
Jon Favreau
Mike Peters

6 yıllık ilişkisi biten Mike, New York’tan Los Angelas’a star olmak için gelir. İlişkisinin bitmesinin üzerinden 6 ay geçmesine karşın eski kız arkadaşını bir türlü unutamamıştır. Bunun üzerine arkadaşları onu sosyal hayata tekrar döndürmeye ve altı yıllık ilişkisini unutturmaya çalışacaklardır.

Jon Favreau
Mike Peters

Vince Vaughn
Trent Walker

Ron Livingston
Rob

Patrick Van Horn
Sue

Alex Désert
Charles

Heather Graham
Lorraine

Deena Martin
Christy

Katherine Kendall
Lisa

Brooke Langton
Nikki

Blake Lindsley
Girl with Cigar
Kevin James Kelly
Vegas Dealer

Stephanie Ittleson
Vegas Waitress

Vernon Vaughn
$100 Gambler
Joan Favreau
$5 Winner

Rio Hackford
Skully


Ailesi tarafından sürekli olarak evden atılmakla tehdit edilen Craig, işinden kovulur. Aşk hayatı iyi gitmeyen Craig, en iyi arkadaşı Smokey'nin başı bir uyuşturucu meselesi yüzünden derde girince iyice yıkılır. Gün bitmeden yeni bir iş bulmak zorunda olan Craig, eski sevgilisinin kalbini kazanmak ve arkadaşını düştüğü beladan kurtarmak zorundadır.

Billy Hoyle (Woody Harrelson) ve Sidney Deane (Wesley Snipes) şehirdeki en iyi basketbol oyuncuları olduklarını düşünmektedirler.Bir gün yolları kesişir ve güçlerini birleştirip bunu para çevirmeye karar verirler.Bundan sonra pek çok iş yapan bu ikiliyi artık hiç birşey durduramaz. Ancak başları da beladan kurtulmaz.Çünkü Billy'nin gangster tipi bazı adamlara büyük miktarda borcu vardır.

Ty, üç kadınla yaptığı anlaşma sayesinde içi doldurulmuş pelüş hayvanları 90'ların belirleyici bir trendine dönüştürene kadar hayal kırıklıkları yaşayan bir oyuncak satıcısıydı. Tarihin en büyük oyuncak çılgınlığına bu kamera arkası bakış, bu dünyada neye ve kime değer verildiğine dair çılgın bir hikâyeyi anlatıyor.

Kült hâline gelmiş olan filmin bu modern versiyonunda, eskiden basketbol yıldızı olan ama sakatlanmaları sebebiyle kariyerinde hız kaybeden Jeremy, bir zamanlar umut vadeden bir basketbolcuyken kendi geleceğini sabote eden Kamal'la gönülsüzce iş birliği yapar. Pek de sağlam olmayan ilişkilerle, finansal baskılarla ve içsel mücadelelerle boğuşan bu zıt karakterli sokak basketbolcuları, hayallerine kavuşmayı son bir kez denemek için güçlerini birleştirir.

Leo ve Angela Russo, baskıcı İtalyan-Amerikan aileleriyle çevrili Queens'te basit bir hayat yaşıyorlar. Oğulları lise basketbol takımında başarılı olunca Leo bunu gerçekleştirmeye çalışırken aileyi paramparça eder.

Aynı adlı televizyon dizisi Entourage'den beyazperdeye uyarlanan yapım, oyuncu Vince Chase'in peşinden giderek Hollywood'un bilinmeyen iç yüzünü, ilginç, renkli ve bir o kadar da tehlikeli dünyasını gözler önüne seriyor. Bir Hollywood yıldızının yaşayabileceği her uç deneyimi hayatına eklemlemeyi başarmış olan Chase ile birlikte onun tayfası Turtle, Eric ve Johnny sayesinde yaşadıkları perdeye taşıyan film; Ari Gold ile ekibin giriştiği riskli projeyi kanatlandırma sürecini konu alıyor.

Steven Soderbergh'in yönetmenliğini üstlendiği 2012 tarihli ilk filmin devamı niteliğinde yapımda; ortalığın tozunu dumana kattıktan sonda kabuğuna çekilmeyi planlayan Mike’ın, striptiz işinden emekliye ayrılmasının ardından yaşadığı üç yıllık sürecin sonrası anlatılıyor. Fakat Mike'ın pek de sakin olduğu söylenemeceyecek olan emeklilik günleri fazla uzun sürmüyor. Efsane ekip tekrar biraraya gelerek Myrtle Plajı’nda son bir performans sergilemek iiçin kolları sıvıyor. Başrolde yeniden Channing Tatum'u izlediğimiz filmde, yakışıklı aktöre bu sefer Amber Heard, Matt Bomer, Elizabeth Banks, Joe Manganiello, Andie MacDowell, Stephen Boss ve Adam Rodriguez gibi önemli isimlerden oluşan zengin bir ekip eşlik ediyor. Serinin bu devam halkasında yönetmen koltuğu ise Gregory Jacobs'a aemanet edilmiş durumda!

Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.

Ünlü bir stand-up ustası olan George Simmons, kan dolaşımındaki bir sorun nedeniyle ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir. George'un bir yıldan az ömrü kalmıştır. Ira ise ümit vaadeden ve George'u örnek alan bir stand-up komedyenidir. Ira ve George günün birinde aynı klüpte sahne alırlar. Ira'nın yeteneğini fark eden George, onu asistanı olması için ikna eder. Ira’nın hayatına girmesi ile George bir çalışandan çok, bir arkadaş edinmiştir.

Brad Pitt ve Margot Robbie'li Babil, 1920'li yılların Los Angeles'ında, sinemanın sessiz dönemden çıkış sürecinde adından söz ettiren bir aktör ile gözünü yıldız statüsüne dikmiş hırslı bir aktris adayının gözünden o dönemki Hollywood'un her manadaki aşırılığını epik bir dille ele alıyor.

Ed Wood, kimilerine göre dünyanın en kötü yönetmeni, kimilerine göre de, filmleri son derece keyifli, nev-i şahsına münhasır kült bir yönetmen. Tim Burton, ikinci grupta yer alan bir yönetmen olarak daima ilhamları arasında tuttuğu Wood'un filmcilik serüveni üzerine bu filmi gerçekleştirdi. Yapımda, Ed Wood'un ayrıntılı yaşam hikayesinden çok, en çok bilinen yapımlarını çektiği dönem ve film yapma konusundaki hırsı konu ediliyor. Hem Ed Wood'u tanımak hem de Burton'ın başyapıtını görmek için kaçırılmamasında fayda var. İzledikten sonra sizde yazının başındaki sorunun cevabını bulacak ve muhtemelen ilk seçeneği eleyeceksiniz! * Tim Burton ve Johnny Depp işbirliğinden çıkan 8 film içinde en gerçekçi yapım bu olsa gerek

Orta yaşı çoktan geçmiş, evli ve çocuklu Amerikalı aktör Bob bir reklam çekimi için Japonya’ya gelir. Tokyo’da kaldığı otelde bir başka Amerikalı ile fotoğrafçı kocasının peşinden buraya gelmiş olan sevimli ama ciddi Charlotte ile tanışır. Dillerine ve kültürlerine uzak oldukları bu insanların ülkesinde fazlasıyla yabancı olan ve iletişimsizlik denizinde boğulan bu iki yabancı, bir Tokyo haftasonunda birdenbire yakınlaşacaklardır.

Joe Gillis (William Holden) genç bir senaristtir. Film, Gills’in bir havuzda kanlar içinde yatarken görüntüsü ile başlar ve daha sonra altı ay öncesine gideriz. Senaryolarını satamayan ve parasız kalan Joe’nun başı eski borçlarıyla derttedir. Alacaklılardan kaçar ve Sunset Bulvarı’ndaki bir eve sığınarak saklanır. Buradaki ev sahibi ise, sessiz filmler döneminde ün yapmış aktrislerden Norma Desmond’dır (Gloria Swanson). Eski ününü hemen geri kazanabileceğini düşünen Norma, kendi yazdığı bir senaryoyla sinema dünyasına dönmeyi amaçlamaktadır. Joe kendisine senaryo yazımı konusunda yardım edebileceğini söyler ve böylelikle Norma onun bu evde yaşamasına izin verir.

En İyi Film başta olmak üzere tam 6 Oscar'lı bir başyapıt Ünlü yıldız Margo Channing (Bette Davis), Eve (Anne Baxter) adlı genç bir kızla tanışır Eve, Margo'nun büyük bir hayranıdır ve kısa sürede onun güvenini kazanmayı başarır; hatta onun evine taşınır Oysa masum görünüşlü bu kızın başka amaçları vardır Margo'nun yerini almak isteyen Eve, sinsi planlarını sırayla uygulamaya başlamıştır Margo'nun yıldızı sönerken Eve ise başarıdan başarıya koşmaktadır...

Aydın emekli bir tiyatrocudur; oyunculuğu bıraktıktan sonra Kapadokya'ya babasından yadigar kalan butik oteli işletmek için geri döner. Aydın o günden sonra başlayan kış uykusu bu gözlerden ırak otelin içerisindeki gündelikleriyle, kâh yerel bir gazeteye köşe yazıları yazarak kâh her zaman niyetlendiği ancak bir türlü başlayamadığı tiyatro tarihi kitabını yazmayı düşünerek geçer. Tüm bu süreçte hayatında iki kadın vardır: Kendisine her anlamda uzak ve soğuk davranan genç karısı Nihal ve boşandıktan sonra yanlarına taşınan kız kardeşi Necla... Kışın bastırması ve artan kar yağışı bu küçük taşrada en çok Aydın'ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder...

John F. Donovan (Kit Harington) 20'li yaşlarının sonundaki bir televizyon yıldızıdır. Bu Amerikalı yıldızın gizli bir mektup arkadaşı vardır. Donovan oyuncu olmak isteyen ancak hala İngiltere'de annesiyle birlikte yaşamakta olan 11 yaşındaki Rupert Turner (Jacob Tremblay) ile hararetli bir mektup arkadaşlığı içindedir. Ancak günün birinde ikilinin yazışmaları ortaya çıkar ve Donovan hiçbir temeli olmayan iftiralarla suçlanır. Bir anda kariyeri çöküşe geçen Donovan ile genç hayranının ilişkisi de kopar. 10 yıl sonra istediği gibi bir oyuncu olan Rupert, bir röportaj aracılığıyla gençlik idolüyle olan ilişkisini anımsamaya başlar.

Yapışık ikizler olarak dünyaya gelen Walt ve Bob hayatın tüm alanlarında birlikte olmuş, birbirine son derece bağlı olan iki kardeştir. Gerek çalıştıkları işte gerekse sporda son derece başarılı olan ikilinin yolları içlerinden birinin oyuncu olmaya karar vermesiyle ayrılmak üzeredir. Yine de ayrılmayan ikili zamanla bu alanda da ünlü ve başarılı olurlar. Ancak tahmin edemeyecekleri şey şöhretin nasıl bir şey olduğudur. Farrelly Biraderler imzalı filmde Matt Damon ve Greg Kinnear, kardeşleri canlandırıyorlar. Yönetmenlerin ilginç mizah anlayışı ise son derece ilgi çekici.

Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian Wilder geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia Dolan ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır.

1920’li yılların sonunda Hollywood sinema sektörünü kökünden değiştirecek ’teknolojik’ bir devrim yaşandı. Ses, "henüz hiçbir şey duymadınız" repliği ile film pelikülüne bir daha hiç ayrılmamak üzere girdi. Fakat sinema sektöründe yaşanan bu devrim boyutundaki bu değişim pek çok insanın mesleğini ve kariyerini de derinden sarstı. Dönemin en karizmatik aktörleri arasında yer alan George Valentin de sesin beklenmedik biçimde sinema perdesine yansımasından payına düşeni alıyor. Yanı başında boy gösteren taze ve güzel oyuncu Peppy Miller’ın ise aklı fikri şöhrette.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir