
Barry Fitzgerald
The Orator

In the slums of Dublin during the Irish Civil War, the Boyle family’s fragile stability collapses after news of an unexpected inheritance lures them into a false sense of prosperity. Captain Boyle, a boastful idler, squanders their meager resources, while his wife Juno holds the household together. When the fortune proves illusory, the family faces ruin, betrayal, and tragedy.

Barry Fitzgerald
The Orator

Maire O'Neill
Maisie Madigan

Edward Chapman
Captain Boyle

Sara Allgood
Mrs Boyle, "Juno"

John Laurie
Johnny Boyle

Kathleen O'Regan
Mary Boyle
Sidney Morgan
'Joxer' Daly

Dave Morris
Jerry Devine

John Longden
Charles Bentham

Dennis Wyndham
The Mobiliser
Fred Schwarz
Mr Kelly
George Spence
Man in Crowd (uncredited)

94 yaşındaki Eleanor Morgenstein, en yakın arkadaşının ölümünün ardından hayatını yeniden kurmaya çalışır. Bunun sonucunda, onlarca yıl Florida'da yaşadıktan sonra New York'a geri döner.

Bir asker, bir görev turunun ardından ailesine, arkadaşlarına ve eski işine geri döner, ancak kendisini günlük hayatındaki yerini bulmakta zorlanırken bulur.

Tom and Mae Garvey are a Tennessee farming couple battling violent floods to save their land. In addition to natural disasters, the Garveys fight to stop a selfish land developer and a local corporation from foreclosing on their farm. While Mae stays at home to care for their children and tend to the crops, Tom finds work as a scab at a steel mill to preserve his family's property.

Pete Bell, a college basketball coach is under a lot of pressure. His team isn't winning and he cannot attract new players. The stars of the future are secretly being paid by boosters. This practice is forbidden in the college game, but Pete is desperate and has pressures from all around.

Latin kökenli bir Amerikalı genç babasını bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle birinci dereceden cinayetle suçlanır ve mahkeme önüne çıkarılır.

30 yılını bir masanın başında mühür basarak ve hiçbir iş yapmayarak geçirmiş olan Bay Watanabe 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenince, o güne dek hiç yaşamamış olduğunu hisseder. Ancak yaşama duygusunu kolay kaybetmeye niyetli değildir.

Joe Gillis (William Holden) genç bir senaristtir. Film, Gills’in bir havuzda kanlar içinde yatarken görüntüsü ile başlar ve daha sonra altı ay öncesine gideriz. Senaryolarını satamayan ve parasız kalan Joe’nun başı eski borçlarıyla derttedir. Alacaklılardan kaçar ve Sunset Bulvarı’ndaki bir eve sığınarak saklanır. Buradaki ev sahibi ise, sessiz filmler döneminde ün yapmış aktrislerden Norma Desmond’dır (Gloria Swanson). Eski ününü hemen geri kazanabileceğini düşünen Norma, kendi yazdığı bir senaryoyla sinema dünyasına dönmeyi amaçlamaktadır. Joe kendisine senaryo yazımı konusunda yardım edebileceğini söyler ve böylelikle Norma onun bu evde yaşamasına izin verir.

Glamis’in efendisi Macbeth, üç cadıdan bir gün İskoç kralı olacağına dair bir kehanet alır. Bu kehanete çok inanan Macbeth, hırs küpü karısı Lady Macbeth tarafından da iktidarı ele geçirme planları konusunda desteklenir ve tahtı ele geçirmeyi kafasına koyar.


Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.

Usta Samuray Kambei'nin cesareti ve fedakarlığına şahit olan bir grup köylü ondan sürekli olarak haydutların baskınlarına uğrayan köylerini korumasını isterler. Kambei bu isteği herhangi bir çıkarı olmamasına rağmen kabul eder ve ilk olarak kısa süre sonra müridi olan genç samuray Katsushiro'yu, ardından da güç kullanmaya meraklı bir samuray olarak görünen fakat sonradan bir çiftçinin oğlu olduğu ortaya çıkan Kikuchiyo'yu yanına alır. Takımına dört yeni samuray daha ekleyerek köyü savunmaya girişen Kambei köylüler tarafından sevinçle karşılanır ve herkesin sevgisini kazanır; bir süre sonra onlara kendilerini savunmayı öğretmeye başlar. Bu arada haydutlar köyün sınırlarında dolaşmakta ve yeni saldırıları için uygun bir zaman kollamaktadırlar...

Ortaçağ'da Haçlı Seferleri'nden dönen bir şövalye savaşlar sırasında hep ölümle burun buruna gelse de, hayatta kalmayı başarmıştır. Ancak tam huzura kavuşacağını düşünürken, karşısına onun hayatını almaya gelmiş olan ölüm çıkar. Ölümle pazarlığa oturan savaşçı, onu bir satranç oyununa davet eder. Yolculuğu sırasında kendisine eşlik eden ölümle bir taraftan oyun oynayan şövalye, yol boyunca çok farklı insanlara ve durumlara tanık olacaktır.

Zengin medya patronu Charles Foster Kane kendi özel şatosu Xanadu'da ölür. Ölürken son söz olan Rosabud'u fısıldar. Bütün gazetelerde Kane ile ilgili değişik hayat hikayeleri yayınlanır. Genç bir gazeteci Kane'nin son sözünün ne anlama geldiğini araştırmak için görevlendirilir. Gazeteci Kane'nin yakınlarıyla iletişime geçer. Biz de Kane'nin geçmişine tanık oluruz. Bu bireysel hikaye aynı zamanda mükemmelliyetçiliğin ve otoriter yönetimin hazin sonuçlarını da göstermektedir.

Boksör Jakc la mottanın kendi ağzından anlattığı şampiyonluklardan bar komedyenliğine uzanan hırslı hayat hikayesi.Usta yönetmen Martin Scorsese'nin yönettiği bu film protesto amacıyla siyah-beyaz çekilmiştir,aynı zamanda sinema eleştirmenleri ve yönetmenleri tarafından tüm zamanların en iyi filmleri içinde ilk 10 sıradadır.

Yönettiği filmin galasından eve dönen bir yönetmen ve kız arkadaşı, için için büyüyen gerilimler ve acı veren açıklamalarla dolu bir gecede romantik bir hesaplaşma yaşar.

Cezayir, 1938. Otuzlu yaşlarının başında, sessiz ve gösterişsiz bir çalışan olan Meursault, annesinin cenazesine tek damla gözyaşı dökmeden katılır. Ertesi gün, iş arkadaşı Marie ile sıradan bir ilişkiye başlar ve kısa sürede alışılmış rutinine geri döner. Ancak günlük yaşamı, onu karanlık işlerine sürükleyen komşusu Raymond Sintès yüzünden altüst olur. Ta ki kavurucu derecede sıcak bir günde, bir plajda trajik bir olay yaşanana kadar…

Young Cedric Errol and his widowed mother live in genteel poverty in 1880s Brooklyn after the death of his father. Cedric's grandfather, the Earl of Dorincourt, has long ago disowned his son for marrying an American. But after the death of the Earl's remaining son, he decides to accept Cedric as his heir.

Johnny McQueen (James Mason) ve çetesi uzunca bir zamandan beri Kathleen ve annesinin yanında saklanmaktadır.Yaklaşık 6 aydır bir fabrika soygunu üzerinde planlar yapmaktadır.Her bir ayrıntı gözden geçirilir ve soygun işine başlanacaktır ancak arkadaşları Johnny'nin bu işe hazır olmadığını düşünmektedirler.Çünkü Johnny ara sıra halisünasyon görmektedir ve bazen bu durumdan dolayı bilinç kaybı yaşamaktadır.Arkadaşlarının tüm ısrarlarına rağmen Johnny çetesinin başında fabrika soygunu işine girer.Paraları alıp kaçarken Johnny yaşadığı bilinç kaybı yüzünden arkadaşlarından geride kalır bu esnada istemeyerek de olsa bir güvenlik görevlisini öldürür ancak kendisi de ağır yaralanır.Arkadaşları arabaya binmesine yardım ederken onu düşürürler ama kaçmaktan ve Johnny'i de geride bırakmaktan başka çareleri kalmamıştır.Johnny bir şekilde yaralı halde iken bir barakada izini kaybettirir.Adamları onu bulmak için her yolu denemektedirler ama tüm polis departmanı peşlerindedir...

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

İflasın eşiğine gelen George Bailey (James Stewart) bir Noel gecesinde kendini nehre atarak intihar etmek üzeredir. Doğduğundan bu yana aynı küçük kasabada yaşayan Bailey kendisini buraya ve insanlarına adamış, hoşgörülü, güvenilir ve yardımsever bir insandır. Büyük bunalım'ı hasarsız atlatmış,babasından devraldığı konut ve finans şirketi aracılığı ile kasabalıların neredeyse tamamını konut sahibi yapmıştır. Bu arada para kazanmayı, mimar olma fırsatını,dünyayı gezmeyi, kısaca tüm hayallerini ertelemek zorunda kalmıştır. Kasabaya yaptığı bunca iyilik kötü yürekli banker Henry F. Potter (Lionel Barrymore)'ın çıkarları ile çakışır. Potter, Bailey'in sürekli peşindedir artık.Birgün aradığı fırsat çıkar ve Finans şirketine ait önemli bir miktarda para Bailey'in alkolik ve yaşlı amcası Billy Bailey (Thomas Mitchell)'in dalgınlığı sonucunda Potter'ın eline geçer. Banka müfettişlerinin yaptığı bir denetlemeden sonra şirketin açığı ortaya çıkar. Bu iflas ve tutuklanma anlamına gelmektedir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir