
Ben Mendelsohn
Andrew 'Pope' Cody

17 yaşındaki J’nin annesinin ölümüyle Avustralya’nın acımasız suç dünyasının kalbinde bulanık bir geleceğe adım atışını konu alan "Hayvan Krallığı", izleyiciyi Cody ailesinin karanlık ve tehlikeli dinamiklerine çekiyor. Büyükannesi Smurf’ün demir yumrukla yönettiği bu suç örgütü içinde J, hayatta kalma mücadelesi verirken, bir yandan da kendi ahlaki sınırlarını korumaya çalışır. Aile bağları ile suçun acımasız gerçekleri arasında sıkışan J’ye uzanan bir dedektif eli, bu zehirli döngüden kurtulma şansı sunar. Gerilim dolu atmosferi ve derin karakter analizleriyle film, suçun insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Ben Mendelsohn
Andrew 'Pope' Cody

Joel Edgerton
Barry 'Baz' Brown

Guy Pearce
Nathan Leckie

Luke Ford
Darren Cody

Jacki Weaver
Janine 'Smurf' Cody

Sullivan Stapleton
Craig Cody

James Frecheville
Joshua 'J' Cody

Dan Wyllie
Ezra White

Anthony Hayes
Detective Justin Norris

Laura Wheelwright
Nicky Henry

Mirrah Foulkes
Catherine Brown

Justin Rosniak
Detective Randall Roache

Susan Prior
Alicia Henry

Clayton Jacobson
Gus Emery

Anna Lise Phillips
Barrister Justine Hopper

Kült klasiği filmde Ewan McGregor, eroini ve ‘kötü arkadaş’ları ardında bırakmak isteyen Mark Renton’u oynuyor. Renton, zor da olsa (akıllardan silinmeyecek bir sahne sonunda) temizlenir ve Londra’ya gider. Ama geçmişten kurtulmak o kadar kolay değildir, hele eski arkadaşları kapısında bitiverirse!

Frankie Machine hapishanede ve rehabilitasyonda 6 ay geçirdikten sonra eski uyuşturucu satıcısı Louie ile aynı anda mahalleye döner. Frankie’nin Louie ile bir işi yoktur. Hatta artık uyuşturucu kullanmadığını ve buna asla para harcamayacağını duyurur. Hapishanede bateri çalmayı öğrenmiş olan Frankie’nin hayali profesyonel bir müzisyen olmaktır. Ancak bu zorlu bir mücadele olacaktır. Karısı Zosch ve patronu Schwiefka o kadar çok baskı yapar ki sonunda uyuşturucu alışkanlığına geri döner. Gerçekten sevdiği kız yani Molly Frankie’nin yanındadır. Ancak Louie öldürülünce polis bu cinayetin sorumlusunun Frankie olduğuna inanır ve Frankie için işler daha da sıkıntıya girer.

Hem Martin Scorsese’nin hem de Robert De Niro’nun filmografilerindeki belki de bu en çarpıcı filmde, 70’lerin Manhattan gecelerinde taksicilik yapan Vietnam gazisi Travis’le birlikte sokaklardayız.Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" (bir çocuk fahişe, güzel bir sarışın, başkan adayı bir senatör, gözü dönmüş bir kadın satıcısı) bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde...Sadece eşsiz senaryosu ve oyunculuklarıyla değil, sıradışı sinematografisiyle de tüm zamanların en etkili filmlerinden biri...

New York’un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yapan Frank Lucas’ın varlığından patronu ölene kadar hiç kimsenin haberi yoktur. Ancak patronunun aniden ölümü üzerine kendi imparatorluğunu kurmak ve Amerikan Rüyası’nın kendine özgü versiyonunu yaratmak için gereken açık kapıları keşfeder ve kolları sıvar. Frank Lucas, zekâsı ve katı çalışma ahlâkı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü eline geçirir.

Polis San Pedro'da patlayan bir tekneyi araştırdığında 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişi, yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve Verbal Kint adında bir tetikçidir. Polisteki sorgusunda Kint, 6 hafta öncesinden başlayarak olayları anlatır.

Her gün Amerika'nın arka sokaklarında bir savaş tekrarlanmakta. Uyuşturucu satıcıları, sıradan insanlar ve onları diğerlerinden korumaya yemiş etmiş insanlar arasında geçen bir savaş. 13 yıllık narkotik polisi Alonzo Harris, sokaklarda geçirdiği yıllar boyunca mesleğe ilk girdiği günkü idealistliğini kaybetmiş ve işleri kitaba uygun yapmaya çalışırsa hiç bir şey yapamayacağının ve kısa zamanda öldürüleceğinin bilincine varmıştır. Alonzo ve onun gibi bir çoğu artık gereken işi yapabilmeleri için korudukları kanunu çiğnemektedirler. Artık yaptıkları işin yasal olup olmadığı iyice bulanıklaşmıştır.Bir gün onun yanında göreve verilen çaylak polis Jake Hoyt ise Alonso'dan çok farklıdır. Jake her işi kitabına uygun yapıp toplumu düzene sokmayı inanç edinmiş tam bir idealisttir.

Muhafazakar bir yargıç, ABD başkanı tarafından uyuşturucuya karşı verilen savaşa öncülük etmek görevine atanır. Bu yeni misyonu sırasında, savcı kendi kızına ait çarpıcı gerçeklerle de yüzleşecektir.Uyuşturucu trafiğini farklı cephelerden ele alan ve bir biçimde bu işe bulaşmış insanların kendi küçük öykülerini iki saati aşan bir süreçte toplayan TRAFİK, İngiliz Channel 4 televizyonunda dört bölüm halinde yayınlanmış aynı adlı mini diziden esinle Alman - ABD ortak yapımı olarak gerçekleştirildi.

Frank (Kim Bodnia) adlı uyuşturucu satıcısının Kopenhag'da birkaç günlük uyuşturucu alıp satma işleri ve bu sırada başından geçen türlü badireleri,yönetmenin kendine has üslubuyla ne fazla süsleyerek ne de izleyiciyi sıkarak sade bir şekilde anlatışını izliyoruz.Film malesef ki Türkiye de vizyon şansı bulamamış bir başka değerli eserdir.

New York yakınlarında, New Jersey çevresinde yalnızca polislerin oturduğu gelişmiş ve çok güvenli bir semt vardır. Yıllar önce güvenliklerini sağlamak amacıyla burayı satın almışlar ve yerleşmişlerdir. Ancak arazi mafya tarafından polislere mafyanın işlerine karışmamaları şartı ile verilmiş. Yıllarca bu böyle sürüp gitmiş ta ki yılın polisi seçilen genç memur Babbitt pis bir işe karışıp, yanlışlıkla iki zenci genci öldürene kadar. Bu olay üzerine halkın sinirlerini yatıştırmak için başkomiser bir senaryo hazırlayarak Babbitt'i herkesin gözü önünde öldürtür. Bunun üzerine bölge şerifi bu olaylardan şüphelenir ve araştırmaya başlar. Ve işler bir anda kontrolden çıkar.

Kasım 1988, New York: Yeni bir uyuşturucu türü tüm şehre yayılmış ve bugüne kadar görülmemiş vahşette bir suç dalgasına neden olur. Yeni yasalar doğrultusunda, yeterince adam ve silah kullanamayan polis, ayda iki elemanını kaybeder duruma gelir. Hem suçluları hem suçsuzları yutan acımasız bir savaş başlamıştır. Bobby Green (Joaquin Phoenix) çapraz ateş altında kalmıştır. Brighton Beach’te, akıl hocası Marat Buzhayev'e (Moni Moshonov) ait olan ve Buzhayev'in yeğeni Vadim Nezhinski (Alex Veadov) gibi gansterlerin takıldığı bir Rus gece kulübünde müdürlük yapan Bobby, bu dünyadan uzak durmaya, dönen kirli işlere karışmamaya çalışır. Rahatına düşkün, ahlâk dışı hayat tarzına rağmen kız arkadaşı Amada'ya (Eva Mendes) tutkuyla bağlıdır ve Manhattan'da Buzhayev adına yeni bir gece külübü açmayı arzulamaktadır. Öte yandan, Bobby’nin bu insanlardan özenle sakladığı bir sırrı vardır.

Tecavüzle suçlanan bir zenciyi savunan güneyli bir avukatın çevresindekilerin tepkilerine rağmen asılsız bir iddia ile suçlanan genci savunma hikayesini anlatıyor.

Death and violence anger twelve year old drug courier Fresh, who sets his rival employers against each other.

Bir biyoloji öğretmeninin, dersinde Darwin'in evrim teorisini anlattığı için tutuklanmasını anlatan film Stanley Kramer'a ait. Evrim teorisi üzerine çekilen filmin hikayesinin bir mahkeme salonunda bıçak altına yatırılması da kuşkusuz son derece yerinde bir tercih. Sabit fikirlilik üzerine son derece zeki söz dalaşlarıyla felsefi/düşünsel yönü ağır basan bir film.

Nino Brown (Wesley Snipes) bir gangsterdir ve başarılı suç patronudur. Kankası "Cash Money Kardeşler" ile 80'lerden 90'lara kadar New York şehrine uyuşturucu satmaktadırlar. Yanında bir çok kişi çalışmıştır. Kendisi şu an daha büyük bir işin peşindedir. Bir gün İtalyan mafyasıyla anlaşmazlık yaşar ve Nino onlara uymaz. Bu uyuşmazlık İtalyanlar'ın Nino'yu ortadan kaldırmak istemesine yol açar.

A group of high-school friends must come to terms with the fact that one of them, Samson, killed another, Jamie. Faced with the brutality of death, each must decide whether to turn their friend in to the police, or to help him escape the consequences of his dreadful deed.

Sessiz, metanetli bir adam, kendi kendine sürgünde keşiş benzeri bir yaşam sürüyor. Ayrı yaşadığı oğlu kötüye giden bir uyuşturucu ticaretinde öldürülünce, var olduğunu hiç bilmediği bir torununa bakmak zorunda kalır ve geride bırakmaya çalıştığı bir hayata geri dönmek zorunda kalır.

In the hope of a big score, two junkie couples team up to commit various drug robberies which go disastrously wrong, leading to dissent, violence, and murder.

Doug ve ekibinin banka soygununda üzerlerine kimse yoktur; hem acımasız hem de dikkatlidirler. Soydukları son bankanın müdiresiyle aynı mahallede oturduklarını öğrendikten sonra kaçınılmaz olan gerçekleşir ve Doug, kadına aşık olur. Claire, onun soyguncu olduğundan şüphelenmezken Doug'ın kardeşi kadar yakın suç ortağı Jem, kuşku içindedir. Doug, iki taraftan birine ihanet etmeden bir seçim yapamayacaktır.

Yönetmen Stanley Kubrick, Full Metal Jacket filminde savaşın ve askerliğin, insanların duygularını nasıl yok ettiğini gün yüzüne çıkarıyor. 18 yaşındaki acemi bir askerin gözünden, acemi askerlerin Deniz Kuvvetleri'ndeki ilk günlerinden başlayarak nasıl insani duygularının yok edildiğini ve bireysellikten çıkarılıp Deniz Piyadesi olarak nasıl tekrardan yaratıldıklarını anlatıyor. Film, 1968 yılında Vietnam harekatı için yetiştirilen askerlerin ruhlarında bıraktığı zarar ve savaşın nasıl insanlık dışı bir şey olduğunu açığa çıkartıyor. Gustav Hasford'un "The Short-Timers" isimli romanından uyarlanmıştır.

Çok iyi bir polis dedektifi olan Jack (S. L. Jackson) bir arkadaşına yardım etmek için, onun aramakta olduğu evden kaçan bir genci, son görüldüğü Türk caddesindeki apartmanda oturanlara sormaya başlar. Uğradığı evlerden birindeki yaşlı çift onu içeri davet eder ve silah zoruyla onu sandalyeye bağlayarak adeta esir alırlar. Son derece sevimli görünen bu çiftin yaptıklarına bir türlü anlam veremeyen tecrübeli dedektif, kısa bir müddet sonra müthiş bir planlarla bir banka soymak üzere olduklarını anlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir