
Rolf Römer
Alfred

Originally banned in 1966, East German director Jürgen Böttcher's tale of love and disillusionment among two newlyweds attempting to navigate the treacherous world of marriage was never officially released in his homeland until after reunification in 1990.


The final part of the film adaption of the erotic romance novel Gabriel's Inferno written by an anonymous Canadian author under the pen name Sylvain Reynard.

2005 yılında Astsubay Kıdemli Başçavuş Charles Monroe King, Irak’taki savaştan geri dönemeyebileceği için oğlu için günlük tutmaya başlar. 14 Ekim 2006’da yol kenarındaki bir bomba yüzünden hayatını kaybeder. 200 sayfayı aşan günlük yarım kaldığında King’in oğlu yedi aylıktır. A Journal for Jordan, bir annenin, oğlunun henüz konuşamadığı zaman kaybettiği babasıyla ilgili yazdığı bir mektuptur. Ayrıca bir babanın hiç tanıyamadığı oğluna verdiği öğütleri ve ettiği duaları içerir. Son olarak, birbirlerini çok sevmiş fakat çok erken ayrılmış Dana ve Charles’ın hikayesidir.

Val Xavier, a drifter of obscure origins, arrives at a small town and gets a job in a store run by Lady Torrence. Her husband, Jabe M. Torrance, is dying of cancer. Val is pursued by Carol Cutere, the enigmatic local tramp-of-good-family.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

1941'de, 16 yaşındaki bir hevesli sanatçı ve ailesi, Stalin'in Baltık bölgesinin acımasızca parçalanması arasında Sibirya'ya sürüldü. Bir kızın sanat tutkusu ve bitmeyen umutları, tarihin sessizliğini kıracak.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

A young woman who is determined to maintain her independence finds herself at odds with her family who wants her to tame her wild side and get married.

Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

9 hayat..9 hikâye..Yaşamın sancılarına ve hayal kırıklıklarına göğüs geren, duygularını sarmalayan ilişkilerin esiri 9 kadın...

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

Şehir değil. Kadın. Çok seksi bir kadın. Doğal olarak, Syd'in (Chris Evans, Fantastic Four) London'la (Jessica Biel, Stealth) tutku dolu ama fırtınalı ilişkisi bittiğinde, Syd harabeye döner. Unutmak ve hissizleşmek için kendini alkol ve üyuşturucuya veren Syd, London'ın arkadaşlarının onun için bir veda partisi verdiğini öğrenir ve davet edilmemesine rağmen, tedarikçisi (Jason Statham, Transporter 2) ile beraber partiye gider. Bedeli ne olursa olsun, eski kız arkadaşını şehri terk etmemesi için ikna edecektir.

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...

İsrailli bir Mossad ajanı olan Eyal'e, hala hayatta olabilecek çok yaşlı eski bir Nazi subayı olan Alfred Himmelman'ı bulup öldürme görevi verilir. Bir turist rehberi gibi davranarak, kız kardeşini ziyaret etmek için İsrail'de bulunan torunu Axel ile arkadaş olur. İki adam, Eyal'in değerlerini sorgulayacağı bir ülke turuna çıkarlar.

Film, 1931 yılında Berlinde Nazilerin yükseliş döneminde geçer..İngiltereden Almanyaya öğretmenlik yapmak için gelen İngiliz yazar Brian,bir kabarede şarkı söyleyip dans eden Amerikalı şarkıcıyla tanışır..Aralarında hem siyasi hemde duygusal bir ilişki başlar... Burdan hareketle film Nazilerin değişik yöntemlerle iktidara gelişi anlatmaktadır..

Undine, Berlin’in kentsel gelişimi hakkında konferanslar veren bir tarihçidir. Sevdiği adam onu terk ettiğinde antik bir efsane onu ele geçirir. Şimdi Undine, ona ihanet eden adamı öldürmek ve suya geri dönmek zorundadır.

Tek amacı, aynı ırktan oldukları halde Almanların komünist Doğu Almanya'dan özgür Batı'ya kaçmasını engellemek olan Berlin Duvarı'nın inşasının başladığı yıllardayız. Su sporları şampiyonu Harry Melchior, konumundan ötürü kolayca diğer tarafa kaçabilecek durumdadır ama sevgili kızkardeşi Lotte'yi ardında bırakmayı içine sindiremez. Sonunda dayanamaz ve sahte belgelerle sınırı geçer ama geride kalan Lotte'yi de kurtaracağına yemin eder.Genç adam, bir mühendis olan en iyi arkadaşı Matthis ile birlikte bir plan yapar: Lotta'yı kurtarmak için duvarın altından bir tünel kazacaklardır. Matthis de kaçarken yakalanıp Doğu'da kalan sevgilisi Carola'yı bulmayı hayal etmektedir. Gruba annesini kurtarmak için katılan Fred ile tek amacı özgürlüğe hizmet etmek olan idealist Vic de dahil olduğunda harekete geçerler...Gerçek bir hikayeden yola çıkan Tünel, aslında soğuk savaş süresince insanlık dışı bir şekilde ikiye bölünen bir halkın dramını arka planına yerleştiren heyecan dolu bir film.


Hala bellek kaybının etkisinde olan Bourne, şiddet dolu geçmişini geride bırakarak kız arkadaşı Marie ile huzurlu bir hayat yaşamaya başlamıştır. Fakat planları bir gün kendisine yapılan bir suikast girişimden ucu ucuna kurtulması ile paramparça olur. Şimdi bilinmeyen düşmanı tarafıdan izlenen Bourne hem kolay bir hedef olmadığını hem de becerileri, kararlılığı ve çevikliğiyle hafife alınmayacağını kanıtlamak zorundadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir