
Dennis Christopher
Dave Stoller

19 yaşında, henüz liseyi bitirmiş olan dave günlerini eğlence düşkünü Cyrill, çabuk sinirlenen Moocher ve kindar olmasına rağme iyi yürekli Mike ile birlikte geçirmektedir. Dave’in en büyük hayali günün birinde çok iyi bir bisiklet yarışçısı olabilmek ve İtalyan bisiklet takımına girebilmektir. Bunun için Dave İtalyan kültürünü saplantılı bir şekilde öğrenmeye, ailesi ve arkadaşları ise onun bu durumundan endişe duymaya başlar. Ancak Dave hiçbir şeye rağmen hayallerini bırakmaz ve başarıya doğru sağlam adımlar atar.

Dennis Christopher
Dave Stoller

Dennis Quaid
Mike

Daniel Stern
Cyril

Jackie Earle Haley
Moocher

Barbara Barrie
Evelyn Stoller

Paul Dooley
Ray Stoller

Robyn Douglass
Katherine

Hart Bochner
Rod

Amy Wright
Nancy

Peter Maloney
Doctor

John Ashton
Mike's Brother
Lisa Shure
French Girl
Jennifer K. Mickel
Girl

P. J. Soles
Suzy
David K. Blase
500 Race Announcer

Ender rastlanan bir hastalık yüzünden boyu uzamayan Kevin ve onu sırtında taşıyan irikıyım Max’ın dostluğunu anlatan The Mighty, duygusallığın ön plana çıktığı ama duygu sömürüsünün yapılmadığı etkileyici bir film. Zeki bir çocuk olan Kevin, asla uzamayacak kısa boyu yüzünden kimseyle arkadaşlık kuramamaktadır. Ancak bir gün öğrenme zorluğu çeken Max’la tanışınca tüm hayatı değişir. İkisi de farklı nedenlerle toplum tarafından dışlanan ikili, birlikte önyargısız bir dosluk kurarken sihirli bir yolculuğa çıkar.

Yedi yıldır bitmemiş bir roman, çalıntı bir araba, ölü bir köpek, dengesiz bir öğrenci, kızgın bir eş ve hamile - üstelik de evli - bir metres!... Bunlar, Profesör Grady TRIPP'in (M.DOUGLAS) o hafta sonu başa çıkması gereken felaketlerin sadece bir kısmıdır. Ayrıca okulun aynı hafta sonu yapılacak yıllık Edebiyat Festivali'nde görevli öğrencilerin de sorumluluğu ondadır. Bu öğrencilerin hemen hepsi, yıllar önce tıpkı kendisinin de olduğu gibi birer "harika çocuk"tur. Bu çocukların en yeteneklisi ve profesyonel bir yalancı James LEER (T.MAGUIRE) ile tanışan Grady, tahmin ettiğinden de korkunç bir hafta sonu geçireceğinin henüz farkında değildir. 2001 yılında En İyi Müzik dalında Oscar® ödülü kazanan bu filmde Michael DOUGLAS, kariyerindeki en iyi performanslarından birini sergiliyor.

The Way Way Back’te 14 yaşındaki Duncan’ın annesi Pam, annesinin erkek arkadaşı Trent ve onun kızı Steph ile çıktığı yaz tatilinin hikayesi anlatılıyor. Uyumsuzluk sorunu yaşayan çekingen Duncan Water Wizz su parkının müdürü Owen ile arkadaş olur. Owen’la arkadaşlığı sayesinde Duncan açılmaya ve dünyadaki yerini bulmaya başlar. O yazı asla unutamayacaktır...

A.G. Sulzberger’in The New York Times için yazdığı bir makaleden yola çıkan "Kodachrome"un konusu şöyle: Matt Ryder (Jason Sudeikis), uzun yıllardır ayrı kaldığı ve ölmekte olan babası Benjamin (Ed Harris) ile birlikte ülkeyi boydan boya arabayla geçmek zorunda kalır. Dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından biri olan Benjamin, ‘Kodachrome’ film basabilen son laboratuvar kapanmadan önce, elindeki dört eski film rulosunu laboratuvara götürmek istemektedir. Benjamin’in hemşiresi Zoey (Elizabeth Olsen) ile birlikte üçlü, geçmişlerini arkada bırakarak, analogtan dijitale geçen dünyada bir seyahate çıkarlar.

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.

Mike tam da kariyerinin en büyük anlaşmasını yapmak üzereyken, ailesini kaybeden yeğenlerinin yeni bir yuva bulmasına yardım etmek için büyük şehirdeki bekâr hayatını geride bırakarak Ohio kırsalındaki bir çiftliğe gider.

Accio alıngan, çabuk sinirlenen ve belalı bir tiptir. Her olaya sanki bir savaşa girermiş gibi yaklaşır ve ailesi kendisinden umudu kesmiştir. Kardeşi Manrico ise yakışıklı, karizmatik ve herkes tarafından sevilen, fakat aslında derinlerde kardeşi kadar tehlikeli birisidir. Mio fratello è Figlio Unico filmi, 1960’lar ve 70’ler İtalya’sında, bu iki tutkulu kardeşin politika (Accio milliyetçi, Manrio ise komünist partilere üyedirler) ve aynı kadın üzerine verdikleri mücadeleleri konu alan maceralarını anlatır. Şimdi zaman kaçma, geri dönme, ne zaman savaşılacağını bilme ve büyüme zamanıdır. Onbeş yıllık İtalya tarihi arka fonu oluştururken, kardeşler de tüm farklılıklarına karşın aslında ne kadar da benzer olduklarını kavrarlar.

Eski bir futbol yıldızı sarhoş araba kullandığı için hapse düşer ve burada mahkumlardan oluşan iddialı bir takım kurar. Gardiyanlarla yapılacak olan maç öncesi son derece sıkı bir hazırlık yapan takım ve koçu, hem gardiyanları hem de izleyicileri şaşırtacaktır...

Doğdukları zamandan beri hiç ayrılmayan 4 iyi arkadaşın ilk defa birbirlerinden ayrı geçirecekleri o güzel yazın hikayesini anlatıyor.Genç kızlar hepsine tesadüf bir şekilde uyan bir pantolon alırlar ve farklı vücut yapılarına sahip oldukları için bunun bir sihir olduunu düşünürler .Bu pantolonu birbirleri arasındaki bağları için kullanmaya karar verirler. Hayatta dostlukların ne kadar önemli olduğunu anlatan güzel bir gençlik filmi.

Kuzey İngiltere'de 1984 yılında yaşanan madenci grevinin sosyal bir zemin olarak karşımıza çıktığı film, ağabeyi ve babası greve katılan 11 yaşındaki bir çocuğun tek başına ayakta durma savaşını ve içsel mücadelesini anlatıyor. Box ringini terkedip bale dersleri almaya başlayan Billy Elliot'un seçimi ailesi tarafından yadırgansa da, bale hocası Bayan Wilkinson ona arka çıkacaktır * Yeşilçam filmlerini özleyenler için muhteşem. Özlemeyenler için de muhteşem * filmi seyrederken kendi kendime "şu çocuk kadar istikrarlı olamadım:)" diye hayıflandım * Zarif film. Sade içten rahat. Olduğu gibi olabilen insanlar gibi...

In the summer of 1978, a teenager and his group of friends face new challenges when their neighborhood roller-skating rink closes, forcing them to visit a different rink.

Clifford Peach, yeni başladığı lisede uyum sağlamakta zorlanan sakin bir gençtir. Okulda öğrencilere zorbalık yapan bir kabadayı, herkesten harçlıklarını almaktadır. Clifford buna boyun eğmeyip, öğrencileri ve öğretmenleri bile korkutan yalnız ve iri yapılı bir gencin yardımını ister. Başta sadece bir anlaşma gibi başlayan bu ilişki, zamanla dostluğa dönüşür ve birlikte zorbalara karşı güçlü bir bağ kurarlar.

Tracy, iki örgülü, gelecek vaad eden, hâlâ ayıcıklarla ve Barbie bebekleriyle oynayan bir yeni ergendir. Fakat çevresinde sürekli cinsellik üzerinden yaratılmış bir atmosfer vardır; özellikle liseye başlamasıyla bu cinsellik söylemi, üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya başlar. Tracy ilk başlarda, bu ortama uyum göstermekte zorlanır. Bir yandan Evie Zamora gibi çok popüler, bir manken kadar güzel ve çekici, kendini beğenmiş, tüm erkekleri peşinden koşturmayı başaran kızları anlayamamaktadır; bir yandan da onların dünyasına dahil olmak istemektedir. Evie'yle arkadaş olması, Tracy'nin olmayı hayal ettiği gibi biri olmasını sağlar, zamanla popüler olmak için neler yapması gerektiğini öğrenir ve herkesin ilgisini çeker. Ancak geçirdiği değişim sonucu, artık başka biri haline geldiğini, kendisine yabancılaştığını fark edecektir.

Film, kazandığı şampiyonluklarla dünyaca ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf eden Lance Armstrong'un skandallarla dolu gerçek öyküsünü, bir gazeteciyi hikayenin merkezine alarak anlatıyor. Spor yazarı David Walsh, Armstrong’un başarısının sebebinin doping olduğuna inanmakta ve bu yalanı ortaya çıkarmak için araştırma yapmaktadır. Ancak kanseri yendikten sonra Amerika’da adeta bir halk kahramanına dönüşen Armstrong’un hile yaptığına kimse inanmamaktadır.

İçinde bulunduğu çetenin başı belaya girince Landon Carter, bir anda kendini okul tiyatrosunda sahnelenecek bir oyunun içinde bulur. Burada karşılaşacağı sessiz ve kendi halinde bir kız olan Jamie'ye aşık olması ise tüm hayatını tümüyle değiştirecektir.

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

1900 yılında, elit bir kız okulu, Hanging Rock adlı dağlık bir bölgeye sevgililer gününde gezi düzenler. Fakat üç öğrenci ve bir öğretmen, bu gizemli yerde kaybolur.Herkes onları bulmak için seferber olsa da, ne onlar ne de kaybolmalarının sebebi bulunamaz, bu sorunun cevabı izleyiciye bırakılmıştır. Fakat bu kayboluş toplumdaki herkesi etkiler. Kaybolan öğrencilerden biri bulunsa da başına ne geldiğini, ya da arkadaşlarına ne olduğunu hatırlamaz.Uluslararası alanda adı duyulan ilk Avustralya filmlerden biri olan Picnic at Hanging Rock, bu anlamda sinematik ve tarihsel açıdan büyük öneme sahiptir.

A street smart runner develops an intense rivalry with an equally ambitious wealthy young athlete.

16 yaşındaki Cyd, dokuz yıl önce çocukluğunda yaşadığı travmatik bir olayın etkisinde, Chicago'ya yaz tatilini geçirmek için teyzesini ziyarete gider. Cyd, bir yandan bilinen ve saygı duyulan bir yazar olan teyzesi Miranda'yı daha yakından tanıma fırsatı bulurken diğer yandan da güneşli, miskin yaz günlerini barbekülerle ve rutin gündelik aktivitelerle geçirir. Bir kahve dükkanında çalışan Katie'yle tanışıp birbirlerine ilgi duymaya başladıklarında, Prenses Cyd, cinsellik ve spiritüellikle ilgili ilginç soruların ortaya atıldığı, büyüleyici bir ritme girer. Oyuncuların oldukça doğal performanslarıyla dikkat çektiği, Stephen Cone'un eleştirmenlerce çok beğenilmiş filmi, genç bir kadının kendini ve dünyayı keşfetmesine dair şiirsel ve lirik bir masal.

Üç kızı bir arada idare eden çapkınımız John Tucker(Jesse Metcalfe) okulunun en popüler öğrencisidir. Kızlarımız aldatıldıklarını öğrendikten sonra Kate(Britany Snow)'inde yardımıyla el ele verip John Tucker' dan intikam almaya başlar ve olaylar gelişir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir