
Clark Gable
Michael Hamilton

Napoli’nin büyülü atmosferinde geçen bu romantik komedi, Amerikalı bir avukat olan Mike’ın, yıllardır görüşmediği kardeşinin ölümü üzerine şehre gelmesiyle başlıyor. Ancak Mike, burada kendisini bekleyen bir miras meselesinden fazlasıyla karşılaşıyor: Sekiz yaşındaki yeğeni ve onu büyüten, hayat dolu Lucia. Renkli Napoli sokakları, Lucia’nın cazibesi ve aile bağlarının gücü, filmi eğlenceli ve sıcak bir yolculuğa dönüştürüyor. Aşk ve mizahın iç içe geçtiği bu hikaye, İtalya’nın göz alıcı manzaraları eşliğinde izleyiciyi gülümsetecek, keyifli bir seyir vaat ediyor.

Clark Gable
Michael Hamilton

Sophia Loren
Lucia Curcio

Vittorio De Sica
Mario Vitale

Marietto Angeletti
Nando Hamilton

Paolo Carlini
Renzo

Giovanni Filidoro
Gennariello

Claudio Ermelli
Luigi

Bob Cunningham
Don McGuire - Train Passenger

Marco Tulli
Carlo Rizzo

Yvonne Monlaur

Liana Del Balzo

Mimmo Poli
Man in Bar

Anne Caprile
Lucia Curcio (French voice)

Giuliana Farnese
Cafè Client (uncredited)

90’ların incisi Clueless, gelmiş geçmiş en eğlenceli Emma uyarlaması. Fast Times at Ridgemont High ile 80’lerde gençlik filmleri çeken yönetmenler grubuna dahil olan Amy Heckerling, 1995’te çektiği Clueless ile bambaşka bir şöhret kazandı. Film, kadınların izlemeyi sevdikleri filmler olarak damgalanan ve bu yüzden chick flick adı verilen alttürün baş tacı oldu.Film o kadar sevildi ki, vizyon sonrası bir TV dizisine ve bir kitap serisine de kaynaklık etti. Ancak Clueless’ın bir chick flick’ten fazlası olduğunu belirtmek gerek. Beverly Hills’in zengin güzeli Cher Horowitz’in etrafındaki insanlar arasında çöpçatanlık yapma maceralarını konu alan alıyor.Alicia Silverstone ve 2009’da kaybettiğimiz Brittany Murphy’nin de çıkış filmi olan, eşsiz bir 90’lar romantik komedisi.

Steve Butabi ile Doug Butabi, her hafta sonu kentin en popüler gece kulüplerine giden iki kardeştirler. Gittikleri yerlerde, beğendikleri güzel kızlara yaklaşmaya ve dans etmeye çalışırlar. Ancak sonu hüsran olur. Ama bir gece bütün hayatlarını değiştirecek biriyle tanışırlar.

New York'ta yaşayan genç çift Jack ve Marion tatillerini Avrupa'da geçirmeye karar verirler. Son derece romantik Venedik tatilinin ardından ikili Marion'un ailesinin yaşadığı Paris'te 2 gün geçirmeye karar verir. Aşıklar şehri Paris fikri Jack'i başta heyecanlandırsa da işler hiç de beklendiği gibi gitmez. Marion'un zamanında şehrin yarısı ile çıkmış olduğunu şaşkınlıkla öğrenen Jack, Fransızların seks konusundaki rahatlığı karşısında da şaşkına döner. Komik olayların birbiri ardına sıralandığı iki günün ardından aşıklar bir yol ayrımına gelirler.

Bulutların üzerinde belirir Avanti yazısı... Daha açılış jeneriğiyle ayaklar yerden kesilir... Mekan, cennet gibi bir İtalyan adası, müzikleri insanı kendinden geçirir... Billy Wilder filmografisinin en tatlı sürprizidir Avanti. Diğer filmlerine nazaran pek fazla bilinmeyen, lakin bir şekilde bulup izleyenini de kolay kolay pişman etmeyen eşsiz bir romantik komedidir. Kahramanımız Wendell Armbruster Jr.’ın Amerika'dan İtalya'ya doğru yola koyulmasıyla açılır film. Amaç, İtalya'nın Ischia adasında geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü iş adamı baba Wendell Armbruster'ı bu adadan alıp, birkaç gün içinde binlerce kişinin katılımıyla Baltimore'da gerçekleşecek olan cenaze törenine yetiştirmektir. Ancak filmin afişinde de yazdığı gibi, İtalya sürprizlerle doludur...

Robert Talbot, an American millionaire, arrives early for his annual vacation at his luxurious Italian villa. His long-time girlfriend Lisa has given up waiting for him and has decided to marry another man. Meanwhile, his sneaky business associate Maurice secretly misappropriates the villa as a hotel while Talbot is away. The current guests of the "hotel" are a group of young American girls.

Aileden kalma gizli tarifleriyle restoran işleten iki yakın arkadaş Sal ve Vince'in arası bilinmeyen bir nedenden dolayı yıllar önce bozulmuştur. O günden sonra Küçük Italya bir daha hiç aynı olmamış Pizza Napoli Vince'in Pizzası-En İyisi ve Sal'ın Pizzası-Daha İyisi olarak ikiye bölünmüştür. Şimdi artık aradan yıllar geçmiştir ancak ikili hâlâ birbirlerini sabote etmeye devam etmektedir. Ancak sanıldığı gibi ailenin her üyesi birbiriyle savaş halinde değildir. Pizza fırınları yanar ve en iyi pizzayı pişirmek için amansız bir yarış başlar. Nikki ve Leo'nun aşkları bu amansız yarışın kurbanı mı yoksa kazananı mı olacaktır?

Sandy, 40 yaşına yeni basmış, 2 çocuk annesi güzel bir kadındır. Pasta yapmak, sandviç hazırlamak, çocukları okula bırakmak gibi birçok işi aynı anda yürütme konusunda uzmanlaşmıştır. Kocasının onu aldattığını öğrenince, yeni bir hayata başlamak üzere New York’a taşınır. Orada 24 yaşındaki, üniversiteden yeni mezun olmuş, Aram Finkelstein’la tanışır.

California'da yaşayan beş kadın ve tanıştıkları bir erkek, Jane Austen kitapları konusunda tartışmaya başlarlar. Tartışma öyle bir noktaya gelir ki, oyunu sürdürmeye kararlı bu altı kişi 21. yüzyılda Austen'in kitaplarını kendi ilişkilerinde sahnelemeye başlarlar. Sylvia 20 yıl sonra kocası onu üç çocuğuyla terk ettiğinde şok geçirecek, en iyi arkadaşı Jocelyn kendisini köpeğiyle birlikte yapayalnız bir hayat süren kadın olarak bulacak, Fransızca öğretmeni Prudie kocası dışında başka bir adam tutkuyla bağlanacak, bir çok defa evlenmiş Bernadette mutluluk için bir şans daha arayacaktır. Genç bilimkurgu fanı Grigg ise beş romanın tek erkek kahramanı olacaktır.

Priscilla Çöller Kraliçesi'nin yönetmeni, on yıl aradan sonra bu şen şakrak komediyle yeniden karşımızda. 1920'ler Amerika'sının eğlenceli ve kışkırtıcı havasını yansıtan filmin ana karakterleri, Amerikalı Larita, varlıklı bir İngiliz aristokrat ailesinin vârisi John ve onun aşırı gelenekçi annesi Veronica'dır. John, yeni eşi Larita'yı İngiltere'deki aile evine getirir. Ama Veronica'nın, yeni gelini görür görmez tüyleri diken diken olur. Larita ne kadar çaba gösterse boştur. Evliliğini kurtarmak isteyen Larita ile konumunu, itibarını ve iktidarını korumak isteyen Veronica arasında çıkacak çatışmada zekâlar yarışacaktır.

Film, Woody Allen’ın yazıp yönettiği bir dönem oldukça popüler olan müzikallere göndermeler yapan bir komedi. Açık fikirli avukat Bob (Alan Alda), her şeye burnunu sokan karısı, karısının eski kocası, üvey kızı, oğlu, babası, Alman hizmetçisi ve hatta eski karı ve kocaların da içinde bulunduğu alışılmışın dışında kocaman bir ailenin hikayesi... Çekimleri New York, Paris ve Venedik’te yapılan 1930’lara özgü müzikal dili ile hayat dersleri veren bir Allen klasiği.

Danny Muldoon, a Chicago policeman, still lives with his overbearing mother Rose. He meets and falls in love with Theresa Luna, whose father owns the local funeral parlour. Naturally, his mother objects to the relationship, and Danny and Theresa must either overcome her objections or give up the romance.

Hoş bir akşam yemeğinin böylesine sonuçlara yol açabileceğini kimse düşünemezdi. Hele tek kaygısı, bu akşam yemeğinin kariyerine ekleyeceği basamaklar olan Walter, asla. Nadia ile bir dostu aracılığıyla tanıştı. Genç kadın güzeldi, seksiydi, olağanüstüydü. Yemekte her şey kusursuzdu. Ama sadece başlangıçta. Walter, arkadaşının çok önemli bir uyarısını unutunca, yemek, giderek kararan bir kabusa dönüşmeye başladı. “Sakın Nadia’ya içki verme” demişti arkadaşı, oysa genç kadın sarhoşluk sınırını çoktan aşmıştı. Ve bir çılgınlıklar zinciri böylece başladı. Nadia garsonlara tokat attı, müşteriye saldırdı. Walter’ın patronuna hakaret etti. Walter her olayda, geleceğinin avuçlarının arasından akıp gidişini görüyordu. Ama bütün bunların sadece başlangıç olduğunu henüz bilmiyordu.

Julie'nin hayallerindeki İtalya tatili, Verona'da kiraladığı villada sinir bozucu derecede çekici bir yabancının kaldığını öğrenmesiyle beklenmedik bir hâl alır.

When an Italian man comes out of the closet, it affects both his life and his crazy family.

Eileen iyi niyetli fakat her şeye fazlasıyla burnunu sokan bir annedir. Güzel ama bekar kızı Milly’nin ilişkilerdeki başarısızlıklarına daha fazla dayanamayarak gizlice ona koca aramaya başlar. Gazete ilanlarından Milly’e layık olabilecek iki erkek bulur. Biri çekici ve başarılı bir doktor, diğeri ise altın kalpli ve bekar bir babadır. İki adam da Milly’nin kalbini kazanmak için yarışa başlarlar. Acaba Milly hangisini seçecektir; ve daha önemlisi bu romantik oyunun arkasında annesinin olduğunu anlayınca ne yapacaktır?

Daniel Rafferty ve Audrey Woods New York'un ünlü boşanma avukatlarındandır. Meslekleri gereği ilişkilerin kötüye gitmesine sebep olabilecek her çeşit duruma aşinadırlar. İki avukat da mesleklerinde son derece başarılı olmalarına karşın, davalar sırasında izledikleri yöntemler arasında belirgin bir fark vardır. Audrey herşeyi kuralına uygun yapmayı tercih ederken Daniel rahatlığı ve içgüdülerine olan güveni sayesinde başarıya ulaşmaktadır. İki avukat, ünlü bir çiftin boşanma davasında karşı karşıya gelince işler kızışır. Eşlerin ikisi de İrlanda'da bir şatoda hak iddia etmektedirler. Konuyu yerinde araştırmak üzere İrlanda'ya giden Daniel ve Audrey, bu yabancı ülkede birbirlerine gönüllerini kaptırırlar. Oysa New York'ta rekabet dolu günler kendilerini beklemektedir.

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.

Portokalos ailesi, 30 yaşına gelmesine rağmen halen evlenmemiş olan kızları Toula için endişelenmektedir. Ailesinin sahibi olduğu Yunan lokantasında çalışmakta olan Toula, bu hayatından bezdiği için artık büyük bir değişiklik istemektedir. Halasının turizm acentasında çalışmaya başlayan Toula, lan Miller adlı uzun boylu, yakışıklı bir lise öğretmenine aşık olur. Ancak ciddi bir sorun vardır. Lan Yunanlı olmadığı için eski moda bir adam olan Toula'nın babası Gus, bu birlikteliğe kesinlikle karşı çıkmaktadır.

Yapımcı ve yönetmen John Ford, bir John Wayne klasiğinde komedi ve romantizmi aksiyonla birleştirerek bir kez daha başarısını kanıtlıyor. İki eski donanma subayı (John Wayne ve Lee Marvin) Güney Pasifik'te bir adada zamanlarının çoğunu Donovan'ın Salonu'nda geçirerek rahat bir yaşam sürdürmektedirler. Bir gün Boston'lu genç bir kadın olan Elizabeth Allen babasını bulmak üzere bu cennet adaya gelir.

Bekar bir anne olan Maggie, 12 yaşındaki oğlu Oliver ile Brooklyn’deki yeni evlerine taşınır. Çalıştığı hastanede uzun saatler mesai yapmak zorunda kalan Maggie’nin oğlunu komşusu Vincent’a emanet etmekten başka şansı kalmaz. Fakat Vincent, alkole ve kumara düşkünlüğü ile bilinen emekli, huysuz bir adamdır. Günler geçtikçe Vincent ve Oliver arasında sıra dışı bir ilişki doğar, zira Vincent striptiz barlar ya da at yarışları gibi günlük aktivitelerine Oliver’ı da dahil eder! Vincent bu genç adamın ‘büyümesine’ yardımcı olurken Oliver da Vincent’ta kimsenin görmediği bir tarafı ortaya çıkartacaktır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir