
Dirk Bogarde
Max

2. Dünya savaşı 13 yıl önce sona ermiş. Fakat savaşın hem cellatları hem de kurbanları Avrupa sokaklarında. Viyana'da bir otelde bir Nazi subayı ile, kamptaki esirlerinden biri karşılaşır. Başlangıçta ikisi de karşılaşmanın şokunu üzerinden atamaz. Fakat zamanla kamptaki erotik ve şiddet dolu oyunları, önce otel odasında sonra sığınacakları bir evde devam eder. Zamanında sevgi-nefret ilişkisi ile bağlı olan iki düşman, aynı tarafta yer alır.

Dirk Bogarde
Max

Charlotte Rampling
Lucia

Philippe Leroy
Klaus

Gabriele Ferzetti
Hans

Giuseppe Addobbati
Stumm

Isa Miranda
Countess Stein

Nino Bignamini
Adolph

Marino Masé
Atherton

Amadeo Amodio
Bert

Piero Vida
Day Porter

Geoffrey Copleston
Kurt

Manfred Freyberger
Dobson
Ugo Cardea
Mario
Hilda Gunther
Greta

Nora Ricci
The Neighbor

1946 yılı savaş sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan Almanya... Rachael Morgan adında bir kadın soğuk bir kış gününde harabeye dönmüş Hamburg şehrine gelir. Bir İngiliz olan kocası Lewis, yerle bir olmuş şehri yeniden kuran ekiplerin birinde görevlidir. Çift bu yeni ortama alışmaya çalışırken, Rachael kocasının beklenmedik bir kararı karşısında şaşkına dönecektir: yaşayacakları büyük evi, evin önceki sahipleri olan Alman bir dul ve onun problemli kızıyla paylaşacaklardır. Savaşın trajedisinin gölgesinde yaşamaya çalışan bu dört farklı insan bir düzen oturtmaya çalışırken, öfke ve keder duyguları tutku ve ihanetin kapılarını açacaktır.

Bernie Lootz (William H.Macy), Las Vegas'ın en şanssız adamıdır. O bir 'ŞANS ÖLDÜRÜCÜ'dür. Hatta kötü şansı o kadar bulaşıcı ki eski zamanların mafya lideri Shelly Kaplow (Alec Baldwin) onu casinosunda yüksek rakamlı oyunlarda müşterilerinin şansını döndürmek için kullanıyor. Fakat Bernie Nathalie (Maria Bello) ile tanışıyor, ona aşık oluyor ve "aşkta şanssız" olmak kavramına yepyeni bir anlam yüklüyor.

İşsiz futbol koçu Tom, intiharın eşiğindeki ikiz kızkardeşine yardım etmesi için Dr. Susan Lowenstein'in çağrısıyla New York'a gelir. Dr. Lowstein ailenin geçmişini aydınlatmaya çalışırken kendisi de evde oğlu ve snop kocasıyla uğraşmaktadır. Zamanla mutsuz evlilikler sürdüren doktorla Tom arasında duygusal bir yakınlık doğar.

Orta yaşlarda çapkın ve kadınlara karşı acımasız olan bir adamın bir genç kıza aşık olup olgunlaşmasını anlatıyor...

'Gün Işığından Bir Damla" adıyla yarattığı iksir sayesinde servet sahibi olan büyükbaba Sennenschein (Sunshine) oğullarının aile işini devam ettireceğini ümit etmektedir. Ancak oğullarının ve ailenin yeni kuşağının çok farklı hayalleri ve umutları vardır. Ralph Fiennes, savaşın karışıklıklara ve yanlış umutlara Sürüklediği Yahudi bir ailenin bu destansı hikayesinde karşımıza bir değil üç aynı rolle çıkıyor. Yapımda Fiennes'e özgürlüğüne düşkün genç Valerie rolüyle Jennifer Ehle, Valerie'nin yıllar sonraki hali ile Rosemary Harris (Ehle'nin gerçek annesi) ve savaştan sağ çıkmayı başarmış, yeni komünist göreviyle geçmiş düşmanları üzerinde güç sağlamış olan bir adamı canlandıran William Hurt eşlik ediyor.

1942... Tüm dünya savaşmaktadır. İskoçyalı genç ve güzel bir kadın olan Charlotte Gray (Cate BLANCHETT), Güney Fransa'daki düşman hatlarının gerisine paraşütle indirilir. Detaylarını sadece kendisinin bildiği iki görevi vardır: Resmi görevi, İngiliz Hükümeti'nin Özel Operasyonlar Birimi'nin yeni bir üyesi olarak, işgalci Alman ordusuna karşı faaliyet gösteren Fransız direniş grubuyla işbirliği yapmaktır. Onun için daha da önemli olan ikinci görev ise, bir çatışma sırasında uçağı düşerek kaybolan İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri'nde görevli pilot sevgilisini aramaktır. Charlotte, Julien LEVADE'ın önderliğinde savaşan Fransız direnişçilerine giderek bağlanır ve bu yakınlaşma, tüm hayatını değiştirir.

II. Dünya Savaşı ertesi, Almanya. Michael Berg adlı genç, kendisinin yaşça iki katı büyük olan Hanna Schmitz'e aşık olmuştur. Gizli bir ilişki yaşayan ikilinin aşkı Hanna'nın bir gün ortadan kaybolmasıyla biter. Aradan 8 yıl geçmiştir ve hukuk okuyan Michael savaş suçları mahkemesinde gözlemcilik yapıyordur. Bir gün sanık sandalyesinde Hanna'yı görür. Mahkemede Hanna'nın geçmişi ortaya dökülürken, Michael ikisinin de hayatını değiştirecek bir sırrı ortaya çıkarır.

Birinci Dünya Savaşı'na katılan deneyimli bir çavuş, İkinci Dünya Savaşı'nda da bir mangaya liderlik ediyor. Ve hayatta kalan Er Griff, yazar Er Zab, Sicilyalı Er Vinci ve Er Johnson ile birlikte; sırasıyla Vichy Fransız Afrikası'na, Sicilya'ya, Belçika ve Fransa sınırlarında bulunan Omaha Sahili'ndeki D-Day alanına ve en sonunda da Çekoslovakya'daki bir toplama kampına giderek, savaşın gerçek dehşetiyle yüzleşiyorlar.

Evelyn, kelebekler üzerine araştırma yapan 30 yaşlarında bir kadındır. Her gün günlük ev işlerini yapmak için bir başka böcek türleriyle ilgili olan Cynthia’nın evine gider. Evelyn’den yaşça büyük olan Cynthia’nın soğuk ve acımasız tavırları onu daha zarif bir kadın olarak gösterirken, Evelyn’e karşı kötü davranmasının önüne geçmez. Cynthia’nın Evelyn’e kötü muamelesi her geçen gün artar, Evelyn’e verdiği görevler sınırları aşan ve aşağılayan noktalara gelir ancak Evelyn bu duruma hiç itiraz etmez. İkilinin her gün uyguladıkları bir ritüel haline getirdikleri bu durum her defasında Evelyn’nin cezalandırılmasıyla son bulur. Ancak Cynthia, Evelyn ile yaşadıkları ilişkiden bir süre sonra yorulur ve daha geleneksel bir ilişkinin özlemini duyar. Evelyn’nin bağımlılığı ikilinin ilişkisini kopma noktasına getirmek üzeredir.

Jenna, kocası Sisto'nun baskılarından sıkılmış, kesinlikle parçası olmak istemediği bir hayat sürmektedir. En büyük hayali ise garsonluk yaparak biriktirdiği para ile bir gün kocasını terkedebilecek gücü bulabilmektir.Sahip olduğu eşsiz yeteneği sayesinde, inanılmaz lezzette ve görüntüde pastalar ve kekler yapabilmektedir. Hayatındaki zorluklarla ve sorunlarla baş edebilecek gücü, sadece kensini mutfağa atabildği zaman bulabilmektedir. Fakat hayat bir gün hiç beklenmedik bir süpriz hazırlar. Hesapsız bir şekilde gelen hamileliği bütün beklentilerinin ve umutlarının sarsılmasına neden olacaktır. Ama diğer bir yandan da, hayatında hiç hissetmediği kadar büyük bir güven duygusu ile dolmuştur içi. Doğmamış çocuğundan gelen mektuplar, önüne yepyeni bir pencere açılmasına neden olacaktır.

Uzun yıllar boyunca standart bir şekilde ilerleyen evliliğinin ardından karısı Teresa'nın cinsel dürtülerini uyandırmaya karar veren Profesör Nino Rolfe, gizli arzularını kaleme aldığı günlüğünü karısı tarafından "tesadüfen" bulunması için uygun bir yere bırakır. Bir süre sonra Teresa da aynı şeyi yapmaya başlar ve bu durum ikisi arasında bir kedi-fare oyununa dönüşür. Tinto Brass'ın, Junichirô Tanizaki'nin romanında büyük değişiklikler yaparak kendi sinemasına adapte ettiği La Chiave, Brass'ın genel yönteminin zıddına karakterler ve kurgu açısından da dolu ve başarılı olmasıyla takdir edilmiştir ve bu farklılığa rağmen her sahnesiyle auteur'ünün adını aklımızda yankılatmaya devam etmektedir.

Floransa 1934. Değişik kültürlerden gelme bir grup hanımefendi her gün öğleden sonra çay içmek için bir araya gelmektedir. Britanya'nın eski İtalya Büyükelçisinin dul eşi Lady Random, artist ve şarkıcı olan Arabella, aşırı heyecanlı Amerikanlı arkeolog Georgie ile kendi başına buyruk Elsa bu grubun bazı üyeleridir. İçlerinden birisi olan Mary küçük bir çocuğun velisi olur ve kısa süre sonra da tüm grup bu küçük çocuğu sanki kendi evlatlık edinmiş gibi sahiplenmeye ve onu yetiştirmek üzere çalışmaya başlarlar. Ancak bu benzersiz topluluğun düzenli giden yaşantısı politik ortamın değişmeye başlaması üzerine etkilenir ve büyümekte olan Luca artık kendi başının çaresine bakmanın yollarını aramak ve önüne çıkacak zorluklara göğüs germek zorunda kalacaktır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında kendi ülkeleri hesabına tetikçilik yapan Amerikalı Max Vatan ile Fransız Marianne Beausejour'un 1942'deki bir görevleri sırasında yolları kesişir. İkisi de Casablanca'daki Nazi Alman elçiyi öldürmek üzere görevlendirilmiştir. Ancak bu görev sırasında birbirlerine aşık olurlar ve sonrasında evlenirler. Ancak evlenmiş olmalarına rağmen birbirlerinden sakladıkları birçok sır vardır ve bu aralarındaki sevgiyle birlikte hissedilir bir gerilimin de ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Tüm zamanların tarihsel açıdan en önemli filmlerinden biri olan Steven Spielberg'in Schindler'ın Listesi, cesaret ve inanç dersleriyle nesiller boyu ilham vermeye devam eden güçlü bir hikaye. En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere yedi Akademi Ödülü sahibi olan bu inanılmaz gerçek hikaye, Holokost sırasında 1.100'den fazla Yahudinin hayatını kurtaran esrarengiz Oskar Schindler'ı (Liam Neeson) konu alıyor. Bu, fark yaratan bir adamın zaferi ve yaptıkları sayesinde insanlık tarihinin en karanlık bölümlerinden birini atlatanların dramıdır.

Inglourious Basterds, Shosanna Dreyfus 'un ailesinin Nazi Yüzbaşısı Hans Landa 'un elinde idam edilmesi sırasında, Alman işgalindeki Fransa'da başlar. Shosanna kıl payı kurtulur ve bir sinema sahibi olarak yeni bir kimlik uyduracağı Fransa'ya gider. Avrupa'nın başka bir yerinde Teğmen Aldo Raine bir grup Yahudi askerini organize ederek hedef alınan bölgelere doğru yönlendirir. Düşmanları tarafından "Soysuzlar" olarak bilinen Raine'ın ekibi, etmek göreviyle Alman film yıldızı ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark'a katılırlar. Kaderleri, Shosanna'nın hazır tuttuğu intikam planını gerçekleştireceği bir sinemanın altında birleşir...

Yıllardır görmediği babasını tekrar görebilmek umuduyla İngiltere ye doğru yola çıkan Amanda belki de hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır, tamamen aristokrat ruhlu ve aşırı ciddi bir politikacı olan baba. Şimdi Amanda'nın yapması gereken, kendini bu tarz insanlara kabul ettirmek, ama bu hiç te kolay olmayacaktır.

Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı'ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris'te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zaman içinde konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür. Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır.

19 year old Irena Gut is promoted to housekeeper in the home of a highly respected Nazi officer in Poland when she finds out that the Jewish ghetto is about to be liquidated. Determined to help twelve Jewish workers, she decides to shelter them in the safest place she can think of – the basement of the German Major's house. Over the next eight months, Irena uses her wit, humour and immense courage to hide her friends as long as possible.

The incredible, untold true story of how a group of prisoners attempt a seemingly impossible escape from the first Nazi death camp in order to provide the first eyewitness account of the Holocaust.

Yılın en kısa gecesinde, Roma'da bir otel odası... İki kadın, ruhlarına işleyecek bir deneyim yaşayacak. Bu erotik gecenin sonunda, sabaha karşı, bu iki kadın ayrılacak ve ülkelerine dönecekler. Baş başa geçirdikleri 12 saat boyunca hayatlarını birbirlerine anlatacak bu iki kadın; kayıp zamanın sürprizleriyle dört duvar arasında... Böylece yeniden özgürlüklerine kavuşacaklar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir