
Charlie Chaplin
Pierre

Pierre and Jacques are working as waiters at a restaurant where the cooks go on strike. When the two are forced to work as bakers, the striking cooks put dynamite in the dough, with explosive results.

Charlie Chaplin
Pierre

Chester Conklin
Jacques

Fritz Schade
Monsieur la Vie

Norma Nichols
Madame la Vie

Cecile Arnold
Waitress

Vivian Edwards
Customer

Phyllis Allen
Customer

John Francis Dillon
Customer

Edgar Kennedy
Striking Baker

Slim Summerville
Striking Baker

Charley Chase
Customer

Wallace MacDonald
Customer
Helen Carruthers
Waitress


Bir zamanlar Hollywood'un ünlü ve aranılan bir yönetmeni olan Mel Funn (Mel Brooks) alkol sorunu yüzünden uzunca bir süredir mesleğinden uzak kalmıştır. Artık içkiyi bırakmış olan bu eski komedi filmleri yönetmeni, iki sadık yardımcısı, Marty Eggs (Marty Feldman) ve Dom Bell (Dom DeLuise)'le birlikte eski güzel günlere muhteşem bir dönüş plânlamaktadır: Sessiz bir film yapacaktır. Zarar etmekte olan bir film yapımcısına (Sid Caesar) bu teklifini götürür (tabii bütün bunlar ara yazıyla verilir, çünkü izlemekte olduğumuz konusu 1970'li yıllarda geçen bu renkli film sessiz ilerlemektedir, ancak yine de yer yer bazı ses efektleri ve müzik işitilir). Yapımcı önce saçma bulduğu bu öneriye güler geçer, çünkü yıl 1976'dır ve sessiz filmlerin devri çoktan kapanmıştır. Ancak çaresizdir, çünkü "Engulf ve Devour" adlı bir film şirketini satın almak üzeredir.Yapımcı filmde ünlü Hollywood oyuncularının da yer almaları koşuluyla projeye yeşil ışık yakar

Two families embark on a pleasant Sunday picnic but manage to run into a variety of issues with their temperamental automobile. Each incident requires repeated exits and reboardings by Laurel, Hardy, their wives and grouchy, gout-ridden Uncle Edgar.

Laurel ve Hardy bu kez balık işinde. Balık satmak için şehir geziyorlar. Stan, balıkları kendisinin yakalayabileceğini ve insanlara satarken kâr edebileceklerini söyler. Ollie bu fikirden hoşlanır, böylece hurdalıkta bir tekne alırlar ve bazen başarısızlıkla sonuçlanırlar. Sonunda tekneyi tamir ettiklerinde, tüm operasyon güneye kayar.

A down on his luck young man makes several attempts at committing suicide but fails them too. He then finds himself becoming more confident through a series of petty adventures, to such an extent that this becomes his undoing.

Shakespeare´in klasik komedisinin bu çağdaş yorumunu sinemaya uyarlayan, televizyon ve sinema dünyasının en büyük, kült yönetmenlerinden Joss Whedon. Whedon´ın Buffy, Angel ve The Avengers gibi daha önceki projelerinden izleyicilere tanıdık gelecek birçok oyuncunun kadrosunda yer aldığı film ABD´de haziran ayında gösterime girecek. Özgün metne sadık kalarak sadece on iki günde çekilen bu karanlık, seksi ve kimi zaman absürd aşk hikâyesinin kahramanları, dünyanın en uyumsuz âşıkları Beatrice ve Benedick. Film Benedick ve arkadaşı Claudio´nun yurtdışındaki bir seferden zaferle dönüşüyle açılır. Sivri dilli Benedick, Claudio´ya aşk meseleleri hakkında takılıp durur. Benedick aşkı küçümsemektedir, tıpkı yıllardır düşmanı bildiği Beatrice gibi. Gözünü aşk bürümüş Claudio evlenmeye karar vermişken Benedick ile Beatrice de "tatlı savaş"larını hakaretlerle sürdürür...

Walking along with his bulldog, Charlie finds a "good luck" horseshoe just as he passes a training camp advertising for a boxing partner "who can take a beating." After watching others lose, Charlie puts the horseshoe in his glove and wins. The trainer prepares Charlie to fight the world champion. A gambler wants Charlie to throw the fight. He and the trainer's daughter fall in love.

Buster and a woman are mistakenly married and her initially unfriendly family begins to treat him nicely when they come to believe he has a large inheritance awaiting him.

Two disruptive theater patrons, the wealthy drunk Mr. Pest (played by Charlie Chaplin) and the rowdy working-class Mr. Rowdy (also played by Chaplin), attend a live vaudeville theater production. Their constant antics, seat-hopping, and physical altercations quickly overshadow the acts on stage and plunge the entire theater into absolutely hilarious chaos.

Tatlı Hayat, Roma şehir yaşantısının modern yozluğunu ve sofistike ahlak çöküntüsünü yüksek sosyetenin peşinde koşan bir gazetecinin gözünden anlatır. Genç gazeteci Marcello Rubini gerçek bir eser yaratmanın düşüyle yaşar; ancak çalıştığı bulvar gazetesinin ona sağladığı para ve prestijden de vazgeçemez. Filmde Marcello'nun yedi günü ve gecesini, birlikte olduğu farklı kadınlarla ilişkilerini, arka planda 1960'ların gençlik ve heyecanıyla kaynayan Roma sokakları ve sosyete yaşantısından kesitlerle izleriz. Marcello seks, içki, partiler ve alemlerle dolu bir dünyada savrulurken bile aslında haz almadığı bu "tatlı hayat"ı sonuna kadar yaşamaya devam eder. Onunki ruhsuz ve heyecansız bir varoluştur. İtalyan sinemasının ilk 3,5 saatlik filmi olan "Tatlı Hayat" gösterime girmesiyle birlikte büyük skandallara ve polemiklere yol açmış, Vatikan tarafından yasaklanmaya çalışılmış, halk tarafından kucaklanmıştır * Yapılmış en muhteşem İtalyan filmi.

"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

Ed Wood, kimilerine göre dünyanın en kötü yönetmeni, kimilerine göre de, filmleri son derece keyifli, nev-i şahsına münhasır kült bir yönetmen. Tim Burton, ikinci grupta yer alan bir yönetmen olarak daima ilhamları arasında tuttuğu Wood'un filmcilik serüveni üzerine bu filmi gerçekleştirdi. Yapımda, Ed Wood'un ayrıntılı yaşam hikayesinden çok, en çok bilinen yapımlarını çektiği dönem ve film yapma konusundaki hırsı konu ediliyor. Hem Ed Wood'u tanımak hem de Burton'ın başyapıtını görmek için kaçırılmamasında fayda var. İzledikten sonra sizde yazının başındaki sorunun cevabını bulacak ve muhtemelen ilk seçeneği eleyeceksiniz! * Tim Burton ve Johnny Depp işbirliğinden çıkan 8 film içinde en gerçekçi yapım bu olsa gerek

Yeteneksiz bir beyzbol oyuncusu olan Henry, bir kol kırığı sonrası iyileştiğinde aniden süpersonik hızda top atmaya başlar. Bu olağanüstü yetenek, Chicago Cubs’ın yetenek avcılarının dikkatini çeker ve Henry, pitcher olarak takıma alınır. Hayallerine kavuşan Henry, deneyimli oyuncu Chet Steadman'ın rehberliğinde profesyonel sporun inceliklerini öğrenir, takımını zafere taşır ve taraftarların sevgilisi olur. Ancak süper kolunun gücü bir süre sonra değişmeye başlar.

29 yaşındaki Wilson, Los Angeles’a yeni taşınmış, hayattan bir beklentisi kalmamış, geleceğe yönelik bir planı olmayan yalnız bir adamdır. Yeni yıl arifesine geldiğinde geçen sene yaşadığı kötü olayları yok saymaya karar veren Wilson’ın sıkıcı hayatı en yakın arkadaşı, son dönemlerde moda olan tanışma ve arkadaşlık sitelerinden birine Wilson’ın ilanını verince değişmeye başlayacaktır. Yılbaşı gecesi saat 12’yi vurduğunda, doğru adamı bulmaya kararlı Vivian’ın telefonuyla, Vivian ile Wilson arasında yılın ilk gününde farklı bir ilişki başlar. Los Angeles sokaklarında beraber geçirdikleri o tek günde hüzünlü ve komik olaylar yaşayacaklardır.



Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

Soğuk Savaş döneminde Ruslara saldırmak için bahane aramakta olan çılgın general Jack D. Ripper, Rusların 'Amerikan halkının vücut sıvılarını kirlettiği' gerekçesiyle SSCB'ye sürpriz bir nükleer saldırı yapmaya karar verir. Nükleer silahlarla yüklü bir Amerikan uçağı Rus sınırına yakın bir bölgede Soğuk Savaş döneminin tipik devriye uçuşlarından birini yapmaktayken mürettebat Ripper'dan SSCB'ye saldırı emrini alır. Fakat Rus büyükelçisi DeSadesky, Amerikan makamlarına Rus savunma teknolojisinin geldiği son noktanın ürünü olan 'Doomsday Device'dan bahsettiğinde ve başkanın danışmanlarından eski Nazi bilimadamı Dr. Strangelove, buluşun olduğunu doğruladığında durum daha da tehlikeli bir hal alır. 'Doomsday Device', SSCB'ye yapılacak herhangi bir nükleer saldırıda dünyadaki tüm canlıların yok olmasına sebep olacak bir silahtır.

Warner Bros’un kısa çizgi film özelliklerinin bir koleksiyonu olan “The Bugs Bunny/Road Runner Movie”, Daffy Duck, Porky Pig ve Wile. E. Coyote gibi karakterlerin “başrolde” olduğu animasyonları içerir. Bu animasyonlar, Bugs Bunny’nin geçmiş olayları hatırlayarak ve ayrıca bağlantılar sağlayarak bireysel animasyonlar arasına serpiştirilmiştir. Bu 1979 yapımı uzun metrajlı derleme, en iyi çizgi filmlerinden bazılarını içerir. Tamamıyla gösterilen 11 kısa film arasında “Robin Hood Daffy,” “What’s Opera, Doc?,” “Bully for Bugs,” ve “Duck Amuck” gibi klasikler bulunmaktadır. The Bugs Bunny Road Runner Movie, sadece Jones’un keskin zamanlamasını değil, aynı zamanda tasarımcı Maurice Noble, yazar Mike Maltese, besteciler Carl Stalling ve Milt Franklyn ile ses aktörü Mel Blanc’ın olağanüstü ekibinin çalışmalarını da sergiler.

Bu film, minyonların Hollywood'u nasıl fethettiği, film yıldızı olup her şeylerini kaybettikleri, dünyaya canavar saldıktan sonra yarattıkları kaostan dünyayı kurtarmak için nasıl bir araya geldiklerinin çılgın, saçma ve tamamen gerçek hikayesidir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir