Sean Parker
Self


Star Trek'ün Bay Spock'ın yanı sıra oğlu Adam Nimoy tarafından yazılmış ve yönetilen Leonard Nimoy, neredeyse elli yıldır Bay Spock'ı canlandıran oyuncu hakkında bir belgesel film.

Bu belgesel film, The Dark Knight filmindeki “Joker” rolüyle, tarihin en ünlü performanslarından birine imza atan, genç yaşında evinde aşırı dozda uyuşturucu kullanımıyla ölü bulunan ve bu açıdan trajik bir ölüme sebep olan, 22 Ocak 2008'de zamansızca kaybettiğimiz Heath Ledger'ı daha önce hiç görülmemiş görüntüler eşliğinde anlatıyor. Film Heath Ledger'ı az veya çok tanıyan kişilerle röportajlara da yer veriyor. Arada oyuncunun hem kendi video kayıtları, hem de oynadığı sahnelerden de kurgulanmış dolu dolu bir belgesel.

Oscar® ödüllü yönetmen James Cameron ve oyuncularla gelmiş geçmiş en çok beklenen devam filmlerinden birine yakından bir bakış.

Hacktivistlerin Hikâyesi bizi Anonim’in karmaşık kültürüne ve geçmişine, Christopher Pole’un 4chan web sitesini kurduğu yıllara götürüyor. Tom Cruise’un da yer aldığı bir Scientology videosu yayınladıklarında hayran kitlelerini ve ‘anonim’ ortaklarını epey arttırdılar. Ama asıl başarıyı Tunus’ta başlayan Arap baharında yakaladılar. Hükümet internet erişimini kesince, dünya olup bitenden 4chan hackerları sayesinde haberdar oldu. Üyeler, yazarlar, akademisyenler gibi pek çok kişiyle röportajlara yer veren belgeselde aslında bir grup afacanın yaramazlıklarının küresel bir harekete dönüşmesinin nefes kesici evrimi anlatılıyor. Bir nesil ergenin büyürken elde ettiği büyük başarının hikâyesi.

A detailing of the rise to prominence and global sporting superstardom of six supremely talented young Manchester United football players (David Beckham, Nicky Butt, Ryan Giggs, Paul Scholes, Phil and Gary Neville). The film covers the period 1992-1999, culminating in Manchester United's European Cup triumph.

Pixar's Lightyear'ın yapımında Buzz Lightyear'ın oyuncaktan insana evrimini keşfedin. Herkesin favorisi Space Ranger'ın kökenine ve kültürel etkisine, yeni bir "insan Buzz" tasarlama sanatına ve bu yolda Lightyear ekibinin karşılaştığı zorluklara dalın.

Bu özel bölüm, Obi-Wan Kenobi ve Anakin Skywalker'ın ekrana dönüşünün yanı sıra Ewan McGregor ve Hayden Christensen'ın klasik rollerine dönüşlerini de inceliyor. Yönetmen Deborah Chow, hem sevilen Star Wars karakterlerinin yeniden canlandırılmasına hem de yeni kahramanların ve kötü adamların yaratılmasına liderlik ederken, aynı zamanda klasik filmleri dramatik bir şekilde birbirine bağlayan destansı bir hikaye yaratan oyuncu kadrosuna ve ekibe yön gösteriyor.

Shakespeare’in III. Richard’ının yeni bir versiyonu söz konusu. Bir tiyatro grubu, oyunu sahneye koyarken metnin gücünü ve günümüzdeki uzantılarını tartışıyor. Klasik anlatım kalıplarının dışına çıkan bu ilginç filmde Winona Ryder, Alec Baldwin gibi angloamerikan gençliğin idolleri de mevcut.

Reggio'nun "Qatsi" üçlemesinin son parçasıdır ve teknolojinin insan yaşamı üzerindeki etkilerini sorgulayan derin bir anlatım sunar. Görsel olarak çarpıcı sahnelerle doludur ve izleyiciyi modern dünyanın karmaşasıyla yüzleşmeye davet eder. "Naqoyqatsi," kelime anlamıyla "savaşın yokluğu" demektir ve bu bağlamda, savaş ve şiddetin yerini alan teknolojik gelişmelerin, insan ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü araştırır. Film, görüntülerin yanı sıra, Philip Glass’ın büyüleyici müziğiyle de desteklenmektedir; bu müzik, filmin atmosferine derinlik katarak izleyicilerin duygusal tepkilerini güçlendirir. Hem görsel hem de işitsel düzeyde zengin bir deneyim sunarak, izleyiciyi düşündüren ve sorgulatan bir yapıt olarak öne çıkmaktadır.

Silikon Vadisi'nin karanlığında geçen araştırmacı belgesel film, teknoloji ihbarcılarının uzman tanıklıklarıyla kötü vaziyeti açığa çıkarıyor: Big Tech'in sunduğu hizmetler - arama motorları, ağlar, anlık bilgiler, vb. - bizi bir ısırık almamız için cezbeden şekerlerdir. Bağlandığımızda ve daha fazlası için geri geldiğimizde sattıkları gerçek meta, bizi etkileme ve manipüle etme yetenekleridir.


A backstage and on-stage look at Justin Bieber during his rise to super stardom.

Film kaybolan kızını bulmak için bilgisayar üzerinden araştırmaya başlayan bir babanın yaşadıklarını konu ediyor. David Kim’in 16 yaşındaki kızı kaybolunca, yerel soruşturma açılıp davaya dedektif atanmıştır. Dedektiflerin araştırmaya başlamasından 37 saat sonra David kimsenin bakmadığı bir yeri araştırmaya karar verir. Bütün sırların saklandığı yer kızının bilgisayarıdır. Kızının bilgisayarı kurcalayan çaresiz baba, kızının kişisel dünyasına da giriş yapar. Bilmediği sırlarla karşılaşan adam, tamamen yok olmadan önce kızını bulmak için onun geride bıraktığı dijital ipuçlarını takip etmelidir...

70 yaşında dul bir emekli olan Ben Whittaker hala yapabileceği birşeyler olduğunu göstermek için genç ve güzel Jules Ostin tarafından kurulmuş bir moda sitesine kıdemli stajyer olarak katılır.

Video oyunlarının kötü adamı Ralph ve uyumsuz arkadaşı Vanellope von Schweetz, Vanellope’un video oyunu Sugar Rush'ı kurtaracak bir yedek parça bulmak için internet ağına yolculuk ederek her şeyi tehlikeye atar. Boylarından büyük işe kalkışan Ralph ve Vanellope onlara yol göstermeleri için internet vatandaşlarına yani nettaşlara bel bağlar. Aralarında, trend yaratan websitesi “BuzzzTube”un yöneticisi ve merkezi olan Yesss isimli bir internet girişimcisi de vardır.

Hayatı olmadığınız yerlerde de yaşamanın sonuçları nelerdir? İnternetin bize sağladığı özgürlük müdür, tutsaklık mı? Henry-Alex Rubin´in bu ilk uzun metrajlı kurmaca filmi, sinsice iç içe geçen bir dizi sürükleyici öykü eşliğinde internetin günlük hayatımıza etkisini anlatıyor ve bizi unutulmayacak karakterlerle tanıştırıyor: kimlik hırsızlığı kurbanı gergin çift, sanal zorbalık yapan oğluyla uğraşan eski polis, oğulları intihara kalkışan sevgi dolu anne-baba, yetişkin sitelerde internet kamerası hep açık hırslı TV muhabiri... İlk gösterimi Venedik Film Festivali´nde yapılan Disconnect, "Defolu ve insan olmaya dair bir aşk mektubu." Rubin, 2005 yapımı, tekerlekli sandalye rugby´si konulu belgesel Murderball´un da yönetmeni...

Lise son sınıf öğrencisi Vee (Emma Roberts) Nerve adlı, doğruluk cesaret oyununun sadece cesaret kısmının yer aldığı bir sanal gerçeklik oyununa katılır. Ancak zaman geçtikçe iş oyun olmaktan çıkar, nitekim hareketlerinin oyunun "izleyenleri" tarafından manipüle edildiğini fark edecektir.

Tokyo kenti bir intihar salgınıyla çalkalanmaktadır. Tüm şehirdeki insanlar kendilerini eve hapsetmektedir, intiharlar artmıştır. Bunun nedenini araştıranlar, buna internet kullanıcılarının karşısına aniden açılan bir web sitesinin neden olduğunu anlarlar.

Altı arkadaş, karantina sırasında Zoom üzerinden bir seans düzenlemek için bir medyumla anlaşır. Ancak işler hızla ters gitmeye başlar ve umduklarından çok daha fazlasıyla karşılaşırlar. Kötü bir ruh evlerini istila etmeye başlayınca, her şey için çok geç kaldıklarını ve geceyi atlatamayacaklarını fark ederler.

Digimon: İlk Film, üç bölümlük bir animasyon filmidir. İlk bölümde, bir bilgisayardan çıkan yumurtadan sevimli bir yaratık çıkar ve genç sahiplerini muhteşem bir yaratığa dönüşerek şaşırtır. İkinci bölümde, kötü bir Digimon'un internete ve telefon hatlarına el koyup, büyük şehirlere ait verileri yiyip, hatta ABD'nin nükleer silah sistemine sızmasıyla, sahipleri ya da Digidestined Takımı, dünyayı kurtarmak için bir yarış içine girer. Digidestined Takımı ve şekil değiştirebilen, büyük hız ve yıkım yeteneklerine sahip fantastik yaratıklara dönüşebilen Digimon'ları, bu ölümcül virüsü yenmenin en iyi yolunu bulmalıdır. Üçüncü bölümde ise Digidestined Takımı, bir Digimon'u karanlık tarafa çeken bir virüsü yenmek için yeniden bir araya gelir. Sonuç olarak, popüler anime televizyon şovuna dayanan Digimon: İlk Film, takım çalışmasını teşvik eder ve çocuklara dünyada bir fark yaratabileceklerini hatırlatır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir