
Chevy Chase
Bruce Thorpe

II. Dünya Savaşı dönemi Los Angeles'ta, Culver Oteli'nin müdürü oteli yeğenine emanet eder. Yeğen, otelin adını "Gökkuşağı Oteli" olarak değiştirip aşırı rezervasyon yapar: Otel; kraliyet üyeleri, suikastçılar, gizli ajanlar, Japon turistler ve cücelerle dolup taşar! Gizli Servis ajanı Bruce Thorpe ve casting direktörü Annie Clark, bu kaosun ortasında birbirlerine aşık olur.

Chevy Chase
Bruce Thorpe

Carrie Fisher
Annie Clark

Eve Arden
The Duchess

Joseph Maher
The Duke

Robert Donner
The Assassin

Billy Barty
Otto Kriegling

Mako
Nakomuri

Cork Hubbert
Rollo Sweet

Pat McCormick
Tiny

Adam Arkin
Henry Hudson

Richard Stahl
Lester Hudson
Peter Isacksen
Homer

Jack Kruschen
Louie

Bennett Ohta
Akido

Jerry Maren
Hotel Rainbow Guest

Neal Page (Steve Martin) işten çıkmayı sabırsızlıkla bekliyordur, çünkü o gün bayramdı ve o uçak biletlerini ayırmış kendi evine gidecektir. İşten birazcık geç çıksa da yine de hava alanına ulaşması fazla uzun sürmeyecekdir. Ve işten çıkan Page hemen bir taksi aramaya başlar, pek taksi bulunmayan saatlerdi, Neal sonunda bir taksi bulur fakat bir anda bir adam (John Candy) aniden taksiye biner ve gider. Neal Page geç de olsa oraya ulaşır ve bir anda aynı adama yani Del Griffithe havaalanında rastlar. Daha sonra aynı uçakta yan yana oturan ikili bir anda uçakta sorun çıkmasıyla inerler ve şimdi Neal Delle birlikte türlü araçlar kullanarak eve ulaşmalıdır. Fakat tamamen uyumsuz olan ikilinin anlaşması zor olacaktır, Neal Page çok konuşmayan ve tek isteği eve gitmek olan birisi, Del ise karısını kaybetmiş ve hiç susmayan bir satıcıdır.

Jacques Tati'nin tatlı şaklabanı, her daim pipolu Bay Hulot, tatil için deniz kıyısındaki bir sayfiye yerine gider, fakat oraya felaket üstüne felaket getirecektir. Tati'nin eğlenme hırsıyla dolu tatilcileri konu alan müthiş komik bu taşlamasında, köpekler, kayıklar ve havai fişekler içeren ve kusursuz bir koreografiye sahip güldürü sahneleri bulunuyor. Hulot serisinin ilk filmi olan eser, incelikli durum komedisinin başyapıtlarından.

Rock’n’roll yıldızı Nick Rivers’ın, Nazi Almanya’sında verdiği konser sırasında yaşadıkları...

Stanley is a bellboy at the Fountainbleau Hotel in Miami Beach, where he performs his duties quietly and without a word to anyone. All he displays are facial expressions and a comedic slapstick style. And anything that can go wrong, does go wrong when Stanley is involved. One day, Jerry Lewis arrives at the hotel and some of the staff notice the striking resemblance.

During a high-profile Mafia testimony case in Riverside County, a hired killer checks into a hotel room near the courthouse, while his depressed neighbor contemplates suicide over marital problems.

The Three Stooges Üç arkadaş, bebek yaştayken bir kiliseye ait yetimhanenin kapısına atılırlar.Üç arkadaş beraber büyüdükleri kilisenin yetimhanesine yardım etmek isterken başlarına gelmedik olaylar kalmamıştır. Katil damgasından tutun televizyon program sunumuna kadar her türlü olayı yaşayan arkadaşların başından geçen komik olaylar...

Marx kardeşlerin üstün komedi anlayışının en iyi örneklerinden biri olan filmde, yolsuzluklarıyla nam salan Freedonia ülkesinin ekonomisi Bayan Taesdale'nin yapacağı bağışlara bağlıdır. Bu da yetmiyormuş gibi bir de uğraşılması gereken komşu ülkeler vardır.

Avustralya sinemasının altın yıllarından biri olarak kabul edilen 1994 yılının iki parlayan filminden biri olan Çöller Kraliçesi Priscilla (diğeri Muriel'in Düğünü'dür), son olarak Yüzüklerin Efendisi'nde Elrond rolüyle karşımıza çıkan Hugo Weawing ve Memento filmindeki rolüyle hatırladığımız Guy Pearce'ın ilginç rolleriyle dikkat çekiyor. Film, Avustralya çöllerindeki bir tatil beldesi olan Alice Springs'de bir otelden iş teklifi alan iki travesti ve bir transeksüel dansçının yol macerasını konu alıyor. Priscilla ismini verdikleri tur otobüsleriyle yola çıkan 3 renkli karaktere yolda bozulan otobüslerini tamir eden Bob'da katılır. Bu arada, onlara iş teklifi yapan kadının travestilerden biri olan Anthony'nin karısı olduğunu öğrenirler.


Ghost Busters ekibinin New York şehrini kötü ruhların istilasından kurtarmasının üzerinden beş koca yıl geçmiştir. Ancak kafadarların hayalet avcılığı yapması yasaklanmış, her biri kendisine başka bir iş bulmak zorunda kalmıştır. Ray ve Winston çocuklar için hokkabazlık yaparken, Egon insan duygularının çevre üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. Venkman yerel bir televizyonda uyduruk bir parapsikoloji programı yapmaktadır.Dana'ya gelince, Venkmanla birlikte olmuş, bir çocuk yapmış ve ondan ayrılmıştır. Genç kadın müzede üzerinde çalıştığı bir restorasyon işinde Karpatyalı Vigo'nun resmine denk gelir. Tablo büyülüdür ve Vigo hayata geri dönmek istemektedir. Hayalet Avcıları tekrar faaliyete geçmek için şehri ikna edebilecekler midir? Şehirdekilerin hayatı buna bağlıdır.

Teğmen Frank Drebin, Los Angeles Polise Teşkilatı'na bağlı bir birimde çalışan sakar bir dedektiftir. En yakın arkadaşı ve ortağı Dedektif Nordberg bir operasyon sırasında vurulunca tatilini yarıda bırakıp Los Angeles'a döner. Araştırması sırasında olayın Vincent Ludwig isimli bir iş adamının planını keşfeder. Ludwig, bir beyzbol oyuncusunun beynini yıkamayı ve Kraliçe Elizabeth'i Los Angeles gezisi sırasında öldürmeyi planlamaktadır. Sakar dedektifimizin ortalığı karıştırması pek uzun sürmez.Leslie Nielsen'ın unutulmaz karakter Frank Drebin'i canlandırdığı Çıplak Silah serisinin ilk filmi.

Öykünün merkezinde yer alan karakter bizzat senaryoyu yazan Charlie Kaufman. Susan Orlean’ın The Orchid Thief kitabını senaryolaştırmaya çalışmaktadır. Başındaki orkide belası yetmiyormuş gibi, bir de konvensiyonel bir gerilim senaryosu yazmaya çalışan ikiz kardeşiyle uğraşmaktadır... Filmin bu noktadan itibaren nerelere ilerlediğini öğrenmek için izlemeniz lazım, zaten söylesek de inanmazsınız ! Bir yaprağın damarları gibi çatallanıp budaklanan yapım, günümüz sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biriyle, en çılgın senaristini biraraya getiriyor.

New Hampshire'e yeni gelmiş Humbert aşık olduğu kişiye ulaşabilmek için büyük bir plan yapar; Charlotte Haze'la evlenecek ve böylece onun erken gelişmiş, güzeller güzeli kızına her zaman yakın olacaktır. Usta yönetmen ve yapımcı Stanley Kubrick cinsel tutkuları, Vladimir Nabokov'un romanını temel alarak keşfe çıkıyor. Kubrick, aynı konuyu 37 yıl sonra Eyes Wide Shut ile tekrar ele aldı...

Alman işgalinin sona erdiği süreci, bir dizi renkli anektodu peşpeşe getirip bir çok yönde gelişen olaylara dayanarak hikaye eden Menzel, alışılmış kahraman direnişçi imajını da kıran, trajikomik bir üslup tutturur. Ana karakteri, karşı-kahraman özellikleriyle donatılmış, yeniyetme coşkusunu yitirmemiş, naif ve sempatik bir genç asker olan Milos Hrma'dır. Karşı cinse karşı tutuk, çekingen ve aşırı utangaç Milos, hem erkekliğini kanıtlama çabasındadır hem de taşıdığı üniformanın hakkını vererek aile adına halel getirmemekle yükümlüdür. Aslında dedesinin savaştan kaçmak için komutanını hipnotize ettiğini, babasının da savaşı, cephe gerisinde, tehlikesizce bir masa başı görevinde geçirdiğini pekala bilir. Bohemya'da bir tren istasyonuna atanan Milos'un amiri, güvercin meraklısı, saf biridir.

Michael J. ‘‘Crocodile’’ Dundee, Avustralya'nın ıssız bataklıklarında avladığı sayısız timsahla tanınan fakat asıl ününü bacağını kapmasına rağmen haklamayı başardığı timsah sayesinde kazanmış bir avcıdır. Sue Charlton ise bu efsaneyle röportaj yapmak için ta Amerika'dan gelen gazetecidir. İkisi arasında duygusal bir yakınlaşma olur. Dundee, Sue'nun yalvarmalarına dayanamaz ve birlikte Manhattan'a giderler.

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…

Richard ve Larry, sigorta şirketinin vefat etmiş bir müşterisinin poliçesinden dört kez ödeme yapıldığını fark edip patron Bernie'ye bildirirler. Bernie, onları Hampton Adası'nda ki lüks villasında bir hafta sonu partisine davet eder, ancak bu bir tuzaktır. Bernie, mafya lideri Vito ile anlaşarak ikilinin ortadan kaldırılmasını planlar. Mafya lideri Vito, sevgilisinin Bernie'yle ilişkisini öğrenince tetikçisi Paulie'ye Richard ve Larry yerine Bernie'yi öldürmesini emreder. Villaya varan ikili, ölü patronlarını bulunca cesedi hayattaymış gibi göstermeye karar verir: güneş gözlüğü taktırır, havuz başında oturtur, partidekilere şarap içirir ve hatta dans ettirirler. Bu sırada mafya peşlerindedir ve Bernie'nin cesedi giderek bozulmaktadır, ancak kimse onun ölü olduğunu anlamaz.

Bir kumarhane sahibinin peşisıra Las Vegas'a giden bir grup milyarder, eğlenmek amacıyla üzerine bahis oynanabilecek yeni şeyler aramaya başlarlar. Alışılagelmiş kumar yöntemlerini uygulamak yerine, altı yabancıyı Vegas'tan Silver City'e kadar yarıştırarak galip gelene 2 milyon dolar ödül vermekte karar kılarlar nihayet. Yarışçılar aslında zavallı kurbanlardır: Birbirinden sakar ve talihsiz bu insanlar, zenginlerin eğlencesi uğruna acayip olaylara bulaşacak, başlarına gelmedik kalmayacaktır...

Nazi kampında 1944 te tutsak olduğu dönemde, Yahudi Jacop (Robin Williams), bir radyo programına kulak misafiri olmuş ve Sovyet birliklerinin ilerlemeye başladığını haber almıştır. Varşova'daki gettoya dönüp haberi arkadaşı Mischa (Liev Schreiber) ile paylaşır. Mischa, Jacop'un Nazilerin yasağına rağmen bir radyo bulduğuna inanmış ve bunu herkese yaymıştır. Jacop ise gerçeği açıklamak yerine, bu yanlış anlaşılmadan yararlanıp insanların moralini yükseltmek için kendi uydurduğu haberleri yaymaya başlar.

John ve Jane Smith, renksiz bir evlilik süren sıradan bir şehirli çifttir. Ancak her ikisi de diğerinin öğrenmek için cinayet işleyebileceği bir sır gizlemektedir: Bay ve Bayan Smith, yüksek ücretli, olağanüstü kiralık katildirler ve rakip kurumlar için çalışmaktadırlar. Bay ve Bayan Smith, birbirlerini öldürmek için kiralandıklarında evliliklerinde yeni bir heyecan kaynağı bulurlar ve eğlence başlar. Bay ve Bayan Smith, ölümcül yeteneklerini ortaya koyup evliliklerini müthiş bir sınava soktuklarında sonuç muhteşem bir macera yapıtına dönüşür.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir