
Moon So-ri
President Judge Kim Joon-gyeom

Bu film Kore’deki ilk sekiz jüri üyesinin verdiği karara ilişkin gerçek olaya dayanmaktadır. Medyanın tüm dikkati Kore hukuk tarihinde ilk kez gerçekleşen jürili duruşmadadır. Rastgele seçilen sekiz vatandaş, bir annenin katledildiği ve neredeyse hiç şüpheye yer bırakmayan kanıtlarla desteklenen bir davaya hüküm vermek üzere çağrılır. Hakim sekiz jürinin oy birliğiyle ‘’Suçlu’’ kararına varmasını beklerken, fazlasıyla tutkulu olan bu jüri üyeleri daha önce asla mahkemede sorulmamış sorular sorarak davayı tersine çevirir.

Moon So-ri
President Judge Kim Joon-gyeom

박형식
Juror #8 - Kwon Nam-woo

Baek Soo-jang
Juror #1 - Yoon Geu-rim

Cha Mi-kyung
Juror #2 - Yang Choon-ok

Yoon Kyung-ho
Juror #3 - Jo Jin-sik

Seo Jeong-yeon
Juror #4 - Byeon Sang-mi

Cho Han-chul
Juror #5 - Choi Yeong-jae

조수향
Juror #7 - Oh Soo-jeong

Kwon Hae-hyo
President of Court

Seo Hyun-woo
Defendant Kang Du-sik

Seo Jin-won
Public Defender

Lee Young-jin
Public Prosecutor

Shim Dal-gi
Kang So-ra

Lee Yong-yi
Aged Mother

Kim Hak-sun
Forensic Doctor

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

Ölmek üzere olan bir okul. Sanki bu okula kanser teşhisi konulmuş ve bu okul gelmeyeceğini bile bile bir çare bekliyor derdine. Umut ve şefkat dolu bir öğretmen. Bu okula ve içindekilere konulan kanser teşhisini inkâr ediyor ve olamayacağını bile bile herkesin derdine derman olmaya çalışıyor.

Steven Spielberg'in kendi çocukluğundan izler taşıyan bu film, II. Dünya Savaşı sonrasında, Arizona'da mütevazı bir ailede büyüyen Sammy Fabelman'ın, sinemanın büyüsüyle aile içerisinde yaşanan gelgitlerin üstesinden gelmeye çalışmasını konu ediniyor.

Film, Downey'in canlandıracağı başarılı bir avukatın, annesinin cenazesi için memleketine dönmesinden sonra yaşananları anlatacak. Babasıyla arası pek de iyi olmayan avukat, Alzheimer hastası babasının, yıllar önce davasına baktığı bir adamın ölümüyle bağlantısı olup olmadığını araştırırken, unuttuğu kökleriyle ve babasıyla da tekrar karşılaşacak.

Akeelah Anderson kelimelere tutkuyla bağlı küçük bir kızdır. Bu tutkusu onu bir imla yarışmasına katılmaya kadar götürür. Pek çok insan ona gönüllü olarak öğretmenlik yaparken kimileride karşı çıkar. Çok geçmeden Akeelah, Ulusal İmla Yarışması'na katılmaktaki cesareti ve kararlılığıyla farkında olmadan mahalleyi bir araya getirir.

Evliliği dağılmak üzere olan bir yargıç, dini ilkelere dayanarak kan naklini reddeden genç bir çocuğun yer aldığı bir davada karar vermelidir.

Andin Drake Doremus’un filminde Felicity Jones, evinde yaşadığı ailenin babasıyla (Guy Pearce) ilişkisi olan bir öğrenciyi canlandırıyor...

30 yılını bir masanın başında mühür basarak ve hiçbir iş yapmayarak geçirmiş olan Bay Watanabe 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenince, o güne dek hiç yaşamamış olduğunu hisseder. Ancak yaşama duygusunu kolay kaybetmeye niyetli değildir.

Şebeke, uzun yıllardır UBS Akşam Haberleri isimli programda haber spikerliği yapan Howard Beale’nin hikayesini konu alır. Beale’in ratingleri günden güne düşmektedir ve nihayetinde bir çalışma arkadaşından, iki hafta içerisinde işinden kovulacağını öğrenir. Bunu öğrendiğinde büyük bir depresyona giren adam, ertesi akşam canlı yayında, gelecek Salı günü canlı yayında intihar edeceğini anons eder. Haliyle bu şok duyurudan sonra işler fazlasıyla karışır.

Eşcinsel ve işinde başarılı bir avukatın (Tom Hanks) birgün AIDS virüsü taşıdığını fark edilip, çok geçmeden çalıştığı hukuk bürosundaki işine de sudan bir sebepten dolayı son verilir. Şirketin patronu ile arasının çok iyi olmasından dolayı buna çok şaşıran avukat, şirketi ve patronu aleyhine mahkemeye dava açmaya karar verir. Böylece AIDS kurbanın bir insanın toplum içindeki yerini sorgulayan bir dava da başlamış olur. Ve ona bu hukuk mücadelesinde arkadaşı (Denzel Washington) yardımcı olur.

Brandon Sullivan otuzlu yaşlarında, cinsel dürtülerine hakim olamayan bir New Yorklu'dur. Brandon'ın iş, ev ve barlardan ibaret tekdüze yaşamı, fahişeler ve porno filmler arasında geçmektedir. Dikbaşlı kız kardeşi Sissy, birkaç gün kalmak için evine gelince hayatı birden rayından çıkacaktır.

En İyi Film Dahil 7 Dalda Oscar Adayı! Sıradan bir adamın ve büyük bir döngünün parçası olan kanunsuzların hayatlarının kavgasını verdikleri güçlü ve sürükleyici Köstebek, sizi koltukarınıza çivileyecek. Akademi Ödüllü® iki yıldız oyuncu Al Pacino ve Russell Crowe halkın sağlığını tehlikeye atan bir sorunla, sırt sırta vererek duygu yüklü bir mücadele sürdürüyorlar. Ve de şirket devlerinin kendilerini kurtarmak için nasıl yöntemlere başvurduklarını öğrenmeleri fazla uzun sürmüyor.

1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...

Octave dünyanın hâkimidir; Octave reklâm metni yazarlığı yapmaktadır. Yarın ne isteyeceğinize bugün o karar verir. Onun için, "insan bir üründür, tıpkı diğer ürünler gibi". Octave dünyanın en büyük reklâm ajansında çalışmaktadır: Ross & Witchcraft, nam-ı diğer "La Ross". Paraya para demez, etrafı kızlarla çevrilidir ve kokainin hasını kullanır. Yine de içi rahat değildir... * * İki olay Octave’ın hayatını altüst edecektir. Ajansın en güzel kızı olan Sophie ile yaşadığı aşk ve reklâm filmi satmak için gittiği süt ürünleri devi Madone şirketindeki bir toplantı. Yetenekli Octave, aklını oynatır ve bu büyük reklâm kampanyasını sabote ederek kendisini yaratmış olan sisteme isyan etmeye karar verir. * * Octave, ajans patronlarının pazarlık ettiği Paris, antidepresan etkisi altında reklâm filminin çekildiği Miami, Saint-Germain-des-Pres ve Orta Amerika’nın bilinmeyen bir adası arasında altın kafesinden kurtulmayı başarabilecek midir?

Mildred Pierce, dönemin tipik kadın portresinin sıradan bir ürünü gibidir. Ancak kendisini aldatan kocası kısa bir süre sonra kendisini terk eder. Mildred, bir anda kendisini daha yalnız ve daha güçlü bir halde bulur. Artık çevresindeki herkese bağımsızlığını ve kusursuzluğunu ilan edecektir. Önünde ise kızının velayetini almak üzere bir dava vardır.

Güney Kore ile Kuzey Kore'yi ayıran sınırda iki Kuzey Kore askeri öldürülmüştür. Bu durumun üstüne iki tarafın askerleri de birbirine karşı ateş açmaya hazırdır. İki taraf arasında yükselen tansiyonu durdurmak ve krize neden olayı araştırmak için tarafsız kalan İsveç ve İsviçre'den gelen uzmanlarca soruşturulmaya başlanır. Farklı senaryolar üretilen soruşturmada ortaya çıkan, gerçeğin çok daha basit ve çok daha trajik olduğudur.

Kendine ait bir hayatı olmayan, diğer insanların yaşamına, kendi yöntemleriyle ortak olan bir adam... Yardıma ihtiyacı olan genç bir kadın...Tatile giden insanların boşalttığı evlerini kullanarak yaşayan ve karşılığını kendince, bozulmuş ev aletlerini onararak ödeyen tuhaf bir adamın hikayesi Boş Ev. Yine böyle bir misafirliği sırasında kaldığı evde yalnız olmadığını fark eder. Evde kocası tarafından işkence gören genç bir kadınla karışılaşan adam şaşkındır. İlk başta birbirlerinden çok farklı görünen bu iki insan giderek yakınlaşır ve aralarında sıradışı bir ilişki başlar.Sinemanın görsel gücünü kullanmayı büyük bir ustalıkla başaran Kim Ki-Duk'un Boş Ev'i, bunu en iyi kanıtladığı filmlerinden biri.

Kendini bir cinayet davasında jüri üyesi bulan bir adam, işlenen cinayetten aslında kendisinin sorumlu olduğunu hemen fark eder ve şimdi bir ikilemle karşı karşıya kalır; suçu kabul edip hapse girmek veya jüriyi manipüle ederek masum bir adamı parmaklıklar ardına koyup özgür kalmak.

Obsesif bir kişilik olan Melvin bir aşk yazarıdır ve her gün aynı yerde büyük bir titizlikle kahvaltısını yapar ve orda çalışan Carol ona hergün tahammül etmektedir. Eşcinsel olan komşusu Simon ise yetenekli bir ressamdır. Bu üç kişi daha sonra birlikte bir maceranın içinde bulurlar kendilerini...

Genç kadın avukat Ann, babasının hoş olmayan geçmişiyle yüzleşmek zorundadır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra vatanı Macaristan’ı terk edip yeni bir hayat kurmak üzere Amerika’ya yerleşen Mike Laszlo, aslında aranan bir savaş suçlusudur. Ann böyle bir durumda nasıl davranması gerektiğine karar veremez. Aile bağları ve iş ahlakı arasında vicdani bir hesaplaşmayı yaşamaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir