
Robert Culp
Steve Brannigan


Robert Culp
Steve Brannigan

Martin Milner
Paul Burke

Barbara Hershey
Mary Cutler

Richard Basehart
John Cutler

Carol Lynley
Abbie Adams

Roddy McDowall
Mr. Franklin

Cameron Mitchell
Sam Adams
Eric Olson
Andy Cutler

Teresa Wright
Alice Cutler

Francine York
Daisy Kempel

Whit Bissell
Dr. Ted Horne

Leif Garrett
Johnny Lowman

Ann Doran
Emma Fisher

Elizabeth Rogers
Nancy Lowman

James Griffith
Charlie Davis

Richard Mateson'un aynı adlı hikayesinden aynı yıl uyarlanan film, otoyol boyunca bir tır tarafından taciz edilen orta yaşlı iş adamının (Dennis Waever'in canlandırdığı David Mann) yaşadığı komediyle karışık gerilimi psikolojisindeki değişimlere paralel iç seslerle verirken, tır şoförünü göstermeyerek gizem yaratmada "bilinmeyen" faktöründen olabildiğince yararlanıyor ve Mann ile bütünleşen seyircinin merakını zirvede tutarak akıcı ve sürükleyici bir öykü yaratmayı başarıyor.

Güzel ve cesur Jo tarafından yönetilen bir fırtına araştırma ekibi, Amerika'nın çeşitli yerlerinde sürekli meydana gelen ani hortum ve kasırgaların nedenlerini araştırmakta ve insanları önceden uyaracak sistemler geliştirmektedir. Grubun eski üyelerinden Bill, bu heyecanlı kovalamacadan çekilmiş ve eski aşkı Jo'nun tam zıttı bir kadınla evlenmek üzeredir.Bill'in icadı olan ve grubun Dorotyh adını verdiği içi hassas algılayıcılarla dolu bir tankın hortumun içine bırakılması gerekmektedir. Grup bunun için Bill'in de yardımını ister. Jo, Bill ve grubun diğer üyeleri, canlarını tehlikeye atarak bir fırtınaya sokularak görevlerini başarmak için ellerinden geleni yaparlar.

Alexandre Dumas'nın klasik romanının televizyona uyarlaması. Edmond Dantes iyi talihini kıskananların hasız suçlamalarıyla mahkum olur ve hayatının geri kalanını If adasındaki şatoda hapis olarak geçirmesine karar verilir. Hapiste herkesin deli olduğunu düşündüğü Abbe Faria isimli mahkumla tanışır ve Abbe ona yerini sadece kendisinin bildiği küçük bir adada saklı hazineden bahseder. Abbe zaman içinde hapiste ölür ve Edmond da ceset kılığında kaçar. Artık hazineyi bulma ve onu hapsettirenlerden intikam alma vaktidir.

Lincoln Uluslararası Havaalanı, şiddetli kar fırtınası altında mücadele ederken iki kriz birden patlak verir. Uçuş operasyon müdürü Mel Bakersfeld, havaalanını çalışır halde tutmaya çalışırken özel hayatındaki sorunlarla boğuşmaktadır. Aynı anda, Trans Global Airlines'ın bir uçağında patlayan bomba, uçağın kontrolünü tehlikeye atar. Pilot Kaptan Vernon Demerest ve hostes Gwen Meighen, hasarlı uçağı indirmek için mücadele eder. Havaalanı personeli, pisti açmak ve uçağın güvenli inişini sağlamak için zamanla yarışırken, kaçak yolcu rolündeki Helen Hayes'in performansı filme komik bir dokunuş katar. Felaket anlarındaki insan direnci ve profesyonel sorumlulukların çarpışmasını konu alan film, aynı adlı romandan uyarlanmıştır ve 1970'lerin felaket filmleri modasını başlatan klasiklerdendir. Helen Hayes, filmdeki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar'ını kazanmıştır.

Various interconnected people struggle to survive when an earthquake of unimaginable magnitude hits Los Angeles, California.

Genndy Tartakovsky's Primal: Tales of Savagery features a caveman and a dinosaur on the brink of extinction. Bonded by tragedy, this unlikely friendship becomes the only hope of survival.

Amerikan başkanı Kennedy'nin tartışmalı suikastı ardında onlarca sanık ve komplo teorisi bırakır. New Orleans bölge savcısı Jim Garrison ise, Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yürüttüğü soruşturma ile olayın ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya kararlıdır.

Annie Porter, erkek arkadaşıyla büyük bir gemi vasıtasıyla Karayip Adaları’nda tatile çıkmakta olan sıradan bir kadındır. Bulundukları geminin bilgisayar sistemi, bir bilgisayar korsanı tarafından ele geçirilir. Bütün gemiyi ve içerisindeki insanları tehdit etmekte olan bilgisayar korsanının kendince emelleri vardır. Zamana karşı bir ölüm kalım mücadelesi başlamıştır. Gemi, eğer ki yavaşlarsa, infilak edecektir. Keanu Reeves ve Sandra Bullock’un başrolde olduğu çok sevilen Speed’in devam filmi olan Speed 2: Cruise Control, otobüsteki macerayı gemiye taşıyor. Willem Dafoe’nun da yan rollerden birinde karşımıza çıktığı filmin yönetmeni ise İlk Speed’in ve Twister’ın da yönetmen koltuğunda oturan Jan de Bont.

Angus McCormick sahipsiz bir köpeği sahiplenir ve ona Yellow adını verir. Birkaç gün sonra, babası John ile Britanya Kolombiyası kıyılarında seyahat ederken, çalkantılı sular teknelerini devirdiğinde o ve Yellow mahsur kalırlar. John ve eşi Katherine, kurtarma ekiplerini amansızca dürterler. John tarafından vahşi doğada hayatta kalma becerileri konusunda eğitilen ve zeki Yellow tarafından desteklenen Angus, kurtarıcıları çekmeye çalışır.

Dünyanın çeşitli yerlerinde sebebi açıklanamayan felaketler meydana gelmesi üzerine General Thomas Purcell, jeofizikçi Dr. Josh Keyes ile Fransız nükleer fizikçi Dr. Serge Leveque'i acilen Washington'a çağırarak bu trajedilerin arkasındaki sırrı çözmekte gecikmez. Ortada bir savaş tehdidinden çok daha kötü bir gelişme vardır: Dünyanın merkezindeki çekirdeğin dönüşü durmuştur. Güneşten gelen ölümcül radyasyon etkisine karşı koruyucu kalkan işlevini gören elektromanyetik alanın bozulması sonuçlarının korkunç olacağı açıktır. Bu problemin hemen çözülmemesi halinde uçaklar yere çakılacak, elektronik araçların devreden çıkmasıyla eşi görülmedik bir kargaşa yaşanacaktır. Atmosferdeki değişimler sonucunda yüzlerce şimşeğin aynı anda çakmasıyla "süper fırtınalar" oluşacak; hepsinden öldürücü olanı ise, mikrodalga radrasyon etkisiyle dünyamızın kavrularak yanması olacaktır...

When disaster hits the Titanic, the Doctor uncovers a threat to the whole human race. Battling alongside aliens, saboteurs, robot Angels and a new friend called Astrid, can he stop the Christmas inferno?

Film, Kaliforniya'da yaşanan deprem felaketinden sonra, helikopter pilotu olan Ray ve eski eşi Emma'nın kızları Blake'i kurtarmak için Los Angeles'tan ayrılıp San Francisco'ya gitmeye çalıştığı sırada yaşayacağı olayları konu alıyor.

John Smith, içki yasağı günlerinde, ahlaksız bir silahşördür. Yaptığı işler onu Teksas'taki Jericho kasabasına sürükler. Burası yabancıları kucaklayan ve umut vaadeden bir kasaba olarak bilinmektedir. Oysa John vardığında, Jericho'yu, iki rakip çetenin sokak savaşları sürdürdüğü ve masum insanların yarısından çoğunun terkettiği bir hayalet kasaba olarak bulur.Bunu bir fırsat olarak görür ve iki taraflı oynayarak, kendisine kiralık bir silahşör olarak iyi bir para ve şan kazanma hevesiyle hareket eder. Oysa giderek tek başına kalacak ve hayatını kurtarmak en önemli gaye haline gelecektir.

Travis, sessiz bir adam. Sırlarını sadece yollarla paylaşıyor. Kırmızı şapkasıyla, çoğu insanın arabayla bile zor katlandığı yollara ayaklarıyla meydan okuyor. Bir gün Travis kardeşinin davetiyle yeniden medeniyete dönüyor. Evde onu kardeşinin eşi ve kendi oğlu beklemektedir. Başta uygar ve kuralcı bir yaşamı dışlayan Travis oğlu için katlanmaya başlar. Hatta alıştıkça, uzun süre ertelediği bir şeyi yapmaya karar verir. Yeniden yollara dönmeden önce, eski karısını bulmak... Wim Wenders'in filmi, tüm zamanların en etkileyici filmleri arasına rahatlıkla girebilir. Olağanüstü karakter çalışması, yerleşik hayatı ve konformizmi tartışması ve tabii müthiş karşılaşmayı konu edinen unutulmaz son sahnesi bu filmi 20. yüzyılın zirvelerinden biri yapıyor.

İsyancı maymun Sezar'ın kaçışının üzerinden on sene geçmiştir. Genetik evrim geçirerek daha da zekileşen Sezar, kendisi gibi oldukça akıllı olan diğer maymunlarla birlikte büyük bir maymunlar ordusu kurmayı başarmıştır. Sezar'ın önderlik ettiği bu maymunlar 10 yıl öncesinde yayılan ölümcül bir virüs salgınından kurtulmayı başaran bir grup insanla karşı karşıya gelir. Her iki türün de tek bir amacı vardır, yeni dünya düzenini oluşturan ve söz sahibi olan tür olmak.

Gelmiş geçmiş en iyi western filmleri arasında gösterilen filmde, Şerif John T. Chance ve iki yardımcısı kasabada işlenen cinayetlerin peşine düşerler. Ancak yardımcılarının birinin çok genç, birinin de alkolik olması onun başına türlü belalar açar...

Geçmiş kuşaktan kalma mirasıyla Teksas Eyaletinin en büyük sığır çiftliğinin ve en geniş arazilerinin sahibi Jordan Benedict ödüllü bir atı satın almak için ülkenin diğer ucundaki bir at çiftliğini ziyaret eder ve çiftlik sahibinin dik başlı, entelektüel kızı Leslie'ye aşık olur. Evlenirler ve devasa bozkırın ortasındaki muhteşem Benedict Malikanesine gelirler. Malikane kız kardeş Luz Benedict yönetimindedir ve yönetimi yeni geline bırakmaya pek niyetli değildir. Üstelik kardeşi Jordan'la iyi geçinmeyi ve boyun eğmeyi reddeden, çiftlikte beraber büyüdükleri, babadan kalma yanaşma, asi ruhlu Jett Rink'i de koruması altına almıştır. Hikaye 1920'li yıllarda başlar ve bu dörtlünün ilişkileri çerçevesinde gelişir... 1950'li yıllara uzanan süreçte Teksas'ın ilk petrol devlerinin doğuşuyla geleneksel yaşamların sarsılışını görürüz.

A band of mercenaries led by Captain Curry travel through war-torn Congo across deadly terrain, battling rival armies, to steal $50 million in uncut diamonds. But infighting, sadistic rebels and a time lock jeopardize everything.


1950’li yıllarda, Orta Batılı bir aileyi merkezine alan film ailenin en büyük oğlu Jack’in, çocukluk masumiyetinin kaybolmasından başlayarak buruk bir yetişkinlik evresine geçişini konu alıyor. Tam bu geçiş sürecinde de babası (Brad Pitt) ile yaşadığı çalkantılı baba-oğul ilişkisi, öykünün merkezine oturuyor. Jack’in olgunluk hali (Sean Penn) artık modern çağda yolunu yitirmiş bir bireydir. Kaderin varlığını ve çıkmazlarını sorgularken, diğer yandan yaşamın anlamını bulmaya çalışır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir