
Cary Grant
Anthony

"Benzerini hiç görmediniz ve belki de bir daha eşini göremezsiniz!"
1810 yılındaki Napolyon Savaşları sırasında İspanya'da İspanyol askerleri ve köylüleri zor koşullarda savaşır. General Jovet liderliğindeki Fransızlar, 13 metre uzunluğunda ve 7 ton ağırlığındaki tek İspanyol topunu ele geçirmek istiyor. İngilizlerin de topa ihtiyacı var ama Fransızlara karşı İspanyolların yanındalar. İngilizler, İspanyolların topunu almak ve İspanyol askerlerinin yardımıyla dev topu Santander'e çekmek için bir deniz kaptanını - adı Anthony Trumbell - İspanyol kampına, General Larena'ya gönderir. İspanyolların lideri ise asabi, huysuz bir ayakkabıcı olan Miguel'dir ve iki yüz adamını Avila'ya yönlendirip tek topu İspanya'nın yarısına sürüklemek ister. Miguel ve Anthony tamamen farklı iki adam, asker ve liderdir. Her ikisi de farklı şeyler istiyor, farklı liderlik istiyorlar, tek bir konuda hemfikirler; aynı güzel kadına aşıklar.

Cary Grant
Anthony

Frank Sinatra
Miguel

Sophia Loren
Juana

Theodore Bikel
General Jouvet

John Wengraf
Sermaine

Jay Novello
Ballinger

José Nieto
Carlos

Carlos Larrañaga
Jose

Philip Van Zandt
Vidal
Paco El Laberinto
Manolo

Julián Ugarte
Enrique

Félix de Pomés
Bishop

Carlos Casaravilla
Leonardo
Juan Olaguibel
Ramon

Nana DeHerrera
Maria



T.E. Lawrence, Kuzey Afrika’da konuşlanmış İngiliz ordusunda görevli genç bir teğmendir. İstihbarat bölümünün harita kısmındaki pozisyonundan mutsuz olan Lawrence, bugün Suudi Arabistan olan bölgede araştırma görevi teklif edilince heyecanla kabul eder. Bölgede savaşmakta olan Arap ordusunun komutanı olan Prens Feisal’ı gözlemlemekte olan Lawrence, bir süre sonra bölgede kalarak Prens’e yardım etmeye karar verir. Tarihin en ünlü casuslarından biri olan Lawrence, Araplar’ı Osmanlılar’a karşı kışkırtıp, Arap topraklarına batılı medeniyetlerin girmesine ön ayak olmuştu.

Normandiya Çıkarması’ndan 72 saat önce, özgür dünyanın kaderi pamuk ipliğine bağlıdır. General Dwight D. Eisenhower ile Yüzbaşı James Stagg, kritik bir kararın eşiğindedir: Ya tarihin en büyük ve en tehlikeli deniz harekâtını başlatacaklar ya da savaşı kaybetme riskini göze alacaklardır.

İkinci Dünya savaşıyla birlikte yüzlerce ilk dönem ajan filmi olarak görülebilecek yapıtlar çıktı ki bir çoğunun şuan için hiçbir önemi yok. Ama aralarında Casablanka gibi, bu film gibi şahaserler de var. Bogart'ın alışık olduğumuz sert, cesur, zeki ve inatçı karakter tiplemesine devam ediyor. Hiçbir olaya bulaşmayı düşünmemesine rağmen Gestaponun yaptığı zulmü ve gaddarlığı gördükçe olayların içine dahada derinlemesine giriyor. Dönemin atmosferi çok başarılı yansıtılmış, oyuncu performansları dört dörtlük (özellikle Lauren Bacall bakışları insanın içine işliyor), senaryo tıkır tıkır işliyor, replikler ve yaratılan kişiler arası çatışma şahane, filmin tek eksisi tam tadına doyamadan çok çabuk bitiyor...

Captain Horatio Hornblower leads his ship HMS Lydia on a perilous transatlantic voyage, during which his faithful crew battle both a Spanish warship and a ragged band of Central American rebels.

Soğuk Savaş döneminde, Sovyet denizaltısı K-19'un başına katı disiplinli Kaptan Vostrikov (Harrison Ford) getirilir. Eski kaptan Polenin (Liam Neeson) uyarılarını dinlemeyen Vostrikov, ABD yakınlarında nükleer reaktör arızasına yol açar. Mürettebat, ölümcül radyasyon altında tamirat yaparken, Vostrikov NATO'dan yardım almayı reddeder. 8 kişinin fedakarlığıyla felaket önlenir, ancak Vostrikov itibarını kaybeder. Film, Sovyet sisteminin baskıcılığını ve bireysel kahramanlıkları vurgular. Ford'un sert komutan portresi ve gerçek olaylara dayanan gerilim dolu sahneler dikkat çeker. Denizaltı klostrofobisi ile siyasi gerilimin harmanlandığı bu yapım, Soğuk Savaş'ın risklerini gözler önüne serer.

İ.Ö. 480'de antik Yunanistan'da yaşanmış gerçek bir olaydan alan bu çarpıcı filmde 300 Spartalı savaşçıyı devasa Pers ordusuna karşı Termopil Savaşında yöneten Kral Leonidas'ı Richard Egan canlandırıyor. Önemli bir dağ geçidini Pers Kralı Xerxes'e karşı savumak için yeterli sayıda asker toplayamayan Leonidas savaşa hazırlanır.

Sudan'dan Mısırlıları çıkarma emri alan bir İngiliz general, Müslümanların tehdidi altındaki halkı korumak için Hartum'da kalır, ancak Müslüman güçlerin başındaki komutan, onu hem savaş tecrübesi hem de inancı konusunda zorlayacaktır.

Dee Brown'un en çok satan romanından beyaz perdeye uyarlanan, başyapıt niteliği taşıyan bir film. General Custer'a karşı kazanılan Sioux zaferini konu alan film, 3 karakterin mücadelesi üzerine kurulmuştur; Darthmouth mezunu genç bir doktor olan Charles Eastman; topraklarını benliklerini ve şereflerini kaybetmek istemeyen ve Amerika birleşik Devletleri'nin hükmü altına girmek istemeyen lakota kabilesinin gururlu şefi Oturan Boğa ve hükümet'te Kızılderili'lerden sorumlu Senatör Henry Daves, Eastman ve okul öğretmeni Elaine Goodale Sioux'daki yerlilerin yaşam koşullarını iyileştirmeye çalışırken, Senatör Dawes, Başbakan Grant'a kulis yapar. Kalbimi Oraya Gömün, duyguları derinden etkileyen, bilgi yüklü, görsel olarak dikkatleri çeken bir western klasiği.

Sinema tarihinin en çok ödül alan, en geniş kadrolu filmlerinin başında gelen Son İmparator destansı bir öyküdür: 2 yaşında tahta çıkan Çin'in son imparatoru Pi Yi'nin gözünden 60 yılın öyküsü. Çekimi 2,5 yıl süren, 19 binden fazla kişinin rol aldığı film çok şık ve estetik bir görkemli yapımdır. Bertolucci sinemasının izlerini de taşır: Yasak Kent'in avlusunda binlerce figuranla çekilen sahnelerden ipek çarşafların altında belli belirsiz sevişen üç bedene kadar... Son İmparator aynı zamanda Bertolucci'nin Oryantal Üçlemesi'nin ilk filmidir. Bu seri daha sonraki yıllarda çekeceği Çölde Çay ve Küçük Buda ile tamamlanır.

British RAF Wing Commander James Wright is captured by the Japanese during WWII and forced to fight in brutal hand-to-hand combat. The Japanese soldiers get more than they bargained for when Wright’s years of martial arts training in Hong Kong prove him to be a formidable opponent.

Meksika sınırından girip Teksas´a doğru ilerleyen Meksika ordusunu engellemek, Albay Travis´in küçük birliğine düşecektir.

Francisco Goya, 1700'lerin sonunda İspanya'nın en ünlü ressamı olarak Kral IV Carlos'un himayesinde sanatının en başarılı eserlerini vermektedir. İlham perisi olarak kabul ettiği güzeller güzeli Inés, Engizisyon Mahkemesi ve bu mahkemenin kararlarına gizliden gizliye etkide bulunan rahip Lorenzo tarafından ahlaksızlık ve toplum değerlerine karşı gelmekle suçlanınca Goya, Inés'in bağışlanması için büyük bir savaş verecektir.Güzel Inés'i mahkumiyetten, işkenceden ve ölüme terkedilmekten kurtaramasa da, 20 yıl sonra Fransızlar Engizisyonu kaldırıp mehkumlar serbest bırakılınca, Goya, Lorenzo ve Inés arasındaki asıl hesaplaşma o zaman başlayacaktır.Sinema tarihinin unutulmaz filmleri Guguk Kuşu, Hair ve Amadeus gibi filmlere imza atmış Milos Forman imzalı film, Javier Bardem, Natalie Portman, Stellan Skarsgård gibi güçlü isimlerden oluşan kadrosu ile de dikkat çekiyor.

Dört çocuk annesi bir kadın, İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarmasının yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...

Yıl 1924. Gecenin karanlığı çökerken Marsilya'nın nemli sokakları Jandarmanın düdük sesleri ile yankılanır. Gangsterler, araba ile kaçmaktadırlar. Tren istasyonunda, güzel bir kadın tek başına beklemektedir. Hemen yakınlarında ise Alain Lefevre dar sokaklardan geçmektedir. Çaresizce gölgelerde saklanan ve avlanmak üzere olan bir hayvan gibi kaçmaktadır.Gece olmadan önce bu genç boksör, bu bayanı mafyanın elinden kurtarmaya çalışırken yaptığı boks maçında tuzağa düşürülmüştür.İki kişinin katili olarak aranmaktadır. Kaçması ve yeni bir kimlik bulması gerekmektedir. Bu yüzden Fransız lejyonuna katılıp kendini kurtaracaktır. Fakat burada yaşayacakları hayatını akışını değiştirecek.

Oliver Stone'un 1986 tarihli filmi Salvador, yönetmenin en başarılı filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Salvador'da hayatını dünyanın dört bir yanında haber kovalayarak kazanan bir savaş muhabirinin El Salvador'da yaşadıklarını anlatılıyor. 20 yıldır nerede olay çıkarsa soluğu orada alan foto muhabiri Boyle, içkiye ve uyuşturucuya olan düşkünlüğü yüzünden işsizlikle yüzyüze kalmıştır. El Salvador'da yaşanan iç savaşı izlemenin bir çözüm olabileceğini düşünen Boyle yola çıkar...

Fransız askerî liderinin kökenlerine ve imparatorluğa doğru hızlı ve zalimce tırmanışına yakından bir bakış. Bu hikâyeye Napolyon’un eşi ve tek aşkı Josephine ile bağımlı, sallantılı ilişkisinin açısından bakıyoruz.

Inglourious Basterds, Shosanna Dreyfus 'un ailesinin Nazi Yüzbaşısı Hans Landa 'un elinde idam edilmesi sırasında, Alman işgalindeki Fransa'da başlar. Shosanna kıl payı kurtulur ve bir sinema sahibi olarak yeni bir kimlik uyduracağı Fransa'ya gider. Avrupa'nın başka bir yerinde Teğmen Aldo Raine bir grup Yahudi askerini organize ederek hedef alınan bölgelere doğru yönlendirir. Düşmanları tarafından "Soysuzlar" olarak bilinen Raine'ın ekibi, etmek göreviyle Alman film yıldızı ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark'a katılırlar. Kaderleri, Shosanna'nın hazır tuttuğu intikam planını gerçekleştireceği bir sinemanın altında birleşir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir