
Johanna Wokalek
Lene

Lene Thurner is standing on a train platform in Munich. She has to decide: back to Berlin where she lives, or toward the south, where at the foot of the Alps her family lives on the lonely farm “Hierankl”.

Maggie "Seninle beraber yaşamıyorum" diye çıkıştı Brick'e. "Aynı kafeste duruyoruz, o kadar." Tennessee Williams'ın 1955 Pulitzer ödüllü oyununun çarpıcı diyalogları ve yoğun duygusallığı oyunun bu film versiyonunda fırtına gibi gürlüyor. Kızgın Damdaki Kedi, olgun yaşlara hitabeden konuları ve ateşli performanslarıyla büyük gişe yapmış.Paul Newman, sorunlu eski spor yıldızı Brick rolündeki hassas performansıyla ilk kez Oscar Ödülü'ne aday gösterilmiş. Elizabeth Taylor ise, hayata olduğu gibi değil de birgün olmasını umduğu şekliyle sarılan kedi Maggie rolüyle ikinci kez aday olmuş. Burl Ives'in yalancılıktan nefret eden Big Daddy rolünde Broadway'deki ününü perçinlediği Kızgın Damdaki Kedi, yakıyor.

Sessiz sinema doneminin unutulmaz yapitlari arasinda yer alan ve kurgu ile belgesel anlayisin icice gectigi film, 1920’lerin Berlin’inde yasayan kendisini canlandiran, oyunculuk deneyimi olmayan bes genc Berlinli’nin bir Pazar gununu anlatiyor. Bir hikâye anlatmaktan ziyade o tatil gununun rahatligini pelikul uzerinde belgelemektir amaci. Kamera filmin buyuk bolumunde sokaklarda, gercek mekânlardadir. Bu baglamda hem Siirsel Gercekcilik’in hem de Italyan Yeni Gercekciligi’nin oncusu sayilir. Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden sadece birkac yil oncesinin Almanyasi’ni ve bambaska bir ruh halini gostermesi bir yana, yaraticilarinin tumunun III. Reich doneminde Hollywood’a kacip, orada une kavusmasiyla da ayrica sinema tarihinde onemli bir yere sahiptir…

İsrailli bir Mossad ajanı olan Eyal'e, hala hayatta olabilecek çok yaşlı eski bir Nazi subayı olan Alfred Himmelman'ı bulup öldürme görevi verilir. Bir turist rehberi gibi davranarak, kız kardeşini ziyaret etmek için İsrail'de bulunan torunu Axel ile arkadaş olur. İki adam, Eyal'in değerlerini sorgulayacağı bir ülke turuna çıkarlar.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

Nelly Lenz, toplama kampından kurtulmayı başarmış ama işkenceden yüzü tanınmayacak hale gelmiş bir şarkıcıdır. Zorunlu olarak geçirdiği estetik ameliyat sonrasında, kendisinin bir benzerine dönüşür. Görmek için can attığı tek kişi ise kocası Johnny’dir. Karşılaştıklarında Johnny onu tanımayıp zihnini iyice bulandırır. Acaba kocası ona hâlâ âşık mıdır, yoksa sadece parasının peşinde midir?

DreamWorks Pictures gerçek olaylardan esinlenilmiş dram komedi filmi People Like Us'ı gururla sunar... Filmde Chris Pine babasının aniden öldüğünü öğrendiği gün son anlaşması da çöken hızlı konuşan yirmili yaşlarını süren bir satış elemanı Sam rolünde. İstememesine rağmen, Sam eve geri dönmek zorunda kalır çünkü babasının mallarını bir düzene sokacak ve ailesiyle yeniden bağlantı kuracaktır. Babasının son dileklerini yerine getirmeye çalışan Sam dünyasını alt üst eden bir sır keşfeder: şimdiye kadar bilmediği 30 yaşında Frankie adında bir kız kardeşi (Elizabeth Banks) vardır. İlişkileri geliştikçe, Sam ailesiyle ilgili bildiği her şeyi yeniden düşünmeye ve bu süreçte kendi hayatında yaptığı seçimleri yeninden gözden geçirmeye zorlanır...

South America, 1960. A lonely and grumpy Holocaust survivor convinces himself that his new neighbor is none other than Adolf Hitler. Not being taken seriously, he starts an independent investigation to prove his claim, but when the evidence still appears to be inconclusive, Polsky is forced to engage in a relationship with the enemy in order to obtain irrefutable proof.

Afganistan’da savaşırken ordudan ihraç edilen Thomas, memleketi Jerichow’a döner. Burada bir büfe zincirinin sahibi Ali’yle tanışır. Ali onu şoförü olarak işe alır. Thomas ve Ali’nin eşi Laura arasında bir çekim olunca, ortaya klasik bir aşk üçgeni çıkar.

After a suicide attempt, Lane has moved into her country house to recuperate. Her best friend, Stephanie, has come to join her for the summer. Lane's mother, Diane, has recently arrived with her husband Lloyd, Lane's stepfather. Lane is close to two neighbors: Peter, and Howard. Howard is in love with Lane, Lane is in love with Peter, and Peter is in love with Stephanie.



Doğu Almanya'nın kapalı politik atmosferi içinde, partiye ve devlete sadakatleri sürekli sorgulanan insanlar, daimi bir baskı altındadırlar. Gerd Wiesler de, ünlü oyun yazarı Georg Dreyman'ı gözlemlemekle görevlendirilmiş bir yüzbaşıdır. Yazar ve sevgilisinin yaşadıkları apartmanın çatı katına yerleşen Yüzbaşı, sürekli olarak ikilinin yaşamını Bakan Hempf'e rapor etmektedir. Uzun bir süre herhangi bir olumsuzluk rapor edemez. Ta ki Bakan Hempf, Georg Dreyman'ın kız arkadaşına cinsel tacizde bulunana kadar. Sevgilisinin maruz kaldığı durum üzerine yaşadığı baskı ile ilgili sabrı taşan Georg, Doğu Almanya'daki koşulları tüm dünyanın duyması için Der Spiegel'e yazı yazmaya karar verir. Yüzbaşı için aradığı fırsat sonunda doğmuştur. Ama günler boyu izlediği bu iki insanın hayatının kendi üzerinde bıraktığı etkiler, hayatını ve varoluşunu sorgulamasına neden olacaktır. Katıldığı pek çok festivalde ödüle boğulan Başkalarının Hayatı, etkili anlatımı ve hümanist yaklaşımı ile dikkat çekiyor.

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...

Amrum Adası, 1945 baharı. Savaşın son günlerinde 12 yaşındaki Nanning, annesinin aileyi doyurmasına yardımcı olmak için tehlikeli denizde fok avlar, geceleri balığa çıkar ve yakındaki çiftlikte çalışır. Zorluklara rağmen güzel ve rüzgarlı adadaki hayat neredeyse bir cennet gibidir. Ancak barış nihayet geldiğinde daha derin bir tehdidi ortaya çıkarır: Düşman, hayal ettiğinden çok daha yakındır.

Tek amacı, aynı ırktan oldukları halde Almanların komünist Doğu Almanya'dan özgür Batı'ya kaçmasını engellemek olan Berlin Duvarı'nın inşasının başladığı yıllardayız. Su sporları şampiyonu Harry Melchior, konumundan ötürü kolayca diğer tarafa kaçabilecek durumdadır ama sevgili kızkardeşi Lotte'yi ardında bırakmayı içine sindiremez. Sonunda dayanamaz ve sahte belgelerle sınırı geçer ama geride kalan Lotte'yi de kurtaracağına yemin eder.Genç adam, bir mühendis olan en iyi arkadaşı Matthis ile birlikte bir plan yapar: Lotta'yı kurtarmak için duvarın altından bir tünel kazacaklardır. Matthis de kaçarken yakalanıp Doğu'da kalan sevgilisi Carola'yı bulmayı hayal etmektedir. Gruba annesini kurtarmak için katılan Fred ile tek amacı özgürlüğe hizmet etmek olan idealist Vic de dahil olduğunda harekete geçerler...Gerçek bir hikayeden yola çıkan Tünel, aslında soğuk savaş süresince insanlık dışı bir şekilde ikiye bölünen bir halkın dramını arka planına yerleştiren heyecan dolu bir film.

Birbirlerine büyük bir tutkuyla aşık olan Lola ve Manni Berlin'de yaşayan iki genç sevgilidir. Bir çete için bazı işler yapan Manni, metroda giderken içinde yüksek miktarda para olan çantayı kaybeder. Parayı bulmak ve çetenin patronuna vermek için sadece 20 dakikası vardır. Bu süre içinde parayı bulamazsa hayatını kaybedecektir. Hemen Lola'ya telefon eder ve durumunu anlatır. Böylece Lola parayı bir şekilde bulmak için koşmaya başlar.

Almanya, 1939. Adolf Hitler ülkeyi korkunç bir savaşa doğru sürüklemektedir. Bu sırada kendilerine "Swing Gençler" adını veren bir grup, hiçbir politik düşünceyi umursamamakta İngiliz ve Amerikan tarzı yaşama karşı büyük bir ilgi duymaktadr.



Bir cinayet ve bir aşk öyküsünü aynı anda işlerken 1940'ların çekim koşullarını yeniden canlandıran ve o dönemden kalma arşiv görüntülerini de kullanan bu birinci sınıf tarihsel gerilimin öyküsü, Joseph Kanon'ın aynı adlı romanından uyarlanmış. Amerikalı bir savaş muhabiri, bir zamanlar sevgilisi olan Alman kadını bulmak için savaş sonrası Amerikan işgali altındaki harap Berlin'e döner. Görünüşte Potsdam Konferansı'nı izlemek üzere gönderilmiştir, ancak bu arada bir Amerikan askeri öldürülür. Kahramanımız, cinayetin gizemini çözdüğünü düşünürken, fiziksel ve ahlaki açıdan büyük yıkım geçirmiş şehirde hüküm süren yozlaşma ve entrikalar hakkında acıklı bir öyküyle karşı karşıya kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir