
Don McManus
Dr. Karl Truftin

Bir grup üniversite öğrencisi, mezuniyetlerini kutlamak için uzak bir kır evinde buluşur. Ancak gece ilerledikçe kendilerini, acımasız bir katilin ölümcül oyununda kapana kısılmış bulurlar. Hayatta kalmak için arkadaşlarının güvenini sorgulamak, zor seçimler yapmak ve en karanlık içgüdüleriyle yüzleşmek zorundadırlar. Gittikçe artan gerilimle, kimin dost kimin düşman olduğu belirsizleşirken, her an bir sonraki kurban olma korkusu filmin atmosferini daha da yoğunlaştırır. "Kill Theory", psikolojik baskı ve paranoya dolu bir hayatta kalma savaşını izleyiciye soluksuz bir şekilde aktarıyor.

A couple’s romantic vacation at a secluded lakeside estate is upended when they are forced to share the mansion with a mysterious and attractive couple. In this darkly hilarious and seductive horror story, a dream getaway spirals into a nightmarish maze of sex, lies, and manipulation, bringing terrifying secrets to light and triggering a bloody battle for survival.

Uzak bir vahşi doğadaki ölümsüz bir canavarın esrarengiz dirilişi, saldırısı ve intikamı, çürüyen cesedinin gömülü olduğu yıkılmış bir yangın kulesinden bir madalyonun çıkarılmasının ardından ikonik yeni bir katili serbest bırakır.


Harper, aşırı sorunlu olan erkek arkadaşından yeni ayrılabilmiş genç bir kadındır. Cadılar Bayramı'ndan önceki hafta içinde kendi içindeki gücü bulan genç kadın sonunda ilişkisini sonlandırır ve hayatına devam etmek için adımlar atmaya başlar. Cadılar Bayramı için arkadaşlarıyla bir araya gelen Harper, eğlence olarak fazlasıyla perili olduğu ve ziyaretçilerinin en büyük korkularından beslendiği şeklinde tanıtılan bir perili ev oyununa katılır. Ancak bu perili evin içinde hiç beklemediği dehşetlerle karşılaşacaktır. Perili evde hayatta kalmaya çalışan arkadaş grubu Cadılar Bayramı'nda eğlenme amaçlı katıldıkları bu oyunda kimi kabusların gerçek olduğunu öğreneceklerdir...

Ann, George ve oğulları Georgie kısa bir tatil için göl kenarındaki yazlık evlerine giderler. Vardıklarında komşuları Fred ve Eva'de bir gariplik sezerler. Ertesi sabah golf oynamak üzere sözleşmişlerdir. George ve Georgie yelkenli teknelerini tamir ederken, Ann de yemek yapmaya koyulur. Bu sırada Eva'ların misafiri olarak tanıştıkları genç ve kibar görünümlü Peter, Ann'den yumurta istemeye gelir. Birden Peter'ın içeriye nasıl girdiği konusunda şüphelenen Ann, yumurtaları vermekte tereddüt yaşar ve bu, aile için gerilim dolu saatlerin başlangıcı olur.


Özel Ajan Strahm artık ölmüştür. Dedektif Hoffman ise Jigsaw’ın mirasını devralan yeni isim olarak ortaya çıkar. Peşindeki FBI kendisini bulmaya adım adım yaklaşınca Hoffman yeni bir oyun başlatmak zorunda kalır.

Şehir, birbiri ardına ortaya çıkmaya başlayan cesetlerle sarsılmaktadır. Şehrin farklı noktalarında bulunan bu cesetlerin hepsi birbirinden acımasız ve incelikli yöntemlerle öldürülmüştür. Araştırma derinleştikçe bütün kanıtlar tek bir kişiyi işaret etmeye başlar: John Kramer. Ancak bu imkansızdır, zira Kramer 15 yılı aşkın süre önce ölmüştür.

Vietnam Savaşı'na sevk edilmeden önce son bir yolculuğa çıkan dört arkadaş, geçirdikleri araba kazasının ardından olay yerine gelen kasaba şerifi tarafından alıkonur. Hewitt ailesinin ıssız çiftliğine sürüklenen grup, kendilerini dehşet dolu bir tuzağın ortasında bulurken Leatherface'in doğuşuna tanıklık eder.

Elijah Wood’u tatlı küçük bir hobbit olarak tanıyanlar, onu karşılarında mükemmel bir ‘manyak’ olarak gördüklerinde afallayacaklar. ‘Tek Yüzük’ onu ele geçirmeye başladığında kocaman gözlerinde oluşan ifade belki de onun bu filmdeki gibi rollere uygunluğunu gösteren bir sinyaldi. Filmde, antika taş mankenleri, öldürdüğü güzel kadınların kafa derileri ile restore eden Frank’i izliyoruz. Derken, onun işine hayranlık duyan genç fotoğrafçı Anna çıkıyor ortaya ve karakterimizin arkadaşı oluyor. Frank, Anna’yı takıntı haline getirdikçe, öldürme açlığı tamamen kontrolden çıkıyor. Manyak, William Lustig’in 80’lere damgasını vuran, büyük bir fan kitlesi olan şiddet dolu korku filminin yeniden çevrimi. Orijinal filmin en şüpheci fanatikleri bile, Aja’nın versiyonunun orijinalinin hiç gerisine düşmediğini; atmosfer, müzik ve farklı New York görüntüleriyle fazlasını bile kattığını söylüyor...

Vahşi bir katil, tatil yapan bir grup öğrenciyi gözüne kestirir. Gençlerden sadece biri, katilin elinden sağ kurtulmayı başarmıştır. Emma hayatta kalmayı ve saklanmayı bir şekilde başarır. Tam her şeyin bittiğini sandığı anda ise hırsız bir otoyol çetesi tarafından kaçırılır. Parası için kaçırıldığını sanan Emma'nın hayatı aslında tekrar tehlike altındadır. Katilin geride kimseyi bırakmaya niyeti yoktur... Filmin yönetmenliğini The Midnight Meat Train, Azumi gibi yapımlarıyla tanıdığımız Japon sinemacı Ryûhei Kitamura üstlenirken, filmin başrollerinde İngiliz aktör Luke Evans, genç yıldız Adelaide Clemens ve Derek Magyar yer alıyor. Filme yurt dışından gelen bazı yorumlar ise olumlu...

Anne ve babasının ani ölümü ile sarsılan Iris (Snow) bir yandan da ölümcül bir hastalığın pençesindeki erkek kardeşine bakmak zorundadır. Shepard Lambrick (Combs) isimli hayırsever bir aristokrat kendilerine yardım etmek ister. Iris, Lambrick’in yedi umutsuz insanın daha katılacağı akşam yemeği davetini kabul eder. Kısa sürede Lambrick’in konağına hapsedildiklerini anlayan davetliler, kazananın çok büyük bir miktarda para ödülü alacağı Would You Rather isimli sadist bir oyun oynamaya zorlanırlar. Oyun ilerledikçe Iris ve diğer konukların ikilemleri ölümcül düzeyde artar...

Dışarıda, içine düştükleri tuzaktan kurtulmaya çalışan anne ve iki kızının hikayesini anlatıyor. Laura ve iki küçük kızı tatil yapmak için uzak bir göl evine gider. Genç anne eve vardıklarından burada yıllar önce yaşayan ailenin çocuğunun kaybolduğunu öğrenir. Laura, duydukları hakkında tedirgin olsa da bunun tatillerini bozmasına izin vermez. Anne ve kızları eve yerleştikten bir sonra tuhaf durumlar yaşamaya başlar. Zaman geçtikçe kabus dolu anlar yaşamaya başlayan aile kim olduğunu bilmedikleri bir psikopat tarafından korkunç bir tuzağa düşürülmüştür. Eşinden haber alamayan Shawn apar topar göl evine gittiğinde gördükleri karşısında dehşete düşer. Anne ve iki küçük kızın hayatta kalabilmek için savaşmaktan başka çaresi yoktur.

Evan values family above all else, and anyone who gets between him, his wife, and newborn son learns that the hard way. But when it comes to violent tendencies, it seems the apple doesn’t fall far from the tree.

On yabancı, yoldan uzak bir dağ konağına hafta sonları davet ediliyor. Ev sahibi gelmeyince misafirler teker teker çok acayip Agatha Christie tarzında ölmeye başlıyor. Agatha Christie'nin en çok satan 100 romanına dayanıyor. Bugüne kadar milyonlarca satış gerçekleştirerek şimdiye kadar dünyanın en çok satan ve en çok basılan kitaplarından birini olmuş kitabın film uyarlamasıdır.

Hercule Poirot uzun süredir beklediği tatili yapmak için Devon sahillerindeki Kaçakçılar Adası’nda bulunmaktadır. Her şey yolunda giderken ünlü bir aktris olan Arlena Stuart denizde boğulmuş olarak bulunur. Cinayet soruşturması başlatılınca aktrisle aynı otelde kalan tüm konukların bir şekilde Arlena ile bağlantılı olduğu ortaya çıkar. Ama asıl cevap bulması gereken soru şudur: Ailesi dahil bu konuklardan hangisi Arlena’yı öldürecek kadar ondan nefret etmektedir.


Eski bir rock yıldızı olan Johnny Boz, seks sırasında acımasızca katledilir ve dava San Francisco Emniyeti'nden dedektif Nick Curran'a verilir. Soruşturma sırasında Nick, Boz'un ölmeden önce en son yanında görülen polisiye roman yazarı kız arkadaşı Catherine Tramell ile tanışır. Catherine çok zeki ve manipülatif bir kadındır ve Nick onun Boz'u öldürdüğüne aşağı yukarı ikna olmasına rağmen, herhangi bir kanıt bulamaz. Daha sonra Catherine ile tehlikeli ve şehvet dolu bir akıl oyunu oynamaya başlar. Ancak ilişkileri ilerledikçe birbirlerine iyice kapılırlar ve çelişen kanıtlar, Nick'i Catherine'in masumiyeti konusundaki şüphelerini sorgulamaya iter.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Jindabyne kasabasında yaşayan dört arkadaş, her sene olduğu gibi şehrin çok uzağında bir göl kıyısına kamp kurarlar. Amaçları her sene olduğu gibi birkaç gün boyunca balık tutup avlanmaktır. Kamp alanına vardıkları akşam ise bir keşif yaparlar: yakındaki nehirde ölü bir kızın cesedi yüzmektedir... Şehirden çok uzakta olduklarından yardım çağırmak için ertesi günü beklemeye karar verirler. Ancak gün doğduğunda, kendilerinin de tam anlamadığı bir sebepten dolayı kamplarına ara vermemeye karar verirler. Kızı ayağından nehrin yakınlarında bir yere bağlarlar ve otoritelere ancak kamp dönüşü, yani neredeyse bir hafta sonra haber verirler...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir