
Rod Steiger
The Intermediary

Based on the diary Pope John XXIII kept between the ages of 14 and 18, his lifelong concern for tolerance, the underprivileged, and world peace is told. Rod Steiger, in the central role, acts as "intermediary" between the Pope and the audience, interpreting John's words, thoughts and actions. Steiger visits the actual places in which John lived, recreating the conditions, environment, and forces that affected his development. Through this unusual technique, we are brought close to an extraordinary man - one who's able to win the love of many people of all faiths.

Rod Steiger
The Intermediary

Adolfo Celi
Msgr. Radini Tedeschi
Giorgo Fortunato
Segretario del Nunzio Roncalli
Ottone Candiani
Il Prete Peccatore di Venezia
Alfonso Orlando
Il Parrroco

Alberto Rossi
Angelo Roncalli - Age 7
Giovanni Rossi
Angelo Roncalli - Age 10
Fabrisio Rossi
Angelo Roncalli - Age 4

Pietro Germi
Pontiff's Father
Rita Bertocchi
Pontiff's Mother
Antonio Bertocchi
Uncle Xavier
Antonio Ruttigni
Don Pietro, Parrocco di Carviso

Pope John XXIII
Self (archive footage) (uncredited)

Frensisken Tarikatı'nın kurucusu. İtalyalı Aziz St. Francesco. "Erkek kardeş güneş, kız kardeş ay, erkek kardeş rüzgar ve kız kardeş nefes" diye betimlediği doğadaki görkem, azizin sahip olduğu varsıllığının ötesine geçer. Düşünmeyi bırakıp bir tercih yaptığında ise yasamış olduğu Ortaçağ'da çevresi tarafından aşağılanmasına ve deli olarak anılmasına neden olur. Onlara göre sefil, kendisine göre sadelik diye değerlendirdiği yaşam biçimi ve başarmak istediği şeyler, ölümünden sonra onu azizlik mertebesine taşır. Anlatmak istedikleri yaşadığı dönemde sonradan idrak edilir ve Papa tarafından takdirle karşılanır. Biyografik filmde, St. Damian Kilisesinin onarılması, Papa Innocence ile görüşmesi gibi Assisi'linin hayatında önemli olan hadiselerin anlatımının yanında, filmin görselliği ve müzikleri de azize yaraşır biçimde huzuru yansıtıyor, belki yaşadığı acılara daha fazla odaklanılabilir ve drama daha fazla ağırlık verilebilirdi ancak, film böylesi huzurlu bir anlatımdan mahrum kalırdı.

The life of the pope John-Paul II, from his youth as a writer, actor, and athlete in war-torn occupied Poland to his election as Pope at the age of 58.

Stephen Glass, "Başkanın Uçağı'nın Uçuş Dergisi olarak tanıtılan The New Republic'te yıldızı yükselen bir muhabirdir. Doğum gününüzü hatırlayan, tereddüt etmeden size iyilikte bulunan türden biridir. Hayret verici haberler yapan ve yazdıklarının çoğunu özenle uyduran biri. Glass, şirket ortamına kesinlikle yatkın, eşsiz becerileri sayesinde ayakta durmayı başarır. Adi bir yalancı olduğundan, ofisteki herkesin gözüne girerek suçlanmaktan kurtulmayı becerir. Her daim hazır bir göz yaşartıcı öyküsü bulunan Glass, yalanı ortaya çıktığında bile, aralarında bazı editörlerin de bulunduğu mesai arkadaşlarını sadece bir hata işlediği konusunda inandırır. Her şey yolunda giderken öyle bir habere çatar ki, çileden çıkardığı seçmenler altta kalmayı reddeder. Ve işler çığrından çıkar...

1938'de gergin geçen Münih Konferansı'nda artık rakip hükûmetler için çalışan eski arkadaşlar bir Nazi sırrını açığa çıkarmak için yarışan gönülsüz casuslar hâline gelir.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

2009 Chicago En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (G. Mezzogiorno), En İyi Erkek Oyuncu (F. Timi), En İyi Görüntü 2009 İtalyan Ulusal Sinema Gazetecileri Sendikası: En İyi Kadın Oyuncu (G. Mezzogiorno), En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Yapım Tasarımı.. İyi saklanmış bir sır, örtbas edilmiş bir skandal, sıra dışı bir kadın... Benito Mussolini'nin yaşamında bir sır vardır: bir eş ve kabul edilen, sonra da varlığı inkâr edilen bir oğul. Sırrın adı Ida Dalser'dir. Duçe'nin resmi biyografisinde sözü edilmeyen, tarihin karanlık bir sayfası; Mussolini'ye ve ideallerine kalpten inanan, tüm varlığını onun başarısı uğruna feda eden, ancak zalimce harcanan Ida Dalser'in inanılmaz ama gerçek hikâyesi.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

Roma, 1980'ler. Yazar Goliarda Sapienza, on yıldır üzerinde çalıştığı başyapıtı "Neşe Sanatı" İtalyan yayın dünyası tarafından reddedildikten sonra, ona itibarını ve sosyal konumunu kaybettiren umutsuz bir hırsızlık yapar. İtalya'nın en büyük kadın hapishanesine atılan yazar, burada hırsızlar, bağımlılar, seks işçileri ve devrimcilerle birlikte yaşamaya başlar. Serbest kaldıktan sonra bu kadınlarla görüşmeye devam eder ve kavurucu bir yaz boyunca hayatını değiştirecek bir ilişki filizlenir - bu ilişki onun yaşama ve yazma arzusunu yeniden alevlendirecektir.


Mucizevi bir hamilelik. Merhametsiz bir kral. Ölesiye bir kovalamaca. Meryem'in İsa'yı dünyaya getirdiği yolculuğu, İncil'e dayalı bu destanda açığa çıkıyor.

Bir lise öğretmenine sınıfta Hz. İsa hakkında bi soru sorulur. Öğretmen gerekçeli cevabı verir, "Vahim bi durumda tanrı kent meydanından kesin olarak tek kalemde sürgün edebilir" der.

Amerika Birleşik Devletleri'nin 2. Dünya Savaşı'na girmesinin ardından Desmond T. Doss da birçok Amerikalı gibi orduya katılmaya gönüllü olur. Ancak dindar bir Hristiyan ve bir pasifist olan Doss, savaşta insan öldürmeyi ve herhangi bir şekilde silah kullanmayı reddetmektedir, onun yerine savaş alanında yaralıları kurtararak hizmet etmek istemektedir. Bu tavrı hem komutanları hem de asker arkadaşları arasında ilk başta çok sert tepkiyle karşılanır, askeri mahkemeye bile çıkar. Ancak Doss, son derece sert bir eğitimden geçip kendi hayatı pahasına silahsız bir şekilde savaş alanına gitmeyi çoktan göze almıştır.

II. Dünya Savaşı'nda görev almış eski bir asker olan Frank Sheeran, yıllar boyu Bufalino suç örgütü için çalışmıştır. Birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘İrlandalı’ lakabı ile anılan Sheeran, aynı zamanda işçi sendikası memurudur. Frank Sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, Amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri Jimmy Hoffa'nın ortadan kayboluşuna da değiniliyor.

Mary Boleyn (Scarlett Johansson) 14 yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde İspanyol Prensesi Catherine ile evli ancak çok çapkın bir adam olan Kral VIII. Henry’nin (Eric Bana) gözlerini kamaştırır. Kralın sonsuz ilgisi karşısında tüm varlığı alt üst olan Mary’nin krala olan aşkı her geçen gün artarken, apaçık yaşanan bu aşkın beraberinde sarayın taçsız kraliçesi olarak görülmeye başlanır. Zamanla kralın ilgisini kaybetmeye başlayan Mary, karşısında rakip olarak kardeşi Anne’i (Natalie Portman) bulacaktır. Tüm bunlar karşısında, ailesinin hırslı oyunlarında bir piyon haline gelmiş olduğunu ve saray hayatının tehlikeli entrikalarını fark eden Mary, ailesinin isteği üzerine kardeşinin krala yakınlaşmasına yardım eder ve olanları soğukkanlılıkla izler. Anne’i kraliçeliğe götürecek yolda bile sesini çıkarmayacaktır. Kral Henry, Mary ve Anne arasında gidip gelirken, İngiltere’yi de ikiye bölme yolundadır.

Dul olan ve keşmekeş bir hayat yaşayan Joseph (Peter Mullan) garip kişiliğe sahip birisidir, zira bir gün yanlışlıkla öldürdüğü köpeği için ağlayıp yas tutarken, başka bir gün hayatını kontrol altına alan öfkesine yenik düşerek olur olmadık şekilde insanlarla kavgaya tutuşan bir ayyaştır. Hannah (Olivia Colman) ise hayır kurumu işleten, ayyaş kocasının garip hareketlerine maruz kalan ve bunu saklayan bir bayandır. Hannah'ın dostça davrandığı Joseph, Hannah ile ilgili bir sırrı öğrenir ve bu acı gerçek her ikisinin hayatını bilinmeyen ve tehlikelerle dolu bir yöne savurur * kaliteli bir bağımsız brit filmi

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Upton Sinclair’in “Petrol-Oil!” adlı romanından uyarlanan filmin konusu, 20. yüzyılın başlarında geçer. Aile çiftliği arazisinde petrol çıkartma haklarını almasıyla birlikte servetini hızla katlayan bir işadamı ile (Daniel Day-Lewis), kısa sürede gelişip kalkınan kasabanın karizmatik genç rahibinin (Paul Dano) paralel öyküsü anlatılır. Güney Kaliforniya’da petrol bulunmasının ardından ortaya çıkan tablo, daha önceki yıllardaki “Altına Hücum” olgusunun eşdeğeridir. İşadamının Amerikan Rüyası kavramının farkına varması ve Amerikan Rüyası tarafından yok edilmesiyle birlikte filmin öyküsü hırs ve inançların irdelemesine dönüşür.


Gladyatör'ün yönetmeni Ridley Scott'tan cesaret, tutku ve macera dolu, destansı bir yolculuğa hazır olun. Ortaçağ Kudüs'ünün entrika ve şaşaasının ortasında Orlando Bloom her şeyini kaybetmiş biriyken, şeref ve cesareti kendisini ziyarete gelen yürekli bir misafirde bulan genç Fransız Balian rolüyle göz dolduruyor. Yaşanan yenilgilere rağmen Balian, halkını kurtarmak ve gerçek bir şövalye olmak için ezici kuvvetlerle savaşır.

Mario Puzo'nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan eser, 40'lar ve 50'lerin Amerika'sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Corleone ailesi, Don Vito Corleone'nin başında olduğu, suça dayalı bir örgüt kurmuş olan İtalyan asıllı meşhur bir ailedir. Aile, New York'taki diğer dört aileyle birlikte New York'un yeraltı işlerini yönetmektedir. Ancak Corleone ailesini diğerlerinden ayıran özelliği, Don Corleone'nin cebinde bozuk para gibi taşıdığı politikacılar ve yargıçlardır. Politikacılar ve yargıçlarla olan bu yakın ilişkileri diğer ailelerin açamadığı kapıları açabilmesini sağlamaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir