
Aldo Fabrizi
Nicolaio, il Tiranno di Viterbo

Roberto Rossellini'nin yönettiği ve Federico Fellini'nin senaryosunu yazdığı "Francesco, giullare di Dio", izleyicilere St. Francis'in evrensel öğretilerini sunuyor. Alçakgönüllülük, merhamet, inanç ve fedakarlık gibi değerleri sade ve neşeli sahnelerle aktaran bu film, Orta Çağ'ın ressamlıklarına gönderme yaparak etkileyici bir görsellik sunuyor. Nocera Inferiore Manastırı'ndaki keşişlerin oyuncu kadrosu ile desteklenen eser, manevi aydınlanma arayışının zamansız ve dokunaklı bir portresini oluşturuyor.

Aldo Fabrizi
Nicolaio, il Tiranno di Viterbo

Gianfranco Bellini
Narrator (voice)
Peparuolo
Giovanni il Sempliciotto
Severino Pisacane
Fra' Ginapro
Roberto Sorrentino
Nazario Gerardi
San Francesco (uncredited)
Arabella Lemaitre
Santa Chiara (uncredited)

Renzo Rossellini
Narrator (voice) (uncredited)

Enrico Mattei helped change Italy’s future, first as freedom-fighter against the Nazis, then as an investor in methane gas through a public company, A.G.I.P., and ultimately as the head of ENI, a state body formed for the development of oil resources. On October 27, 1962, he died when his private airplane crashed during a flight to Milan. Officially, it is declared an accident, but many journalists explore other plausible reasons for Mattei's untimely death.

Frensisken Tarikatı'nın kurucusu. İtalyalı Aziz St. Francesco. "Erkek kardeş güneş, kız kardeş ay, erkek kardeş rüzgar ve kız kardeş nefes" diye betimlediği doğadaki görkem, azizin sahip olduğu varsıllığının ötesine geçer. Düşünmeyi bırakıp bir tercih yaptığında ise yasamış olduğu Ortaçağ'da çevresi tarafından aşağılanmasına ve deli olarak anılmasına neden olur. Onlara göre sefil, kendisine göre sadelik diye değerlendirdiği yaşam biçimi ve başarmak istediği şeyler, ölümünden sonra onu azizlik mertebesine taşır. Anlatmak istedikleri yaşadığı dönemde sonradan idrak edilir ve Papa tarafından takdirle karşılanır. Biyografik filmde, St. Damian Kilisesinin onarılması, Papa Innocence ile görüşmesi gibi Assisi'linin hayatında önemli olan hadiselerin anlatımının yanında, filmin görselliği ve müzikleri de azize yaraşır biçimde huzuru yansıtıyor, belki yaşadığı acılara daha fazla odaklanılabilir ve drama daha fazla ağırlık verilebilirdi ancak, film böylesi huzurlu bir anlatımdan mahrum kalırdı.

In 1930s Italy, a wealthy Jewish family tries to maintain their privileged lifestyle, hosting friends for tennis and parties at their villa. As anti-Semitism intensifies under Fascism, they must ultimately face the horrors of the Holocaust.

Buddy, hayatı ailesine duyduğu sevgi, çocukluk eğlenceleri ve yeni yeşeren bir romantizmle dolu olan, ergenliğinin zirvesinde genç bir çocuktur. Ancak, çok sevdiği memleketi giderek şiddeti artan bir kargaşaya sürüklenirken, ailesi önemli bir seçimle karşı karşıyadır: Çatışmanın geçmesini ummak ya da yeni bir hayat için bildikleri her şeyi geride bırakmak.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

2009 Chicago En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (G. Mezzogiorno), En İyi Erkek Oyuncu (F. Timi), En İyi Görüntü 2009 İtalyan Ulusal Sinema Gazetecileri Sendikası: En İyi Kadın Oyuncu (G. Mezzogiorno), En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Yapım Tasarımı.. İyi saklanmış bir sır, örtbas edilmiş bir skandal, sıra dışı bir kadın... Benito Mussolini'nin yaşamında bir sır vardır: bir eş ve kabul edilen, sonra da varlığı inkâr edilen bir oğul. Sırrın adı Ida Dalser'dir. Duçe'nin resmi biyografisinde sözü edilmeyen, tarihin karanlık bir sayfası; Mussolini'ye ve ideallerine kalpten inanan, tüm varlığını onun başarısı uğruna feda eden, ancak zalimce harcanan Ida Dalser'in inanılmaz ama gerçek hikâyesi.

Film , 19.yüzyılda Çin'de kadınlara uygulanan katı kültürel normlar ile savaşmak için kendilerine özgü gizli kodlar geliştiren iki kadının ömürboyu süren dostluğunu anlatıyor.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

In rural Sicily, the fishermen live at the mercy of the greedy wholesalers. One family risks everything to buy their own boat and operate independently.

İtalya'da 1940'ların sonlarında bir anne, zor bir karar alarak oğlunu ülkenin kuzeyine gönderir. Oğlu burada yoksulluktan uzak yeni bir hayatı gözlemleme şansı yakalar.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçen hikaye, fakir bir babanın ve oğlunun dramını anlatıyor. Uzun süredir işsiz olan Antonio, sonunda para kazanabileceği bir iş bulur. Bisikletle dolaşıp duvarlara film afişleri asacaktır. İşinin ilk gününde bisikletini çaldıran Antonio, son ekmek kapısı olan bu bisikleti bir hırsıza kaptırmayacak ve oğluyla birlikte hırsızın peşine düşecektir.

İtalyada 2. Dünya savaşı zamanlarında geçer hikayemiz. Umberto Domenico Ferrari 30 yılını devlete vermiş bir emeklidir, Umberto D. pansiyon sahibesi tarafından 20 yıldır kaldığı odadan çıkarılmak istenir ama direnir ve de belli bir süre onunla savaşır. Hikayemizin ana karekteri Umberto D. kadar köpeği Flick de bize bu hikayede yol gösterici rolünü üstlenmiştir. İki canlı bir oda da sonunda barınamaz hale gelirler ve de sonunda Umberto D. anlayacaktır ki bu dünya artık o eski dünya değildir herşey değişmiş ve de vefasızlaşmıştır...

Bombaların harabeye dönüştürdüğü bir binada hasta babası ve iki kardeşiyle yaşayan küçük Edmund, yıkık şehirde tek başına dolaşır, karaborsacı bir grup gencin tuzağına düşer ve Nazi sempatizanı eski öğretmeninin uğursuz fikirlerinden etkilenir.

2.Dünya Savaşı 'nın sonlarına doğru 1944 yılında Nazi işgali altındaki Roma şehrinde yaşayan bir grup insanın hikayesi anlatılır.Gestapo Nazilere karşı yapılan direniş hareketinin lideri olan Giorgio Manfredi (Marcello Pagliero) 'nin peşine düşmüştür.Yakın arkadaşı Francesco (Francesco Grandjacquet),Francesco'nun evlenmek üzere olduğu dul Pina (Anna Magnani)ve Rahip Don Pietro Pellegrini (Aldo Fabrizi) birlikte Giorgio'nun bir an önce Roma'dan ayrılabilmesi için yeni bir kimlik edinmesine yardımcı olurlar.

Konusu yönetmenin doğduğu yer olan Rimini'de geçen (ama film orada çevrilmemiştir) "Aylaklar", Adriyatik Denizi kıyısındaki kasabalarında günlerini tembellik ederek geçiren işsiz güçsüz takımından beş gencin öyküsünü anlatır. Taşranın dışına bile çıkmamış bu gençler yeterince olgunlaştıklarını sanarak kendilerinin önemli kişiler olarak görmektedirler, ancak zamanla sadece kendilerini kandırmış olduklarını anlayacaklardır. Zaten filmin özgün adı olan "I Vitelloni" fazla irileşmiş, büyümüş ancak halâ verim alınamayan dana anlamına gelmektedir ve bu filmden sonra İtalyanca argosuna girmiş bir kelimedir. Filmdeki gençlerin de, aslında yaşları hayli ilerlemiş olmasına rağmen ortada henüz ürettikleri bir şey yoktur.

Yakışıklı serseri Gino Costa'nın yolu bir gün yaşlı ve çirkin Bragana'nın genç ve güzel karısı Giovanna ile birlikte işlettikleri kafelerine düşer. Beş parasız Gino yediği yemeğin borcunu ufak tefek tamir işleri yaparak öder. Tamirat işlerinin uzaması sonucu misafirliği de uzayan Gino'nun Giovanna ile yakınlaşması ölümcül bir planı da beraberinde getirecektir...

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir