
Samuel L. Jackson
Clinton Davis

Film, ölümcül bir vur-kaç suçu işlemiş ve yeniden öldürmeden önce bulup durdurması gereken bir suçluyu (Samuel L. Jackson) akladığını öğrenmek için suçu zaten suçlanmış bir suçluya atmaya karar vermiş Bölge Savcısı Mitch Brockden (Dominic Cooper)’ı anlatıyor...

Samuel L. Jackson
Clinton Davis

Dominic Cooper
Mitch Brockden

Erin Karpluk
Rachel Brockden

Gloria Reuben
Detective Blake Kanon

Ryan Robbins
Jimmy Logan

Philippe Brenninkmeyer
DA Jones

Dylan Taylor
Stuart Wilson

Lane Styles
Emma

John B. Lowe
Judge G. Mckenna
Jessica Burleson
Secretary

Dean Harder
Terry Roberts

Karl Thordarson
Cecil Akerman
Kelly Wolfman
Dr. Brown

Will Woytowich
Desk Sargeant

Verity Marks
Alisha Davis (uncredited)

A bitter young man sets out to get back at the gangsters who murdered his father.

Bir hayalet, 1970'lerin Amerika'sının otoyollarında dolaşıyor, adı Ted Bundy. Peşindekiler ise, Amerika'nın en rezil seri katilini yakalamak için tarihteki en büyük insan avının organizatörleri olan korkusuz FBI ajanları Kathleen McChesney ve Robert Ressler.

2012 Londra Olimpiyatları öncesinde geçen film, ailesinin sevgisini ve güvenini geri kazanmaya çalışan eski bir mahkum olan Liam'ı takip ediyor. Politika, finans ve polis teşkilatında üst düzey bağlantıları olan Clifford Cullen tarafından yönetilen yerel bir suç örgütünün elindeki her şeyi kaybetti. Liam'ın kurtuluş dürtüsü, onu bir komplo, suç ve yolsuzluk ağına yakalandığını görüyor.

Sıradan bir Amerikalı suçlu olan Jimmy, sürekli FBI'dan kaçmaktadır. Sınır dışına çıkmak için Casper adında birinin yardımına ihtiyacı vardır. Sınırı geçen Jimmy, bir oda tutup otele yerleşir ve pasaportunu çaldırır. Tehlikede olduğunu, yerinin tespit edildiğini ve bir an önce şehir dışına çıkması gerektiğini düşünen Jimmy bu arada bir kızla tanışır ve ona aşık olur. Bu aşkla birlikte Jimmy'nin hayatı yeni bir yola girecektir: Yeni ve zor bir yola...

Batman, Teğmen Jim Gordon ve Bölge Savcısı Harvey Dent’in yardımlarıyla, şehir sokaklarını sarmış olan suç örgütlerinden geriye kalanları temizlemeye girişir. Bu ortaklığın etkili olduğu açıktır, ama ekip kısa süre sonra kendilerini, Joker olarak bilinen ve Gotham şehri sakinlerini daha önce de dehşete boğmuş olan suç dehasının yarattığı karmaşanın ortasında bulurlar.

1950'lerin başında Los Angeles küçük bir kasaba olmaktan çıkıp hayaller şehrine dönüşmeye başlamıştır.Yer altı dünyasının patronu Mickey Cohen'in hapse girmesiyle şehirdeki diğer suç örgütleri arasında liderlik savaşı başlar. Bir gece Cohen'in adamlarına baskın düzenlenir ve hepsi öldürülür. Öldürülenler arasında eski bir polis de vardır. Bu olayı araştırmak üzere L.A. Polis Departmanından üç polis görevlendirir. Görevlendirilen polisler karakter olarak birbirlerinden çok farklıdır Ve araştırmaları onları güzel bir kadına kadar götürür.

Kendine çok güvenen, başarılı avukat Martin Vail, bir psikoposun öldürüldüğü cinayet davasında yargılanan ve cinayet bölgesinden kaçarken yakalanan Aaron'u savunmaya karar verir. Medyanın da ilgi odağı bu davadadır. Dava aynı zamanda bir takım yolsuzlukları da ortaya çıkarabilecektir ve davanın savcılığını da Martin'in eski kız arkadaşı yapmaktadır. Martin'in bu davayı kazanması hukuk çevrelerince imkansız gibi görülmektedir. Dava görgü tanıklarının odada üçüncü bir kişi olduğu yönündeki çelişkili ifadelerinden dolayı daha da karmaşık bir hal alır. Hukuk sistemini sorgulayan "adalet," "suçlu" ve "masum" kavramlarının gerçekliğini araştıran Edward Norton'a bu filmdeki performansından dolayı birçok filmin kapısını açacak olan "İlk Korku" sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir.

Clyde Shelton evine yapılan bir soygun girişimi sırasında eşini ve kızını kaybeden dürüst bir aile babasıdır. Katiller yakalandığında davaya Philadelphia'da başarılı bir savcı olan Nick Rice atanır. Nick, zanlılardan birine, suç ortağının aleyhinde ifade vermesine karşılık hafif bir ceza önerir. Aradan on yıl geçer. Hafif cezayla kurtulmuş olan katil ölü bulunur ve Clyde Shelton soğukkanlılıkla suçu işlediğini itiraf eder. Sonra Nick'e bir ültimatom verir: Nick kusurlu adalet sistemini düzeltmediği takdirde Shelton'ın eşinin ve karısının cinayet davasında yer alan kilit isimler ölecektir. Çok geçmeden, Shelton tehditlerini yerine getirmeye başlar ve hapisteki hücresinden ne öngörülmesi ne de önlenmesi mümkün olan görkemli ve acımasız bir dizi suikast organize eder. Philadelphia'nın önde gelen isimleri Shelton tarafından birer birer öldürülürken yetkililer bu terör dalgasına son veremedikleri için şehirde korku hüküm sürmeye başlar. Cinayetleri durdurabilecek tek kişi Nick'tir.

’Sonun Başlangıcı’ ve ’Çizgi Ötesi’ filmleriyle yeteneğini kanıtlayan Joel Schumacher’ın yönetmenliğini üstlendiği ’Öldürme Zamanı’, Güney Amerika’da hala süren ırk ayrımı üzerine bir film gibi gözükse de, işin haraketli yönüne ağırlık veren ve dolayısıyla bir macera filmi olarak tanımlanması daha uygun bir yapım. Mississippi’li bir fabrika işçisi olan Carl Lee Hailey, on yaşındaki kızı Tonya’nın gözü dönmüş iki beyaz ırkçı tarafından saldırıya uğraması sonucunda haklı olarak çok sinirleniyor ve bu iki adamı gördüğü ilk yerde öldürmeye teşebbbüs ediyor. Böylece bir anda ’suçlu’ durumuna düşen Carl Lee, Jake Brigance isimli bir avukatı savunma için tutuyor. Jake’e dava sırasında Ellen Roark isimli genç bir hukuk öğrencisi destek oluyor. Birlikte Klan’ın kirli yüzünü, ve 1860’larda çözülmüş olduğu iddia edilen siyah-beyaz ayrımının hala varolduğunu gören Jake ve Ellen, dava sırasında önemli kanıtlara rastlıyorlar..

Rudy Baylor, henüz okulu yeni bitirmiş olan çiçeği burnunda bir hukuk mezunudur. Genç yaşına rağmen mesleğine karşı son derece idealist bir tavırla yaklaşmakta ve hukuksal haksızlıklara karşı gelmeye çalışmaktadır. Rudy, girdiği bu camiada büyük bir şirkete kapak atabilmek için yoğun bir şekilde çalışmaktadır. En sonunda amacına ulaşır ve kendisini büyük bir şirketin avukatlarından biri olarak bulur. Şimdi sırada adaletin ikiyüzlülüğünü kabullenmek vardır. Matt Damon, Danny DeVito, Virginia Madsen ve Jori Voight gibi oyuncularla dikkat çeken Rainmaker, tüm zamanların en önemli yönetmenlerinden biri olan Francis Ford Coppola tarafından yönetiliyor.

Şüphe Altında, Harrison Ford'la devleşen süphe dolu polisiye bir roman, seksi bir gerilim ve güçlü bir mahkeme salonu filmi. Ford, saplantılı bir ilişki yaşadığı iş arkadaşı (Greta Scacchi) cinayete kurban giden savcı rolüyle karşımıza çıkıyor ve çok geçmeden bir numaralı süpheli durumuna düşüyor. Zamanla adını temize çıkarmak için verdiği mücadele, gizli tutkular ve yalanlar girdabına dönüşür. Brian Dennehy, Bonnie Bedelia, Raul Julia ve Paul Winfield gibi yardımcı oyuncularla usta yönetmen Alan J. Pakula (The Pelican Brief, The Devil's Own) ortaya kusursuz bir film çıkarmış. Gerilim filmi uzmanı Pakula, Scott Turow'un en çok satan kitabından yola çıkarak Amerikan hukuk sistemini sorguluyarak adaletin kılıcının iki yüzü olduğunu gösteriyor.

Michael Clayton, New York'un en büyük şirket hukuku firmalarından birinde 'sorun çözücü' olarak çalışmaktadır. Firmasına sıkı sıkıya bağlıdır çünkü bir boşanma, kumar alışkanlığı ve başarısız bir iş kurma girişimi onu dağ gibi bir borçla baş başa bırakmıştır. Öngörülemeyen bir felaketi düzeltmesi için görevlendirilen Michael Clayton, bu süreçte nasıl bir adama dönüştüğü gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalır.

Thomas Crawford soğukkanlı bir şekilde kendisini aldatan karısını öldürmüş ve olay yerine polisleri çağırmıştır. Olay yerine gelen polis Rob Nunally şoktadır; çünkü cinayete kurban giden kadın sevgilisi Jennifer'dır. Crawford davası, başarılı avukat Willy'nin yeni kariyerine başlamadan önce bakması gereken son davadır. Başta her şey basit gibi gözükmektedir, Thomas Crawford karısını öldürmüştür. Ancak, Thomas'ın silahının cinayet silahı olmadığı anlaşılınca işler karışmaya başlar?

Cash, dürüst bir hayat sürmeye çalışırken, acımasız bir suç patronu tarafından tekrar suç dünyasına çekilmek istenir. Ailesini ve evini korumak için her türlü fedakarlığı yapmaya kararlı olan Cash, bu uğurda ölümüne savaşmaktan çekinmeyecektir. Tehlikeli ve çetin bir mücadeleye girişen Cash, kendi içindeki gücü keşfederken, aynı zamanda sevdiklerini koruma savaşı verir.


Gerçek olaylara dayanan, gözden düşmüş bir polis dedektifi, şiddet içeren bir suç örgütünü ifşa etmek için gizli göreve giderek kefaretini arıyor. Ancak mafyanın derinliklerine battıkça, affedilmenin bedeli karşılayabileceğinden daha yüksek olabilir.

1974 yılının New York'unda geçen filmde, yıllar önce ölümle sonuçlanan bir kavgaya karışmış olan Chris, iyi halden dolayı süresi azaltılan mahkumiyetini tamamlayıp hapisten çıkacağı güne ulaşmıştır. Kendisini almaya gelen erkek kardeşi Frank ile buluşması ise onun için kabustan farksızdır. Frank ve Chris doğdukları günden bu yana bir türlü anlaşamamış ve hayatlarını tamamen farklı şekillerde yaşamış olan iki kardeştir. Chris suça eğilimli bir aylak iken kardeşi Frank polis olarak çalışmayı seçmiştir. Hapiste geçirdiği süre boyunca Chris'in biraz da olsa akıllandığını uman Frank, kardeşinin yeni bir hayata başlayıp kendisine çekidüzen vermesi için elinden geleni yapacaktır. Fransız sinemasının en ünlü aktörlerinden biri olan Guillaume Canet tarafından yönetilen filmin oyuncu kadrosunda Mila Kunis, Zoe Saldana, Marion Cotillard ve Clive Owen gibi yıldız isimler bulunuyor.

İki yargıtay hakimi öldürülmüştür. Yanlız bir hukuk öğrencisi, cinayetlerin devletin en üst kademeleri hakkında çok gizli bilgiler içerdiği tahmin edilen bir dosyayla ilgili olduğundan şüphelenmektedir. Kararlı bir araştırmacı gazeteciyle beraber bu gizemi çözdüklerini herkese açıklamak istemektedirler - tabii o kadar uzun yaşayabilirlerse. Yarış başlamıştır, ve bu yarışta ikiden fazla koşucu vardır. Onlar artık canlı birer hedeftir.

Sinemanın en aşağılayıcı tecavüz sahnelerinden birini içeren mahkeme draması. Erkeklerin tahrik sınırının tecavüz için hoşgörülür olabilme ölçüsünü ve tecavüzün boyutlarını sorgulayan bir davayı, bir gerçek yaşam öyküsünü Jodie Foster'in muhteşem oyunculuğu ile birleştirip Jodie'ye ilk oscarını kazandırmıştı. Erkek arkadaşı ile kavga ettikten ve biraz da içtikten sonra flörtiz bir havaya giren Sarah Tobias'ın bir barda, oyun masası üzerinde üç erkeğin tecavüzüne uğraması ve bardaki bütün erkeklerin olayı seyretmesi, tezahürat etmesi ve alkışlaması ertesinde yaşadıklarını Amerikan hukuk sistemine kabul ettirme uğraşını anlatır film. Çevresinde her zaman fazla dağınık olarak bilinen Sarah'nın hali, tavrı, davranışları, o akşam ne kadar irade sahibi olduğu mahkemede tartışılır; Sarah'nın gerçekten tecavüze uğrayıp uğramadığı, tahrik edici davranışları sorgulanır.

Newspaper reporter Michael Ward plunges into a nightmare of guilt, fearing that his "evidence" has sentenced the wrong man to death.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir