
Maren Eggert
Astrid

40’lı yaşlarına gelmiş, iki çocuk sahibi bir anne olan Astrid, kocasının ölümünün ardından dengesini bulmakta zorlanır. Bisiklet satın almak ya da bir sanat eseriyle ilişki kurmak gibi sıradan gözüken eylemler bile ona beklenmedik şekilde zor gelmeye başlar.

Maren Eggert
Astrid

Jakob Lassalle
Phillip

Clara Möller
Flo

Lilith Stangenberg
Claudia

Franz Rogowski
Lars

Jirka Zett
Astrid's Boyfriend

Dane Komljen
Jorge, the Young Director

Thorbjörn Björnsson
Harald

Devid Striesow
Teacher Gertjan

Ursula Renneke
Nurse
Lucas Confurius
Werner
Esther Buss
Sibylle
Martin Clausen
Peter
Marcel Kohler
Willy
Jelena Kuljic
Pele's Mother

Yong-nam, küçük bir sahil kasabasına transfer edilmeden önce polis akademisinin gelecek vadeden mezunlarından biridir. Köydeki ilk gününde, kasabada yaşayan ve kasvetli bir görünümü olan Dohee ile karşılaşır. Yong-nam yeni çevresine uyum sağlamaya çalışırken, Dohee’nin büyükannesi uçurumdan düşerek hayatın kaybeder. Üvey babasının istismarından korumak için Dohee’nin evinde kalmasına izin verir ancak onu tanımaya başladıkça işler daha gizemli bir hal alır.

Okuldan ve mahalledeki oğlanlardan sıkılan Marıeme günün birinde özgür ruhlu üç kızla tanışır. İsminden giyimine kadar her şeyini değiştirir ve okulu da yarıda bırakır. Kız kıza oluşturdukları bu 'çete'nin özgürlüğe giden yol olduğuna inanmaktadır.

When Tragedy Strikes three Families, their Destiny forces them on a coverging path and mercy as the challenges of their fate could also resurrect their beliefs

Öğretmen Carla Nowak, öğrencilerinden birinin hırsızlık yaptığından şüphelenilince meselenin özüne inmeye karar verir. İdealleri ile okul sistemi arasında sıkışıp kalan eylemlerinin sonuçları onu yıkma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

While out to avoid spending time with her narcissistic and promiscuous mother, sixteen-year-old Jo has a brief affair that leaves her pregnant and abandoned. When her mother remarries, Jo's only support becomes her friend Geoffrey, a homosexual.

Altı yaşındaki Maisie, rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie’nin hayatına, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleri de girer. Ancak küçük kız, eşlerinin bencilliğini fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.

Davina, hayal gücü kuvvetli ve inatçı bir genç kızdır ve sık sık kendini güzel ama karanlık bir hayal dünyasına kaptırır. Engelli annesinin tek bakıcısıdır. Daha büyük bir çocukla fırtınalı bir aşka kapılır ve onunla kaçar, ancak kısa süre sonra çocuğun değişken ve sert yanını görmeye başlar.

A woman embarks on a journey alone across the United States after fleeing from her violent husband.

İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.

Ülkesinde genellikle yetişkinlere hitap eden kitaplarıyla dikkat çeken genç bir kadın yazar, son zamanlarda hayatında değişikliklerle karşı karşıya kalacaktır. Ek iş olarak yerel bir gazetede editörlük göreviyle parasını kazanmaya çalışan genç kız, zamanla hayatına erkeklerin girmesiyle çok zor bir hal alacaktır. Genç bir kadının etrafında gelişen olayları dramatik bir yönle bizlere aktaran The Girl in the Book filmi kısıtlı kadrosuyla iyi işler başaran filmlerden birisi olarak dikkat çekiyor.

Paris'te aşk her yerdedir. Barlarda, kafelerde, Eyfel Kulesi'nin altında, metroda hep aşk vardır. Paris, seni seviyorum için çok sayıda uluslararası yönetmenden Paris'te geçen romantik bir hikaye anlatmaları istendi. Projeye katılan tüm yönetmenler, Paris'in zengin sinematografik tarihine rağmen, geriye bakmaktansa, Paris'i bugünkü haliyle, beyaz perdeye hiç taşınmamış yönleriyle aktarmayı yeğlediler. Bu nedenle "Paris, seni seviyorum" farklı sosyal sınıflar, kuşaklar, kültürler ve atmosferlerin karışımı. Her yönetmenin, kentin çeşitli yerlerinde geçen farklı yaşam kesitleri sunduğu sevinç, ayrılık, beklenmedik garip rastlantılar ve her şeyden çok aşka dair hikayelerden oluşan, çiçek dürbünü (kalediaskop) gibi bir film. Natalie Portman, Fanny Ardant, Elijah Wood, Nick Nolte, Juliette Binoche ve Steve Buschemi gibi, ünlü uluslararası oyuncularla 'Paris, seni seviyorum'da Paris'i yeniden keşfedecek; dünyanın bu en romantik şehrine yeniden sevdalanacaksınız.


Inspired by a true story, this film tells the shocking tale of a mother and daughter who are nothing like they seem, their tumultuous relationship ending in a brutal murder.

Tom Hanks'in 1988 yılında en iyi aktör dalında Oscar® ödülüne aday gösterildiği bu komedi fiminde, Hanks, 30 yaşındaki bir adamın vücuduna sıkışmış 12 yaşındaki bir çocuğu canlandırıyor... Bir karnavalda genç Josh Baskin (Hanks) büyümeyi diler. Ertesi sabah uyandığında dileğinin gerçekleşmiş olduğunu görür. Arkadaşı Billy'nin yardımıyla (Jared Rushton), Josh bir oyuncak firmasında işe başlar. Ancak yaşadığı her tecrübeden sonra John çocukluğun sade zevklerini özlemeye başlar...

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Filmin hikayesi Paris'te yer alan bir havaalanı ve uluslararası alanda hizmet veren bir otelde geçiyor; buradan gelip geçen ya da burada çalışıp burada yaşayan insanların hikayesi ele alınıyor.

Liberty Wallace (Linda Fiorentino) silah satıcılığında çalışmaktadır.Kocası Victor(Oliver Platt) ile çoğu silah alış verişi yapar ve satarlar.Babasının şirketi kötüye gitdiğinden dolayı,Victora kendisini aşık ettirmeye çalışmışdır,kendisi Victoru sevmesede yinede şirketi kurtarıcağını düşündüğü için evlenir.Kendisi bir tiyatro aktörü olan Russelle(Martin Cummins) aşıkdır ve gizlice görüşmektedir.Bir gün Russel Liberty ile konuşurken kafasına silah dayanır ve kendisini bir bomba bağlanır.Bu bomba eğer ya Russell haraket ederse patlayacaktır yada 90 dakika sonra.

18. yüzyıl sonlarında, sınıf bilincinin hakim olduğu İngiltere'de, Elizabeth veya Lizzie, Jane, Lydia, Mary ve Kitty olmak üzere beş kız kardeş olan Bennet kardeşler, annelerinin iyi bir koca bulup geleceklerini güvence altına alma hayalleriyle büyütülmüşlerdir. Fakat neşeli ve zeki bir mizaca sahip olan Elizabeth, kendisine düşkün olan babasının da desteğiyle hayatını daha farklı ve dolu dolu yaşamak için çabalamaktadır.

Sevilen romandan uyarlanan Son Gün Doğumu, kronik hastalığı olan üniversite öğrencisi Ry'ın, annesiyle Mallorca'ya yaptığı yaz tatilini konu alıyor. Ry, beklenmedik bir şekilde Julián'a âşık olup anı yaşamaya başlasa da kötüleşen durumu ve uzun süredir saklanan aile sırları, yaz bitmeden her şeyi altüst edebilecek bir tehdit oluşturur.

Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir