
Bülent Üstün
Self
"Büyüleyici ve dikkate değer bir belgesel..."
İstanbul'un sokaklarında her gün yüz binlerce kedi özgürce dolaşıyor. Binlerce senedir kediler insanların hayatlarına girip çıkarak, bu şehrin zengin yapısının önemli bir parçası haline geldi. Sahip tanımayan bu kediler İstanbul'da vahşi ve evcil hayat arasında bir çizgide yaşıyor ve evlat edinmeye karar verdikleri insanların hayatına neşe ve bir amaç hissi getiriyor. İstanbul'da kediler insanlara birer ayna oluyor ve onlara, hayatlarını akla gelmeyecek şekillerde değerlendirme fırsatı sunuyor.

Samsara, Sanskritçede "sonsuz döngü" veya "yeniden doğuş döngüsü" anlamına gelir ve belgesel de bu temayı işler. 25 farklı ülkede 5 yıl boyunca çekilmiş etkileyici görüntülerle doğanın, insan yaşamının, modern dünyanın ve ruhani geleneklerin bir döngü içinde nasıl birbiriyle bağlantılı olduğunu gözler önüne serer. Diyalogsuz anlatım, yalnızca görüntüler ve müzikle sağlanır, bu da izleyiciye derin bir görsel ve duygusal deneyim sunar. Doğal güzelliklerden kutsal mekanlara, modern sanayiden tüketim toplumunun karmaşasına, ölümden yeniden doğuşa kadar geniş bir perspektifte insanlığın varoluşunu inceler. Özellikle fabrika işçileri, şehir yaşamı, savaş, doğa felaketleri, dini ritüeller ve farklı kültürlerden insanlar gibi temalar üzerinde durarak, medeniyetin gelişimi ve ruhaniyet arasındaki ilişkiyi sorgular.

Yönetmen Colin Hanks ve yapımcı Ryan Reynolds'dan John Candy: Kendimi Seviyorum. John'u yakından tanıyanlar, hiç görülmemiş arşiv görüntüleri, fotoğraflar ve söyleşilerle onun hikâyesini kendi ağızlarından aktarıyor. Bu belgesel, tüm zamanların en sevilen oyuncularından birinin hayatını, kariyerini ve kaybını konu alıyor.

Vivian Maier's photos were seemingly destined for obscurity, lost among the clutter of the countless objects she'd collected throughout her life. Instead these images have shaken the world of street photography and irrevocably changed the life of the man who brought them to the public eye. This film brings to life the interesting turns and travails of the improbable saga of John Maloof's discovery of Vivian Maier, unravelling this mysterious tale through her documentary films, photographs, odd collections and personal accounts from the people that knew her. What started as a blog to show her work quickly became a viral sensation in the photography world. Photos destined for the trash heap now line gallery exhibitions, a forthcoming book and this documentary film.

2019'da Nepalli dağcı Nirmal “Nims” Purja, yedi aydan kısa bir sürede dünyanın en yüksek on dört zirvesine tırmanarak düşünülemez olanı yapmaya başladı. (Bir önceki rekor sekiz yıldı). Çabayı “Mümkün 14/7 Projesi” olarak adlandırdı ve bunu, herhangi bir arayışta daha yüksek zirveler için çaba göstermeleri için başkalarına ilham vermenin bir yolu olarak gördü. Film, ekibini karşı çıkanlara meydan okumaya ve insan dayanıklılığının sınırlarını zorlamaya çalışırken takip ediyor.

Oscar® ödüllü yönetmen James Cameron ve oyuncularla gelmiş geçmiş en çok beklenen devam filmlerinden birine yakından bir bakış.

Oscar’da kesinlikle gönlümüzün pır pır atacağı bölüm olan En İyi Belgesel adaylıklarında adeta ışıldıyor bu film. Siz de izleyince göreceksiniz, belgesel sinemanın sınırlarını aşıp unutulmayacak bir düş âlemine sürükleyen bu enfes film, 2014’ün en çok konuşulacak ve ödüller toplayacak belgesellerinden biri olacak. Cutie and the Boxer bokstan resme giden yolda bir sonbahar hikâyesi… Aynı zamanda görüntü yönetmeni de olan yönetmen Heinzerling bu belgeselde 80’lik iki ihtiyar sanatçının aşklarının 40. yılını renk cümbüşüyle kutsuyor...

As a visually radical memoir, CAMERAPERSON draws on the remarkable footage that filmmaker Kirsten Johnson has shot and reframes it in ways that illuminate moments and situations that have personally affected her. What emerges is an elegant meditation on the relationship between truth and the camera frame, as Johnson transforms scenes that have been presented on Festival screens as one kind of truth into another kind of story—one about personal journey, craft, and direct human connection.

Yazarlar, filozoflar ve bilim insanlarından oluşan bir heyet, denilenlere göre Plato, da Vinci, Einstein ve diğer büyük şahsiyetlere başarıyı getiren Sırrı paylaşıyor.

David Attenborough'un anlatımı ve daha önce hiç görülmemiş görüntüler, tecrit hâlindeki hayatımızın doğanın geri dönmesi ve gelişmesi için kapıyı nasıl açtığını gösteriyor. Denizlerde, göklerde ve karada... Biz durunca Dünya ritmini buldu.

Şaşırtıcı bir rastlantının birleştirdiği cinayet davası, beyzbol maçı ve dizi, masum bir adamın aklanmasını sağlıyor.

Kutsal Günah, modern Katolik Kilisesi'nin tarihinde en bilinen tacizcisi Peder Oliver O'Grady'nin hikayesini anlatıyor. Herhangi bir suçluluk ya da utanma hissetmeden O'Grady, otoritesi ve cazibesini kullanarak düzinelerce inançlı Katolik aileyi yirmi yıldan fazla bir süre aldatmayı başardı. Kurbanları arasında dokuz aylık bebeklerden orta yaşlı kadınlar ve gençlere kadar herkes var.

Küçük bir yanlış adım, şehrin en iyi caz kulübünde çalmak üzere hayatının şansını yakalayan ortaokul müzik öğretmeni Joe Gardner'nı New York sokaklarından, yeni ruhların dünyaya gitmeden önce kişiliklerini, tuhaflıklarını ve ilgi alanlarını edindikleri fantastik bir yer olan Önceki Dünya’ya götürür. Joe, insan olmanın cazibesini hiç kavrayamamış olan, erken büyümüş ruh 22’nin yardımıyla dünyadaki hayatına geri dönmeye çalışacaktır.

Kedi, yalnız bir hayvandır. Evi büyük bir sel tarafından yerle bir edilince çeşitli hayvan türlerinin yaşadığı bir teknede sığınak bulur ve farklılıklarına rağmen onlarla iş birliği yapmak zorunda kalır.

Will Traynor zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır. Ancak talihsiz bir motosiklet kazası sonrası felç kalınca yaşama hevesini kaybetmiş, ölmeyi düşünmeye başlamıştır. Louisa Clark ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır. Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Şımarık ve bencil bir kedi olan Beckett, ne kadar şanslı bir hayata sahip olduğunun farkında değildir. Dünyadaki arıları kurtarmak için deneyler yapan, tatlı ve çalışkan sahibi Rose’un aksine Beckett’ın hayatı sadece yiyerek ve yatarak geçmiştir. Bir gün 9.canını da kaybedince, eski hayatına geri dönebilmek için yeniden şans ister. Sempatikliği sayesinde bunu başarır, dünyaya geri döner ancak her seferinde farklı bir hayvan olarak.

Yaşamlarının kıymetini sadık bir köpek sayesine anlayan farklı insanların öyküsünü anlatan A Dog's Purpose, drama severleri memnun edecek gibi gözüküyor. W. Bruce Cameron’ın 2010 yılında yayınlanan aynı adlı romanından uyarlan filmin senaryosu Cathryn Michon tarafından kaleme alındı. İsveçli efsanevi sinemacı Lasse Hallström'ün yönetiği film, doknaklı konusuyla dikkat çekiyor.

Kuzey Carolia'daki küçük bir kasaba olan Barkley Cove'da 'bataklık kızı' hakkında çılgınca söylentiler çıkar. On yaşında ailesinin terk etmesinin ardından bataklıkta yaşamayı öğrenmek zorunda kalan Kya, hakkında söylendiği gibi vahşi bir kız değildir. Onun hayatı, kendisine okuma yazma öğreten ve onu şiirle tanıştıran Tate ile tanışmasıyla sonsuza dek değişir.

Disney animasyonları arasında muhtemelen en sevileni, Rudyard Kipling’in yazdığı, vahşi ormanlarda kurtlarca yetiştirilmiş bir oğlan çocuğunun hikâyesini anlatan Orman Çocuğu’dur. Zoltan Korda (1942) ve Stephen Sommers’in (1994), çocuğun uygarlığa geri döndükten sonraki deneyimlerini anlatan canlı-aksiyon versiyonlarından farklı olarak bu çizgi film, Mowgli’nin vahşi hayattaki son gününü anlatır. Zira acımasız Kaplan Shere Khan’ın geri döndüğü orman, kahramanımız için güvenli olmaktan çıkar. Mowgli önce kararsız kalır, sonra da aynı Pinokyo gibi, yolunu şaşırır ve Kaa’yla (yılan) Kral Louie’nin (maymun) elinden, ancak dostları Bagheera (bir panter) ve Baloo (ayı) sayesinde kurtulur.

1950'li yıllarda geçen Fransız Postası, Paris'te bir Amerikan gazete bürosunda çalışan gazetecilere odaklanıyor. The New Yorker dergisinde yayımlanmış gerçek makalelerden esinlenen, hayali bir gazetenin Fransa bürosunun son sayısının hazırlık aşamasında yaşanılanların konu edildiği yapımda, yapımda iç içe geçen üç hikaye anlatılıyor.

Garfield'ın uzun süredir kayıp olan babası sokak kedisi Vic ile beklenmedik bir buluşma, Garfield ve sadık köpek arkadaşı Odie'yi kusursuz ve şımartılmış hayatlarından uzaklaştırır. Bu olağanüstü kesişme, ikiliyi Vic'in içinde bulunduğu komik ve yüksek riskli bir soygun planına sürükler. Garfield ve Odie, alıştıkları konfor bölgesinden çıkarak, Vic'in renkli ve tehlikeli dünyasına adım atmak zorunda kalır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir