
Bud Abbott
Chuck Murray

Two bumbling service station attendants are left as the sole beneficiaries in a gangster's will. Their trip to claim their fortune is sidetracked when they are stranded in a haunted house along with several other strangers.

Bud Abbott
Chuck Murray

Lou Costello
Ferdinand Jones

Richard Carlson
Doctor Jackson

Joan Davis
Camille Brewster

Mischa Auer
Gregory

Evelyn Ankers
Norma Lind

Marc Lawrence
Charlie Smith

Shemp Howard
Soda Jerk

Russell Hicks
Bannister

William B. Davidson
Moose Matson

Laverne Andrews
Laverne Andrews

Maxene Andrews
Maxene Andrews

Patty Andrews
Patty Andrews
Ted Lewis
Ted Lewis

Bobby Barber
Waiter (uncredited)

Vampirlerin komik olmadığını kim demiş? Yönetmen Roman Polanski, beceriksiz vampir avcıları ile kurtarmaya çalıştıkları ve ölü olmadığı için çok mutlu olan güzel kadını anlattığı hikayeyle korku film türüyle çok hoş bir şekilde dalga geçiyor.

A vampire attacks a horror author on the street and then invites him to a nearby club as a gesture of gratitude, which turns out to be a meeting place for assorted creatures of the night. The vampire then regales him with three stories, each interspersed with musical performances at the club.

A group of potential heirs gather in a forbidding old house to learn which of them will inherit a fortune. Later, they learn that a flesh-rending maniac is loose.

Hayatları son derece sakin ve rutin olan mahalle sakinlerinin bulunduğu bir Amerikan kasabasında, bu mahalleye Klopeks ailesinin taşınmasıyla, garip olaylar meydana gelmeye başlar. Klopeks'ler gündüzleri hiç dışarıya çıkmayan, evleri pislik içinde ve geceleri evden garip ve esrarengiz sesler gelen bir ailedir.. Ray Peterson (Tom Hanks) ve mahalle sakinleri bu evde yaşayan garip aileden şüphelenmektedirler. Bir gün komşuları olan yaşlı Walter aniden ortadan kaybolunca bu şüpheleri iyiden iyiye artmıştır.. Ray ve arkadaşları, Walter'ı Klopeks'lerin öldürdüğünü ve cesedini bahçeye gömdüklerine inanmaktadırlar.. Klopekslerin evde olmadığı bir gün, yaşlı Walter'ın cesedini bulmak için bir plan hazırlarlar ve serüven başlar...

John Harker, gizemli ve kolay kolay ele geçmeyen Kont Drakula'yla bir emlâk anlaşması yapmak için Transilvanya'ya gönderilir. Ama ev sahibi bir vampir, insanların kanıyla beslenen bir hortlaktır ve taşınma fikri ona pek de cazip gelmemektedir. Yüzlerce yıllık cehennemi, hayaletlere özgü bir varoluşun ardından, tek istediği huzura ermektir. Yine de, John'ın genç eşi Mina'nın fotoğrafını görüp heyecanlanınca, gemiyle batıya doğru yolculuğa çıkar.

After intrepid working girl Mary Carter becomes the new owner of a reputedly haunted mansion located off the Cuban coast, a stranger phones warning her to stay away from the castle. Undaunted, Mary sets sail for Cuba with a stowaway in her trunk—wise-cracking Larry Lawrence, a radio announcer who helps Mary get to the bottom of the voodoo magic, zombies and ghosts that supposedly curse the spooky estate.

As novice detectives, Bud and Lou come face to face with the Invisible Man.

Tatlı Hayat, Roma şehir yaşantısının modern yozluğunu ve sofistike ahlak çöküntüsünü yüksek sosyetenin peşinde koşan bir gazetecinin gözünden anlatır. Genç gazeteci Marcello Rubini gerçek bir eser yaratmanın düşüyle yaşar; ancak çalıştığı bulvar gazetesinin ona sağladığı para ve prestijden de vazgeçemez. Filmde Marcello'nun yedi günü ve gecesini, birlikte olduğu farklı kadınlarla ilişkilerini, arka planda 1960'ların gençlik ve heyecanıyla kaynayan Roma sokakları ve sosyete yaşantısından kesitlerle izleriz. Marcello seks, içki, partiler ve alemlerle dolu bir dünyada savrulurken bile aslında haz almadığı bu "tatlı hayat"ı sonuna kadar yaşamaya devam eder. Onunki ruhsuz ve heyecansız bir varoluştur. İtalyan sinemasının ilk 3,5 saatlik filmi olan "Tatlı Hayat" gösterime girmesiyle birlikte büyük skandallara ve polemiklere yol açmış, Vatikan tarafından yasaklanmaya çalışılmış, halk tarafından kucaklanmıştır * Yapılmış en muhteşem İtalyan filmi.

Freaks, Tod Browning’in kendi geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak çektiği kült bir filmdir. Dönemin sirklerindeki gösterilerin parçası olan kolsuz ve bacaksız insanlar, siyam ikizleri, cüceler, iskelet insanlar, sakallı kadınlar, çift cinsiyetli insanlar gibi gerçek fiziksel deformasyonlarıyla hilkat garibelerini seyircinin önüne çıkarması Browning’in ağır eleştirilere maruz kalmasına hatta sinema kariyerinin sonlanmasına sebep olmuştur * Filmin hikayesi, hilkat garibeleriyle dolu bir sirkte geçer. Sirk artistleri arasında bulunan güzel trapez sanatçısı, cüce Hans’ın evlilik teklifini kabul eder. Fakat hilkat garibeleri, bu evliliğin Hans’ın parası için olduğunu öğrenirler. Onlarla dalga geçen trapezcinin, sevgilisi ile birlikte Hans’ı öldürme planları yaptığı ortaya çıktığındaysa, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan hilkat garibeleri bu kadın ve sevgilisi için korkunç bir intikam planı hazırlarlar

İki köylüyü öldürdükten sonra ormanda dolaşan canavar, yakalanıp hapse atılır. Zincirlerini kırarak kaçar ve kör bir keşişle (O.P. Heggie) karşılaşır. Keşiş, keman çalarak canavarı sakinleştirir ve konuşmayı öğretir. Ancak iki avcının keşişin kulübesine gelmesiyle canavar mezarlığa kaçar. Burada, eksantrik bilim insanı Dr. Pretorius (Ernest Thesiger) ile karşılaşır. Pretorius, canavara bir eş yaratmak için Dr. Henry Frankenstein'ı (Colin Clive) ikna etmeye çalışır. Frankenstein başta reddetse de, canavarın eşi Elizabeth'i (Valerie Hobson) kaçırmasıyla fikrini değiştirir. Yaratılan eş (Elsa Lanchester), kabarık saçlı grotesk bir güzelliktir, ancak canavarı görünce çığlık atarak reddeder. Canavar, laboratuvarı yok ederek kendini, eşini ve Pretorius'u öldürürken, Frankenstein'ların kaçmasına izin verir. Elsa Lanchester, hem canavarın eşini hem de romanın yazarı Mary Shelley'yi canlandırıyor.

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

İki işsiz komedyen Joe ve Jerry, tesadüfen mafyanın sevgililer gününde yaptığı bir katliama tanık olurlar. Arkasında şahit bırakmak istemeyen gangsterler ikilinin peşine düşer. Canlarını kurtarmak için yollara düşen ikili, Miami'ye turneye gitmekte olan ve tamamı kadınlardan oluşan bir müzik grubuna katılırlar. Kadın kılığında grupla yola çıkarlar ancak her ikisi de grubun solisti sarışın bomba Sugar Kane'e aşık olurlar ancak kimlikleri ortaya çıkmasın diye güzel kadına karşı duygularını belli edememektedirler. Bunun üzerine Joe, üçüncü bir kimlik yaratarak utangaç bir milyoner olarak Kane'e yaklaşmayı dener. Öte yandan Jerry'nin de başı, kadın kimliğine aşık olan bir milyonerle derttedir.

Uzak ve ıssız bir adaya ayak basan Carl Denham yönetimindeki bir film ekibi, yerlilerce düzenlenen garip bir kurban törenine şahit olur ve engellemek için müdahale eder. Sarışın başrol oyuncusu Ann Darrow'u gözlerine kestiren yerliler daha sonra kampı basıp genç kadını kaçırırlar. Ann'i zincire vurup, tanrı olarak tapındıkları Kong isimli dev bir gorile kurban etmeye kalkışırlar.Dev canavar kendisine ikram edilen Ann'a aşık olur ve durumdan vazife çıkaran Darrow ve ekibince etkisiz hale getirip, bir Broadway şovuna meze edilmek üzere gemiyle New York'a taşınır. Oysa aşk her şeyden güçlüdür!

Ed Wood, kimilerine göre dünyanın en kötü yönetmeni, kimilerine göre de, filmleri son derece keyifli, nev-i şahsına münhasır kült bir yönetmen. Tim Burton, ikinci grupta yer alan bir yönetmen olarak daima ilhamları arasında tuttuğu Wood'un filmcilik serüveni üzerine bu filmi gerçekleştirdi. Yapımda, Ed Wood'un ayrıntılı yaşam hikayesinden çok, en çok bilinen yapımlarını çektiği dönem ve film yapma konusundaki hırsı konu ediliyor. Hem Ed Wood'u tanımak hem de Burton'ın başyapıtını görmek için kaçırılmamasında fayda var. İzledikten sonra sizde yazının başındaki sorunun cevabını bulacak ve muhtemelen ilk seçeneği eleyeceksiniz! * Tim Burton ve Johnny Depp işbirliğinden çıkan 8 film içinde en gerçekçi yapım bu olsa gerek

Raimunda, ailesini geçindirebilmek için birden fazla işte çalışan güçlü ve mücadeleci bir kadındır. Ablası Sole, onun kadar mücadeleci ve güçlü olmasa da, kayıtdışı çalıştırdığı kuaför salonunu işleterek hayatını kazanmaya çalışmaktadır. Kendi hallerinde yaşam mücadelesi veren bu kadınlar, bir gün doğup büyüdükleri La Mancha'da yaşayan halalarının ölüm haberi ile yıkılırlar. Cenazaye ablası Sole ile gitmek isteyen Raimunda'yı evde çok daha büyük bir yıkım beklemektedir; Solu'u ise cenazede büyük bir şok. Yıllar evvel bir yangında ölmüş olan anneleri, yarım kalan bütün işlerini tamamlamak için geri dönmüştür. Tek başlarına ayakta kalmaya çalışan kızlarının ve torununun da onun desteğine çok fazla ihtiyacı vardır.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

Yıl 1968. Antoine Doinel serisinin arsız baş kahramanı, askerlik görevinden men edilmiştir. Bir gün ansızın özel bir dedektifin yardımcısı olarak kendine pozisyon bulan Doinel, türlü maceralar ve romantik ilişkiler içinde koşturur durur.

12 yaşındaki DJ Walters, mahalledeki yaşlı ve huysuz Komşu Bay Nebbercracker'ın evinin yaklaşan her şeyi yutan canlı, agresif ve tehlikeli bir canavar olduğunu fark eder ancak yetişkinler çocuklara inanmaz. Cadılar Bayramı gecesi yaklaşırken DJ ve arkadaşları Chowder ile Jenny, bu gizemli evin sırrını çözmek ve mahalledeki insanları korumak için soluk soluğa bir maceraya atılırlar.

II. Dünya Savaşı'nda yan yana çarpışmış on bir eski silah arkadaşı, yaklaşık 20 yıl sonra Los Angeles'ta buluşurlar. Şimdi uslanmaz bir kumarbaza dönüşmüş olan Danny Ocean'ın örgütlediği grup, yılbaşı gecesi müthiş soygun yapmak üzere çalışmalara başlar.On birlerin her birini bu soyguna katılmaya iten bir sebep vardır. Biri beysbol oyuncusu olmak için gerekli parayı bulmak adına bu işe girerken; kanser olan bir diğeri çocuklarının geleceği için hayatını tehlikeye atmıştır. Bir başkası karısını striptiz kulübünden kurtarmak istemektedir. Danny'nin örgütlediği soygun ise gerçekten sıfır hatayla gerçekleştirilmek zorundadır: Tek gecede Las Vegas'ın en büyük beş kumarhanesini soymak!

Doktor Caligari'nin Muayenehanesi(Das Kabinett des Dr. Caligari, 1919), Alman sinemasının bu dönemini(Altın Çağ 1918-1927) simgeleyen ve en çok tartışılan filmdir. Anlattığı gizemli cinayet öyküsünün yanı sıra resimli panolardan oluşan dekorları, boyayla elde edilmiş gölgeleri, eğik bacalı, yamuk duvarlı evleriyle filmin yarattığı fantastik ve ürkütücü dünya bugün bile ilgiyle izlenmesini sağlamaktadır. Film, döneminde ve sonrasında, pek çok övgüler aldığı gibi, aynı ölçüde eleştirilmiştir. Öyleki "kaligarizm" bir terim haline gelmiştir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir