
Jonathon Trent
Andrew Cunanan

Andrew Cunanan started his murderous spree in Minnesota, continued through Chicago, and despite being the subject of an intense manhunt, was able to kill fashion great Gianni Versace, in Miami, before killing himself.

Bruce Willis, Los Angeles'a Noel tatilini ayrı olduğu karısıyla geçirmeye gelen New York şehri polisi dedektif John McClane'i oynuyor. Fakat McClane, karısının düzenlediği ofisteki partinin başlamasını beklerken teröristler, binanın kontrolünü ele geçirir. Teröristlerin lideri Hans Gruber ve onun zalim yardakçısı, rehineleri bir araya toplarken McClane kimseye görünmeden kaçar. Yanında yanlızca bir silahı ve cesareti olan McClane, tek kişilik savaşını başlatır.

Son derece zengin ailesi tarafından reddedilen Becket Redfellow, yoluna kaç akrabası çıkarsa çıksın, miras hakkını geri almak için her şeyi yapmaya hazır.

Jerry Blake (Terry O’Quinn), mükemmel bir aile babası gibi görünür: nazik, çalışkan ve sevgi dolu. Ancak bu çekici maskenin ardında karanlık bir sır yatıyor. Jerry, ideal Amerikan ailesini yaratma takıntısı olan bir seri katildir ve “kusursuz” bulmadığı aileleri vahşice yok eder. Yeni karısı Susan (Shelley Hack) ve üvey kızı Stephanie (Jill Schoelen) ile yeni bir başlangıç yapan Jerry’nin geçmişi, Stephanie’nin şüpheleriyle gün yüzüne çıkmaya başlar. Genç kız, Jerry’nin gerçek kimliğini araştırırken, onun ölümcül öfkesiyle yüzleşmek zorunda kalır.

New York yakınlarında, New Jersey çevresinde yalnızca polislerin oturduğu gelişmiş ve çok güvenli bir semt vardır. Yıllar önce güvenliklerini sağlamak amacıyla burayı satın almışlar ve yerleşmişlerdir. Ancak arazi mafya tarafından polislere mafyanın işlerine karışmamaları şartı ile verilmiş. Yıllarca bu böyle sürüp gitmiş ta ki yılın polisi seçilen genç memur Babbitt pis bir işe karışıp, yanlışlıkla iki zenci genci öldürene kadar. Bu olay üzerine halkın sinirlerini yatıştırmak için başkomiser bir senaryo hazırlayarak Babbitt'i herkesin gözü önünde öldürtür. Bunun üzerine bölge şerifi bu olaylardan şüphelenir ve araştırmaya başlar. Ve işler bir anda kontrolden çıkar.

Elijah Wood’u tatlı küçük bir hobbit olarak tanıyanlar, onu karşılarında mükemmel bir ‘manyak’ olarak gördüklerinde afallayacaklar. ‘Tek Yüzük’ onu ele geçirmeye başladığında kocaman gözlerinde oluşan ifade belki de onun bu filmdeki gibi rollere uygunluğunu gösteren bir sinyaldi. Filmde, antika taş mankenleri, öldürdüğü güzel kadınların kafa derileri ile restore eden Frank’i izliyoruz. Derken, onun işine hayranlık duyan genç fotoğrafçı Anna çıkıyor ortaya ve karakterimizin arkadaşı oluyor. Frank, Anna’yı takıntı haline getirdikçe, öldürme açlığı tamamen kontrolden çıkıyor. Manyak, William Lustig’in 80’lere damgasını vuran, büyük bir fan kitlesi olan şiddet dolu korku filminin yeniden çevrimi. Orijinal filmin en şüpheci fanatikleri bile, Aja’nın versiyonunun orijinalinin hiç gerisine düşmediğini; atmosfer, müzik ve farklı New York görüntüleriyle fazlasını bile kattığını söylüyor...

Seemingly mild-mannered businessman Edmond Burke visits a fortuneteller and hears a remark that spurs him to leave his wife abruptly and seek what is missing from his life. Encounters with strangers and unsavory people weaken the barriers encompassing his long-suppressed rage, until Edmond explodes in violence.

Giannaris, Eve Dönerken’i 1999’da Kuzey Yunanistan’da yaşanmış gerçek bir olaydan kurgulamış. Arnavutluk kökenli bir adam şehirlerarası bir yolcu otobüsünü rehin alır ve yolcuları bırakmak için 500.000 Euro fidye ister.Elinde otomatik bir silah ve el bombası bulunan adamın para dışında istediği bir şey daha vardır: sorunsuz olarak Arnavutluk’a geçişinin sağlanması. Kısa zamanda polis tarafından kuşatılan otobüste ölüm kalım pazarlığı başlar. Başlarda sert görünmeye çalışan eylemci kısa süre sonra yumuşar ve yedi kişi hariç otobüsteki tüm rehineleri serbest bırakır. Eve Dönerken’de Giannaris Amerikan aksiyon filmlerini aratmayacak bir tema yakalamış. Tansiyon her ne kadar Hollywood gerilimlerindeki kadar yüksek olmasa da özellikle diyaloglar, Yunan-Arnavutluk ilişkilerini ve insan doğasını oldukça iyi yansıtıyor.

Wall Street Journal muhabiri olan Daniel Pearl, Pakistan’da görev yaparken terörist bir örgüt tarafından kaçırılır. Serbest bırakılmasına dair yapılan tüm çağrılara rağmen öldürülünce gazeteci eşi Mariane Pearl, bu ülkeye gitmeye karar verir. Pakistan’da yaşadıkları ve kocasının bütün dünyayı üzüntüye boğan ölümünün ardındaki sır perdesini aralama çabalarını anlatan film, yaşananların sadece görünenden ibaret olmadığına değiniyor.Ses getiren belgesel Guantanamo Yolu’nun, deneysel çalışmaları ile sinema dünyasında her daim yeni beklentiler yaratan yönetmeni Micheal Winterbottom ve Angelina Jolie’yi biraraya getiren film, dünyanın içinde bulunduğu konjonktür de düşünülünce oldukça ses getirecek gibi...

Kurt Kunkle, sosyal medyaya takıntılı olan bir gençtir. Spree adında yolculuk paylaşımı yapan bir şirketin sürücülerinden olan Kurt, şirketin tanıtımını yapıp sosyal medyada viral olmak için ölümcül bir plan yapar.

İşine son derece bağlı olan bir FBI ajanının, şehirde işlenen büyük bir suç olayını çözmek için yeraltı dünyasına inişini ve oradaki gangsterlerle giriştiği mücadeleyi anlatan sıkı bir macera filmi.


Aksiyon filmlerinin vazgeçilmez yıldızı Steven Seagal bu durdurak bilmeyen macerayla geri döndü. Tokyo Valisi öldürüldüğünde, eski CIA ajanı Travis Hunter, bu ölümden sorumlu teröristi bulmak için geri döner. Ancak bu olay sadece bir vahşet ağının başlangıcıdır. Hunter, Çin mafyasının da İçinde olduğu bir uyuşturucu şebekesiyle ilgili bir plan geliştirip Yakuza'ya ulaşmayı amaçlar. Yakuza ise planın nasıl geliştiğini izlemeye kararlıdır. Acaba bu işin içinden kim sağ çıkacaktır?

Sean Falco isimli bir vale (Robert Sheehan), zengin müşterilerin evlerini soymak için zekice bir sahtekarlık geliştirir. İşler, yanlış müşteriye (David Tennant) çattığında kötüye gitmeye başlar. Sean, soymak için gittiği evde esir tutulan bir kadına rastlar. Hapse girmekten korktuğu için kadını orada bırakır ve polise haber verir. Polis adamın evini arar fakat hiçbir şey bulamaz. Şimdi ise Sean, kendisinden intikam almak isteyen müşteriden kaçmalı ve adamın evinde esir kalan kadını kurtarmalıdır.

Alex Cross, Washington polis departmanında görevli bir dedektif ve mahkeme psikologudur ve yakın zamanda iki fahişe ve bir çocuğun vahşice öldürülmesi davasını araştırmaktadır. Sonrasında prestijli bir özel okulda öğretmenlik yapan Gary Soneji'nin Maggie Rose Dunne adlı öğrenciyi kaçırması gündeme bomba gibi düşer. Maggie Rose, önemli bir senatörün kızıdır ve kendisini kaçıran öğretmen, Alex Cross'la iletişime geçmiş ve böylece Cross'u da davaya dahil etmiştir. Alex Cross, başlarda iki zengin şımarık çocuğun kaçırılmasını diğer davasından daha önemsiz bulsa da zamanla bu durumun son derece tehlikeli ve kilit bir yapıya büründüğünü fark eder.

2. Dünya Savaşı döneminde geçen film, Moe Berg'in hayatını konu ediyor. İyi bir üniversite mezunu olan ve 12 dil konuşabilen Berg, 15 yıl boyunca Chicago White Sox ve Washington Senators gibi takımlarda beysbol oynamıştır. Moe Berg ayrıca; Almanlarla nükleer silah yarışında Amerika için OSS adına casus yapmıştır.

Korku sinemasının ustalarından John Carpenter'ı üne kavuşturan filmi "Cadılar Bayramı", ilk cinayetini altı yaşında işleyen bir çocuğun onbeş yıl sonra hapisten kaçarak geçmişini tekrarlamasını anlatıyor. Azizler günü arifesinde işlediği cinayeti hayatının merkezi haline getiren ve sıradan insanları öldürerek adeta sorunlarıyla hesaplaşan gencin hikayesi.

Bir FBI ajanı ve bir Interpol dedektifi, yaptıkları gösteriler sırasında büyük soygunlar gerçekleştiren ve izleyicilerini parayla ödüllendiren bir illüzyonist ekibinin izini sürer.

FBI'ı alt edip akıl almaz gösterileriyle halkın hayranlığını kazandıktan bir yıl sonra, Dört Atlı yeniden ortaya çıkar ve kendilerini şimdiye kadarki en büyük ve en tehlikeli soygunlarını gerçekleştirmek üzere görevlendiren yeni biriyle karşı karşıya bulurlar.

İngiliz seri katil John Christie'nin (Attenborough) vakasını ele alan film, aynı zamanda zihinsel engelli komşusu Timothy Evans'ın (Hurt) maruz kaldığı adaletsizliği de gözler önüne seriyor.

Cinsel yönden düş kırıklığına uğramış bir eş ve anne olan Kate Miller, onu tatmin etmeyen erotik yaşamından yakınmak üzere, muayenesi Manhattan'da bulunan pek revaçtaki psikiyatrı Dr. Robert Elliott'ı ziyaret eder. Bir yabancıyla tatmin edici bir cinsel ilişki içinde geçirdiği öğleden sonranın ardından Kate, adamın binasının asansöründe usturalı sarışın bir kadın tarafından öldürülür. Katili şöyle bir gören sarışın fahişe Liz, hem baş zanlı, hem de katilin yeni hedefi haline gelir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir