
Ben Kingsley
Narrator

The 20 year old Muslim religious law student Ibn Battuta (1304–1368), whose full name was Abu Abdullah Muhammed Ibn Abdullah Al Lawati Al Tanji Ibn Battuta, set out from Tangier, a city in northern Morocco, in 1325, on a pilgrimage to Mecca, some 3,000 miles (over 4,800 km) to the East. The journey took him 18 months to complete and along the way he met with misfortune and adversity, including attack by bandits, rescue by Bedouins, fierce sand storms and dehydration.

Maud, hastalıklara ve yaralanmalara sık sık rastlanan bir çamaşırhanede 7 yaşından beri çalışmaktadır. Aynı çamaşırhanede çalışan George ile evlenen Maud'un hayatta en büyük dayanağı oğlu Sonny'dir. Bir paketi teslim etmeye giderken eylem yapan süfrajetlerin arasında kalan Maud, eylemciler arasında kendisiyle aynı çamaşırhanede çalışan Violet'ı görür. Maud'un harekete olan ilgisini fark eden Violet, onu süfrajet hareketine ve oy haklarını savunmaya ikna etmeye çalışır. Bu arada, süfrajetlerin eylemlerini ciddi bir tehdit olarak gören hükümet, her yola başvururken, yenilikçi bir aygıt olarak fotoğraf makinesiyle şüphelileri belirlemeye başlar ve Maud'un Hükümet için ajanlık yapacağına inanırlar...

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Güney Afrika'nın efsaneleşen özgürlük savunucusu Nelson Mandela'nın yaşamını kronolojik biçimde takip eden film, Mandela'nın bir taşra kasabasındaki çocukluğundan başlayarak, Güney Afrika'nın demokratik seçimlerle iş başına gelen ilk başkanı olmasına kadar geçen sürecini beyazperdeye taşıyor...

Buck Weaver and Hap Felsch are young idealistic players on the Chicago White Sox, a pennant-winning team owned by Charles Comiskey - a penny-pinching, hands-on manager who underpays his players and treats them with disdain. And when gamblers and hustlers discover that Comiskey's demoralized players are ripe for a money-making scheme, one by one the team members agree to throw the World Series. But when the White Sox are defeated, a couple of sports writers smell a fix and a national scandal explodes, ripping the cover off America's favorite pastime.

Son İngiliz Genel valisi olan Lord Mountbatten, 1947’den itibaren Hindistan’ın bağımsız olduğunu; Hindistan'ı halkına geri teslim etmekle görevlendirilir. Vali, Viceroy evinde Hindu, Müslüman ve Sih'lerle kalabalık insan topluluğu ile beraber yaşamaya başlar. Olaylar düşündüğünden farklı gelişir...

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

Film , 19.yüzyılda Çin'de kadınlara uygulanan katı kültürel normlar ile savaşmak için kendilerine özgü gizli kodlar geliştiren iki kadının ömürboyu süren dostluğunu anlatıyor.

Oslo, 1993’te gerçekleşen Oslo Barış Antlaşması’nın arka planında yatan olayları ele alıyor. Yatıştırılamayan ebedi düşmanlıklar, perde arkası görüşmeler ve Oslo Antlaşması’nın gerçekleşmesini sağlayan gizli ama birbirlerine derinden bağlı bir grup Norveçli, İsrailli ve Filistinli kahramanın öyküsü, gerçek hikâyelere dayanıyor.

Mucizevi bir hamilelik. Merhametsiz bir kral. Ölesiye bir kovalamaca. Meryem'in İsa'yı dünyaya getirdiği yolculuğu, İncil'e dayalı bu destanda açığa çıkıyor.

Germany 1945, Max, a Jewish Holocaust survivor, meets a radical group of Jewish resistance fighters, who, like him, lost all hope for their future after they were robbed of their existence and their entire families were killed by the Nazis. They dream of retaliation on an epic scale for the Jewish people. An eye for an eye, a tooth for a tooth. Max starts identifying with the group's monstrous plans...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir