
Laura Tonke
Hedi Schneider

A model family's happy life unexpectedly goes off the rails when the carefree Hedi, played by Laura Tonke, suddenly starts having panic attacks. First mental illness and then drug dependency – the happiness that these happy-go-lucky thirty-somethings once took for granted suddenly seems unattainable, and their world fragile and uncertain.

Laura Tonke
Hedi Schneider

Hans Löw
Uli
Leander Nitsche
Finn

Margarita Broich
Hedis Mutter

Matthias Bundschuh
Herr Schild

Melanie Straub
Viviane

Simon Schwarz
Arne Lange

Rosa Enskat
Psychiaterin

Urs Jucker
Therapeut

Jakob Bieber
Verkäufer in der Zoohandlung

Àlex Brendemühl
NGO-Mann
Thomas Zander
Bernd/gehörloser Arbeitssuchender

Kathleen Morgeneyer
Kollegin Lindström

Robert Hofmann
Umzugshelfer

Christine Rollar
Kollegin

Aşırı hırslı piyanist Andi ve daha rahat Benno'nun ortak bir yanı var: İkisi de yakında ölecekler. Yani ikisi çok geç olmadan en harika günü geçirmeye karar veriyor.

In October 1989, the part of the West Berlin borough of Kreuzberg called SO 36, had been largely shut off by the Wall from the rest of the city for 28 years. A lethargic sub-culture of students, artists, bohemians and barflys had flourished among crumbling buildings. Part of that microcosm is barkeeper Frank, semi-formally called 'Herr Lehmann' by friends and patrons. He hangs out drinking, sports utter disregard for anything beyond SO 36 and lazily pursues an affair with cook Katrin. His lifestyle is gradually disturbed, when his parents show up for a visit, things go awry with Katrin and his best friend Karl starts to act strange. Meanwhile, political turmoil mounts on the other side of the Wall.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

A group of suburban teenagers try to support each other through the difficult task of becoming adults.

Evli bir çift olan Kate ve Alex, ergenlik çağındaki torunları Abby ile birlikte yaşamaktadır. Manhattan'da yaşadıkları daire artık onlara dar gelmektedir. Bunun için yan daireyi de satın alıp evi genişletmeye karar verirler. Ancak tek sorun yan dairede yaşayan huysuz ihtiyar Audrey'dir. Evi genişletmek için öncelikle Audrey'nin ölmesini beklemeleri gerekir.Audrey'nin ise hayatla tek bağı Rebecca adlı torunudur. Tatlı ve iyi kalpli Rebecca'ya karşılık, diğer torun olan Mary alaycı üslubu ile yaşlı kadından uzak durmaktadır. Daire meselesi iki aileyi birbirine yakınlaştırır ve ilişkilerini yeniden gözden geçirmelerine neden olur.

Everything changes for Eva when she receives an insurance settlement check accidentally made out for $5,000,000 instead of the expected $50,000. She and her best friend take the money and head out for the adventure of a lifetime.

Jon Katz’ın anılarından beyazperdeye uyarlanan film, orta yaş bunalımındaki bir yazarın collie cinsi bir köpekle birlikte değişen hayatını anlatıyor. Eskisi kadar üretken olmayan bir yazar olan Jon Katz, kendisine bir köpek alarak hayvanın daha rahat etmesi için bir çiftlik evine taşınır. Ancak orta yaş krizinde çıldırmanın eşiğindeki bu adam, ondan daha deli çıkan köpeğini dize getirirken, kendini bulacaktır.

Roman yazarı Mavis Gary, boşandıktan kısa bir süre sonra, doğup büyüdüğü Minnesota'daki küçük kasabasına geri taşınır. Geçmişte kalan eski sevgilisini tekrar görmeyi uman Mavis onun artık evli ve çocuklu bir erkek olduğunu görecektir...

Verma Ailesi hayatını Yeni Delhi'de sürdürmektedir. Kızları olan Aditi'yi Amerikalı aile dostlarının hali vakti yerinde oğlu Hemant ile evlendirmenin planlarını yapmaktadırlar. Genç kız ilk başta bu formülize evlendirme yöntemini yanlış bulmaktadır ancak hayatını düzene sokmak için ailesinin bu tercihini kabul eder. Düğün hazırlıkları bitmek üzeredir ve bütün uzak dostlar düğün için gelmeye başlarlar. Aditi'nin kuzeni olan Ria'nın ise içerisinde sakladığı bambaşka bir dünyası vardır.

30’larında iki kardeş olan Wilbur ve Harbour, babalarından kalma kitapçıyı işletmektedirler. Kardeşi Wilbur’ın hayata bağlarını yitirmiş olması ve sürekli intihar girişimlerinde bulunması, Harbour’u çok tedirgin etmektedir.

Danimarka'nın banliyölerinde yaşayan ve akşamları aynı kursa giden 6 kişinin, beklentileri ve sonucunda yaşadıkları hayal kırıklıkları karşısında tutunacak dal olarak İtalyanca'yı görürler. Karısının ölümüyle hayatının yönünü kaybetmiş genç bir rahip, inanılmaz derecede sakar bir kasiyer, cinsel organını kullanmadığı için köreldiğine inanarak iktidarsız olduğunu düşünen bir otel memuru, bulunduğu ülkenin dilini konuşamayan güzel bir İtalyan garson, sivri dili ile başına dert açan futbol delisi bir restoran müdürü ve annesinin hastalığıyla boğuşan hüzünlü bir kuaför.

1962 yılında hem Cannes hem de Venedik Film Festivallerinden ödülle dönen, aynı yıl George Meliee ödülünün de sahibi olan Beşten Yediye Cleo, Vardanın yönetmenlik adına ilk başarısı. Kanser olduğu gerçeğiyle yüzleşen genç ve güzel bir Fransız pop şarkıcısı Cleonun öyküsü. Kendince geri dönüşleriyle hayatını irdelediği doksan dakikayı Cleoyla birlikte yaşıyoruz. Aynı zamanda Cleonun hayata dair sorularıyla da karşı karşıya kalıyoruz: Böyle bir zamanda ne yapılabilir?, Nasıl yapılır? Cleo, bu soruların cevaplarını ve kişisel ilişkilerini sorguluyor. Bu soruların cevaplarını hem bugünde, yaşadığı hayatta hem de yeni tanıdığı insanlarda arıyor. Kanser psikozunun, korkusunun çevrelediği filmde zaman ilerledikçe değişik insan yüzlerinin geçtiği Paris sokaklarına, içeriğini kaybetmiş hareketsiz ve durgun bir zamana dönüyoruz...

Son 24 saatinde yeni bir acil sağlık teknisyenine eğitim vermeye çalışan, tükenmiş bir paramediğin mücadelesini anlatıyor. Bu süreçte zorluklarla yüzleşerek hayatta kalmaya çalışıyor.

Dövüş sanatçısı eğitimi gören Ria Khan, ablası Lena'yı yaklaşan evliliğinden kurtarması gerektiğine inanıyor. Arkadaşlarının yardımını aldıktan sonra Ria, bağımsızlık ve kardeşlik adına tüm düğün soygunlarının en iddialısını gerçekleştirmeye çalışır.

Gelsomina 14 yaşında bir genç kızdır. İki kız kardeşi ve ailesiyle birlikte İtalya'nın Toskana bölgesinde yaşamaktadır. Sessiz sakin bir hayat sürerlerken Gelsomina Martin'le tanışır. Almanya'dan suç işleyen gençlerin ıslah edilebilmesi için düzenlenen bir programla İtalya'ya gelmiş olan bu genç, Gelsomina'nın ve ailesinin dünyasını adeta baş aşağı edecektir.

Tarantino'nun örgütlediği bu ilginç fars-komedi dört 'bağımsız' yönetmenin ortak çalışması. Ted lüks fakat gözden düşmüş bir otelde servis elemanı olarak çalışmaya başlar ve ilk çalışma gecesinde dört, biri birinden ilginç odayla uğraşmak zorunda kalır. Odaların ilkinde bir cadılar kumpanyası Tanrıça Diana'nın ruhunu çağırma uğraşındadır. İkincisinde sert bir gangster Ted'i çocuklarına dadılık yapmaya zorlamaktadır. Üçüncü odada ise çıldırmış boynuzlanan bir koca ikâmet etmektedir. Son odaya girdiğinde Ted kendisini snop bir film yıldızının verdiği partinin ortasında bulur. Tüm bu 'karakterlerin' Ted'den farklı beklentileri vardır. Tarantino ve arkadaşlarının çok daha sakin, iddiasız bir tarzı denediği fakat absürd komedinin hakkını veren bir çalışma.

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.


Dogma kurallarına uyularak çekilen açık kalpler, yerine getirilemeyen sözlerden, yaşamın planlanmaması gerektiğinden bahsediyor. Kısmen romans, kısmen trajedi olan bu film, aşk ve acı, şüpheler ve değişimler, başlarına her şeyin gelebileceği açık kalpler üzerine tam anlamıyla yürek parçalayıcı bir öykü. Cecilie ve Joachim genç ve âşıktırlar. yakında evleneceklerdir ve önlerinde koca bir hayat vardır. Ama işler ters gider ve birdenbire her şey tepetaklak olur. İşler sadece Cecilie ve Joachim için değil; üç çocuk sahibi, mutlu bir evlilik yaşayan, otuzlu yaşlarının sonlarındaki Marie ve Niels için de değişir. Evlilikleri, Niels Cecilie’ye sırılsıklam âşık olunca ciddi şekilde sınanır. acaba Niels ve Cecilie, aşkları için her şeyden vazgeçmeye hazır mıdırlar? kesin olan tek şey vardır: bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

23 yaşındaki Ann (Sarah Polley), okulda temizlik yaparak kocasına destek olan iki çocuk annesi bir kadındır. Annesinin bahçesindeki bir karavanda yaşayan, ailesi uğruna gidemediği üniversitede temizlik yapan Ann hayata karşı çok umutsuzdur. Genç kadının etrafı, işsiz kocası, yaşadığı hayatı tasvip etmeyen annesi ve 10 senedir görmediği babasıyla çevrilidir. Bir gün, sadece birkaçaylık ömrü kaldığını öğrenir.My Life Without Me , ölümüne yaklaşan genç bir kadının, eline kalemi kağıdı alıp, belki biraz bencilce, ama fazlasıyla diğerkâm tutkularını kelimelere dökmesinin etrafında şekilleniyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir