
Julianne Moore
Kate Garrett

Julianne Moore, sorunlu kızı korkmuş ve başka birinin kanıyla kaplı hâlde kapısında belirince münzevi hayatının düzeni bozulan Kate'i oynar. Kate, şoke edici gerçeği öğrendiğinde çocuğu için ne kadar ileriye gidebileceğini görür.

Julianne Moore
Kate Garrett

Sydney Sweeney
Claire Garrett

Domhnall Gleeson
Jackie

Kyle MacLachlan
Richard Garrett

Fiona Shaw
Leslie Oliver

Edmund Donovan
Ryan

Rebecca Creskoff
Emma Hanway

Audrey Grace Marshall
Mallory Hanway
Stella Chivee
Harper

Albert Jones
Detective Ballard

Katya Campbell
Audrey

Melanie Nicholls-King
Joan

Jared Canfield
Park Ranger
John Finn
Randy
Ephie Aardema
Young Mother at Beach

Adrian Lyne'nin Gerald Ayres'in senaryosundan yönettiği, 1980'lerden kalma Amerikalı bir drama filmi. Filmde Jodie Foster, Scott Baio, Sally Kellerman, Randy Quaid ve Cherie Currie yer alıyor. Disko döneminin sonlarına doğru, Los Angeles banliyölerinde yaşından beri gelen bir grup genç kızın etrafında dönüyor.

Çocukluk arkadaşı olan Lily ve Amanda, yıllar sonra Connecticut'ta yeniden bir araya gelir. Ayrı büyüyen kızlar adeta birbirinin tam tersi kişiler olmuşlardır. Lily, eğitim aldığı prestijli yatılı okulu ve özgeçmişindeki gıpta edilecek staj yeri ile havalı, biraz da burnu havada bir kıza dönüşürken, Amanda ise onu sosyal olarak yalnızlaştıracak bir mizah anlayışı ve sarkastik tutum geliştirmiştir. İkili, zıt karakterlerine rağmen, Lily'nin baskıcı üvey babası Mark'a karşı bir araya gelirler. Arkadaşlıkları geliştikçe birbirlerindeki en tehlikeli düşünceleri özgür bırakan kızlar, bu işi çözmek ve hayatlarına istedikleri yönü verebilmek adına işi halletmesi için bölgenin serserilerinden Tim'le ortaklık kurarlar. Ancak bu yol planladıklarından çok daha tehlikelidir.

Eşini kaybeden Brenda, iki çocuğu ve kardeşi Reggie ile birlikte stresli bir yolculuğa çıkar. Acımasız bir cinayete tanık olan aile, kendilerini gizemli bir katilin hedefinde bulur. Şimdi New Mexico çölünde tek başına ve her türlü yardımdan yoksun kalan Brenda, ailesini hayatta tutmak için ölümcül bir savaşın içine çekilir.

Bir psikiyatrist, hastası kötü bir cinayet sonucu ölünce kendini, hastasının metresinin de dahil olduğu gizemli bir cinayetin içinde bulur.

Muhafazakar bir yargıç, ABD başkanı tarafından uyuşturucuya karşı verilen savaşa öncülük etmek görevine atanır. Bu yeni misyonu sırasında, savcı kendi kızına ait çarpıcı gerçeklerle de yüzleşecektir.Uyuşturucu trafiğini farklı cephelerden ele alan ve bir biçimde bu işe bulaşmış insanların kendi küçük öykülerini iki saati aşan bir süreçte toplayan TRAFİK, İngiliz Channel 4 televizyonunda dört bölüm halinde yayınlanmış aynı adlı mini diziden esinle Alman - ABD ortak yapımı olarak gerçekleştirildi.

Brad Whitewood Jr. lives in rural Pennsylvania and has few prospects. Against his mother's wishes, he seeks out his estranged father, the head of a gang of thieves in a nearby town. Though his new girlfriend supports his criminal ambitions, Brad Jr. soon learns that his father is a dangerous man.

Hayatının aşkını bir ilaç şirketinin açgözlülüğü yüzünden kaybeden ve bu dünyada kızından başka kimsesi kalmayan bir adam, adaletin yerine gelmesini sağlayabilecek mi?

Vietnam Savaşı gazisi John Rambo, Burma'daki olaylardan sonra merhum babasının Arizona'daki at çiftliğinde, eski arkadaşı Maria Beltran ve onun torunu Gabriela ile birlikte yaşamaktadır. Aradan geçen on bir yılda travma sonrası stres bozukluğu ile baş etmeye çalışan Rambo'nun en büyük yardımcısı genç Gabriela olmuştur. Lise mezuniyetinden sonra Gabriela, anneannesinin ve Rambo'nun tüm itirazlarına rağmen biyolojik babasını bulmak için Meksika'ya gider. Meksika'da uyuşturucu ve kadın ticareti yapan bir kartelin eline düşen Gabriela’nın tek umudu Rambo'dur. Ancak işler, her zaman olduğu gibi Rambo'nun planladığı şekilde gitmeyecek ve bu kez savaş, onun evine gelecektir.

Hayal gücü sınır tanımayan modern yönetmen Terry Gilliam, küçük bir kızın tuhaf ve korkutucu hikayesinin anlatıldığı bu unutulmaz filmle tekrar aramızda. Şiirsel, karanlık görüntüler ve inanılmaz performanslarla dolu bu eşsiz film kuşkusuz Terry Gilliam'ın en iyi filmi. Hikayesi kendisi kadar tuhaf olan Jeliza-Rose'un dünyasına hoşgeldiniz. Onunki, sincapların konuşabildiği, ateşböceklerinin isimleri olduğu ve en yakın arkadaşlarının bebeklerin kafaları olduğu bir dünya. Jeliza-Rose (Jodelle Ferland) annesinin aşırı dozdan ölmesiyle, babası (Oscar® ödülü Adayı - Jeff Bridges) ile birlikte son derece ısız bir çiftlik evine yerleşir. Çocukluğunun hiç de hoş olmayan gerçekliklerinden kaçmak isteyen Jeliza, çok geçmeden kendini, kafasında yarattığı fantastik bir dünyanın derinliklerinde bulur.

ABD-Kanada sınırı boyunca ikamet eden mütevazi bir ağaç kesicisi olan Joe Braven, bir grup ölümcül uyuşturucu kaçakçısıyla karşı karşıya gelir. Bu kaçakçılar Joe’nun dağların arasında tenha bir yerde olan evinde eroin saklarlar. Uyuşturucu kaçakçılarının hafife aldığı Joe, ailesini korumak için ne gerekiyorsa yapacaktır.


Sarah, Köln'de bulunan Avrupa Uzay Ajansı'nın zorlu astronot eğitiminde yer alan tek kadındır. 7 yaşındaki kızı Stella ile birlikte yaşayan Sarah, zorlu eğitim sürecinin üstesinden gelmeye çalışır. Kızı Stella ile yeterince vakit geçiremediği için suçluluk duyan Stella, bu sırada uzayda bir yıl geçirmesini gerektirecek bir görev için seçildiğini öğrenir. Bu göreve seçilmesi, Sarah'ın büyük bir kaosa sürüklenmesine neden olur.

Doug ve ekibinin banka soygununda üzerlerine kimse yoktur; hem acımasız hem de dikkatlidirler. Soydukları son bankanın müdiresiyle aynı mahallede oturduklarını öğrendikten sonra kaçınılmaz olan gerçekleşir ve Doug, kadına aşık olur. Claire, onun soyguncu olduğundan şüphelenmezken Doug'ın kardeşi kadar yakın suç ortağı Jem, kuşku içindedir. Doug, iki taraftan birine ihanet etmeden bir seçim yapamayacaktır.

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Molly, madde bağımlılığı ile mücadele eden genç bir kadındır. Bağımlılıktan kurtulması için dört önemli günü ardında bırakması gereken Molly’nin bu süreçteki en büyük destekçesi annesi Deb olur. Aralarına giren mesafenin ardından yeniden bir araya gelen anne ve kızı için bu süreç, hem birbirlerine acı veren kapanan yaraların yeniden açılmasına hem de birbirlerine olan sevgilerinin yeniden canlanmasına neden olur

Bir süredir rehabilitasyonda olan madde bağımlısı Ben, Noel arifesinde ailesinin yanına döner. Bu dönüş ailenin düzenini biraz sarssa da, Ben’in sevgi dolu annesi Holly oğlunu içtenlikle karşılar. Fakat Holly, saklı gerçekler gün yüzüne çıktıkça oğlunun ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu fark eder. Fedakar anne, kritik 24 saat içerisinde ailenin çöküşüne engel olmak için her şeyiyle mücadele etmek zorunda kalacaktır.

1950'lerin başında hayatını yeniden kontrol altına almaya çalışan, yeni dul kalmış bir hemşire (Demi Moore)... 1970'lerde bir aile yetiştirmeye ve kariyerini sürdürmeye çalışırken bunalan dört çocuk annesi bir kadın (Sissy Spacek)... 1990'larda, bir kadının (Cher) yardımıyla hayatlarının gidişatını değiştirecek bir karar veren genç bir öğrenci (Anne Heche)... Farklı zamanlarda aynı evde yaşayan bu kadınlar, ortak bir şeyi paylaşıyor: Plansız bir gebelikle nasıl başa çıkacaklarına dair vermeleri gereken zorlu karar.

Grace ve sevgilisi Jackson, eski bir köy evine taşınır. Grace yazarlık hayalinin peşinden gider ve çift kısa süre sonra bir bebek sahibi olur. Ancak Jackson'ın sık sık evde olmaması ve ev hayatının baskıları altında ezilen Grace, ardında bir yıkım yolu bırakarak yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar.

19 yaşında bir eroin bağımlısıyken hırsızlıktan üç yıl hapis yatan Sherry Swanson'ın tek derdi, yokluğunda abisi ve eşi tarafından yetiştirilen küçük kızı Alexis'e bakabilmektir. Ancak günlük hayatın gerçeklerine hazırlıksızdır. Yönetmen Laurie Collyer, Sherrybaby projesini Sundance ve Cannes Film Festivali atölyelerinde geliştirme fırsatı buldu.

25 Ekim günü öğleden sonra, Transcontinental Express, Cenova istasyonundan bin kadar yolcusuyla hareket eder. Paris, Brüksel, Amsterdam, Kopenhag ve Stockholm güzergahını izleyecek olan trene ölümcül virüs taşıyan bir mahkum gizlice biner ve mikrobu trendeki yolculara bulaştırmaya başlar. Salgın yayılırken tek çare kalmıştır, ya tren yok edilecek, ya da tüm vagonlara geçmeden acil bir önlem alınacaktır. Tam bir heyecan fırtınası olan bu klasik olmuş film hem kadrosu, hem de sürükleyiciliği ile kaçırılmaması gereken bir yapım...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir