
Jared Leto
Jack Hayes

Hırsız olan Jack Vegasta bir gün patronunun karısıyla basılır. Patron Jack 'ın en yakın arkadaşına Pilot 'a ; Jack gelmesini söyler sebebi ise Jack 'in uyuşturucu çaldığını sanmasıydı.Aslında çalan Pilot 'tur.....

Jared Leto
Jack Hayes

Selma Blair
Cassie

Jake Gyllenhaal
Pilot Kelson

John C. McGinley
Johnny the Fox

Jeremy Piven
Scawldy

Kimberley Kates
Jilly Miranda

Mark Rolston
Burt Miranda

Arden Myrin
Lucy

Stephen Shellen
Clark Hayes

M.C. Gainey
Steven

Conrad Goode
Gibby
Captain Mauzner
Mauzner

Shannon Leto
Kid #2
Madeline Parquette
Pilot's Mom

Krisha Fairchild
Naomi

Kült film sıfatını hakkıyla kazanmış filmlerin başında gelen Easy Rider, Hollywood’da başarılı ama bağımsız, karşı kültürel ve düşük bütçeli filmler dönemini başlatmıştır. Wyatt ve Billy adında iki motorcunun süslü Harley Davidson’ları üzerinde Los Angeles’tan doğuya doğru yaptıkları bu özgürlük arayışı, alternatif bir yol filmi olmakla birlikte iki kahramanın Amerikan rüyasına ulaşma yolunda bilinmezlerle dolu destansı yolculuklarını anlatıyor. Film, paranoyanın, bağnazlığın ve şiddetin hüküm sürdüğü konformist Amerika’da idealist 60’ların çöküşüne tanıklık ediyor. Filmde özgürlükler ülkesi olarak sunulan Amerika'nın aslında kendi içerisinde farklılıklara ve bireysel özgürlüğe karşı ne kadar hoşgörüsüz bir tutum takındığından bahsedilmektedir.Zamane kuşağın bu mantaliteyi değiştirmeye çalışması ve kendi bakış açısını ortaya çıkarma çabası filmin ana temasını oluşturur. Film dönemin en eleştirel yapımlarından biridir..

Bilim adamı Bruce Banner, "içindeki canavar" Hulk'tan kurtulmak ve pesindekilerden kaçabilmek için kendine gözlerden uzak bir yaşam kurmuştur. Rio'nun gecekondu mahallelerinde yaşamaktadır. Bunun için hayatının aşkı Betty Ross'dan bile uzak kalmayı göze almıştır. Ancak Hulk'u, vazgeçilemez bir güç olarak gören General Thunderbolt ki aynı zamanda Betty'nin babasıdır, onun peşini bırakmaz. Emrindeki subaylardan biri olan Emil Blonsky, Bruce'un geçirdiği kazanın bir benzerini kendi üzerinde uygulatır. Artık onun da süper güçleri vardır. "Abomination" adlı, en az Hulk kadar güçlü ve öfkeli bir karaktere bürünmüştür.

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma'yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.İlk uğrak yerleri olan barda gevşeyip dansederler ve yöre erkekleriyle eğlenip hoş bir akşam geçirirler. Ancak bir adam Thelma'yı park yerine kadar izleyip tecavüze yeltenince Louise yetişip onu öldürmek zorunda kalır. Polisin kendilerine hiç bir zaman inanmayacağı paranoyasına kapılan kadınlar kaçmaya karar verirler ve bir anda kanun kaçağı durumuna düşerler. Son olaylardan kötü etkilenen Thelma kafayı toparlamak için genç bir kovboy olan J.D (Brad Pitt) ile bir gecelik ilişki yaşar ve işler daha da sarpa sarar.

Bir ithal araba satıcısı olan Charlie, başkalarının düşüncelerine saygı duymayan bencil ve fırlama bir şehir çocuğudur. Babasının öldüğünü haber alan Charlie, cenazesine gittiğinde, babasının 49 model bir Buick Roadmaster hariç tüm mirasını bir vakfa bıraktığını öğrenir. Kendi hakkı olduğunu düşündüğü bu paradan bir pay alabilmek için bu vakfı ziyaret eden Charlie, buranın özürlülerle ilgilenen bir kurum olduğunu öğrenir.

Henüz 22 yaşında olan Nana, aktris olma hayalleriyle evliliğini ve çocuğunu bırakır. Fakat güzel Nana için işler hiç de yolunda gitmez. Bu başladığı yeni hayatında kendini bir anda sokaklarda fahişelik yaparken bulur. Sonuç ise kamera hareketleri, kurgusu, ses ve müzik kullanımı, diyalogları ile Godard'ın eteğinde ne varsa döktüğü şiirsel bir başyapıt. Bir düş(üş)ün hikayesi...

In the streets of East Los Angeles, Manny is a formidable drug dealer. Impressed by his extravagant lifestyle and prowess, his young son, Kilo, yearns to follow in his footsteps. Kilo resolves to learn how to prosper in the drug world, and his new life as a dealer begins. In a world where a man wants everything, he may end up with nothing.

Miami’nin önde gelen mafya tetikçisi Cuda (Banderas), patronu Estelle’in (Kate Bosworth) siber seks kaçakçılığı işine bulaştığını ve arkadaş olduğu genç bir kız olan Billie’yi (Zolee Griggs) tehlikeye attığını öğrenir. Cuda, hayatını ve ailesiyle ilişkisini kurtarmak için kendi suç örgütünü yıkmaya karar verir. Genç dövüşçü Stray (Mojean Aria) ile iş birliği yaparak Billie’yi kurtarmaya çalışır, ancak bu süreçte mafyanın hedefi haline gelir. Film, Cuda’nın kefaret arayışını ve fedakârlıklarını konu alıyor. Banderas’ın güçlü performansı öne çıksa da, klişe bir hikâye ve yavan senaryo eleştirilmiştir.

Harlemli genç müzisyen Devon, bando şefi tarafından Southern Üniversitesine davet ediliyor. Sokak müzisyeninin yaşamı, üniversite hayatına katılmasıyla baştan sona değişir...Drumline, bando müzisyenlerinin bilinmeyen dünyasını anlatıyor.

Sessiz sinema doneminin unutulmaz yapitlari arasinda yer alan ve kurgu ile belgesel anlayisin icice gectigi film, 1920’lerin Berlin’inde yasayan kendisini canlandiran, oyunculuk deneyimi olmayan bes genc Berlinli’nin bir Pazar gununu anlatiyor. Bir hikâye anlatmaktan ziyade o tatil gununun rahatligini pelikul uzerinde belgelemektir amaci. Kamera filmin buyuk bolumunde sokaklarda, gercek mekânlardadir. Bu baglamda hem Siirsel Gercekcilik’in hem de Italyan Yeni Gercekciligi’nin oncusu sayilir. Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden sadece birkac yil oncesinin Almanyasi’ni ve bambaska bir ruh halini gostermesi bir yana, yaraticilarinin tumunun III. Reich doneminde Hollywood’a kacip, orada une kavusmasiyla da ayrica sinema tarihinde onemli bir yere sahiptir…

60'ların Paris'inde ergenlik çağındaki Musevi çocuk Moses, annesi kardeşini de alıp evi terkedince babasıyla mutsuz bir hayata mahkum olur. Zamanının çoğunu mahallenin Türk bakkalı İbrahim Demirci ile geçirmeye başlar. Moses'ın babası depresyon sonucu intihar edince, onu İbrahim evlat edinir. Çok bilge bir adam olan İbrahim'in ışığında Kuran'dan yaşama dair güzel şeyler öğrenir Moses. Sonunda dükkanı kapatarak bir spor araba alırlar ve İbrahim'in ülkesine, yani Türkiye'ye doğru bir yolculuğa çıkarlar. Moses, burada bambaşka bir yaşama adım atarken yepyeni insanlarla da tanışacaktır.

In 1993, Maureen’s six-year-old daughter Amina is snuck out of the country by her ex-husband, Karim. After years of unsuccessful attempts to find her, Maureen intersects with a professional retriever of internationally abducted children who promises to help her find Amina in exchange for her collaboration.

Sessiz, metanetli bir adam, kendi kendine sürgünde keşiş benzeri bir yaşam sürüyor. Ayrı yaşadığı oğlu kötüye giden bir uyuşturucu ticaretinde öldürülünce, var olduğunu hiç bilmediği bir torununa bakmak zorunda kalır ve geride bırakmaya çalıştığı bir hayata geri dönmek zorunda kalır.

Süperstar Linda Blair, yalnızca kadınları kabul eden bir sokak çetesi olan "Satins"'in lideri Brenda'yı oynuyor. Bu çete, erkeklerden oluşan "Scars" çetesiyle sürekli olarak saygınlık ve eşitlik mücadelesi içindedir. Durum, Brenda'nın sağır ve dilsiz kız kardeşinin tecavüze uğramasıyla dramatik bir hal alır. Kadınlar, bu vahşi suçu birlikte çözmek ister çünkü komada olan kız kardeş polise yardımcı olamaz. Elde ettikleri tüm ipuçları, "Scars" çetesini işaret etmektedir. Brenda, dehşet ve öfkeyle doludur. "Scars" üyelerinin hak ettikleri cezayı alana kadar durmayacağına yemin eder...

Charlie Swift, namı diğer "Hızlı Charlie" bir sorunu olan bir tetikçidir ve vurduğu hedefin kafası eksiktir. Bu saldırının bedelini ödeyen adama, yani New Orleans'ın en büyük ve en acımasız gangsteri Mercado' ya amaçlanan hedefin o olduğunu kanıtlaması gerekir. Charlie, kurbanın eski karısı ve Charlie'nin ihtiyaç duyduğu cesarete ve becerilere sahip bir kadın olan Marcie Kramer' dan yardım ister. Marcie' i kaçmaya kararlı olduğu bir geçmişe sürüklemek, ikisini aynı anda hem komik, hem aksiyon dolu, hem de içten gelen vahşi ve öngörülemez bir yolculuğa çıkarır. Yol boyunca Charlie ve Marcie, Charlie'nin en iyi arkadaşı ve akıl hocası Stan Mullins' in mirasını korumak için savaşırken, Beggar' ı ve onun tüm operasyonunu çökertmeye çalışırlar.

ABD-Kanada sınırı boyunca ikamet eden mütevazi bir ağaç kesicisi olan Joe Braven, bir grup ölümcül uyuşturucu kaçakçısıyla karşı karşıya gelir. Bu kaçakçılar Joe’nun dağların arasında tenha bir yerde olan evinde eroin saklarlar. Uyuşturucu kaçakçılarının hafife aldığı Joe, ailesini korumak için ne gerekiyorsa yapacaktır.

Yasadışı olaylara karışan Archer, Los Angeles'a döner ve eşi Cynthia ve oğlu Nicholas ile birlikte sakin bir yaşam sürmeye karar verir. Eşinin yasa dışı yollarla ülkeye girmeye çalışan Kim adındaki küçük kızı eve getirmesi ile olaylar değişir. Babası Çinli bir örgütün lideri olan Kim ailenin başına pek çok dert açar ve Cynthia ölür.

Brian (Mark Ruffalo) ve Paulie (Ethan Hawke) çocukluk arkadaşıdır. Boston'un arka sokaklarında kardeş gibi büyüyen ikili, çok genç yaştan itibaren küçük suçlar işlemeye başlar, ve yaşları ilerledikçe suçları da ciddileşir. Suç dünyasında kendilerine bir "yer" edinmeye başlayan ikili, gangster Pat Kelly (Brian Goodman) için çalışmaya başlar. Suç dünyasında başarı sağlasalar ve zafer sarhoşluğu ve uyuşturucunun yönettiği bir dünyada kaybolmaya başlasalar da Brian, bir yandan çok sevdiği eşini (Amanda Peet) hayal kırıklığına uğratmanın üzüntüsü içersindedir. Çok geçmeden olaylar, iki farklı dünya arasında sıkışıp kalmış olan Brian'ı zor bir seçime zorlayacaktır.

Sessiz bir aile babası olan Nels, kar temizleyiciliği yapmaktadır. O, Rocky Dağları’ndaki gösterişli kasabanın kardan etkilenmemesini, yolların daima açık tutulmasını sağlar. Eşiyle birlikte turistlerin rağbet ettiği bu yerde konforlu bir kulübede mutlu bir yaşam sürer. Nels sakin ve huzurlu olan bu kasaban ayrılmak zorundadır çünkü oğlu bir uyuşturucu baronu tarafından öldürülmüştür. Vakit kaybetmeden intikam almak için oğlunu öldüren adamın peşine düşer. Bu alışılmadık kahraman, avcılık yeteneklerini kullanarak sıradan bir insandan yetenekli bir katile dönüşür ve karteli parçalamayı amaçlar. Nels'in yaptıkları tahmin edilemez bir gangster olan Viking ile rakip bir mafya patronu arasında bir bölge savaşına yol açar. Neredeyse kimsenin yarasız ayrılamayacağı bu savaşta adalet sağlanacaktır.

BUNRAKU: 1684 yılında Japonya'nın Osaka kentinde doğmuş geleneksel Japon kukla tiyatrosu türüdür. Egzotik doğu ile vahşi batı karışımı bir şehirde geçen film bilgisayar animasyonları ve muhteşem görüntü yönetmenliği ile dikkat çekiyor. Hiper geçeğin egemen olduğu gelecekte, ateşli silahlar yasaklanmıştır. Silah olarak kral tahtına yeniden kılıçlar oturmuştur. Bu dünyanın en güçlü silahşörü ise Nicola The Woodcutterr’dır. Nicola, 9 suikastçiden oluşan Red Gang’in üyesidir ve bunlar özellikle Atlantik'in doğusuna hakim olmuş durumdadırlar. Ancak onların hakimiyetine bozacak bir yabancı şehre adım atar. Bu esrarengiz adamın kafasındaki tek şey Nicola'yı öldürmektir.

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir