
Nataphon Tameeruks
Chompoo

Islahevinde çalışan bir öğretmen, kendi babasıyla tekrar bir araya gelebilmek amacıyla bir grup uyumsuz genci Japonya'daki kardan heykel yarışmasına girmeye ikna eder.

Nataphon Tameeruks
Chompoo

Nuttawatt Thanathaveeprasert
Jab

ชาติชาย ชินศรี
Boy

ศดานนท์ ดุรงคเวโรจน์
Jo

Piyaphong Dammunee
Toomtam

Punnanon Treewannakul
Win

กาญจนาพร ปลอดภัย
Director Un

ศุภกรณ์ กิจสุวรรณ
Mai

Atthaporn Teemakorn
Jab's Dad
Sutthipong Thatphitakkul
Chompoo's Dad

สมชาย ศักดิกุล
Chart

Michael Pugh
Boss
Wayupak Bangkhran
Michael
Kitchanapat Wijitkul
Game Cafe Kid
Arunee Wattana
Win's Mom


Okuldan atılma noktasına gelen Max Fischer'ın Rushmore'dan ihraç edilmeye tahammül etmesi mümkün değildir. Çünkü Rushmore onun sevdiği tek şeydir. Rushmore'a öğretmen olarak atanan Rosemary’i etkilemek için her şeyi yapmaya hazır olan Max'i, Herman Blume’un da bu garip ilişkiye dahil olmasıyla daha da zor günler beklemektedir. Yalnız ama ilginç fikirlere açık bir adam olan Herman, Max'e dilediği konuda maddi desteği vermeyi hazırdır. Ancak iki arkadaşın arası ikisi birden Rosemary'e aşık olunca biraz açılmaya başlar.

16 yaşındaki Mo, en iyi arkadaşı Zeke’yi örnek almaktadır. Zeke eğlenceli, havalı ve çok yönlü birisidir. Tek sorun, ablasının 23 yaşındaki eski sevgilisi olmasıdır. Zeke gerçekten Mo’yu seviyor olsa da, ona alışılagelmiş hayat tarzıyla içmeyi, partilemeyi ve ilişki yaşamayı öğretmesiyle işler ters gitmeye başlar. Mo’nun iyi niyetli babası, devreye girip oğlunun yetişme çağlarında ipleri yeniden eline almak istemektedir. Mo’nun lise arkadaşlarına uyuşturucu satmayı planlamalarıyla işler sarpa sarar ve dostluklarının sınırlarıyla ilgili bir sınava tabi tutulurlar.

Christine, taksi şöförlüğü yapan bir video sanatçısı. Richard ise karısından ayrıldıktan sonra iki çocuğu ile ayakta durmaya çalışan bir ayakkabı satıcısı. Christine hüzünlü ve şaşkın Richard ile tanışır. Richard ona ayağındaki yarayla ilgili şaşırtıcı bir derinlik taşıyan ilginç bir yorum yapar. Christine bütün gün kadınların ayaklarını elleyen bu adamdan etkilendiğini anlayınca onun gözüne girmek için elinden geleni yapmaya çalışır. Fakat bu o kadar da kolay olmayacaktır. Bu oyun esnasında bir yandan da adamın çocuklarının dünyasına girmeye çalışırız. Büyük oğlan mahallenin kızlarıyla ilk cinsel deneyimini yaşarken, henüz okuma yazma bilmeyen ufaklık da internet aracılığı ile olgun kadınları baştan çıkarmaya çalışır. Bu küçük ama şaşırtıcı film kimi zaman sevimli kimi zaman da şaşırtıcı öykülerden oluşuyor. İşin içinden çıkmak için gerçeküstü bir aşk hikayesi diyebiliriz. Ya da doğrudan Todd Solondz ve Terry Zwigoff gibi yönetmenleri referans verelim. Mümkünse kaçırmayın!

Lisede edebiyat öğretmenliği yapan Lance Clayton, oğlu Kyle'ı fazlasıyla tuhaf bir kazada kaybeder. Oğlunun ölüm nedenini açıklamaktan utandığı için Lance, Kyle'ın ağzından bir intihar mektubu yazar. İzni olmaksızın yerel bir gazetede basılan bu mektup Lance'ın yazarlık kariyerini başlatmış olur. Ancak Lance kendi adıyla değil, Kyle'ın ismini kullanarak yazıyordur ve bir süre sonra Kyle en çok takip edilen yazarlardan biri haline gelir.

Ty, üç kadınla yaptığı anlaşma sayesinde içi doldurulmuş pelüş hayvanları 90'ların belirleyici bir trendine dönüştürene kadar hayal kırıklıkları yaşayan bir oyuncak satıcısıydı. Tarihin en büyük oyuncak çılgınlığına bu kamera arkası bakış, bu dünyada neye ve kime değer verildiğine dair çılgın bir hikâyeyi anlatıyor.

Charlie, 20'lerinde, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan ve hayattan pek bir beklentisi olmayan bir gençtir. Üvey babası, ciddi ilişkisi olan bir kıza aşık olunca, durumlar biraz karışacaktır. Ciddi bir ilişkisi olan Amber'la tanışınca, hayatını tekrar sorgulamaya ve ona ilgi duymaya başlar.

Tom Warshaw (Duchovny), Paris'te yaşayan bir sanatçıdır. Özel yaşamı pek de istediği gibi gitmemektedir. Eşi ve on üç yaşındaki oğlu ile ilişkisini düzeltebilmek için önce geçmişi ile hesaplaşması gerekmektedir. Bunun için hayatını değiştiren olayları yaşadığı 1973 yılı New York'una doğru zihinsel bir yolculuğa çıkar. Sorunlu bir çocuk olarak yetiştiği bu dönemde en iyi dostları zihinsel engelli Pappass (Robin Williams) ve kadın hapishanesinde tutuklu olan Lady'dir (Erykah Badu). İlk hayal kırıklıklarını, ilk aşkını ve en derin dostlukları yaşadığı bu günler, Tom'un ileriki hayatında derin izler bırakacaktır. İlk gençlik yıllarına ve büyümeye dair bu zekice filmde kahkahalarınızı ve göz yaşlarınızı tutamayacaksınız.

A 16-year-old girl takes her parents hostage after they miss her big jump-roping competition.

A teenager living with her sister and parents in Manhattan during the 1990s discovers that her father is having an affair.

İzleyiciyi bu kadar iyi hissettiren nadir filmlerden biri olan KADIN DEDİĞİN, küstah enerjisi ve olanca sevimliliğiyle, coşkulu ve komik bir yapıt. Los Angeles'ın doğusunda yaşayan, Meksika göçmeni bir ailenin kızı olan 18 yaşındaki tombul Ana'nın önünde parlak bir gelecek vardır. Ailesinde üniversiteye gitmeyi hayal edebilen ilk kişidir, ama ablası Estela'nın giysi atölyesi eldeki işleri yetiştiremeyince, Ana bir dizi şık elbise siparişinin zamanında teslim edilmesi için gönülsüzce yardıma koşar. Kendisininkinden çok farklı hayatlar süren kadınlara havalı kıyafetler dikmek için harcanan onca emek onu sinirlendirir. Hem hayallerine, hem de vücuduna dar gelecek giysilerdir bunlar. Atölyede ter dökerek geçirdiği uzun saatlerin ardından, Ana ablasının çalışkanlığını ve yeteneğini takdir etmeye başlar. O da atölyedeki kadınlara vücutlarındaki kıvrımları sevmeyi ve kendilerini diğerlerinden farklı kılan her şeyin kıymetini bilmeyi öğretir.

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.

Klasik bir kült olan bu filmde alışılmadık bir çifti izliyoruz. Ekranlarda görmeye alışık olduğumuz türden çiftlere ait bildiğimiz ne varsa tümüne meydan okuyan bir birliktelik. Harold olarak izlediğimiz Bud Cort, zenginliğinden sıkılmış ve tüm ilgisine ölüme vermişa. Maude ise hayat hakkında pek çok şey bilen eski bir serseridir. Senaryosu Colin Higgins'e ait olan filmi Hal Ashby yönetmiş. Sevginin sınır tanımadığına dair eğlenceli ve etkileyici bir film. Müzikler ise Cat Stevens'e ait.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Diane Després üç yıl önce kocasını kaybetmiş, tek oğluyla hayatta ayakları üstünde duran 48 yaşında bir kadındır. Sadece geçinebilecekleri kadar parayı kazanabilmek için elinden geleni yapan Diane, 15 yaşındaki oğlu Steve'in hiperaktivite ve dikkat bozukluğu hastalığı nedeniyle çok zor zamanlar geçirmeye başlar. Kocasını kaybetmesinin ardından oğlu Steve'i rehabilitasyon merkezine götürür. Ancak Steve burada yangın çıkarmak ya da başka bir hastayı yaralamaya kadar varan şiddet olaylarına başvurunca merkezle ilişiği kesilir. Görevliler Diane'e iki seçenek sunmuştur. Oğluna ya kendisi bakacak ya da ıslahevine gönderecektir. İkinci seçenek Diane için imkansızdır ve bu nedenle çocuğuna tek başına bakması gerekecektir...

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

Film dünyasının en etkileyici rollerinden birisinde James Dean'i, şehre yeni gelen, yalnızlık, bunalmışlık ve kızgınlığının içerisinde kendisiyle ve toplumla savaşan, İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağına ait efsanevi Jim rolünde buluyoruz. Bu başyapıtta ona eşlik eden Natalie Wood (kız arkadaşı) ve Sal Mineo (en yakın arkadaşı), başarılı performanslarıyla Akademi Ödülü'ne aday olmuşlardı. 40 yıldır ayakta duran bu dev yapıt, tam bir efsane.

Sadece iki çocuğun metal müzikle ilgilendiği bir okulda, bu iki çocuk tabii ki bir metal grubu kurar. Bir basçı ararlar ancak sadece çello çalan bir kız bulabilirler. Bakalım bu ekip birlikte çalışarak Grupların Savaşı'nı kazanabilecek mi?

Mickey Prohaska küçük bir kasabada sigortacılık yapmakta, bir yandan kendi işini kurmaya çalışırken diğer yandan da kendisinden ayrılmaya çalışan eşiyle arasını düzeltmeye çalışmaktadır. Mickey'e göre her şey insanları hikayesine inandırmaktan ibarettir. Yalnız yaşayan yaşlı bir çiftçiye sigorta satmaya çalışan Mickey, adamın çok daha büyük bir hazinesi olduğunu keşfeder. Bir şekilde çiftçiyi aradan çıkartıp, nadide bulunan kemana ulaşamaya çalışırken, dengesiz, sinir bozucu bir tamirci olan Randy'nin işine burnunu sokması hiç planlamadığı olaylara yol açacaktır. Mickey şimdi Randy'nin işlediği cinayete mecburen suç ortağı olmuştur, dahası onun şantajlarına boyun eğmek zorunda kalmıştır. Daha çok yapımcı kimliği ile tanınan Jill Sprecher'ın yönetmen koltuğuna oturduğu filmin senaryosu ise gene Jill ve Karen Sprecher kardeşlere ait.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir