
Jessica Chastain
Catherine Weldon

1889 yılında geçecek Woman Walks Ahead, New York City’deki hayatından bunalmış dul Catherine Weldon’ın ressam olma hayalleriyle Dakota’ya doğru tek başına yolculuk yapmasını ve kendisini orada toprakları için savaşan bir halkın arasında bulmasını konu ediniyor * Her şeyiyle on numara bir filmdi bana göre. Hikaye güzel, kurgu güzel, oyuncular güzel. Hele o Sam Rockwell'in filmlerinde kıvrıla kıvrıla yürüyüşü, yılan gibi laf sokmaya çalışmaları falan yok mu mest ediyor insanı. Duygusal insanlara hitap eden bir film gibi görünüyor.

Jessica Chastain
Catherine Weldon

Michael Greyeyes
Sitting Bull

Sam Rockwell
Silas Groves

Ciarán Hinds
James McLaughlin

Chaske Spencer
Chaska

Bill Camp
General Crook
Willy RunsAbove
Chief Black Bear

Louisa Krause
Loretta

Robert Mirabal
Only Man
Monika Crowfoot
Seen By The Nation

David Midthunder
Shell King
Rulan Tangen
Susan McLaughlin
Robert Moreno Sr.
Thunder
Ben Ziegler
Attacker in Cannonball

Boots Southerland
Cab Driver NY

Emiliano Zapata, Meksika'nın en saygın ulusal kahramanlarından, çiftçilerle Meksikalı yerlilerin özgürlüklerini ve toprak haklarını aramak için başlayan 1910 devriminin öncülerindendir. Senaryosunu John Steinbeck'in yazdığı bu biyografik filmde Zapata, romantik, idealist, alaycı, inatçı ve karizmatik bir önder olarak tasvir ediliyor. Viva Zapata! 1900'lerden başlayarak Zapata'nın köyde geçen çocukluğunu, erkek kardeşi Eufemio ve silah arkadaşı Pancho Villa ile birlikte dönemin gaddar başkanı Porfirio Diaz'a başkaldırışlarını ve devam eden olayları anlatıyor.

Her şeyiyle mükemmel olan Keller ailesinin, kusurlu tek yönü kör, sağır ve haliyle dilsiz kızlarıdır. Kızlarının yaşıyla birlikte sorunları da artmaktadır. İstekleri ve ihtiyaçları gün geçtikçe çoğalan Helen'i anlamak, annesi ve babası için dahi imkansızdır. Bir yandan sevgi, şefkat ve acıma duyguları işin içine girince, Helen'i terbiye etmeye kimsenin ne gücü, ne de cesareti yeter. Onu ya bir bakım evine terk etmek gerekmektedir ya da bir hoca tutarak son seçeneği değerlendirmek. İşe aldıkları öğretmen henüz öğrenciliği süren, deneyimsiz, bakım evlerinde büyümüş ve görme engelli biridir. Eve adım attığı anda sorunlar ikiye katlanınca, ailenin tüm umutları tükenir. Öğretmenin ve Helen'in başarısız olacakları konusunda herkes hemfikirdir ancak gerekli sabırla tüm dünyayı öğrenmeye çalışmak, denemeye değecek kadar güzeldir.

“Halkın Prensesi” Diana, Paris’te bir trafik kazasında ölmüştür. Kraliçe ve ailesi, bir süre Balmoral Kalesi’nin kapalı kapıları ardında yas tutmayı uygun görürler. Kalpleri kırık olan halk, bu tutumu anlayamaz ve Kraliçe’den kendilerine açıklama yapmasını beklerler. Bu durum henüz seçilen başbakan Tony Blair üzerinde de baskı unsurudur. Variety'den Derek Elley'in de ifade ettiği gibi "Gelenekle aykırı olanın birbiri ile çatıştığı ve aynı zamanda birbirinden faydalandığı ustaca yazılmış ve oynanmış" bir film The Queen.

Nickel Çocukları, bir çocuk ıslahevinde kalan iki siyahi genci konu alıyor. İkisinin derin dostluğu bir dönüşüm sunarak umut uyandırıyor.

Shields, annesinin anlattığı hikayelere göre soylu bir kandan gelen ve aslında kral olması gereken, lakabı İmparator olan bir köledir ancak talihsizlikler sonucu kendisini bir anda kaçak, katil ve banka soyguncusu olarak ülkenin kuzeyinde yollarda bulur. Film, Shields Green’in gerçek hayatından esinlenmiştir.

Savaş ve şiddetin etkisiyle karakteri sertleşmiş olan yüzbaşı Joseph J. Blocker'a (Christian Bale), bir Cheyenne savaş şefi ve ailesinin Montana'daki kabile topraklarına geri dönüş yolculuğunda eşlik etme görevi verilir. Blocker hayatı boyunca içinde yaşadığı şiddet dolu hayattan yorgun düşmüş olsa da bu görev onun için oldukça zor olacaktır; zira eşlik ettiği şef yıllar boyunca en büyük düşmanlarından biri olmuş ve birçok arkadaşının hayatını ellerinden almıştır. Ancak kayıplar konusunda şef de en az Blocker kadar payına düşeni almıştır. Tehlikeli topraklardan yola çıkarak, vahşi ancak etkileyici batıya doğru ilerleyen kafile bu yolda birçok zorlukla karşılaşacaktır. Zorluklar arttıkça, Blocker emirleri yerine getirirken kendi bağnazlığıyla yüzleşmeye mecbur kalacak, bir yandan da bu yolculuğa ailesinin bir baskında katledildiğine tanıklık eden intihara meyilli bir dul kadın da (Rosamund Pike) dahil olacaktır.

Amerikan İç Savaşı’ndan iki yıl önce geçen hikâye, eski bir köle olan Django’nun Alman ödül avcısı Dr. King Schultz ile yollarının kesişmesini konu alıyor. Schultz, Django’nun yardımı karşılığında ona özgürlüğünü kazandırır ve zorlu bir görevde iş birliği yaparlar. Django’nun üstün avcılık yetenekleri, onları son hedeflerine götürür: Django’nun karısı Broomhilda’yı köle tüccarlarının elinden kurtarmak.

Genç binici Brady, rodeo sırasında kafasına aldığı neredeyse ölümcül darbenin ardından iyileşmeye çabalamaktadır. Yeniden at binmesi olanaksız olunca, amaçsızlık içinde, zihninde kim olduğuna, ne yapmak istediğine dair cevapsız sorular oluşur.

After a cavalry group is massacred by the Cheyenne, only two survivors remain: Honus, a naive private devoted to his duty, and Cresta, a young woman who had lived with the Cheyenne two years and whose sympathies lie more with them than with the US government. Together, they must try to reach the cavalry's main base camp. As they travel onward, Honus is torn between his growing affection for Cresta.

Eski Batı'nın nasıl kazanıldığını ve kaybedildiğini, birçok insanın kanı, teri ve gözyaşları aracılığıyla takip edin. 1859'dan 1874'e kadar olan dönemde, İç Savaş öncesinde, sırasında ve sonrasında 15 yılı kapsayan bu hikâye, kendisiyle savaş halindeki bir ülke boyunca duygusal bir yolculuğa çıkmanızı sağlıyor. Ailelerin, arkadaşların ve düşmanların bakış açısıyla, Amerika Birleşik Devletleri olmanın ne anlama geldiğini keşfetmeye çalışan herkesin deneyimlediği bir süreç.

Yıllardan 1885’tir. Nebraska’dan Iowa kentine sürülen 3 kadına, eşlik edecek isimlerden biri yine Nebraskalı olan Mary Bee Cuddy’dir. Sert bir mizacı olan Mary Bee’ye, hayatını kurtardığı George Biggs de yol boyu eşlik edecektir. İkili bu zorlu yolda güçlerini birleştirerek hareket eder... Oscarlı aktör Tommy Lee Jones’un, 2005 tarihli Üç Defin filminden sonra yeniden yönetmen koltuğuna geçtiği film Glendon Swarthout’un romanından uyarlandı. Jones filmde başrolü ise Hilary Swank ile paylaşıyor…

Bin sekiz yüzlü yılların başında Amerikanın Batısına avlanmak üzere gelen bir İngiliz soylusu (Richard Harris) Sioux kızılderililerine esir düşer.Kızılderililer onu öldürmez ama bir hayvana yaptıkları muamelenin aynısını gösterirler.İngiliz soylusu zamanla kabilenin dilini ve adetlerini öğrenir.Gelişen bazı olaylar sonrası kabile tarafından aralarına kabul edilebilmesi için zorlu sınavlardan geçmesi gerektiği söylenir.

1836 yılının bahar aylarında; 200 sıradan adam, yaşadıkları küçük Teksas toprağını korumak için, Meksika'nın diktatör liderinin komutasındaki binlerce eğitimli askere karşı savaştılar. Özgürlükleri için kahramanca savaşan insanların gerçeklere dayanan destansı hikayesi...

Dee Brown'un en çok satan romanından beyaz perdeye uyarlanan, başyapıt niteliği taşıyan bir film. General Custer'a karşı kazanılan Sioux zaferini konu alan film, 3 karakterin mücadelesi üzerine kurulmuştur; Darthmouth mezunu genç bir doktor olan Charles Eastman; topraklarını benliklerini ve şereflerini kaybetmek istemeyen ve Amerika birleşik Devletleri'nin hükmü altına girmek istemeyen lakota kabilesinin gururlu şefi Oturan Boğa ve hükümet'te Kızılderili'lerden sorumlu Senatör Henry Daves, Eastman ve okul öğretmeni Elaine Goodale Sioux'daki yerlilerin yaşam koşullarını iyileştirmeye çalışırken, Senatör Dawes, Başbakan Grant'a kulis yapar. Kalbimi Oraya Gömün, duyguları derinden etkileyen, bilgi yüklü, görsel olarak dikkatleri çeken bir western klasiği.

Gizli Sayılar, yıldızları hedefleyerek ülkenin temellerini değiştiren parlak bir kadın grubunun inanılmaz, anlatılmamış, ancak gerçek hikayesini ortaya çıkarıyor. Film, NASA'daki siyah kadın matematikçilerden oluşan seçkin bir takımın, Sovyetler Birliği'ndeki Amerikalı rakiplerine karşı uzay yarışını kazanmasına yardımcı oldukları ve aynı zamanda, eşit haklara ve fırsatlara ilerlemeye yönelik arayışların hayati tarihini anlatıyor.

Oklahoma'da 1920'lerde Osage halkının topraklarının altında petrol bulunduğunda Osage halkı bir bir öldürülür, ta ki FBI gizemi çözmek için devreye girene dek.

18. yüzyılda, İngiliz ve Fransız askerleri, Kuzey Amerika'nın kontrolünü ele geçirebilmek için savaşmaktadırlar. Kızılderililer ve yerleşimciler, bu savaşın ortasında kalmışlardır. Yerleşimcilerden Cora ve kızkardeşi Alice'i, başlarına gelen bir beladan Şahingöz adında bir kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında bir yerleşimcidir fakat ailesi ölünce son Mohikanlar tarafından büyütülmüştür.James Fenimore Cooper'ın romanından uyarlanan Mohikanların Sonuncusu, Michael Mann'in yönetmenlik kariyerinin önemli filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Daniel Day-Lewis'in oldukça başarılı bir performans sergilediğini de ekleyelim.

Charles Portis'in 1969 tarihli ilk filmin de uyarlandığı romanından tekrar uyarlanacak filmde, babasının bir cinayete kurban gitmesinin ardından işe “gerçekten yürekli” bir yardımcı olan Tom Chaney’i alan ve babasının katilini bulmayı kafaya koyan 14 yaşındaki çiftçi kızı Mattie Ross’un hikayesi anlatılacak.

Filmde, 1860’ların İtalyası’nın hızla değişen toplumsal yapısına uyum sağlamaya çalışan yaşlı bir prensi canlandıran Burt Lancaster, statüsünü ve yaşam tarzını sağlama alma çabasıyla yeğeni Tancredi’nin (Alain Delon) zengin bir tüccarın kızı olan Angela’yla (Claudia Cardinale) evliliğini ayarlar; ve filmin final bölümünü oluşturan neredeyse bir saate yakın balo sahnesi boyunca, hem ait olduğu toplumsal sınıf hem de kendi geçmişiyle bugünü üzerine derin düşüncelere dalar. Birey ve toplum arasındaki etkileşimi büyüleyici ve görkemli bir dille anlatan böyle bir filmi, ancak Visconti gibi aristokrat kökenli bir Marksist yönetebilirdi. (Lancaster, rolünü Visconti’nin karakterinden yola çıkarak canlandırdığını söylemiştir). Aristokratların artık gücün yeni zenginlerin eline geçtiğini kabullendikleri balo sahnesi, haklı olarak sinema tarihinin en ustaca çekilmiş sahnelerinden biri olarak kabul edilir.

Clint Eastwood önceden rol aldığı Avrupa Westernlerindeki 'İsimsiz Adam'a benzeyen, daima tetikte, hızlı silah çeken yabancı rolünde tek kelimeyle mükemmel. Fakat o efsanevi kanunsuzun aksine, Josey Wales'in bir ismi, ve bir yüreği var.Yürek açılır, ve macera başlar. Ailesini vahşice öldürenlerden öcünü alan Wales, bir grup katil tarafından kovalanmaktadır. Wales yanlız yolculuk etmeyi tercih eder, fakat peşine takılan (aralarında Sondra Locke ve Chief Dan George'un da bulunduğu) kanunsuz serserileri korumasız bırakmaya gönlü elvermez. Time dergisine göre 1976 yılının en iyi filmleri arasında yeralan The Outlaw Josey Wales, tüm zamanların en iyi Westernlerinden.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir