
Humphrey Bogart
Vincent Parry


Humphrey Bogart
Vincent Parry

Lauren Bacall
Irene Jansen

Bruce Bennett
Bob

Agnes Moorehead
Madge Rapf

Tom D'Andrea
Cabby (Sam)

Clifton Young
Baker

Douglas Kennedy
Detective Kennedy

Rory Mallinson
George Fellsinger

Houseley Stevenson
Dr. Walter Coley
Mary Field
Aunt Mary at Bus Station (uncredited)

John Arledge
Lonely Man at Bus Station (uncredited)

Vince Edwards
Cop at Tollbooth (uncredited)

Leonard Bremen
Bus Ticket Clerk (uncredited)

Paul Panzer
Bus Passenger (uncredited)

Clancy Cooper
Man on Street Seeking Match (uncredited)

Ucuz western romanları yazan Holly Martins (Joseph Cotten), kendisine iş teklif eden dostunu görmek üzere savaş-sonrası Viyanasına gelir. Ancak arkadaşının öldürüldüğünü öğrenir ve bir anda kendisini cinayet soruşturmasının içinde bulur... Olayı gören kişilerle konuşan ve dostunun tanıdıklarına olay anını anlattıran Martins, bir süre sonra olayda bir "üçüncü adam" olduğunun farkına varır.

Eski bir rock yıldızı olan Johnny Boz, seks sırasında acımasızca katledilir ve dava San Francisco Emniyeti'nden dedektif Nick Curran'a verilir. Soruşturma sırasında Nick, Boz'un ölmeden önce en son yanında görülen polisiye roman yazarı kız arkadaşı Catherine Tramell ile tanışır. Catherine çok zeki ve manipülatif bir kadındır ve Nick onun Boz'u öldürdüğüne aşağı yukarı ikna olmasına rağmen, herhangi bir kanıt bulamaz. Daha sonra Catherine ile tehlikeli ve şehvet dolu bir akıl oyunu oynamaya başlar. Ancak ilişkileri ilerledikçe birbirlerine iyice kapılırlar ve çelişen kanıtlar, Nick'i Catherine'in masumiyeti konusundaki şüphelerini sorgulamaya iter.

İkinci Dünya Savaşı sonrası New Jersey... Kocasını savaşta kaybetmiş olan Grace, güneş ışığına hassasiyeti olan iki çocuğuyla birlikte, büyük bir konakta yaşamaktadır. Perdelerin hep sımsıkı kapalı tutulduğu eve, üç kişi uğrar: İhtiyar bir kadın ve adam, bir de dilsiz genç kız. Evi çekip çevirecek yardımcılar aramakta olan Grace, bu kişilere iş verir; onları çocuklarının sağlık durumu konusunda uyarır. Öte yandan, Grace'in kızı Anne, Victor adlı bir çocuğun kendileriyle birlikte evde yaşadığına inanmaktadır. Evin çevresini kaplayan yoğun sis yüzünden kasabayla irtibatları kesildiği sırada, Grace, kızının anlattığı hikayelerin doğru olabileceği yolunda kanıtlarla karşılaşır. İşte bu noktada, eve yardımcı olarak aldığı insanlardan da şüphelenmeye başlar. Gücünü büyük ölçüde finalindeki sürprizden alan, gerilim dolu bir yapım...

General Sternwood kızının üzerinden ona şantaj yapan Arthur Geiger'dan korunmak için ünlü dedektif Philip Marlowe'u tutar. Marlowe, incelemeleri sırasında aileyi tehdit eden yeraltı çetesi ve General'in kızları arasındaki ilişkiyi fark eder, küçük kızı Carmen'i cinayet suçlamasından kurtarır. Bu arada General'in büyük kızı Vivien ile de önce nefret dolu bir ilişki başlar, zamanla bu ilişki aşka dönüşür. Görevini başarıyla tamamlayan Marlowe, tüm aileyi tehlikelerden kurtarır ve hayatının kadınına kavuşur. Raymond Chandler'ın romanından uyarlanan The Big Sleep, önemli bir "film-noir" örneği. Filmin aynı zamanda Michael Winner tarafından 1978'de çekilen aynı isimli bir uyarlaması da mevcut.

Zodiac, San Fransisco körfez bölgesini dehşete boğmuş ve onlarca yıl boyunca şifreleri ve mektuplarıyla dört ayrı yargı bölgesinin yetkilileriyle alay etmiş bir seri katilin gerçek hikâyesine dayanan bir gerilim filmi. Bir avcıyı avlamak dört adam için bir saplantı hâlini alır; bu öyle bir saplantıdır ki onları eski hâllerinin birer hayaletine dönüştürür, yaşamları katilin bıraktığı sonu gelmeyen ipuçlarıyla bir kurulup bir yıkılır.


Frank Johnson, a sole witness to a gangland murder, goes into hiding and is trailed by Police Inspector Ferris, on the theory that Frank is trying to escape from possible retaliation. Frank's wife, Eleanor, suspects he is actually running away from their unsuccessful marriage. Aided by a newspaperman, Danny Leggett, Eleanor sets out to locate her husband. The killer is also looking for him, and keeps close tabs on Eleanor.

A crooked politician finds himself being accused of murder by a gangster from whom he refused help during a re-election campaign.

New Orleans’lu iş insanı Michael Courtland’ın hayatı, başarısız bir kaçırma kurtarma girişimi sırasında eşinin ve kızının trajik biçimde öldürülmesiyle altüst olur. Yıllar sonra İtalya’yı ziyaret ettiğinde, eşine tıpatıp benzeyen Sandra Portinari ile tanışır ve ona âşık olur.

Los Angeles'ta bir polis merkezinde yoğun bir sorgu süreci yürütülmektedir. Sorgulanan kişi de dedektif Philip Marlowe'dur. İşlenen birkaç cinayetten sorumlu tutulmakta olan dedektif olanları anlatır. Her şey Malloy adlı bir eski mahkumun ondan eski sevgilisi Velma'yı bulmasını istemesiyle başlamıştır. Hikayeyi anlattıkça da pek çok karmaşık ilişki açığa çıkacaktır.

Komşularınız. Onları her gün görüyorsunuz. Adlarını biliyorsunuz. Yakından tanıyorsunuz. Peki ya sırlarını biliyor musunuz? Bir kolejde profesör olan Michael Faraday, eşinin sağcı teröristler tarafından öldürülmesi üzerine bu gruptan olan insanlara karşı takıntılar edinmiştir. İlk günlerde dostça görünen ve oğlunun arkadaşlık kurduğu yeni komşularının garip tavırları, evlerine gittiğinde evin bazı bölümlerine girmesine izin verilmemesi Faraday'ı şüphelendirir. Acaba komşuları düşündüğü gibi teröristler midir yoksa karısını kaybetmenin yol açtığı stresle gittikçe paranoyak davranışlar mı sergilemeye başlamıştır?

Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..

Nancy becomes increasingly convinced she was kidnapped as a child. When she meets a couple whose daughter went missing thirty years ago, reasonable doubts give way to willful belief.

Bir reklam şirketinde çalışan Laura Hunt'un öldürülmesi üzerine cinayeti Mc Pherson adında bir dedektif inceler, şüpheli olarak ilk başta Laura ile evlenmeyi düşünen Carpenter ve Laura'nın kariyerinde ve hayatında büyük rolü olan Lydecker'dir.. Fakat dedektif bir gece Laura'nın odasındayken odanın kapısı açılır ve dedektifin tahmin edebileceği en son kişi içeri girer ve cinayetin seyri tamamen değişir...

Efsanevi özel dedektif Philip Marlowe, karısını öldürmekle suçlanan bir arkadaşının olayıyla ilgileniyor.

Hep rahat bir hayatı düşlemiş olan güzel garson Slim, bir gün Mitch ile tanışır. Yakışıklı ve zengin bir adam olan Mitch, kusursuz bir koca gibi gözükmektedir. Evlenirler ve küçük bir kız çocukları olur. Slim, bu arada kocasının bir metresi olduğunu keşfeder. Bu konuyu bildiğini belli ettiğinde, kocası birden bire değişir. Mitch'in uygulamaya başladığı katı kurallar ve baskı yüzünden özgürlüğünü kaybeden Slim'in kaçmaktan başka çaresi kalmaz.Güçlü bir adam olan Mitch, Slim'in peşini bırakmaz. Sürekli onu takip eder ve avukatlarıyla yasal yolları da ona karşı kullanarak çocuğu elinden almaya çalışır. Kaçmanın ve yasal yolların bir çözüm olmadığını gören Slim, çılgın kocasından kurtulmanın, onu kendini korurken öldürmek olduğunu düşünerek yakın dövüş kurslarına başlar.

Öfke ve bencillikle dolu bir an iki adamı birbirleriyle karşı karşıya getirir. Büyük bir hukuk firmasında avukat olan Gavin Black, geç kaldığı mahkemeye gitmek için yoğun trafikte yol almaya çalışırken başka bir şeritte çocuklarını görme hakkını alabilmek için mahkemeye gitmeye çalışan Doyle Gipson'ın arabasına çarpar. Biri kariyerinin zirvesine ulaşmak, diğeri ise uçurumun kenarından kurtulmak için mücadele eden iki adamın hayatı bu kaza sonucunda ilginç şekilde birbiriyle kesişir.

"İkiz Tepeler: Ateşte Benimle Yürü", FBI Ajanı Chet Desmond'ın Teresa Banks adlı genç bir garson kızın cinayetini soruşturması ile başlıyor ve ertesi yıl Twin Peaks kasabasında işlenen yeni bir cinayetle sürüyor. Gündüzleri sıradan bir lise öğrencisi olan Laura Palmer, gecelerini uyuşturucu parası için fahişelik yaparak geçirir. Laura ve arkadaşlarının verdiği bir seks partisi Twin Peaks kasabasında asla unutulmayacaktır.

’Sonun Başlangıcı’ ve ’Çizgi Ötesi’ filmleriyle yeteneğini kanıtlayan Joel Schumacher’ın yönetmenliğini üstlendiği ’Öldürme Zamanı’, Güney Amerika’da hala süren ırk ayrımı üzerine bir film gibi gözükse de, işin haraketli yönüne ağırlık veren ve dolayısıyla bir macera filmi olarak tanımlanması daha uygun bir yapım. Mississippi’li bir fabrika işçisi olan Carl Lee Hailey, on yaşındaki kızı Tonya’nın gözü dönmüş iki beyaz ırkçı tarafından saldırıya uğraması sonucunda haklı olarak çok sinirleniyor ve bu iki adamı gördüğü ilk yerde öldürmeye teşebbbüs ediyor. Böylece bir anda ’suçlu’ durumuna düşen Carl Lee, Jake Brigance isimli bir avukatı savunma için tutuyor. Jake’e dava sırasında Ellen Roark isimli genç bir hukuk öğrencisi destek oluyor. Birlikte Klan’ın kirli yüzünü, ve 1860’larda çözülmüş olduğu iddia edilen siyah-beyaz ayrımının hala varolduğunu gören Jake ve Ellen, dava sırasında önemli kanıtlara rastlıyorlar..

Jean Paul Belmondo filmografisinin hatırı sayılır yapıtlarından olan Le Professionnel, özellikle Ennio Morricone'nin Chi Mai soundtrack'i ve Paris sokaklarında geçen araba kovalama sahnesiyle hafızalarda yer etmiştir. Filmde Malagawi isimli Afrika ülkesinin başkanını öldürmek üzere görevlendirilen ajan Joss politik ilişkilerin değişmesiyle Fransa gizli servisi tarafından ele verilir...... ve iki senelik hapis hayatından sonra amirlerinden intikam almak üzere ülkesine döner. Belmondo'nun karizmasıyla lezzetlenen Fransız usulü aksiyon yönetmen Georges Lautner'in imzasını taşımaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir