
Jakub Wesołowski
Jerzy Bolesławski


Jakub Wesołowski
Jerzy Bolesławski

Mateusz Damięcki
Andrzej Skowroński

Antoni Pawlicki
Piotr Dołowy
Anna Gzyra
Krysia Włosowska

Julia Pietrucha
Zosia Paluch

Marta Ścisłowicz
Ania, córka starosty, ukochana Andrzeja

Maria Niklińska
Basia

Grażyna Szapołowska
Matka Krysi

Olgierd Łukaszewicz
Ojciec Krysi

Krzysztof Stelmaszyk
Starosta, ojciec Ani

Katarzyna Gniewkowska
Matka Jerzego Bolesławskiego

Jacek Romanowski
Ojciec Jerzego Bolesławskiego
Adam Krawczyk
Zawada

Krzysztof Banaszyk
porucznik Zaborowski
Anna Maria Buczek
Servant Wiesia

Yargıç Clarence Thomas’ın ABD’nin Anayasa Mahkemesi’ne üyeliği söz konusudur. Fakat eski meslektaşı Anita Hill, aleyhine ifade verir; İfadesinde Clarence’ın kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söyler.

1961 yılında Yahudi ajanlar tarafından yakalanan Nazi Adolf Eichmann duruşmaya çıkarılmak üzereyken, Amerikan yapımcı Milton Fruchtman, duruşmanın televizyonda yayınlanması gerektiğini düşünür ve bunun üzerine Eichmann Yayını (The Eichmann Show) olarak adlandırdığı programa başlar. Bir düzine tehdit alan Fruchtman, programı kararlılıkla devam ettirecek ve Nazilerin iç yüzünü bir kaç ülkede yayınlanan programla seyirciye sunacaktır. Eichmann Şov, ilk küresel televizyon belgesellerinden biri olacaktır.

Lyndon Johnson, John F. Kennedy suikastinin kaotik sonrasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olur ve Sivil Haklar Yasasını geçirmek için senato da verdiği mücadeleyi konu ediyor.

Oslo, 1993’te gerçekleşen Oslo Barış Antlaşması’nın arka planında yatan olayları ele alıyor. Yatıştırılamayan ebedi düşmanlıklar, perde arkası görüşmeler ve Oslo Antlaşması’nın gerçekleşmesini sağlayan gizli ama birbirlerine derinden bağlı bir grup Norveçli, İsrailli ve Filistinli kahramanın öyküsü, gerçek hikâyelere dayanıyor.

2.Dünya Savaşı Avrupa’da henüz sona ermiştir ve Birleşik Krallık halkı 1945 Genel Seçimleri’nin sonuçlarını beklemektedir. Bu süre zarfında, Winston Churchill eşi Clemmie ile Fransa’ya tatile gider. Ard arda görünen flashbacklerde; Chruchill, savaştaki en şanlı anlarını anımsar ve fakat bu anıların, evliliğine kötü etkileri olmaktadır.

1950'lerde Amerika'da siyahi bir kadın olan Henrietta Lacks'e kanser teşhisi konur. Kendisinden habersiz alınan ve üzerinde araştırma yapılan kanser hücrelerinin ölümsüz olduğu farkedilir. Henrietta Lacks hücreleriyle bilim ve tıp dünyasına ışık tuttuğundan habersiz bir şekilde hayatını kaybeder...

In 1971, a warden at Attica Penitentiary is caught up in a hostage crisis when inmates take over the prison to demand better living conditions.

Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür: 2 yaşında tahta çıkan Çin'in son imparatoru Pi Yi'nin gözünden 60 yılın öyküsü. Çekimi 2,5 yıl süren, 19 binden fazla kişinin rol aldığı film çok şık ve estetik bir görkemli yapımdır. Bertolucci sinemasının izlerini de taşır: Yasak Kent'in avlusunda binlerce figuranla çekilen sahnelerden ipek çarşafların altında belli belirsiz sevişen üç bedene kadar... Son İmparator aynı zamanda Bertolucci'nin Oryantal Üçlemesi'nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.

Birinci Dünya Savaşı'nda, aristokrat sınıftan gelen Komutan De Boeldieu ile işçi sınıfından gelme Teğmen Marechal, keşif gezisine çıkarlar. Ancak görevlerini başarı ile tamamlayamadan, Alman askerleri tarafından esir alınırlar. Alman Komutan von Rauffenstein da, tıpkı Boeldieu gibi aristokrat bir aileden gelmedir ve esirlerinin kendisi ile birlikte yemek yiyebileceklerini duyurur. Yemek sırasında Boeldieu ile Rauffenstein, aralarındaki ortaklıkları görmeye başlarlar, bunların hepsi de sınıf temellidir. Ancak bu ortaklık, onların esir kampına gönderilmesini engellemez. Komutan ve teğmen, kampta diğer askerler ile arkadaş olur ve onların kaçış planlarına katılırlar. Esir kampından tünel kazarak kaçmayı deneyeceklerdir...

Amerikan tarihindeki önemli olaylardan birine güncel bir bakış açısı getiren Demir Çeneli Melekler, Amerikan kadınlarına oy hakkı kazandırmak için hayatlarını riske atmaktan kaçınmayan ve Hilary Swank'ın canlandırdığı cesur, başarılı ve genç eylemci Alice Paul ve Frances O'Connor tarafından canlandırılan Lucy Burns'ün gerçek yaşam hikayelerini anlatıyor.

Otostop çeken bir kadın, genç bir çift tarafından kaçırılır ve yedi yıl boyunca esir tutulur, bu süre zarfında işkence görür ve kendisini tutsak edenlerin kölesi olarak yaşamaya zorlanır.

2. Dünya Savaşı'nda önemli bir yeri olan Scheldt Muharebesi sırasında bir planör pilotu, bir Nazi askeri ve gönülsüz bir Direniş askerinin hayatı trajik şekilde kesişir.

Joshua Rose (Dennis Quaid) Paris'te bir terörist saldırısı sırasında karısı ve çocuğunu kaybeden Amerikalı bir askerdir. Joshua başına gelen bu olayın etkisiyle gönüllü olarak Bosna Savaşına katılmaya karar verir. Savaşın bütün dehşeti ve vahşiliğine rağmen yaşadığı olaylar, içindeki nefreti yavaş yavaş eritirken sevgi ve umudu yeniden yeşertmeye başlar.

Jem Belcher, eski bir boksör olan büyükbabası tarafından yoksulluk içinde büyütülür. Maddi olarak tükenmiş ve büyükbabasını gururlandırma arzusuyla hareket eden genç adam, onun izinden gitmeye karar verir. Bunu için de ünlü koç Bill Warr’dan yardım alır. Bill, Jem'in doğal yeteneğini geliştirmeyi ve onu dünyanın gördüğü en büyük dövüşçü yapmayı hedefliyor. Büyük bağlılık ve birçok zorluk sayesinde Jem'in planı işe yarar. Jim, şampiyon olur ve sosyal olarak yükselir. Ama sonra bir kaza onu kısmen kör bırakır ve acımasızca düşer. Ancak, birdenbire, acımasız bir dövüşte yeni şampiyonla yüzleşmek için son bir şans yakalar.

Filmde, 1860’ların İtalyası’nın hızla değişen toplumsal yapısına uyum sağlamaya çalışan yaşlı bir prensi canlandıran Burt Lancaster, statüsünü ve yaşam tarzını sağlama alma çabasıyla yeğeni Tancredi’nin (Alain Delon) zengin bir tüccarın kızı olan Angela’yla (Claudia Cardinale) evliliğini ayarlar; ve filmin final bölümünü oluşturan neredeyse bir saate yakın balo sahnesi boyunca, hem ait olduğu toplumsal sınıf hem de kendi geçmişiyle bugünü üzerine derin düşüncelere dalar. Birey ve toplum arasındaki etkileşimi büyüleyici ve görkemli bir dille anlatan böyle bir filmi, ancak Visconti gibi aristokrat kökenli bir Marksist yönetebilirdi. (Lancaster, rolünü Visconti’nin karakterinden yola çıkarak canlandırdığını söylemiştir). Aristokratların artık gücün yeni zenginlerin eline geçtiğini kabullendikleri balo sahnesi, haklı olarak sinema tarihinin en ustaca çekilmiş sahnelerinden biri olarak kabul edilir.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Genç bir avukatın hayaleti sıkıyönetimden sonra dünyayı gözlemler. Üç motif iç içe geçmiştir. Genç avukatın savunmayı düşündüğü bir işçi, muhalif eylemcilerden olmakla suçlanmaktadır, ancak bu eylemci şimdi bir tür uzlaşmaya razı olmuş yaşlı bir avukat tarafından savunulur. Avukatın dul karısı ancak kocası öldükten sonra onu ne kadar çok sevdiğinin farkına varır ve içinde taşıdığı boşlukla başa çıkmaya çalışır. Filmde metafiziksel öğe de mevcuttur. Artık orada bulunmayan bir adamdan, ardında bıraktıklarına gönderilen işaretler.

Mucizevi bir hamilelik. Merhametsiz bir kral. Ölesiye bir kovalamaca. Meryem'in İsa'yı dünyaya getirdiği yolculuğu, İncil'e dayalı bu destanda açığa çıkıyor.

Katherine, kralın yurt dışındaki savaşları sırasında ülkeyi yönetmesi için naip olarak atanır. Ancak Henry, giderek kötüleşen sağlığı ve artan paranoyası ile saraya döndüğünde, Katherine hem kendi hayatta kalışı hem de halkının geleceği için tehlikeli bir mücadeleye girişir.Film, Katherine Parr'ın güçlü, bağımsız ve dirençli bir kadın olarak tarihin akışını nasıl etkilediğini gözler önüne sererken, aynı zamanda Tudor sarayının karanlık ve entrikalarla dolu dünyasını çarpıcı bir şekilde yansıtır. Firebrand, kadınların dayanıklılığı, otoriteye karşı direnişi ve zorlu bir dönemde verilen kişisel savaşların güçlü bir portresini sunuyor.

Usta Samuray Kambei'nin cesareti ve fedakarlığına şahit olan bir grup köylü ondan sürekli olarak haydutların baskınlarına uğrayan köylerini korumasını isterler. Kambei bu isteği herhangi bir çıkarı olmamasına rağmen kabul eder ve ilk olarak kısa süre sonra müridi olan genç samuray Katsushiro'yu, ardından da güç kullanmaya meraklı bir samuray olarak görünen fakat sonradan bir çiftçinin oğlu olduğu ortaya çıkan Kikuchiyo'yu yanına alır. Takımına dört yeni samuray daha ekleyerek köyü savunmaya girişen Kambei köylüler tarafından sevinçle karşılanır ve herkesin sevgisini kazanır; bir süre sonra onlara kendilerini savunmayı öğretmeye başlar. Bu arada haydutlar köyün sınırlarında dolaşmakta ve yeni saldırıları için uygun bir zaman kollamaktadırlar...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir