
Monty Woolley
Priam Farll


Monty Woolley
Priam Farll

Gracie Fields
Alice Chalice

Laird Cregar
Clive Oxford

Una O'Connor
Sarah Leek

Alan Mowbray
Mr. Pennington

Melville Cooper
Dr. Caswell

Franklin Pangborn
Duncan Farll

Ethel Griffies
Lady Vale

Eric Blore
Henry Leek

George Zucco
Mr. Crepitude

Fritz Feld
Critic

Whit Bissell
Harry Leek (uncredited)

Harold Miller
Mourner / Juror (uncredited)

Bess Flowers
Mourner (uncredited)
Dorothy Lloyd
Parrot Voice Imitator (uncredited)

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Dansçı olan April, Broadway’de seçmelere katılır. Ancak seçmelerde çuvallayan April, istediği başarıyı elde edemez. Bunun üzerine genç kadın, memleketine geri dönmeye karar verir. Doğup, büyüdüğü kasabada hayatına yön vermeye çalışan April, çok istemese de yarışmaya hazırlanan bir grup genç dansçıya koçluk yapmaya başlar. April öyle ya da böyle müzik ile birlikte yaşamaya devam edecektir.

1950'lerin Londralı bir temizlikçisi, Christian Dior'un özel tasarım bir elbisesine aşık olur ve bu aptallık uğruna her şeyi riske atmaya karar verir.

Yolu dolandırıcılık yapan bir aileyle kesişen bir kadın, ailenin sevgiden mahrum bırakılmış kızıyla kısa sürede bağ kurar ve sorunlu aile dinamiklerini birbirine katar.

Jack, ağzı çok iyi laf yapan herkesi ikna edebilen bir temsilcidir. Günün birinde Jack'in yaşadığı evin bahçesinde Bodhi ağacının çıkmasıyla Jack'in hayatı zindana döner. Jack'in her konuşmasında Bodhi ağacında bir yaprak eksilir ağaçta son yaprağın düşmesi demek hem Jack'in hem Bodhi ağacının yok olması demektir. Jack, artık konuşmayı bırakıp insanlarla iletişim kurabileceği bir yol aramak zorundadır.

Yönetmenin kurguladığı Final Cut versiyonu ile izleyici karşısına çıkan film, Vietnam'da görev alan bir Amerikan askerine verilen görev sonrasında yaşananları konu ediyor. Yüzbaşı Benjamin Willard, zorlu bir görevle karşı karşıyadır. Willard'dan, Vietnam Savaşı sırasında ordu emirlerini görmezden gelip kendisini tanrı ilan eden özel tim albayını öldürmesi istenir. Willard, gizli görevi yerine getirmeye çalışırken kendisini zorlu durumlarla karşı karşıya bulur.

Gelecek zaman… İnsanlar iki gruba ayrılmış durumdadır: düşünenler (ancak hiçbir makinenin nasıl çalıştığını bilmiyorlar) ve çalışanlar (fikir sahibi değiller). Düşünenler planları yapıyor, çalışanlar da bunları uyguluyorlar. İki grup da tam değildir ama birleşince bir bütün oluyorlar. Bir gün düşünenlerden biri yeraltına çalışanların yanına iner. Gördükleriyle birlikte hayatın akışı değişmeye başlar…

Bir grup acemi genç Alman askerinin, 1.Dünya Savaşı sırasında büyük bir idealizmle başlayan hikayelerinin, hayal kırıklığıyla sonuçlanmasını anlatıyor. Başrol oyuncusu Lew Ayres’in canlandırdığı Paul Baumer’in repliği, filmin konusunu da özetliyor: “Siperlerde yaşıyor ve savaşıyoruz. Ölmemeye çalışıyoruz, tek yaptığımız bu” Modası çabuk geçen pek çok mesaj filmlerinin aksine, Erich maria Remarque’nin savaş karşıtı romanından uyarlanan filmin etkisi yıllar sonra bile hiç azalmamıştır. Lewis Milestone’nun ölçülü, sade ve insanı derinden etkileyen çalışması, yıllar sonra bile pek çok ülkede yasaklıydı.

Two young gentlemen living in 1890s England use the same pseudonym ('Ernest') on the sly, which is fine until they both fall in love with women using that name, which leads to a comedy of mistaken identities.


A struggling painter begins taking inspiration from the dreams of his friend and roommate, a comic book fan who narrates an adventure story while he sleeps, but unbeknownst to the latter, the artist of his favorite comic book lives in the same building as they do with the model for her drawings.


Ian McEwan'ın aynı adlı ödüllü romanından uyarlanan film, başarılı bir çocuk kitapları yazarı olan Stephen Lewis’in hayatını anlatıyor. Stephen Lewis, soğuk bir kış günü, üç yaşındaki kızıyla birlikte süpermarkete alışverişe gider. Kasa kuyruğunda beklerken bir an dikkati dağılır ve kısa bir sürede kızının yok olduğunu fark eder. Kızının kayboluşunun üstünden iki yıl geçer. Stephen artık üç yaşındaki tüm çocukların yüzünde kendi kızını aramaya başlar ve bu andan itibaren yaşamı altüst olur.

Öykü, belirsiz bir zaman diliminde, feodal düzenin hakim olduğu Çin topraklarında geçiyor. Çalınan bir kılıcın ve ünlü bir kaçağın peşindeki iki savaşçı, iz üstündeyken soylu bir adamın kızına rast gelirler. Fiziksel açıdan şaşırtıcı derecede iyi eğitilmiş bir dövüşçü olan bu genç kız, hayatının kritik kararlarından birini vermek üzeredir. Mucizelerin olağan karşılandığı, havada yürüyen zen savaşçılarının cirit attığı bir düşsel gerçekliği koreografik olarak sinemaya taşıyan yönetmen Ang Lee, romantizm ve aksiyonun dinamik bir öykü içindeki birleşimi olarak tanımlıyor filmini.

Tom Stall, sakin bir Amerikan kasabasında, örnek bir yaşam sürmektedir. Ailesine olan bağlılığı ve çevresindekilere olan saygılı davranışlarıyla tanınır. Fakat bir gün başına bela olan serserilere haddini bildirince, işler değişir. Medya aradığı kahramanı, New York kökenli bir mafya ise yıllardır aradığı katili bulmuştur.Bu küçük olayın ardından Tom'un karanlık geçmişi bir anda ortaya çıkar. Mütevazi aile babası, kendisinin ve ailesinin sağlığı için mafyanın üzerine gitmek ve müthiş bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır.

Luther Whitney işinde uzman ve mükkemmeliyetçi biridir. Sessizliğe çok önem verir çünkü yaptıklarıyla böbürlenmek onu hapse düşürecek kadar tehlikelidir: o bir hırsızdır... Yıllarca hapis yatıp çıktıktan sonra, son bir işle jübilesini yapmaya karar verir. Amerika'nın en zenginlerinden Walter Sullivan'ın malikanesine girer. Ama Luther gibi usta bir hırsızı bile şaşırtacak bir şey bu dünyada her zaman bulunur! Ucu beyaz saraya kadar uzanan, çok ama çok önemli bir sır...

Chris Cross, 25 yıldır kasiyerdir. Bir yağmurlu gecede, Chris bir kadının adam tarafından dövüldüğünü görür. Adama şemsiyesi ile vurur, adam yere düşüp bayılınca, polisi bulup kadının yanına gelir. Geldiklerinde kadını tek başına bulurlar. Chris kendisini çok zengin bir sanatçı gibi tanıtır. Chris , Kittyi evine kadar bırakır. Chris kızdan hoşlanmaya başlar fakat evlidir. Kitty ise Chris ile tanıştıktan sonra başka planlar kurmaya başlar... Aşk , para , dolandırıcılık hukuk üzerine işlenmiş mükemmel film.

Charlie Bucket; annesi, babası, iki ninesi ve iki dedesiyle büyük bir kentin bitiminde küçük bir tahta barakada yaşamaktadır. Charlie, çikolatayı çok sever ama alacak parası yoktur. Biriktirilen parayla yılda bir kez evlerine küçük bir çikolata girer. Bu büyük kentte, Charlie'lerin evinden bile görülen kocaman bir çikolata fabrikası vardır. Dünyanın en ünlü çikolatalarını üretir. Günlerden bir gün, fabrikanın sahibi Bay Willy Wonka, imparatorluğunu devredeceği bir varis seçmek için yarışma düzenlediğini açıklar. Charlie de adaylardan biridir.

Medyumlarla ilgili kitap yazan Charles ile komşusu "emekli medyum" Madam Arcati’nin öyküsü. Araya yazarın ikinci eşi girince işler karışacak.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir