
Adam Sandler
Jim

“Karışık Aile - Blended”, yıldız oyuncular Adam Sandler ve Drew Barrymore’u romantik komedileri “50 İlk Öpücük - 50 First Dates” ve “Düğün Şarkıcısı - The Wedding Singer”dan sonra, bir kez daha bir araya getiren, üçüncü komedi filmi. Kötü bir buluşmadan sonra bekar anne ve baba olan Lauren (Drew Barrymore) ve Jim (Adam Sandler) ortak tek bir karara varmışlardır, bir daha görüşmeyeceklerdir. Ancak kader yinede onları bir araya getirir. Safariye birbirlerinden habersiz aileleriyle aynı zamanda giden ikili, lüks bir suit odayı paylaşmak durumunda kalırlar. Birbirlerine dayanmak ve olayları akışına bırakmak durumundadırlar..

Paris'te garsonluk yaparak, kendine özgü bir dünyada yaşayan saf, çekingen ve masum bir kızdır Amelie. Annesinin beklenmedik ölümü, babasının soğuk tavırları ve yaşadığı travmalar sonucu, sevimli ve boş şeylerle uğraşarak kendisine eğlence yaratmaya çalışsa da aslında hayatı sıkıcı bulduğu için kendisini son derece yalnız hissetmektedir. Bu kısır döngü Amelie’nin evde bulduğu bir kutuyu ve onun aracılığıyla sahibini keşfetmesiyle birlikte bir anda bıçak gibi kesiliverir... Amelie aşık olmuştur.

Anna Scott, dünyanın en tanınmış film yıldızıdır. Bütün magazin dergilerine kapak olmuştur ve ne yapsa anında bütün dünya bundan haberdar olmaktadır. William Thacker ise bir kitabevi sahibidir. İşi durgundur. Cehennemden çıkmış bir ev arkadaşı vardır. Boşandığından beri bir aşk hayatı yoktur. Her ikisi için de "bir şey" ya da "biri" eksik gibidir. Notting Hill'de bir yerde karşılaştıklarında Anna ve William'ın aklından geçen son şey aşktır.

Ya şimdiye kadar âşık olduğunuz herkes onlar hakkındaki hislerinizi öğrenseydi? Üstelik aynı anda? Lara Jean'nin hayal ürünü aşk hayatı, o ana dek sevmiş olduğu beş oğlana yazdığı mektupların gizemli biçimde gönderilmesiyle altüst olur.

Özgür ruhlu Poppy ile planlama meraklısı Alex... Yıllarca yaz tatillerine beraber çıkan zıt karakterdeki bu iki arkadaşın birbirleri için ideal sevgili olmaları mümkün mü dersiniz?

Fransa'daki Paris'te bir flört programına katıldığını düşünen Dawn kendini Teksas'taki Paris'te bulur. Yarışmadan çıkmayı planlasa da kovboy erkek adaydan hoşlanınca işler karışır.

California'da yaşayan beş kadın ve tanıştıkları bir erkek, Jane Austen kitapları konusunda tartışmaya başlarlar. Tartışma öyle bir noktaya gelir ki, oyunu sürdürmeye kararlı bu altı kişi 21. yüzyılda Austen'in kitaplarını kendi ilişkilerinde sahnelemeye başlarlar. Sylvia 20 yıl sonra kocası onu üç çocuğuyla terk ettiğinde şok geçirecek, en iyi arkadaşı Jocelyn kendisini köpeğiyle birlikte yapayalnız bir hayat süren kadın olarak bulacak, Fransızca öğretmeni Prudie kocası dışında başka bir adam tutkuyla bağlanacak, bir çok defa evlenmiş Bernadette mutluluk için bir şans daha arayacaktır. Genç bilimkurgu fanı Grigg ise beş romanın tek erkek kahramanı olacaktır.

Chicago'da reklamcılıkla uğraşan Nick Marshall, talihsiz bir kaza sonucunda kadınların aklını okuma yeteneği kazanır. Kaderin garip cilvesinin bu armağanını, kadınları daha yakından tanımak için kullanmaya başlayan Nick, bir süre sonra yeni patronu Darcy McGuire'ı etkilemek amacıyla da, bu yeteneğine başvurmakta sakınca görmez. Ne var ki Nick'in bu çekici ve akıllı kadına aşık olması, bir yandan da kadınların gerçekten ne istediğini keşfetmesi fazla zaman almayacaktır.

Eş bulmak için göçmen ebeveynleri tarafından baskı gören iki Hintli-Amerikalı, bir yaz düğününden sağ çıkmak için flört ediyormuş gibi yapar, ancak ebeveynlerinin istediği kişiyle kim olduklarını dengelemeye çalışırken kendilerini birbirlerine aşık olurken bulurlar.

Danny Muldoon, a Chicago policeman, still lives with his overbearing mother Rose. He meets and falls in love with Theresa Luna, whose father owns the local funeral parlour. Naturally, his mother objects to the relationship, and Danny and Theresa must either overcome her objections or give up the romance.

Büyük Londra Maratonu başlamak üzeredir ve binlerce insan, binlerce farklı sebepten dolayı bu maratona hazırlanmaktadır. Bu binlerce insandan biri ise hem formu hem de şansı son derece az olan Dennis Doyle'dır (Simon Pegg - How To Lose Friends And Alienate People). Amacı ise bu maratonu kazanarak, beş yıl önce düğün günlerinde, üstelik hamileyken terk ettiği eski sevgilisi Libby'i (Thandie Newton - Rocknrolla) geri kazanmaktır. Ama Dennis'in tek sorunu Libby ile geçmişi ve formunun düşüklüğü değildir; Libby'nin yakışıklı, başarılı, kendine güvenen ve son derece formdaki yeni erkek arkadaşı Whit de (Hank Azaria - Night At The Museum : Battle Of The Smithsonian) maratona katılmaktadır...

A fussy celebrity caterer, a blind woman, a tour-bus guide and an inexperienced wedding planner search for love.

Sarah Nolan sekiz ay önce kocasından ayrılmıştır. İncinen duyguları yüzünden gönül işlerine bir müddet ara verir. Çılgın kız kardeşleri ve babası, sekiz ay boyunca Sarah'ın kimseyle ilişki kurmadığını görünce endişeye kapılırlar. Kolları sıvayıp, Sarah için, kabarık bir sevgili adayları listesi çıkarırlar. Modern zamanın en popüler iletişimi olan internet de işin içine girince Sarah kendini birbirinden komik ve farklı damat adayları arasında bulur. Doğru insanı bulmak ne kadar da zordur. Sarah' ın kalbini yeniden birilerine açabilmesi için hislerinden emin olması ve aşksız hayatın ne kadar sıkıcı olduğunun farkına varması gerekecektir.

Otuzlu yaşlarının ortalarında olmasına rağmen halen ailesiyle birlikte yaşamakta olan Tripp bu durumdan pek gocunmamaktadır. Halden rahatsız olan aile fertleri ise Tripp’in durumun vahametini fark etmesi için güzeller güzeli bir kız kiralarlar. Tripp’in kendisine düzenlenen kumpasın farkına varması ise pek uzun sürmeyecektir.

Eileen iyi niyetli fakat her şeye fazlasıyla burnunu sokan bir annedir. Güzel ama bekar kızı Milly’nin ilişkilerdeki başarısızlıklarına daha fazla dayanamayarak gizlice ona koca aramaya başlar. Gazete ilanlarından Milly’e layık olabilecek iki erkek bulur. Biri çekici ve başarılı bir doktor, diğeri ise altın kalpli ve bekar bir babadır. İki adam da Milly’nin kalbini kazanmak için yarışa başlarlar. Acaba Milly hangisini seçecektir; ve daha önemlisi bu romantik oyunun arkasında annesinin olduğunu anlayınca ne yapacaktır?

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

Babasının kimliğini keşfetmeyi ümit eden genç bir kız olan Sophie Sheridan’ın öyküsü, ünlü pop grubu Abba’nın hit şarkıları eşliğinde anlatılıyor. Sophie Sheridan evlenme aşamasına gelmiş genç bir kızdır. Nikâhtan bir gün öncesinde annesi Donna’nın 20 yıl önce ziyaret ettiği Yunan adalarında yaşadığı geçmişinden üç erkek birden getirir.

Mollie (Kristie Alley) bekar bir annedir ve kendisi için uygun bir erkek arkadaş aramaktadır. Oğlu Mikey'in ise daha iyi bir fikri vardır. Annesinin buluştuğu erkekler içinde hangisinin daha iyi bir baba olacağına karar vermeye çalışmaktadır. Tabii annesi kendisini anlarsa...Ve karşısına bir gün James (John Travolta) çıkar...

Chuck Levine (Adam Sandler) ile Larry Valentine (Kevin James) son derece iyi niyetli iki itfaiyecidir. Daima omuz omuza çalışırlar. Birbirleri için yapmayacakları özveri yoktur. İkisi de itfaiye örgütünün gururu ve gözbebeğidir. Dul bir erkek olan Larry’nin tek isteği ailesine kol kanat germektir. Buna karşılık arkadaşı Chuck, “bekarlık sultanlıktır” düşüncesindedir ve bağımsız hayatın tadını azami derecede çıkartmaktan, gününü gün etmekten yanadır.

Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu. Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir.

Londralı Will, yakışıklı, zengin, sorumsuz bir adamdır. Kadınlarla tanışmak için güzel bir mekan olabileceğini düşündüğü, boşanmış anne-babaların katıldığı toplantılara gitmeye karar verir.Kendisine çocuk sahibi ve boşanmış bir baba pozu takınan Will gittiği bu toplantılardan birinde Marcus adında, ana-babası boşanmış bir çocukla tanışır.Çocuk Will'i kendine yakın görür ve ikili arasında güzel bir arkadaş ilişkisi başlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir