Kent Moran
Danny

Bir müzisyen işitme engelli bir kadına aşık olursa... Henüz ünlenmemiş, günü kurtarmaya çalışan bir müzisyen, işitme engelli varlıklı bir genç kıza aşık olur. Ne yazık ki, genç kız ilham verdiği şarkıları hiç dinleyemeyecektir.

Üniversitedeki ilk günlerinde tanışan Jeremy ve Melissa kısa süre içinde birbirlerine deliler gibi aşık olur. Ancak bir süre sonra Melissa’nın yakalandığı amansız hastalık, gençleri ciddi bir sınavdan geçirirken, aşka ve umuda sıkı sıkı tutunmalarını sağlayacaktır.

Yetenekli bir şarkıcı, Atlanta müzik dünyasını bırakarak Tennessee'deki küçük bir kasabada hayata yeniden başlar. Burada yeni bir amaç edinip aşkı bulsa da geçmişinden kaçamaz.

Kate Parker’in hayatta en çok istediği şey Amerikan Dans Akademisi’ne girmektir. Fakat amacına ulaşamayınca, dans dünyasına adım atmanın kişisel yetenekten çok daha fazlasını gerektirdiğini öğrenir. Bir Hip Hop klübünde eski bir hokey oyuncusu olan yakışıklı bir dansçının da yardımıyla hayallerini gerçekleştirme şansı yakalayan Kate, hayatını dansa adayacaktır.

Dusty tüm duman ve ışık efektlerinden bıkmıştır. Ünlü ve mutlu olmasını sağlayan şeyin ne olduğunu merak eder. Eksik görünen şeyi bulmak için yürüyüşe çıkar. Kendini ve müziğini yeniden bulur.


A group of newcomers to the country music business seek love and stardom.

Şarkıcı Esther Blodgett yükselişe geçişi inkar edilemez bir yetenektir. Bu arada kariyerinde düşüş yaşayan alkolik Norman Maine ile tanışır ve ondan çok etkilenir. Aralarındaki kuvvetli aşk ikisinin de değişmesine sebep olacaktır. Çünkü Hollywood'un zor şartlarında sadece birisi devam edebilecektir.

Yönetmen Monroe Lizbon üzerine siyah-beyaz bir sessiz film çekmeyi dener, ancak başarısız olur; arkadaşı olan ses mühendisi Phillip Winter’den yardım ister. Ancak Phillip yardımda geç kalır; geldiğinde başlanıp yarım kalmış bir filmle karşılaşır. Monroe ortadan kaybolmuştur.

Profesyonel bir balerin olma hayalleri kuran 17 yaşındaki lise öğrencisi Sara, annesinin bir trafik kazasında ölmesiyle bu hayallerini bir kenara bırakarak Chicago'da yaşayan babası Roy'un yanına taşınmak zorunda kalır. Şehir hayatının karmaşası içinde, dansa olan tutkusunu kulüplerde gidermeye çalışırken, kendisi gibi dans tutkunu siyah bir genç adamla tanışır. Derek ve kız kardeşi Chenille ile arkadaşlık kurmasıyla hayatı renklenir.Ancak Sara ve Derek arasındaki ilişki ilerlemeye başladıkça ailelerinden ve arkadaşlarından tepki almaya başlarlar.İki genç hayallerine ev birbirlerine tutunarak ayakta kalmaya çabalarlar.

Umut vadeden bir müzisyen yakında göreve gidecek bir askerle anlaşmalı evlilik yapmayı kabul eder. Ama sahte ilişkileri bir trajedi sonucu fazlasıyla gerçek bir hâl alır.

Sokak dansçısı Skyler, eğitimli dansçı kız kardeşi Tosha'nın gölgesinden çıkar ve Honey dans stüdyosuyla bir dans yarışmasına katılır; ödül üniversite bursudur.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

A famous pianist at the twilight of his career meets a free-spirited music critic who soon becomes his rock as his mental state deteriorates.

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Fransız Xavier'in, İspanyolca öğrenmek için AB bursuyla Barselona’ya gidip, Avrupa’nın altı farklı ülkesinden gelen insanlarla kaynaştıktan sonra Paris'teki sevgilisinin yanına dönmesinin ardından 5 yıl geçmiştir. Artık hayalini kurduğu gibi bir yazar olmayı başardıysa da, kendini bir kez daha kaybolmuş hissetmektedir. Hem maddi hem de romantik cephede yaşadığı sıkıntılar onu önce Londra'ya, ardından Saint Petersbourg'a sürükler. Bu yolculuk, ona yıllar sonra bir kez daha işi, hayatı ve aşkı yeniden keşfetme imkanı tanıyacaktır.

Roger Avary, 80'lerde aynı video dükkanında beraber çalıştığı Quentin Tarantino'nun Rezervuar Köpekleri filminde "radyo diyaloglarının yazarı" olarak girdiği sinema dünyasında, kısıtlı bir çevre tarafından, özellikle de Mr. Stitch isimli bilimkurgu televizyon filmiyle tanınıyor. Yönetmen senaryoyu Amerikan Sapığı romanının yazarı Bret Easton Ellis ile birlikte onun romanından uyarlamış. Merkezine Wall Street'te çalışan Patrick Bateman'in kardeşi uyuşturucu satıcısı Sean Bateman'i koyan film, kampüs içinde yaşanan karışık cinselliği anlatan bir kolej filmi.

"Bir Zamanlar Savaşçıydılar," bir kadının ailesini bir arada tutmak için geleneklerine dönüşünü anlatıyor. Beth, beş çocuğu ve kocasıyla Yeni Zelanda'da bir gecekonduda yaşayan Maori kökenli, fakir bir kadındır. 18 Yıl önce Maori ailesinin evlenmesini istemediği kocası iyice içkiye bulaşmış, Beth'e kötü davranan, O'nu döven bir adamdır. Beş çocuklarından biri bir çeteye katılmış, diğeri ise bir sosyal yardım kurumu tarafından götürülmüştür. Beth tüm sorunlarına rağmen aileyi bir arada tutmaya çabalarken tek yardımcısı hayatla ilgili umutlarına dört elle sarılan kızı Grace'dir. Yazar olmak isteyen Grace'in başına gelenler ailenin kaderini değiştirir ve Beth'in, geleneklerinde yatan gücü keşfetmeye zorlar...


Christine, taksi şöförlüğü yapan bir video sanatçısı. Richard ise karısından ayrıldıktan sonra iki çocuğu ile ayakta durmaya çalışan bir ayakkabı satıcısı. Christine hüzünlü ve şaşkın Richard ile tanışır. Richard ona ayağındaki yarayla ilgili şaşırtıcı bir derinlik taşıyan ilginç bir yorum yapar. Christine bütün gün kadınların ayaklarını elleyen bu adamdan etkilendiğini anlayınca onun gözüne girmek için elinden geleni yapmaya çalışır. Fakat bu o kadar da kolay olmayacaktır. Bu oyun esnasında bir yandan da adamın çocuklarının dünyasına girmeye çalışırız. Büyük oğlan mahallenin kızlarıyla ilk cinsel deneyimini yaşarken, henüz okuma yazma bilmeyen ufaklık da internet aracılığı ile olgun kadınları baştan çıkarmaya çalışır. Bu küçük ama şaşırtıcı film kimi zaman sevimli kimi zaman da şaşırtıcı öykülerden oluşuyor. İşin içinden çıkmak için gerçeküstü bir aşk hikayesi diyebiliriz. Ya da doğrudan Todd Solondz ve Terry Zwigoff gibi yönetmenleri referans verelim. Mümkünse kaçırmayın!

İtalyan sinemasının yaşayan en büyük yönetmeni olan Bernardo Bertolucci'nin birçok eleştirmence beğenilmeyen filmi. Lama Norbu (Ruocheng Ying), Budistlerin ruhani liderlerinin ölmesi üzerine, reernkarnasyon sonucu Buddha'nın ruhunun bir çocuğa geçeceğini düşünüyor. Hindistan'dan bir kız çocuğu, Seattle'dan Amerikalı küçük Jesse (Alex Wiesendanger) ve Katmandu'dan bir çocuğu alıp kutsal Butan şehrine gidiyorlar. Burada gerçek Küçük Buddha'nın kim olduğu anlaşılacak.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir