
Totò
Colonnello Di Maggio


Totò
Colonnello Di Maggio

Walter Pidgeon
Colonello Henderson

Nino Taranto
Sergente Quaglia

Scilla Gabel
Iride

Toni Ucci
Mazzetta

Adriana Facchetti
Penelope

Nino Terzo
Soldato La Padula
Francis Lane
Sergente McIntyre
Giorgio Bixio
Soldato Giobatta

Giancarlo Maestri
Soldato Fantini

Gérard Herter
Andrea Scotti
Nino Nini
Adriano Buzzanca
Antonio Devi

Eugene, a young nobleman, asks two penniless idlers to impersonate his noble relatives to help him marry Gemma, the daughter of an enriched cook.

A good-natured but unlucky Italian is constantly finding himself in difficult situations, but never losing his mood.

A collection of dark-humoured vignettes, including tales of a cardinal with a liberal congregation, a motorist and a hitchhiker, mentally challenged tramps, parents contemplating their daughter's participation in a pornographic film, and a conniving husband.

In the first episode, Quirino tries to conquer co-worker Gabriella. In the second episode, Prof. Beozi ends up in a raid of the police in a local for homosexuals when trying to avoid a scandal. In the third episode, Guglielmo passes all tests in order to become reader of the television news brilliantly, although the commission works with all subtleness's to exclude him.

A Sicilian woman is dishonored by her lover, then goes to London with a pistol intending to murder him.

An episodic satire of the political and social status of Italy in the seventies, through the shows of one day of a television channel.

The film is about an old fashioned Italian with moral values of the 1930/40's , who has to find a wife in the modern, woman's liberated society of Australia of the 1960/70's.

Checco, an uneducated but self-satisfied fellow from Milan, who has always dreamed of becoming a police officer, fails his entrance exam for the third time. It must be said that at the oral examination Checco said that the reason why he wanted to join the police was benefits in kind and cronyism! But the young man has connections and he soon finds himself a security agent at the Milan Cathedral. Of course the bumbling idiot proves a living catastrophe! Spotted by Sufien, an Arab terrorist who is preparing an attack against the cathedral, Checco appears as the perfect sucker. To manipulate him, he sends his charming sister Farah to him, with the mission to seduce him...

1930’ların İtalya’sında geçen filmde hayat dolu bir Yahudi muhasebeci olan Guido Orefice (Roberto Benigni), güzeller güzeli öğretmen Dora’ya (Nicoletta Braschi) vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında İkinci Dünya Savaşı patlak verir ve Almanlar İtalya’yı esir alır. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğlu Giosué’ye (Giorgio Cantarini) esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, Amerikan erkekleri doğru savaşa gider, bütün işler hanımların üzerine kalır. Beyzbol için de aynı şey geçerlidir ve bütün sporcular asker olunca, sporu kurtarmak için Kızlar Profesyonel Beyzbol Ligi kurulur. Başlarda, mini etekleriyle koşuşturan bu güzelim kadınları, ellerinin hamuruyla bu işe bulaştıkları için kimse önemsemez. Fakat 11 yıl boyunca verdikleri mücadele ve kazandıkları başarılarla tarihteki yerlerini alırlar.



Gerçek bir hikayeden sinemaya uyarlanan film İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan sıradışı bir olayı ele alıyor. 1941 yılında Liverpool'dan Jamaika'ya doğru yola çıkan bir gemi, İskoçya'nın yakınlarındayken kötü hava koşulları nedeniyle batmaya başlar. Gemi 250 bin adet viski şişesi taşımaktadır ve bu durum yerli halkı, eğlenceli ve alışılmadık bir maceranın içine sürükler.

Herşey bayan Henderson 'ın kocasının vefat etmesiyle başlar. Dul kalmasına üzülmeyen bayan Henderson, dul bir kadın olarak nasıl eğlenebileceğini düşünerek üzülmektedir. Zira, diğer dullar tarafından önüne sunulan seçenekler hiç te iştah açıcı değildir. Bir gün tesadüfen, önünden geçtiği bir tiyatronun kapalı olduğunu gören bayan Henderson, şov işine girmeye karar verir. Bir tanıdığı vasıtasıyla, önce şov işinden çok iyi anlayan biri olan bay Van Damm 'ı bulur. Bayan Henderson ile bay Van Damm arasında garip bir bağ kurulur. İkili hem birbirini sevmemekte ve birbirinin ayağına dolanmakta, hemde bundan zevk almakta ve birbirlerini sevmektedirler. Dizginleri ele alan bay Van Damm, kısa sürede işletmeyi kara geçirir. Ancak diğer tüm işletmelerin bay Van Damm 'ın ortaya koyduğu işleri anında taklit etmeleri, orta vadede büyük finansal sıkıntılar doğurur.


Duel, The Sugarland Express, Jaws ve Üçüncü Türden Yakınlaşmalar gibi başarılı filmlerin dahi yönetmeni Steven Spielberg imzalı bu komedi destanı tam anlamıyla olağanüstü. Döneminin inanılmaz efektleriyle süslü, tamamı yıldız oyunculardan oluşan kadrosu ile Los Angeles'da çekimleri yapılan film, Pearl Harbor baskısının ardından yeni bir Japon istilası korkusunun yaşandığı Pandemonium'da geçiyor.

Zengin ve sıkıntılı baron Fefè Cefalù, zilli ve genç kuzenine göz koymuştur. Ancak İtalya'da evliliğin kutsallığı ve Fefè'nin evli bir adam olması sebebiyle, bu gizli tutkunun önü kesilmiştir. Sonunda baronun aklına müthiş bir fikir gelir: Talepkâr, sekse aç, çekicilikten gayet uzak karısını eski bir sevgilisinin kollarına itecek ve onu zinayla suçlayarak öldürecektir. Sonunda da mahkemeye çıkıp bir "namus cinayeti" işlediği için yargıcın merhametine güvenerek, tamamen sembolik, hafif bir ceza almayı garantileyecektir.

İkinci Dünya Savaşı döneminde Alman işgali altında bulunan Polonya'da yaşam, Nazi'lere karşı olan herkes için oldukça zordur. Polonya'nın Nazi'lere direnişine çok ciddi şekilde zarar verebilecek bir casusun Alman'lara bilgi ulaştırmadan bir an evvel engellenmesi gerekmektedir. Joseph Tura ve karısı Maria'nın başını çektiği bir grup tiyatro oyuncusu, Nazi'lerle amansız bir mücadeleye girişirler.


Prof. Higgins, yağmurlu bir gecede, Londra Covent Garden'daki operadan çıkan kalabalığın arasında çiçek satan, ağzı bozuk Eliza Doolittle'a rastlar. Hırçın ve kaba davranışlarıyla etrafa sataşmaktan kendini alamayan muzip genç kız, sadece argo değil, üstelik berbat bir aksanla da konuşmaktadır. Higgins, kendisi gibi bir dil bilimci olan dostu Albay Pickering ile bir bahse girer: Eliza üstüne para alarak profesörün evinde kalacak ve diksiyon kursları alacaktır. Higgins, genç kızı tamamen yola getireceğine ve Eliza'nın bir süre sonra gerçek bir hanımefendiden ayırt edilemeyeceğini iddia etmektedir. Bernard Shaw'ın 1912 tarihli oyunu Pygmalion'dan uyarlanan ve Broadway'de 1956-62 yılları arasında büyük sükse yapan My Fair Lady'nin başarısı, sahne müzikalini uyarlayan Alan Jay Lerner'in film yönetmeni George Cukor'la işbirliğini doğurdu. Eliza rolünün kariyerinin zirvesindeki Audrey Hepburn'e verilmesiyle de sinema tarihinin zafer anlarından biri tescillenmiş oldu.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir