
Timothy Hutton
Thad Beaumont / George Stark

Şiddetli baş ağrıları çeken küçük Thad'in beyin röntgeni çekilir ve ameliyata alınır. Kafatasını açan cerrahlar bir gözün kendilerine baktığını dehşetle görürler.Anlaşılan o ki, Thad ana rahmindeyken daha zayıf olan ikizini absorbe etmiştir. Ameliyat devam ederken Thad'in duyduğunu söylediği uğultunun nedeni anlaşılır, nereden geldikleri belli olmayan bir serçe bulutu hastaneyi abluka altına almıştır. Yirmi yıl sonrasına geldiğimizde Thad Beaumont (Timothy Hutton) karısı, kızı ve ikiz oğullarıyla birlikte, öğretmenlik yapmak üzere sakin bir kasabaya taşınmaktadır....

Timothy Hutton
Thad Beaumont / George Stark

Amy Madigan
Liz Beaumont

Michael Rooker
Sheriff Alan Pangborn

Julie Harris
Reggie DeLesseps

Robert Joy
Fred Clawson

Kent Broadhurst
Mike Donaldson

Beth Grant
Shayla Beaumont

Rutanya Alda
Miriam Cowley

Tom Mardirosian
Rick Cowley

Larry John Meyers
Dr. Pritchard
Patrick Brannan
Young Thad Beaumont

Royal Dano
Digger Holt
Glenn Colerider
Homer Gamache

Chelsea Field
Annie Pangborn

Christine Forrest
Trudy Wiggins

1968 yılının Amerikası'nda değişim rüzgarları yaşanıyordur. Bellows ailesinin gölgesi, kasabanın çevresinde gezinmeye devam ediyordur. Bellows ailesinin malikanesi, kasabının uç bölgesinde bulunuyordur. Sarah ise bu ailenin sırlarla dolu genç üyesidir. Kızın yaşamı korkunç hikayelere konu olacak kadar sır doludur. Sonunda ise bir grup genç tarafından kitaba dökülmüş olan bu hikayeler keşfedilir. Bir anda bu hikayeler gerçeğe dönüşmeye başlayacaktır.

300 milyon dolarlık gelir getiren tüyler ürpertici Çığlık serisinin dördüncü filminde yıldızlarla dolu orijinal kadro, on yıl sonra tekrar bir araya geliyor. Bir kişisel gelişim kitabının yazarı olan Sydney Prescott, kitabının tanıtım turunun sonunda evine, yani Woodsboro'ya döner. Orada tekrar Şerif Dewey, Gale, kuzeni Jill ve Kate Halası ile bir araya gelir. Ne yazık ki Sidney'in ortaya çıkışı Ghostface'i de geri getirecek ve Sidney, Gale ve Dewey ile birlikte Jill ve dostlarının yanı sıra tüm Woodsboro kentini tehlikeye atacaktır. Efsanevi yönetmen Wes Craven bizi uzmanlığıyla bir dizi kör, kanlı sokakta yolculuğa çıkartıyor.

Event Horizon 2040 yılında uzaya araştırmalar yapmak üzere gönderilen bir uzay gemisidir. Görevi esnasında kaybolmuştur. Olayın üzerinden geçen yedi senenin ardından bilim insanları bu uzay gemisini aramak ve akıbetini kavramak üzere bir kurtarma gemisi göndermeye karar verirler. Titiz bir şekilde bir araya getirilen ekip, çıkacakları bu karanlık yolculuğun dehşetinden habersizdir. Geriye dönmek, düşündükleri kadar kolay olmayacaktır.

Quinn ve babası yeni bir başlangıç yapma umuduyla sakin kasaba Kettle Springs’e taşınmışlardır. Ancak Quinn zor zamanlar yaşamış, kırılmış bir topluluk olduklarını anlar. Yerel halk didişip tansiyon yükselirken mısır tarlalarından uğursuz bir figür, kasabayı her seferinde kanlı bir kurbanla yüklerinden kurtarmak için ortaya çıkar. Palyaço Frendo oyun oynamak için gelince asıl eğlence başlar.

Polis psikiyatristi Cal Jamison, bir çocuğun kurban edildiği bir ritüelin içinde dedektif Tom López'i hayatı bir kabusa sürüklenir. López, benzer bir dizi cinayetin baş şüphelisi olarak görülse de, Cal onun suçluluğuna ikna olmaz ve gerçeği bulmak için durmaksızın bir arayışa başlar. Kısa süre sonra Cal'in araştırması, onu doğaüstü güçlere inanan biri haline getirecek ve korkunç bir komplonun hedefi yapacaktır.

1973 yılında Teksas kırsalında yolculuk eden beş arkadaş, yolda ağır bir travma geçirmiş olan genç bir otostopçuyu araçlarına alır. Yaşanan trajik bir olayın ardından yardım bulmak üzere yakındaki bir kasabaya yönelen grup, kendilerini motorlu testereli acımasız bir katil olan Leatherface ve onun sadist ailesinin tuzağında bulur. Artık tek amaçları, bu dehşet dolu kabustan sağ çıkabilmektir.

Ailesi ile ilgili acil bir durum için yola çıkan Darby, kar fırtınası yüzünden yolda kalır. Bu durum üzerine Darby, bir grup erkekle birlikte otoyol dinlenme alanında sığınak bulmaya çalışır. Otoparktaki bir minibüste kaçırılmış bir kıza rastlayan Darby, onları kaçıranın kim olduğunu bulmaya çalışırken kendisini korkunç bir ölüm kalım meselesinin içinde bulur.

1977'de Cadılar Bayramı öncesi iki genç çift biraz heyecan almak için Captain Spaulding'in işlettiği Canavarlar ve Deliler Müzesine giderler. Yalnız Captain Spaulding en az müzesinde sergiledikleri kadar enteresan ve çılgındır ve müze en yakın dolum istasyonuna millerce uzaklıktadır. Müzeyi gezdikten bir süre sonra çiftler tekrar yola koyulurlar ve yolda Baby adında otostopçu bir kızı da arabalarına alırlar. Ancak kısa bir süre sonra arabaları bozulur ve Baby onları evine davet eder. Fakat burada onları hayal ettiklerinden bile daha korkunç bir dünya üzerindeki cehennem beklemektedir. Korkunun gerçekten korku olduğu altın döneme kült yönetmen Rob Zombie ile çılgın bir dönüş ve sizi bekleyen şok edici sahneler! Cesetler Evi'ne girmeye cesaretiniz var mı?

Yeni Papa seçiminin yapılacağı gün dört kardinalin kaçırılması üzerine Vatikan, Harvard simgebilim profesörü Robert Langdon'ı yardıma çağırır. Antik yeraltı örgütü İlluminati'nin intikam için geri döndüğünü ve yıkıcı bir enerji kaynağı olan karşı maddeyi çaldığını keşfeden Langdon, fizikçi Vittoria Vetra ile işbirliği yapar. İkili, Vatikan'ı bekleyen felaketi önlemek için Roma'nın gizli arşivlerinde, kiliselerinde ve yeraltı mezarlarında 400 yıllık sembollerin izini sürmeye başlar.

13 Kasım 1974’te, polis 112 Ocean Avenue, Long Island, New York adresinden korku dolu bir telefon çağrısı aldı. Polis oraya ulaştığında bütün aileyi yataklarında katledilmiş olarak buldu. Günler sonra, Ronald DeFeo, evdeki bir takım “seslerin” onu, anne ve babası ile 4 kardeşini öldürmeye ittiğini itiraf etti.Bir yıl sonra, George Lutz, Kathy Lutz ve çocukları hayallerindeki evi bulduklarını düşünerek aynı eve taşındılar. Taşınmalarından kısa bir süre sonra açıklanamaz ve acaip olaylar evde gerçekleşmeye başlar ev canlanır ve sonsuza kadar “Amityville Horror” diye bilinecek olan tüy ürpertici olaylar birbiri arkasına sıralanır.

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

Matt Cordell (Robert Z’Dar) denize düşen arabadan sağ(!) olarak kurtulur. Aradan iki sene geçer, bu iki sene zarfında Cordell’in nerede ne yaptığı hakkında hiçbir bilgi verilmez. Aniden ortaya çıkan Cordell ilk önce yarım kalan işlerini hallederek Jack (Bruce Campbell) ve Theresa’yı (Laurene Landon) öldürür. İlk filmin hesabını kapadıktan sonra yeni cinayetlere başlar. Bu sefer kendine bir de arkadaş edinir.

Tatillerini İsviçre’de geçirmeye karar veren İngiliz Bob ve Jill Lawrence burada Fransız Pierre Fresnay ile tanışırlar ve dost olurlar. Kısa bir süre sonra Fresnay öldürülür, ölümünden hemen önce ise Bob’un kulağına bir sır fısıldar: önemli bir diplomata Londra’da Albert Hall’da bir konser sırasında suikast düzenlenecektir. Bu olaya şahit olan yabancı ajanlar Bob’un küçük kızı Betty’i kaçırarak onun bildiklerini açıklamamasını sağlamaya çalışırlar. Polise başvurmaktan çekinen Bob kızını kendi çabalarıyla kurtarmak ve suikastı önlemek istemektedir. İngiliz yönetmen Alfred Hitchcock’ın dünya çapında tanınmasını ve Amerikan film endüstrisinin de dikkatini çekmesini sağlayan film olan 1934 tarihli Çok Şey Bilen Adam’ı yönetmen 1956’da daha geniş bir bütçeyle yeniden çekti.

A series of down-on-their-luck individuals enter the decrepit and spine-chilling Rialto theater, only to have their deepest and darkest fears brought to life on the silver screen by The Projectionist – a mysterious, ghostly figure who holds the nightmarish futures of all who attend his screenings.

Tom Welles takip konusunda uzmanlaşmış bir özel dedektiftir. Sıradan bir şekilde evden yönettiği işi, karısı Amy ve bebekleri Cindy ile birlikte Harrisburg Pensilvanya'da sürdürdüğü sıradan yaşamı ile efsanelerden uzak bir kahramandır. Ta ki sekiz milimetrelik bir film bobini hayatına girinceye kadar.

Kendi dedektiflik ajanslarını kuran Nick ve Audrey Spitz, milyarder arkadaşları kendi düğününden kaçırılınca, kariyerlerini değiştirecek bir davaya girerler.

Dominic Matei, İkinci Dünya Savaşı"ndan hemen önceki o karanlık yıllarda akademik çalışmalarına devam eden 70 yaşında bir profesördür. Ancak savaşla beraber yaşanan felaket ortamı ve bir yıldırım onun da yaşamını değiştirecektir. Profesör fiziksel olarak gençlik yıllarına dönmüş , entellektüel zekası ve bilimsel çalışmaları ise Nazilerin bile dikkatini çekecek boyuta gelmiştir. Dil bilimi ve bilinç üzerine yaptığı çalışmalar sırasında hayatının aşkı Laura ile tekrar karşılaşır. Bir süre sonra Nazilerce izlendiğinin farkına varır ve kaçmaya başlar. Bu kovalamaca Romanya, İsviçre, Malta ve Hindistan boyunca devam edecektir. Profesör Matei ise geri gelen gençliğini, aşkı, araştırmaları ve bu kaçışlarla yeniden yaşayacaktır.

1908 basımı çocuk kitabı olan Willows Rüzgarı eserden esinlenilmiş devam niteliği taşıyan yapım motorlu arabaların icadıyla hayatı değişen Mr. Toad ve dostu Ichobad'ın maceralarının anlatıldığı 1949 Walt Disney yapımı fantastik macera içerikli animasyon filmidir.

Bir göz doktorunun normal bir tempoda akan yaşamı, gözlerinin birdenbire kör olduğu şikayeti ile başvuran bir hastası tarafından alt üst olur. Körlük bu göz doktoruna da bulaşır. Nedeni bilinmeyen bir şekilde tüm kent halkında görülmeye başlanan bu olağandışı körlük yalnızca doktorun eşinde rastlanmaz. Olan biteni canlı olarak gören doktorun eşi, yaşanılan kaos ortamında kendisini ve ailesini kurtarmaya çalışır.

Moskova'nın Gorky Parkı'nda üç cinayet kurbanı yüzleri ve parmak uçları yüzülmüş bulunduğunda, dedektif Arkady Renko cesetlerin kimliğini tespit etmeye ve katili bulmaya karar verir. Ama kurbanların resimleri netleşmeye başladığında, ipuçları sadece KGB değil, sevdiği kadın Irina'yı da göstermeye başlar. Şimdi gizli polis tarafından aranan ve en yüksek derecede politik aldatma ve ihanet ağıyla karşılaşan Renko, gerçeği bulmak ve katili ortaya çıkartmak için gerekiyorsa kendi sonunu getirecek ve Irina'yı da sonsuza kadar kaybedecektir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir