
Gijs Scholten van Aschat
Vedder


Gijs Scholten van Aschat
Vedder

Jacob Derwig
Anijs

Rifka Lodeizen
Martha
Zeb Troostwijk
Klein Pet

Juda Goslinga
Bennemin
Elisabeth Hesemans
Mother Bennemin

Joosje Duk
Johanna Bennemin

Sander van Amsterdam
Lubber
Houk van Warmerdam
Sieger

Thomas Cammaert
Ebert

Leon Voorberg
Henkenhaf

John Leddy
Mr. Carstens

Tobias Kersloot
Theo Vedder

Peter Blankenstein
J.A. Schuurman

Vilma Szécsi
Mrs. Carstens

12 yaşındaki öğrencisiyle birlikte olmasından ötürü reşit olmayan birine cinsel istismar suçundan hapse giren öğretmen Mary Kay Letourneau'nün hikayesinden uyarlandı. Öğrencisiyle birlikteliğinin üzerinden yaklaşık 20 yıl sonra hayatı filme çevrilecek olan Gracie Atherton-Yoo'nun, filmde kendisini canlandıracak olan oyuncu Elizabeth Berry ile birlikte geçirdiği zaman konu ediliyor.

Kızını büyüten bekar bir baba olan Max’ın hayatı, kendisine ölümcül bir beyin tümörü teşhisi konulmasıyla kararır. Bu durum üzerina adam, onları yıllar önce terk eden kızı Wally’nin hiç tanımadığı annesini bulmak ve hayatının geri kalanında bilmesi gereken her şeyi ona öğretmeye çalışmak için bir yolculuğa çıkar.

In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.

Upton Sinclair’in “Petrol-Oil!” adlı romanından uyarlanan filmin konusu, 20. yüzyılın başlarında geçer. Aile çiftliği arazisinde petrol çıkartma haklarını almasıyla birlikte servetini hızla katlayan bir işadamı ile (Daniel Day-Lewis), kısa sürede gelişip kalkınan kasabanın karizmatik genç rahibinin (Paul Dano) paralel öyküsü anlatılır. Güney Kaliforniya’da petrol bulunmasının ardından ortaya çıkan tablo, daha önceki yıllardaki “Altına Hücum” olgusunun eşdeğeridir. İşadamının Amerikan Rüyası kavramının farkına varması ve Amerikan Rüyası tarafından yok edilmesiyle birlikte filmin öyküsü hırs ve inançların irdelemesine dönüşür.

Takıntılı derecede bir opera sever olan Fitzcarraldo, Peru'nun küçük bir şehrinde bir opera binası inşa etmek ister. Fakat bunu başarmak için önce kauçuk işinde bir servet kazanması gerekir. Bu amaç dahilindeki planında büyük bir nehir botunu yerli Kızılderili'lerle birlikte küçük bir dağdan geçirmek vardır. Konusunu gerçek bir hikayeden alan bu film yönetmenine Cannes Film Festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü kazandırmıştır.

Filmde, güzel Meg, kırılgan Beth, romantik Amy, ünlü bir yazar olmak isteyen fevri Joe ve şefkatli anneleri Marmee'den oluşan, birbirine kenetlenmiş March ailesnin kimi zaman neşeli, kimi zaman hüzünlü, ama her zaman umut dolu yaşamlarının hikâyesi anlatılıyor.

Nick Naylor, büyük bir sigara şirketinin sözcüsü olarak sigara üreticilerinin ve sigara tiryakisi olan insanların haklarını savunmaktadır. Ama bu iş sanıldığı kadar kolay değildir. Sigaranın sağlığa verdiği korkunç zararlar, kullanıcılar tarafından bile bilinen bir gerçektir. Sigaranın bu olumsuz imajını düzeltmek için yeni bir çalışma başlatan Nick, karşısında sağlık örgütlerini ve amansız bir senatörü bulur. Bunların hiçbirinden gözü korkmayan Nick için kırılma noktası, oğlunun ona bakış açısının değişmesi olacaktır.Kurnaz yapısı ve hiciv dolu senaryosu ile oldukça beğeni toplayan film, Amerika'dan son yıllarda çıkan en iyi komedilerden biri olarak değerlendiriliyor.

1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...

Bir hayat hikayesi geriye doğru anlatılırsa... Alexander Masters’ın aynı adlı biyografik romanından uyarlanan Stuart: A Life Backwards, Masters’ın sokakta tanıştığı evsiz alkolik Stuart Shorter’ın gerçek hayat hikayesini tersten anlatıyor. Stuart’ın sokaklara düşmesinden başlayıp eski yaşamına çark eden öykü geriye doğru akarken, merak katsayısı da gittikçe artıyor. Film, Tom Hardy’ye BAFTA adaylığı getirmişti

Angel, çocukken fuhuşa zorlanan genç bir kadındır. Yıllarca süren şiddet, kendinden nefret etme ve hor görmenin ardından onun hayatı Michael Hoşea ile tanışmasıyla bambaşka bir hal alır. Aşk onun yaralarını iyileştirmesine yardımcı olacaktır.

İç Savaş'tan birkaç sene sonra... Bir posta arabası, kış soğuğu yaşayan Wyoming'den geçer. Yolcular, cellat John Ruth ve yakaladığı kaçak Daisy Domergue, Domergue'nun adalete teslim edilmesi için Red Rock kasabasına doğru hızla yol alır. Yolda iki yabancıyla tanışırlar: Biri, kötü şöhretli bir ödül avcısı olan, zenci bir eski federasyon askeri Binbaşı Marquis Warren ve diğeri de kasabanın şerifi olduğunu iddia eden güneyli haydut Chris Mannix 'tir. Tipide yollarını kaybeden Ruth, Domergue, Warren ve Mannix, bir dağ geçidindeki konaklama yeri olan Minnie'nin Tuhafiyesi'ne sığınır. Onları mekânın sahibi değil, dört yabancı karşılar: Minnie'nin yerine göz kulak olan Bob, Red Rock celladı Oswaldo Mobray, Kovboy Joe Gage ve General Sanford Smithers. Fırtına hızlanırken sekiz gezginimiz, Red Rock'a hiç varamayabileceklerini öğrenir.


12 yaşındaki Frank Wheeler ve yakın iki arkadaşının hedefleri hayatın en büyük gizemini çözmektir-kadınları! böylece kumbaralarındaki tüm parayı yanlarına alarak şehrin yolunu tutarlar.Çocuklar göz alıcı ve iyi kalpili VMelanie Griffith) ile karşılaştıklarında tam da aradıklarını bulurlar.Frank V'ye baktığında onda güzel bir kadından fazlasını görürü.Onun utangaç bekar babası(Ed Harris) içim mükemmel bir eş olacağını düşünmektedir! onları biraraya getirmek kolay olmayacaktır,özellkle de V'nin peşinden acımasız gangaster(Malcolm Mc Dowell) varken.Ancak çok yakında Frank aşkın gücünü keşfedecektir.

Hem oğlunun doğum gününü kutlamak hem de bir süredir sallantıda olan evliliğine şans vermek isteyen bir nehir rehberini canlandıran Oscar Ödüllü oyuncu Meryl Streep, sizi soluksuz bırakacak şüphe, heyecan ve aksiyon dolu bir gerilimle yine ekranlarda. Başlarda her şey yolunda gibi gözükürken tura katılan esrarengiz yabancılar, çiftin sakin giden yaşamını bir anda cehenneme çevirir.

32 yaşındaki Lizzie, babasının gösterişten uzak ve otoriter kontrolu altında yaşamak zorunda bırakılan, evlenmemiş bir kadındır. Babasının soğuk kontrolü altındaki bir kurbanken, hayata dair umutla bakabileceği bir şey pek de yoktur. Ancak bu durum, iş için çaresiz olan genç hizmetçi Bridget Sullivan'ın eve gelmesiyle birlikte değişmeye başlar. Lizzie genç Bridget'e sempatik, nazik bir ruh ile yakınlaşma şansı yakalarken, Bridget de hislerini karşılıksız bırakmaz. Ancak ikilinin hikayesi karanlık, rahatsız edici bir sona doğru evrilmeye başlamıştır. Bu ilişki ile duygularını serbest bırakma şansını yakalayan Lizzie için kontrolünü tekrar sağlamak oldukça zorlu olacaktır.


Amerikan İç Savaşı’ndan iki yıl önce geçen hikâye, eski bir köle olan Django’nun Alman ödül avcısı Dr. King Schultz ile yollarının kesişmesini konu alıyor. Schultz, Django’nun yardımı karşılığında ona özgürlüğünü kazandırır ve zorlu bir görevde iş birliği yaparlar. Django’nun üstün avcılık yetenekleri, onları son hedeflerine götürür: Django’nun karısı Broomhilda’yı köle tüccarlarının elinden kurtarmak.

20. yüzyılın başlarında Gustave H., Büyük Budapeşte Oteli'nin işleyişini büyük bir profesyonellikle idare eden, müşterilerini en ince ayrıntılarına kadar tanıyan bir konsiyerj görevlisidir. Bir gün otele bellboy ve komi görevlisi olarak Zero Mustafa adında genç bir adam gelir ve kısa zamanda aralarında yakın bir arkadaşlık başlar. İkili birbirlerinin sırdaşı olurken yaşadıkları şehir de büyük bir savaşa doğru sürüklenmektedir. Bu esnada Gustave'ın yaşlı sevgilisi Madame D. esrarengiz bir şekilde hayata veda eder, ikili Madame D. adlı kadına veda etmek için yola çıkar. Bir asilzade olan Madame D. adlı kadının şatosuna vardıklarında miras paylaşırken denk gelirler. Madame D., Gustave'a miras olarak paha biçilmez bir rönesans tablosu bırakmıştır ve bunun açıklanmasıyla aile içerisinde büyük bir karmaşa çıkar. Bu andan itibaren belalarla dolu bir maceraya atılan Gustave ve Zero, gerçeklerin peşinde koşarken dışarıda da bir çağ değişmektedir.

Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

Sam Bowden hayatını kanuna adamış Atlanta'da yaşayan bir avukattır. Ailesi ile birlikte sakin bir hayat süren Sam'in hayatı yakında kabusa dönüşecektir, çünkü 14 yıl önce avukatlığını üstlendiği Max Cady isimli adam, hapisten çıkmıştır ve intikam için hazırlanmaktadır. Çünkü, Max Cady acımasız bir tecavüzle suçlanıyordu, okuma yazması da yoktu. Bu yüzden Sam eline Max'in hapisten kurtaracak bir belge geçmesine rağmen yine de bunu kullanmaz ve Max Cady tutuklanır. Şimdi Max hapisten çıkmıştır. Önce küçük tehditlerle başlayan intikam hırsı, gittikçe Sam'in ailesini de etkileyecektir. Sam'in bir kadın avukat arkadaşına ilk başta tecavüz eden Max Cady, bu sayede karısı ile Sam'in arasına açar ve evlerinde tartışmalar başlar. Max'in çıktığı günlerde de Sam'in evindeki köpek zehirlenerek öldürülür. Ve bu olaylar Max Cady için sadece başlangıçtır, daha sırada 16 yaşındakı kızları Danielle vardır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir