
Parker Posey
Detective Carson O'Conner

An investigation into a serial killer leads two detectives to discover that Dr. Frankenstein and his creature are still alive after two centuries of genetic experiments.

Parker Posey
Detective Carson O'Conner

Vincent Perez
Deucalion

Thomas Kretschmann
Victor Helios

Adam Goldberg
Detec. Michael Sloane

Ivana Miličević
Erika Helios

Michael Madsen
Detec. Harker
Deborah Duke
Angelique

Ann Mahoney
Jenna

Deneen Tyler
Kathleen Burke

Brett Rice
Detec. Frye

Stocker Fontelieu
Patrick

Maureen Brennan
Vickey
Billy Louviere
Jack Rogers
Will Schierhorn
Anthony O'Connor

Tom Nowicki
Watkins

Genç bilim adamı Henry Frankenstein gözlerden uzak şatosunda gizli bir deney üzerinde çalışmaktadır Amacı elektrik akımını kullanarak ölü bir bedene hayat vermektir Ancak yardımcısı, bu deney için normal bir insanın değil de bir suçlunun beynini getirince ortaya tuhaf bir canavar çıkar ve kaos başlar...

Bir çocuğun gizemli hastalığı. Çaresiz bir anne. Terk edilmiş bir kasaba. Genç bir anne olan Rose kızı Sharon'ın gizemli hastalığına çare bulmak istemektedir. Psikiyatrik tedaviyi reddeden Rose kızıyla birlikte, kızının rüyasında sürekli olarak tekrarladığı kasabaya, SILENT HILL'e doğru yola çıkar. Kocası Christopher'ın karşı çıkmasına rağmen Rose, kızının gizemli hastalığının tedavisinin bu gizemli kasabada olduğuna inanmaktadır. Anne kız kasabaya yaklaşırlarken karşılarına bir gölge çıkar ve Rose arabanın kontrolünü kaybeder. Kendine geldiğinde Sharon arabada yoktur. Rose kızını çaresiz bir biçimde ararken karşısına bir polis çıkar ve onunla birlikte kızını bulmak için Silent Hill'e gider. Rose Silent Hill'in çıkan büyük bir yangından sonra terkedilmiş olduğunu keşfeder. Kasabanın her yanı sisle kaplıdır ve birden Rose'un etrafını gölgeler sarmaya başlar. Rose bu gizemli kasabada kızını ararken kızının kaybolmasının aslında çok büyük şeytani bir planın parçası olduğunu keşfeder.

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.

Bir grup üniversite öğrencisi mağara çizimlerini aramak için yağmur ormanlarına gider; ama bir zamanlar soyu tükenmiş olduğu düşünülen dev bir boa yılanı kana susamış durumdadır.

Bir terapist, hastası gerçekliğin ötesindeki bir boyutta kaybolduktan sonra, onu kurtarmak için bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkmak zorunda kalır.

10 yıldan beridir bölgedeki çocuklar okuldan eve dönerken kaybolmaktadır. Dedektif Maurice Jobson (David Morrissey) bu olayla, 1974'te kaybolup sonra cesedi bulunan Clare Kemplay ile arasında benzerlik olduğunun farkındadır. O olaydan tutuklu Michael Myshkin'in (Daniel Mays) ise şimdi masum olduğuna inanılmaktadır. Ancak Jobson bu işte bir iş olduğundan emindir...

A fraught mother-daughter relationship is put to a terrifying test when the family patriarch dies, and the grieving mother hires a mysterious stranger to bring her husband back from the dead.

Brilliant but arrogant scientist Victor Frankenstein builds a man from spare body parts, only for the monster to come alive and wreak havoc.

Dr. Victor Frankenstein (Oscar Isaac), ölümün sınırlarını zorlayan, saplantılı ve yalnız bir bilim insanıdır. Sevdiklerini kaybetmenin acısıyla hareket eden Victor, ölümü yenmek uğruna korkunç bir deney yapar ve cansız maddelerden yeni bir varlık yaratır. Yaratılan Canavar (Jacob Elordi), fiziksel olarak korkutucu olsa da zihinsel ve duygusal olarak bir çocuk kadar masum ve kırılgandır. Dış dünyayla ilk kez karşılaşan bu varlık, dış görünüşü yüzünden reddedilir, hor görülür ve şiddete maruz kalır. Masumiyetinden yavaş yavaş koparak öfkeye ve intikama sürüklenir.

Akademiden başarıyla mezun olmuş genç FBI ajanı Clarice Starling, kurbanlarının derilerini yüzen sapık bir katilin elinden bir kadını kurtarmaya çalışır. Clarice, katile ulaşmak için başka bir psikopat olan ünlü doktor Hannibal Lecter ile yakınlaşır. Lecter'dan bilgi alabilmesi için önce onun güvenini kazanması gerekmektedir.1992 yılında 7 dalda Oscar'a aday olan film, yönetmeni ve başrol oyuncularına altın heykelciği getirirken en iyi film ve en iyi senaryo uyarlaması dalında da ödüle hak kazanmıştı.

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.

Gizemli yaratıkların istila ettiği dünyada bir hafızasını kaybetmiş genç adam, kayıp kız arkadaşını bulmak için eksantrik bir hayatta kalma uzmanıyla iş birliği yapar. Lowell Dean'ın yazıp yönettiği filmde "Matrix" serisinin Trinity'si Carrie-Anne Moss ve Douglas Smith'i izliyoruz.

Obama ve Amerikan hükümeti, İran'dan gelecek ciddi bir saldırıdan kuşkulanmaktadır ve savaş ilan eder. Çin ve Rusya İran'ın yanında; İngiltere ve İsrail ise Amerika'nın tarafındadır. Böylece 3. Dünya Savaşı başlamış olur. Nükleer ve kimyasal silahların kullanılmasıyla dünya nüfusu gitgide azalmaya başlar. Peter, kızı ve nefret ettiği komşusu Maine'in Bangor şehrinde hayatta kalan tek insanlardır. Şimdi hesaba katmadıkları o düşmana karşı bir arada olmaları gerekmektedir.

İkiz kardeşler, annelerinin kır evine vardıklarında yüzünün bandajlarla sarılı olduğunu fark ederler. Anneleri kozmetik ameliyata bağlı olduğunu ifade eder. Davranışları giderek daha dengesiz ve sıra dışı hâle gelince oğlanların kafasında, bandaj altındaki kadının hiç anneleri olmadığı yönünde rahatsız edici bir şüphe belirir.

Universal Studios’un klasik canavarlar mirasından Werewolf: The Beast Among Us’ta bir canavar 19. Yüzyıl Avrupa’sında bir kasabada ay ışığı altında terör estiriyordur. Genç bir adam ise sevdiklerini bu dile getirilemeyen felaketten korumaya çalışmaktadır. Kasabanın doktoru (Stephen Rea) ile yaptığı çalışmalar esnasında, Daniel (Guy Wilson) kurt adam saldırılarının korkunç sonuçlarına tanık olur. Yaratığın dehşet saçan ünü ödül avcılarını, heyecan peşinde olanları ve şarlatanları kasabaya çekince, Daniel bu acımasız canavarı yok etmeye karar verir. Bunun üzerine gizemli bir yabancı (Ed Quinn) ve yetenekli kurt adam avcılarından (Stephen Bauer, Adam Croasdell) oluşan ekibi canavarı yakalamak için kasabaya geldiklerinde, Daniel annesinin (Nia Peeples) tüm itirazlarına rağmen onlara katılmayı teklif eder. Ancak gruptakiler kısa süre içinde bu yaratığın daha önce karşılaştıkları tüm yaratıklardan daha güçlü daha zeki ve daha tehlikeli olduğunu anlarlar..

A horror film told in three parts, from three perspectives, in which a mysterious transmission that turns people into killers invades every cell phone, radio, and television.

Cinnet, Alfred Hitchcock'un yıllar sonra sevgili kentine, yani Londra'ya dönüşünü simgeler. Bu dönüş ustaya ilham vermiş gibidir: Kentin son derece başarılı bir fon olarak kullanıldığı, herşeyiyle tipik İngiliz bir seri cinayetler öyküsü izleriz. Film, aynı zamanda Hitchcock filmlerinde görülegelmiş en kanlı cinayet sahnelerinden bazılarını da içerir. Ve bu nedenle kimi eleştirmenlerden "zevksiz" damgasını yer. Sanki biraz da bunu dengelemek için, katilin peşindeki polis komiseriyle eşinin evlerindeki yemek tartışmaları, ustanın mutfak kültürüne olan büyük ilgisinin bir yansıması ve ayrıca başlıbaşına bir mizah unsurudur. Ve film star oyuncuya sahip değilse de tipik İngiliz, birinci sınıf bir takım oyunculuğu içerir.

Jamie Lee Curtis'i Laurie Strode rolündeki müthiş performansı sayesinde dünya çapındaki korku filmi izleyicilerine tanıtan ve yeni bir türe damgasını vuran John Carpenter klasiği Halloween ile Michael Myers'in kanlı korku saltanatı böyle başlamış oldu... Şimdi 20 yıl sonra, Laurie ve Michael tekrar karşılaşmak üzereler... 20.yılında efsanevi çığlık kraliçesi, şeytanı herkesin iyiliği için tekrar ait olduğu yere geri göndermek için geri döndü. Dehşet, bu kez küçük bir kasabada başlayacak ve ateş, kasabayı kısa sürede saracaktır...

Hayatları son derece sakin ve rutin olan mahalle sakinlerinin bulunduğu bir Amerikan kasabasında, bu mahalleye Klopeks ailesinin taşınmasıyla, garip olaylar meydana gelmeye başlar. Klopeks'ler gündüzleri hiç dışarıya çıkmayan, evleri pislik içinde ve geceleri evden garip ve esrarengiz sesler gelen bir ailedir.. Ray Peterson (Tom Hanks) ve mahalle sakinleri bu evde yaşayan garip aileden şüphelenmektedirler. Bir gün komşuları olan yaşlı Walter aniden ortadan kaybolunca bu şüpheleri iyiden iyiye artmıştır.. Ray ve arkadaşları, Walter'ı Klopeks'lerin öldürdüğünü ve cesedini bahçeye gömdüklerine inanmaktadırlar.. Klopekslerin evde olmadığı bir gün, yaşlı Walter'ın cesedini bulmak için bir plan hazırlarlar ve serüven başlar...

Gönüllü New York polis dedektifi Frank Keller, sınırlarda yaşayan bir işkoliktir.Tuhaf bir seri katili yakalamak için dedektif Sherman Touhey'le güçlerini birleştiren Frank, güzel bir şüpheliyle karşılaşır.Olayla bağlantısı olduğunu gösteren güçlü delillere rağmen şüphelinin masumiyetine inanan Keller onunla tutkulu bir ilişkiye girer.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir