
Jeremy Strong
Peter

Peter is a medical student about to graduate and begin his residency. When his professor fails him, he winds up in bed with an actress and singer named Bogart rolling through Los Angeles. He accompanies her to the redwoods of northern California, where he encounters her eccentric family of pot farmers. But when Bogart runs away without a word, Peter is thrust into the picturesque and bizarre world.

Jeremy Strong
Peter

Fairuza Balk
Bogart

Peter Bogdanovich
Professor Hadley
Vicky Monroe
Sondra
Tarek Zohdy
Medical Student
Lawrence Bridges
Man in Bathroom
John Murdock
Jazz Club Bassist
Lenny Pettinelli
Jazz Club Pianist
B. Swislo
Jazz Club Drummer

Brad Dourif
Jack

Frances Conroy
Rosie

Madison Davenport
Charity

Chris Messina
Max
Geoffrey Robinson
Earl
Darren Grodsky
Bob

Yaramaz Harry, günümüz New York kentinin sofistike sokaklarında, yaratıcılığın kol gezdiği ofislerde, 2 sıkıntıların hakim olduğu cafelerde ve kalabalığın ardında saklanan yalnızlığın ortasında hayat buluyor. Harry'nin hayatı, sinir krizinin eşiğinde, gülerken düşündüren maceralarla dopdolu ve sıradanlığın oldukça ötesinde bir seyir kazanıyor..., Neden mi? Harry Block, arkadaşları hakkında satış rekorları kıran bir kitap yazıyor... Özel hayatlarının en özel noktaları herkesin önüne sunulan bu zavallı kurbanlar ise Harry'nin en büyük düşmanları olma yolundalar.

16 yaşındaki Mo, en iyi arkadaşı Zeke’yi örnek almaktadır. Zeke eğlenceli, havalı ve çok yönlü birisidir. Tek sorun, ablasının 23 yaşındaki eski sevgilisi olmasıdır. Zeke gerçekten Mo’yu seviyor olsa da, ona alışılagelmiş hayat tarzıyla içmeyi, partilemeyi ve ilişki yaşamayı öğretmesiyle işler ters gitmeye başlar. Mo’nun iyi niyetli babası, devreye girip oğlunun yetişme çağlarında ipleri yeniden eline almak istemektedir. Mo’nun lise arkadaşlarına uyuşturucu satmayı planlamalarıyla işler sarpa sarar ve dostluklarının sınırlarıyla ilgili bir sınava tabi tutulurlar.

An aspiring young filmmaker gets involved with an eccentric gangster for the financing of his first film.

Tam Y Kuşağına Göre Bir Film Alex Hakkında, Alex intihara teşebbüs edince hafta sonu bir araya gelmeye karar veren liseden 7 arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Alexe göz kulak olurken, arkadaş grubu içindeki eski aşklar ve dargınlıklar canlanacak, kötü verilmiş kararlar ortaya dökülecek, dostluklar ve ilişkiler kopma noktasına gelecek ve bütün bu yaşananlar, lise yıllarındaki naif dostluklarının nasıl böyle karmaşık ve kirli hale geldiğini sorgulamalarına neden olacaktır.

Aşk ve savaş üzerine alışılmadık derecede sevimli, zeki ve komik bir film. “Guguk Kuşu”, Rus askerlerin Finli keskin nişancılara taktığı addır. Eylül 1944. Finlandiya, SSCB ile bir ateşkes antlaşması imzalayarak savaştan çekilir. Ama nefretin anlamsızlığının büsbütün ortaya çıktığı bir yerde, gözden ırak bir çiftlikte kıstırılmış olan filmin ana karakterleri bu gerçekten haberdar değildir. Gizli servisin tutukladığı Rus yüzbaşı İvan ile Finli keskin nişancı Veiko talihin bir cilvesi olarak aynı yere sığınmak zorunda kalır; burası, onlara düşman değil de birer erkek gözüyle bakan Anni adlı genç Lapon kadının çiftliğidir. Üçü, birkaç gün aynı yerde birlikte yaşamak zorunda kalır. Herbiri yalnızca kendi anadilini (Fince, Rusça, Laponca) konuşabildiği için, kimi komik, kimi trajik müthiş yanlış anlamalar ortaya çıkar.

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…

Inglewood'un tehlikeli mahallelerinden birinde yaşayan Malcolm, gangster ve uyuşturucu çetelerinin yönettiği bu yere inat idealleri olan, Harvard'a girmeyi kafasına koyan çalışkan ve zeki bir öğrencidir, önündeki üniversite başvuruları için elinden geleni yapmaktadır. Los Angeles'ta yapılacak çok büyük bir partiye davetiye bulan Malcolm ve arkadaşları büyük bir maceranın içine atılacaktır * Mesaj kaygısıyla çekilip de böyle tempolu ve eğlenceli film çok yoktur. Hikayenin geçtiği siyahi varoş mahallesinin atmosferini ve temposunu güzel yansıtmış. Chanel Iman'ı görmek güzel, şarkılar süper

Amerikan karşı kültürünün ‘68 sonrası düzen karşıtı doğasını ve nihilizmini yansıtmak için çağdaş Amerikan üniversite gençliğini kullanan film, radikal Marksist sınıf arkadaşlarını terk eden Mark’ın hikâyesini beyazperdeye taşıyor. Bir polisi öldürdüğünden şüphelenilen Mark, çaldığı küçük bir uçakla çöle iniş yapar. Kız arkadaşı Daria ile Zabriskie’de buluşur ve onunla sevişir. Artık teslim olmaya hazırdır.

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!

İki ahbapçavuş, kullandıkları bir tür uyuşturucu sayesinde zekalarını geçici olarak yükseltmeyi başarırlar. Bu otun etkisindeyken gösterdikleri performans sonucu Harvard üniversitesine girerler. Ancak otun etkileri kaybolduktan sonra düşük zeka seviyeleriyle başbaşa kalırlar..

Clerks. (Tezgâhtarlar) filminin dahi yönetmeni Kevin Smith tüm zamanını bir alışveriş merkesinde aylak aylak dolaşarak geçiren iki arkadaşın Jeremy London (Bebek bakıcısı) ve Jason Lee hikayesini anlattığı bu sarsıcı film ile izleyecileri şaşırtmaya devam ediyor...

Angela and Jessie are best friends intent on taking a wild beach trip, but when their roommate loses all of their money in a drug scam, the girls -- blissfully stoned -- go to increasingly daring and absurd lengths to get it back.

Jane'in başından geçen talihsizlikler, çatlak ev arkadaşının ortada bıraktığı otlu keklerden yemesiyle başlar. O gün yapması gerekenlerin listesi epey kabarıktır: Bir ses sınavına katılması ve değerli keklerin yerine bir şekilde yenilerini koyması gerekmektedir. Jane'in çılgın macerası gün boyu Los Angeles sokaklarında sürüp gidecek, sonunda Jane elinde Komünist Manifesto'nun ilk baskısı ile kendisini bir dönme dolabın tepesinde bulacaktır.



Sevdiğiniz karakterler geri döndü! Amerikan Pastası ölümsüzleştıren mezuniyet balosundan 1 yıl sonra tüm ekıp tam takım yaz için yeniden bir arada. Bu sefer, sakin görünümlü bir sahil evi, çılgın partilerin merkezine dönüşecek. 5 erkek arkadaşlığın ne kadar güçlü bir birleştirici olduğunu keşfedecek... ve bir de Süper Yapıştırıcının. 5 kız aşkın gizemini öğrenecek... ve Üç Kuralını. İlerleyen saatlerde bando kampı beklenmedik bir ziyaretçiyle hareketli saatler yaşayacak ve bu yaz tatili herkes için unutulmaz olacak!

Jack (Robin Williams) ve Dale (Billy Crystal), eski sevgilileri Carrie (Julia Louis-Dreyfus) tarafından ayrı ayrı aranır. Carrie, kayıp oğlu Scott'ı bulmaları için onlardan yardım ister. İkisi de Scott'ın biyolojik babası olabileceğini düşünerek yola çıkar. Farklı kişilikteki bu iki adam, macera dolu ve komik bir yolculukta birbirlerine katlanmak zorunda kalır.

Jean-Luc Godard'ın başyapıtı Pierrot le Fou (Çılgın Pierrot), yönetmenin uzun ve parlak kariyerinde önemli bir kilometre taşıdır. Karışık bir dönüm noktası olan film, Godard'ın Breathless (Nefes Nefese, 1960) ve Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak, 1962) gibi eserlerinin deneysel yaşam gücü ve Week End (Hafta Sonu, 1967) ve Wind from the East (1969) gibi son derece politik, alaycı ve acı bir biçimde komik filmleri arasında kalır. Pierrot le Fou, her ikisinin öğelerini de barındırır ve sırf bu nedenle izleyici için zengin bir deneyim fırsatı sunar. Ancak filmin sahip olduğu bir başka koz da gerçek güzellik duygusu. Eleştirmenler, Godard'ın polemik yaratan üslubuna karşın zarif bir biçimde güzel filmler de yaptığını unutmaya meyilli ama Pierrot le Fou, hiç kuşkusuz Contempt'le (1963) birlikte, bu açıdan değerlendirilmeli.

New York’un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yapan Frank Lucas’ın varlığından patronu ölene kadar hiç kimsenin haberi yoktur. Ancak patronunun aniden ölümü üzerine kendi imparatorluğunu kurmak ve Amerikan Rüyası’nın kendine özgü versiyonunu yaratmak için gereken açık kapıları keşfeder ve kolları sıvar. Frank Lucas, zekâsı ve katı çalışma ahlâkı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü eline geçirir.

İki arkadaşın birinin büyük annesi ameliyat olacaktir ve şimdi onun için ikisi para bulmak isterler fakat kolay yolla para kazanamayınca kirli işe el atarak dolandırıcılık yapmalarıdır
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir