
Donald Sutherland
Faber


Donald Sutherland
Faber

Kate Nelligan
Lucy

Ian Bannen
Godliman

Christopher Cazenove
David

Faith Brook
Lucy's Mother

Barbara Ewing
Mrs. Garden

David Hayman
Canter

Alex McCrindle
Tom

Philip Martin Brown
Billy Parkin

Stephen MacKenna
Lieutenant

George Belbin
Lucy's Father
Barbara Graley
David's Mother
George Lee
Constable
Arthur Lovegrove
Peterson
Colin Rix
Oliphant

Leon Uris’in aynı adlı eserinden uyarlanan 1969 yapımı film, soğuk savaş sırasında yaşanan casus hikâyelerini konu alır. Film, birbirinden farklı birçok kişinin öykülerinin kesiştiği yerdir. Zeki bir Fransız ajanı, sıhhi savaştaki karmaşıklaşmış politikalar içerisinde, 1962 Küba krizine yol açmış olayları gün yüzüne çıkarır. Daha sonrasında ise Fransa’ya geri dönerek uluslararası Rus casusluk çemberinden ayrılır.

2006 yılında, "To Catch a Predator" programının sunucusu Chris Hansen televizyon tarihine geçmek için yola çıkar. Ahlaki bir mücadele olarak başlayan program, hırs ve reyting takıntısıyla kontrolden çıkan bir güç oyununa dönüşür. Hansen ve ekibi, büyük bir "av" peşinde Teksas'a gittiğinde yaşananlar televizyonu sonsuza dek değiştirecektir.

Walter Mancini güzel eşiyle karavanlarıyla beraber uzun bir yolculuğa çıkmışlardır. Seyahatleri sırasında yolda gördükleri bir otostopçuyu araçlarına aldıktan kısa bir süre sonra otostopçu psikopat bir katil çıkar. O andan sonra çok zor bir durumla yüzleşen Mancini çifti, hayatlarının en kötü günlerini yaşayacaktır.. 1977 yapımı suç, dram ve gerilim türlerindeki 104 dakikalık Otostop, IMDB'den 7.7/10 puan almıştır. Filmin yönetmenliğini Pasquale Festa Campanile paylaşırken yapımın başrollerinde Franco Nero, Corinne Cléry ve David Hess rol almıştır..

Hafızası ile ilgili sorunlar yaşayan yaşlı Zev’in acıklı hikayesini anlatan film bir dramı temel alıyor. Zev, 70 yıl önce Amerika’da sahte bir kimlikle yaşayan Nazi bekçisinin, ailesini katlettiğini keşfediyor. Tüm zorluklara rağmen Zev, bakım evindeki yaşlı arkadaşı Max’in de yardımıyla çok gecikmiş olan adaletin sağlanmasını görev ediniyor. Bu olayları ise şaşırtıcı tesadüflerle dolu kıtalararası bir yolculuk takip ediyor. Zira Zev bu süreçte en büyük düşmanının kendi hasarlı hafızası olduğunu öğreniyor.

The Courier, tarihin en büyük uluslararası çatışmalarından birine katılan mütevazi bir İngiliz işadamı olan Greville Wynne'nin (Cumberbatch) gerçek hikayesine dayanıyor. İngiltere'nin MI-6 ve bir CIA operasyonunun (Brosnahan) emriyle, nükleer bir çatışmayı önlemek ve Küba'yı etkisiz hale getirmek için gerekli önemli istihbaratı sağlamak amacıyla Sovyet subayı Oleg Penkovsky (Ninidze) ile gizli ve tehlikeli bir ortaklık kuruyor.

II. Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler’e karşı düzenlenen başarısız suikast girişimini konu alan, Tom Cruise’un başrolde olduğu tarihi bir gerilim filmidir. Film, Nazi rejimini içeriden çökertmeyi amaçlayan Alman subaylarının cesur planını anlatır. Albay Claus von Stauffenberg (Tom Cruise), Nazi rejiminin işlediği katliamları gördükten sonra Hitler’e karşı harekete geçmeye karar verir, planın adı ise “Operasyon Valkyrie”’dir. Bu operasyon, Hitler’e suikast düzenleyip ardından Valkyrie adlı acil durum planını kullanarak Nazi rejimini içeriden devirmeyi hedefler.

Hans Fallanda'nın Otto and Elise Hampel romanından uyarlanan film; Nazi yönetimi altında ki Berlin günlerinde insanca yaşamanın cesaret ve onurunu etkileyici biçimde anlatıyor.

After two British Secret Intelligence Service agents are murdered at the hands of a cryptic neo-Nazi group known as Phoenix, the suave agent Quiller is sent to Berlin to investigate.

Liesel Meminger'in, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'da henüz dokuz yaşındayken bir ailenin manevi kızı olur. Çok sevdiği ailesi ve evlerinde kalan sığınmacı Max sayesinde okumayı öğrenen ve çok seven Liesel kitaplarla derin bir bağ kurar. Max ve cesur Liesel için çevrelerinde dünyada yaşanan tüm kötülüklerden uzaklaşmanın tek yolu, kitapların ve kelimelerin ikisine sunduğu hayal dünyasıdır. Fakat bodrum katında saklanan Yahudi Max, sürekli diken üstündedir.

South America, 1960. A lonely and grumpy Holocaust survivor convinces himself that his new neighbor is none other than Adolf Hitler. Not being taken seriously, he starts an independent investigation to prove his claim, but when the evidence still appears to be inconclusive, Polsky is forced to engage in a relationship with the enemy in order to obtain irrefutable proof.

Tatil için Kudüs’te bulunan Hercule Poirot, İki kişinin Petra’da işlenecek olan bir cinayet planı yaptığına kulak misafiri olur. Petra yolculuğunun konukları arasında Bayan Boynton, büyük oğlu Lennox ve karısı Nadine, kızı Carol ve diğer oğlu Raymond, genç ve büyüleyici güzellikteki kızı Ginevra ve ufak kardeşleri Jimmy bulunmaktadır. Bayan Boynton yıllar önce bir hapisanede gardiyan olarak çalışmış, çevresi özellikle kendi ailesi tarafından otoriter ve gaddar tavırlarından ötürü sevilmeyen sadist bir kadındır… Büyüleyici Petra gezisi sonrasında beklenen gerçekleşir. Kaldığı çadırda, bayan Boynton’un cesedi bulunur. Görünüşte kadın öleli 1 saati geçmiştir ve sıradan bir kalp krizi olarak görünse de de bileğindeki iğne deliği şüpheleri cinayet noktasına çekecektir. Albay Carbury’nin ricası üzerine Poirot soruşturmaya başlar…

New York’lu, zengin bir kadın olan Florence Foster Jenkins'in büyük bir hayali vardır. O da bir opera şarkıcısı olmak. Piyasada ses getirmek için maddi olarak her şeye sahiptir, tek bir şey hariç: Florence’ın sesi çok kötüdür. Fakat Florence bunu pek dert etmemektedir. Film, opera sanatçısı olma hayali kuran fakat kötü sesi sebebiyle bunu bir türlü başaramayan ünlü mirasyedi Florence Foster Jenkins'in gerçek öyküsünü beyazperdeye taşıyor.

Char'ın isyanının ardından Hathaway Noa, Dünya Federasyonu'na karşı bir ayaklanmaya önderlik eder. Ama bir düşmanla ve gizemli bir kadınla tanışması, kaderini değiştirir.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Yeni ve teknolojik açıdan üstün bir Sovyet nükleer denizaltısı, Kızıl Ekim, Kaptan Marko Ramius’ın komutasında Amerikan sularına ilerlemektedir. Amerikan hükümeti Ramius’un saldırmayı planladığını düşünür. Bir CIA analistinin düşüncesi ise farklıdır: Ramius’un sığınma talep edeceğini düşünen analistin bunu kanıtlamak için sadece birkaç saati vardır çünkü bütün Rus deniz ve hava donanması da Ramius'u bulmaya çalışmaktadır. Av başladı!

Murphy is the sole survivor of his crew, that has been massacred by a German U-Boat in the closing days of World War II. He is rescued, and ends up at a forgotten mission station near the mouth of the Orinoco, and begins to plot his vengeance. He wishes to sink the U-Boat by means of any method imaginable to him, and sets about to make the courageous attempt, assisted by Louis, the administrator of the local oil company.

2. Dünya savaşında bir komando takımı, Ege adalarından birine bombaları imha etmek üzere gönderiliyor. Alman birlikleri burada bir kanalın kontrolünü elinde tutmaktadır. Komandoların amacı, topları imha edip İngilizlerin bölgeye girmesini sağlamaktır. Alistair MacLean'in romanından uyarlanan film, tüm zamanların en başarılı savaş filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunda senaryo kadar, parlak oyuncu kadrosunun da etkisi var. Ayrıca göz alıcı efektleriyle Oscar ödülü kazandığını da belirtmek gerek.

Auschwitz kumandanı Rudolf Höss, eşi Hedwig, çocukları ve hizmetkârlarıyla rüya gibi bir hayat sürmektedir. Öyle ki, ölüm kampının duvarına bakan muhteşem evleri tam da tren raylarıyla gaz odaları arasındadır. Martin Amis'in aynı adlı romanından uyarlanan bu çarpıcı film çiçekli, geniş bahçeleri, seraları ve havuzlarında keyif süren Höss ailesinin başlarına ölüm külleri serpilirken süregiden sıradan gündelik yaşamını gözlemliyor.

Stephen Neale is released into WWII England after two years in an asylum, but it doesn't seem so sane outside either. On his way back to London to rejoin civilization, he stumbles across a murderous spy ring and doesn't quite know to whom to turn.

Ruslar ve İngilizler, birer denizaltıları ortadan kaybolunca savaşın eşiğine gelirler. Ele geçirilen mikrofilm, denizaltıların üçüncü bir tarafın kontrolündeki bir teknolojiyle takip edilerek kaçırıldığını ortaya çıkarır. Bunun üzerine MI6'in gözde ajanı James Bond ve güzel Rus ajanı Anya Amasova, güçlerini birleştirerek olayların şüphelisi milyarder işadamı Carl Stromberg'in peşine düşerler. Stromberg'ın amacı, nükleer denizaltıları kullanarak yer yüzünü yok etmek ve kurtulan insanlara denizlerin altında yeni bir yaşam imkanı sağlamaktır. Anya'yla beraber çalışan Bond, kendisini güzel partnerine karşı da korumak zorundadır çünkü bir önceki görevinde onun sevgilisini öldürmek zorunda kalmıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir