marcus’un yollarının ayrılmasının üzerinden tam 15 yıl geçmiştir. Farklı yönlere savrulan ikiliden Sasha, başarılı bir şef olmuştur ve nişanlısı Brandon ile evlilik hazırlığı içerisindedir. Yerel bir müzisyen olan Marcus ise babasının himayesi altında yaşamaktadır. Sasha, yeni açılacak bir restoran için doğup büyüdüğü şehre, San Francisco’ya dönmek zorunda kalır. Eski hatıraların yeniden canlanmasına neden olan bu şehir, ona çocukluk arkadaşını yeniden görme fırsatı verir. Aradan geçen 15 yılın ardından karşılaşan Sasha ve Marcus, geçmişi yad etmeye başlar. Bu sırada Brandon’ın evlilikten vazgeçtiğini açıklaması, Sasha için büyük yıkım olur.

Aileden kalma gizli tarifleriyle restoran işleten iki yakın arkadaş Sal ve Vince'in arası bilinmeyen bir nedenden dolayı yıllar önce bozulmuştur. O günden sonra Küçük Italya bir daha hiç aynı olmamış Pizza Napoli Vince'in Pizzası-En İyisi ve Sal'ın Pizzası-Daha İyisi olarak ikiye bölünmüştür. Şimdi artık aradan yıllar geçmiştir ancak ikili hâlâ birbirlerini sabote etmeye devam etmektedir. Ancak sanıldığı gibi ailenin her üyesi birbiriyle savaş halinde değildir. Pizza fırınları yanar ve en iyi pizzayı pişirmek için amansız bir yarış başlar. Nikki ve Leo'nun aşkları bu amansız yarışın kurbanı mı yoksa kazananı mı olacaktır?

Sandy, 40 yaşına yeni basmış, 2 çocuk annesi güzel bir kadındır. Pasta yapmak, sandviç hazırlamak, çocukları okula bırakmak gibi birçok işi aynı anda yürütme konusunda uzmanlaşmıştır. Kocasının onu aldattığını öğrenince, yeni bir hayata başlamak üzere New York’a taşınır. Orada 24 yaşındaki, üniversiteden yeni mezun olmuş, Aram Finkelstein’la tanışır.

Film, Woody Allen’ın yazıp yönettiği bir dönem oldukça popüler olan müzikallere göndermeler yapan bir komedi. Açık fikirli avukat Bob (Alan Alda), her şeye burnunu sokan karısı, karısının eski kocası, üvey kızı, oğlu, babası, Alman hizmetçisi ve hatta eski karı ve kocaların da içinde bulunduğu alışılmışın dışında kocaman bir ailenin hikayesi... Çekimleri New York, Paris ve Venedik’te yapılan 1930’lara özgü müzikal dili ile hayat dersleri veren bir Allen klasiği.

Mutlu ve huzurlu bir evliliği olduğuna inanan Kate King, dışardan bakıldığında gayet sakin bir hayat sürmektedir. Avukatlık yapan Carly ise mükemmel bir ilişkisi olduğuna inanmaktadır. Bir gün Carly, sürpriz yapmak için sevgilisi Mark'ın kapısını çalar ve karısı Kate ile karşılaşır! Tesadüfen tanışan ve her ikisi de aldatıldığını öğrenen Carly ve Kate tuhaf bir duruma düşmüşlerdir. Zamanla aralarında ilginç bir arkadaşlık gelişmeye başlar. İntikam için planlar kurarken, Mark'ın bir tek onlarla ilişki yaşamadığını fark ederler. Adamın ustalıkla sakladığı gerçekler bir bir ortaya çıkacaktır. Kendilerinden daha genç olan ikincisi sevgilisi Amber'a da durumu anlattıklarında, intikam üçlüsü tamamlanmış olur! Carly'nin acımasızlığı, Kate'in kıvrak zekası ve Amber'ın cazibesi bir araya gelmiştir. Mark'ın yaşa dışı para aktarımlarından haberdardırlar ve bu yolu kullanarak onun hayatını karartmaya ant içerler!

Çok yakın arkadaş ve tamamen zıt karakterler olan Debbie ve Peter bir haftalığına evlerini değiştirdiğinde birbirlerinin hayatına yakından bakmaları, aşkın kapılarını aralayabilir.

Good-natured astronomer Sam is devastated when the love of his life leaves him for a suave Frenchman. He therefore does what every other normal dumpee would do — go to New York and set up home in the abandoned building opposite his ex-girlfriend's apartment, wait until she decides to leave her current lover, and then win her back.

A writer for a greeting card company learns the true meaning of loneliness when he comes home to find his girlfriend in bed with another man.

Üç kızı bir arada idare eden çapkınımız John Tucker(Jesse Metcalfe) okulunun en popüler öğrencisidir. Kızlarımız aldatıldıklarını öğrendikten sonra Kate(Britany Snow)'inde yardımıyla el ele verip John Tucker' dan intikam almaya başlar ve olaylar gelişir...

Broadway'de yönetmenlik yapan Arnold Albertson fazlasıyla çapkın bir adamdır ve karısı Delta ile olan evliliği dahi bu durumu değiştiremez. Son zamanlarda birlikte olduğu Isabella"Izzy" Patterson ise umut vaat eden bir oyuncu olabilecek bir hayat kadınıdır. Arnold, Izzy'e yardımcı olmayı ister. Ona göre şu an yaptığı işi bırakıp oyunculuk alanında kariyer yapabilecek yeteneğe sahiptir. Ancak bu kararı hem iş hem de özel hayatında büyük karışıklıkların yaşanmasına neden olacaktır. Başrollerinde Jennifer Aniston, Owen Wilson ve Kathryn Hahn'ın olduğu komedi filminin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenen isim Peter Bogdanovich.

Gary ve Brooke'un ilişkilerinde ilk zamanların tatlı heyecanından eser kalmamıştır ve artık eskiden birbirlerinde sevimli buldukları özellikleri bile bir kusur olarak görmektedirler. Peki, artık birbirlerine tahammül etmekte zorlanan bu çiftin ikisi birden inat ederek evden ayrılmayı reddederse ne olur? Yaşadıkları evi ve birbirlerinin hayatlarını savaş alanına çeviren Gary ve Brooke'un bu sonu gelmez çekişmelerine, en sonunda aileleri ve dostları müdahale etmek zorunda kalır.

Christopher, yazar olmak için çabalayan hırslı bir üniversite birinci sınıf öğrencisidir. Bir bilgisayar hatası nedeniyle, gerçek bir parti delisi ve... bir kız olan Alex ile aynı odaya yerleştirilir! Bu durumdan rahatsız olan Christopher, mümkün olan en kısa sürede başka bir oda bulmaya çalışır, ancak onu tanıdıkça ondan hoşlanmaya başlar. Alex, Christopher'ın cinsel hayatını iyileştirmekle kalmaz, yazma becerilerini de geliştirir.

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.

Danimarka'nın banliyölerinde yaşayan ve akşamları aynı kursa giden 6 kişinin, beklentileri ve sonucunda yaşadıkları hayal kırıklıkları karşısında tutunacak dal olarak İtalyanca'yı görürler. Karısının ölümüyle hayatının yönünü kaybetmiş genç bir rahip, inanılmaz derecede sakar bir kasiyer, cinsel organını kullanmadığı için köreldiğine inanarak iktidarsız olduğunu düşünen bir otel memuru, bulunduğu ülkenin dilini konuşamayan güzel bir İtalyan garson, sivri dili ile başına dert açan futbol delisi bir restoran müdürü ve annesinin hastalığıyla boğuşan hüzünlü bir kuaför.

Charlie, Paris’ten arayıp Fransız güzeli Juliette’e aşık olduğunu itiraf ettiğinde nişanlısı Kate, onu geri kazanmak için uçuş korkusunu yenip Paris’e gelmeye karar verir. Uçakta yanında oturan Luc, her ne kadar gizlemeye çalışsa da aslında bir hırsızdır ve çaldığı mücevherleri Kate’in çantasına saklar. Paris’te mallarını geri almak isteyen Luc, eski nişanlısını tekrar kazanmak isteyen Kate ve belki de Luc’tan hoşlanmaya başlayan Juliette arasında seyre değer bir oyun başlar.

30’larında iki kardeş olan Wilbur ve Harbour, babalarından kalma kitapçıyı işletmektedirler. Kardeşi Wilbur’ın hayata bağlarını yitirmiş olması ve sürekli intihar girişimlerinde bulunması, Harbour’u çok tedirgin etmektedir.

New York'lu mimar Natalie çocukluğunda romantik komedi filmlerini sevse de artık acı gerçekle yüzleşmiştir; romantik komediler sahte ve gerçeklikten uzaktır. Artık yetişkinliğe erişmiş olan Natalie'nin tek hedefi şehrin bir sonraki gökdelenlerine imzasını atabilmektir. İşinde yükselmek isteyen genç kadın ne kadar çabalasa da şehri güzelleştirecek binalar tasarlamak yerine ofisin getir götür işleriyle meşgul edilmektedir. Ancak bu da yetmezmiş gibi günün birinde bir soyguncuyla karşı karşıya gelir ve bilincini kaybeder. Uyandığında ise hayatı en büyük kabusuna dönüşmüştür; bir romantik komedi filmine... Romantik komedi filmlerinin klişelerini birbiri ardına yaşayan genç kadın, kendini bir anda anlamlandıramadığı bir dünyada bulur. Bir film sahnesine dönüşen bu hayatında filmin sonu mutlu olacak mıdır?

Cecilia, 1930'ların ekonomik kriz dönemi Amerikası'nda, çok az para için ölümüne çalışan, işe yaramaz kocası tarafından sürekli taciz edilen mutsuz bir garsondur. Tek kaçışı, tutku derecesinde sevdiği sinemadır. Kahire'nin Mor Gülü isimli filmse favorisidir. Defalarca gittiği filmde bir gün baş karakter Tom Baxter perdeden inip gerçek hayata karışır. Üstelik Cecilia'ya aşık olur! * Woody Allen'ın en sevdiği eseri olduğunu itiraf ettiği bu film, büyük ustanın hem komik ve fantastik hem de gerçekçi yapımlarını adeta tek potada eritiyor. Kritiklerin de Allen'ın görüşünü paylaştığını söylememize gerek yok * Bu film Woody Allen'ın sinemaya ve sinemaseverlere armağan niteliğindeki eseridir bence. Çok keyifli, konusuyla farklı, derinlerinde sakladığı hüznüyle iç acıtan bir film, kesinlikle kaçırılmamalı.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir