
Jeff Bridges
Christopher 'Skipper' Sheldon

1960’taki gerçek bir olaydan yola çıkan White Squall, Albatross isminde iki direkli bir yelkenli uskunanın trajik batış öyküsünü anlatıyor. Gemi, güvertesideki gençler için hem bir yaz okulu hem de unutulmaz bir maceraya sahne olacaktır. Geminin kaptanı Christopher 'Skipper' Sheldon (Jeff Bridges) ve karısı Doktor Alice Sheldon (Caroline Goodall), ülkenin değişik yerlerinden 8 genç öğrenciyi gemilerine alırlar. Gençler, yolculukları boyunca denizciliği, ekip çalışmasını ve birbirlerine saygı duymayı öğrenirler. Fakat onları çok zorlu bir sınav beklemektedir, tarihin en sert fırtınalarından birine karşı savaşmaları gerekecektir.

Jeff Bridges
Christopher 'Skipper' Sheldon

Caroline Goodall
Alice Sheldon

John Savage
McCrea

Scott Wolf
Chuck Gieg

Jeremy Sisto
Frank Beaumont

Ryan Phillippe
Gil Martin

David Lascher
Robert Marsh

Eric Michael Cole
Dean Preston

Jason Marsden
Shay Jennings

David Selby
Francis Beaumont

Julio Oscar Mechoso
Girard Pascal

Željko Ivanek
Sanders

Balthazar Getty
Tod Johnstone

Ethan Embry
Tracy Lapchick
Jordan Clarke
Charles Gieg

Genç Christopher McCandless’ın ilham veren gerçek hikayesinden uyarlanan Into the Wild, rahat ve konforlu yaşamını terk ederek Alaska’nın kırsalında hayatının en büyük meydan okumasını gerçekleştirmek ve özgürlüğü yaşamak için yollara düşen Christopher’ın hikayesini anlatıyor. Filmin senaryo yazarı ve yönetmeni Sean Penn’e yıldız oyuncular William Hurt, Marcia Gay Harden, Vince Vaughn, Catherine Keener ve Hal Holbrook eşlik ediyor. Özgürlüğe Giden Yolda, “güzel olduğu kadar heyecan verici, eğlenceli ve çoşkulu.”

Bir adam düşünün... Ömrü boyunca modern kent çevresinde yaşamış; 747'lerle dünyayı dolaşmış ve sürekli bilgisayar ortamında çalışarak yaşamını sürdürmüş. Ve bir gün bindiği uçak denize düşünce Fiji'de ıssız bir adada dört yıl tek başına yaşamak zorunda kalmış. Adada tek başına yaşayan bu adamın bilinç düzeyi tümüyle değişir mi yoksa modern dünyaya dönünce yine aynı kişi mi olur? Hayatının dönüm noktası olan bu olay yaşanmadan evvel sadece işine gömülü bir hayat sürdüren, kız arkadaşı dahil çevresinde sevdiği herkesi ihmal eden bu adam için eski hayatını sürdürmek mümkün olacakmıdır? Yoksa önünde yepyeni bir hayat mı durmaktadır?

A 12-year-old boy manages to flee a Communist concentration camp on his own, through sheer will and determination. All he has in his possession is a loaf of bread, a letter to deliver to someone in Denmark, and a compass to help get him there.

Hikaye yaz tatilinin birkaç gününü dağlarda kamp yaparak geçirmesi için ailesi tarafından ikna edilen utangaç bir oğlan çocuğu hakkındadır. Sonunda bir gruba katılır ve tatil başlar. Malesef küçük arkadaşımız için işler pek yolunda gitmeyecektir.

Britanya İmparatorluğu donanmasının en parlak dönemini yaşadığı 18. yüzyıl sonlarında geçen filmde. Bounty gemisinin mürettebatı aylar süren kötü muamelenin sonunda isyan çıkarır. Fletcher Christian’ın liderliğindeki mürettebat, acımasız Kaptan Bligh’ı denize bırakır. Kaptan olağanüstü şaşırtıcı bir gayretle limana geri dönmeyi başarırken, Bounty’ ise çeşitli zorluklarla mücadele ederek Güney Pasifik’e yelken açar.

Hiçbir yetişkinin hayatta kalmadığı bir uçak kazası sonrasında ıssız bir adaya düşen bir grup küçük çocuk, kendi küçük topluluklarıyla hayatta kalma savaşı verirler. Fakat çocuklar ister istemez iki gruba ayrılmışlardır: Ralph'ın başında olduğu bir grup sığınak yapmak ve yiyecek toplamak isterken, Jack'in grubu eğlenmek ve avlanmak isterler. Bu grup ayrılığı Ralph ve Jack arasında acı bir rekabeti başlatır. Aralarında gelişen bu düşmanlık da sonunda onları kanlı ve korkutucu bir noktaya getirir. William Golding'in Nobel ödüllü romanından uyarlanan bu film medeniyet ve ilkellik arasındaki ayrımı ortaya koyuyor.

Hint Okyanusu'nda tek başına gezinti yapan bir adam, yatının bir gemi konteynırına çarpması üzerine bilincini kaybeder. Uyandığında bilinci yerinde değildir ve kazayı yavaş yavaş hatırlamaya başlar. Telsiz, radyo ve navigasyon ekipmanını kaybetmiştir ve vahşi bir fırtınanın tam ortasında kalmıştır. Teknik donanımları olmadan bir hiç olan adam direnişi ve tecrübeli denizcilik geçmişi sayesinde hayatta kalacağına inanmaktadır. Okyanusun ve dalgalarının sesine kulak verir ve planlarını bu dalgalara göre yaparak yakınlarından bir geminin geçmesini dilemeye başlar. Ancak bu direniş hali zannettiği kadar kolay olmayacaktır. Zira okyanus son derece tehlikeli köpekbalıklarıyla doluyken doğal kaynakları da tükenmek üzeredir.

In 1989 the trimaran Rose Noelle set sail from Picton, New Zealand, bound for Tonga with four crew. After a freak wave capsized the yacht, they drifted for 119 days before landing on Great Barrier Island.

Efsanevi sörfçü Jay Moriarty'nin gerçek yaşam öyküsünden esinlenilmiş olan filmde, Moriarty'nin Mavericks'te sörf yaparak efsane oluşu ve diğer bir yerel efsane Frosty Hesson ile aralarındaki ilişki konu alınıyor. İki sörfçünün hayatlarını değiştirecek bu arkadaşlık ve zamanla kırılacak bir rekor olmaktan daha da başka bir anlama gelmeye başlamış olan Mavericks 'te sörf yapmak ve imkansızı başarma arzuları onları bambaşka bir yere taşıyor.

Ailesi İtalya'dan Arjantin'e, oradan da New York'a göç eden 17 yaşındaki toy delikanlı Bernie, bir süredir kayıplara karışmış olan ağabeyini bulmak için Buenes Aires'e gider. Ağabeyini bulduğunda kendi beklentilerine uymayan bir kişilik görür. Ağabeyi Tetro, havai ve melankolik bir şairdir ve kız arkadaşı Miranda ile birlikte yaşamaktadır. Bernie onların yanında yaşamaya başlar ve ağabeyi ile ortak geçmişlerini sorgulamaya koyulurlar.

New York, 1960'ların başları. Canlı müzik sahnesinin ve çalkantılı kültürel değişimin ortasında, Minnesota'dan 19 yaşındaki gizemli bir genç, gitarı ve devrimci yeteneğiyle West Village'a gelir. Amerikan müziğinin akışını sonsuza dek değiştirecektir.

Kaptan Billy Tyne önderliğindeki 6 kişilik ekip, uzun ve yorucu bir kılıçbalığı avından dönerler. Fakat Kaptan Tyne, çok verimsiz geçen avdan hiç de memnun değildir ve tekrar bir yolculuğa çıkarak şanslarını doğuda denemek istemektedir. Yorgun olan ekip önceleri bu fikre karşı çıksa da para kazanma isteği ağır basınca kabul ederler. Böylece 6 kişilik mürettabatı ile Andrea Gail adlı tekne doğuya doğru yol almaya başlar. Önceleri sorunsuz geçen yolculuk havanın birdenbire bozması ile değişmeye başlar. Telsiz bağlantısı kesilen tekne, yaklaşan fırtınanın büyüklüğünden habersiz şekilde geri dönmeye çalışmaktadır. Bu arada Kaptan Tyne ve ekibi, 30-35 metre yüksekliğe ulaşan dalgaları beraberinde getiren tarihin en büyük fırtınalarından birinin ortasında kalırlar.

Kuzey Atlantik’te seyir halinde bulunan, 800 kamaralı, 13 güverteli Poseidon gemisi yılbaşı eğlencesi için hazır durumdadır. Balo salonunda toplanan kalabalık birazdan başlarına gelecek felaketten habersiz eğlenmektedir. 30 metreyi aşan bir dalga, gemiyi alaşağı eder. Çöken kolonlar, çıkan yangınlar büyük bir karmaşaya neden olur. Sağ kalanların bir an evvel emin bir yol bulup gemiden çıkmaları gerekmektedir.

Buddy, hayatı ailesine duyduğu sevgi, çocukluk eğlenceleri ve yeni yeşeren bir romantizmle dolu olan, ergenliğinin zirvesinde genç bir çocuktur. Ancak, çok sevdiği memleketi giderek şiddeti artan bir kargaşaya sürüklenirken, ailesi önemli bir seçimle karşı karşıyadır: Çatışmanın geçmesini ummak ya da yeni bir hayat için bildikleri her şeyi geride bırakmak.

Ailesine ait restoranda çalışan Ian ile araba tamircisi Terry, orta halli bir aileye mensup iki kardeştir. Sürekli zengin olma hayalleri kuran iki kardeşin durumu Terry'nin kumarda yüklü bir para kaybedip borçlanması ile çıkmaza girmiştir. İki kardeş, içinde bulundukları zor durumdan kurtulmak ve hep hayal ettikleri gibi zengin bir hayat yaşamak için her şeyi yapmaya -cinayet işlemek de dahil- hazırdırlar.

Birbirlerinden farklı ama ortak olarak hayattan beklentileri olmayan karakterle dolu koca bir sınıf öğrencinin arasında idealist duygularla öğretmenlik yapmaya yeni başlayan Erin'in işi, sandığından da zordur. Farklı ırk ve toplum katmanlarından gelen öğrenciler için okul, sadece yaşları gereği orada bulunmaya katlanmaları gereken bir yerdir.Erin, kendince yöntemlerle onlara yakınlaşmaya çalışsa da bu niyeti daha da büyük tepkilere yol açar. Çünkü öğrenciler, hayatta yüzleştikleri ırksal ve toplumsal acı gerçekleri farkına vararak öğretmenlerinin saf idealizmi bırakmasını isterler. Zaman içinde onlarla iletişim kurmayı başaran Erin, herbiri birbirinden farklı hikayesi olan bu gençleri, kendi hikayelerini yazmaları ve bunu da birbirleri ile paylaşmaları konusunda cesaretlendirir. Basit bir günlük işlevi görmenin ötesine geçen bu yazılar, öğrencilerin hayata tutunmalarını sağlayan bir araca dönüşecektir.

Hogwarts Cadılık ve Büyücülük okulundaki ikinci yılına başlarken Harry Potter, ev cini Dobby tarafından okula dönmesinin kendisi için tehlikeli olacağı konusunda uyarılır. Bunun yanında Profesör Snape ondan halen hoşlanmamaktadır, Draco Malfoy da ondan hala nefret eder. Bu ortamda Harry en iyi arkadaşları Ron ve Hermione ile birlikte yeni bir okul yılına başlar. Ünlü yazar Gilderoy Lockhart da bu yıl Hogwarts'a katılmıştır. Ancak Hogwarts öğrencileri garip bir şekilde taşa dönüşmektedirler. Bunu kimin yaptığıysa gizemini korumaktadır.

18 Şubat 1952'de İngiltere'nin doğu kıyılarını kasıp kavuran ve yoluna çıkan tüm gemileri altüst eden fırtına, Boston'a bağlı SS Pendleton T-2 petrol tankerini de ikiye parçalar. Hızla batan gemide 30 kişilik mürettebat bulunmaktadır. Mürettebatın yetkili görevlisi olan mühendis Ray Sybert korkuya kapılan ekipte kontrolü ele almaya karar verir ve Doğu Kıyısı'nı vuran en kuvvetli fırtınaya karşı mürettebatın birlikte mücadele etmesi için çalışır. Bu esnada felaketin haberi Chatham, Massachusetts'ta bulunan Amerikan Sahil Güvenlik ofisine ulaşmıştır. Sahil Güvenlik yetkilisi Daniel Cluff gemiyi kurtarmak için bir kurtarma teknesi göndermeye karar verir. Bütün zor koşullara rağmen, kaptan Bernie Webber komutasındaki dört sahil güvenlik yetkilisi ekipmanı yetersiz, tahtadan yapılmış küçük can kurtaran botuyla dev dalgalara ve fırtınalara karşı yola çıkarlar.

Charlie, erkek kardeşi Sam'in ölümünü bir türlü atlatamamaktadır. Onun ölümünden duyduğu suçluluk duygusu, Charlie'yi kardeşine en yakın olacağı mekana götürür. Charlie, yasını bundan böyle mezarlıkta çalışarak atlatacaktır. Kader onu mucizenin gerçekleşeceği yere kendi ayakları ile götürmüştür, Charlie kardeşi Sam ile yeniden karşılaşır.Her gece mezarlıkta Sam ile buluşan Charlie'nin hayatına Tess'in girmesi, tüm dengeleri değiştirecektir. Charlie ya gerçek hayatı seçecek ya da kardeşi Sam ile fantastik dünyasında yaşamayı tercih edecektir.

19 yaşındaki Amerikalı Lucy, yakın zamanda intihar etmiş bir şair olan annesi Sara'nın Bohem ruhlu sanatçı arkadaşlarının arasında yaz tatili geçireceği Toskana'naya gelir. Buranın yerlilerinden fırlama bir delikanlı olan Niccolo, dört yıl önce Lucy'ye ilk öpücüğün heyacanını tattıran kişidir. İki genç tekrar yakınlaşırken; Lucy'nin evsahipleri olan Graysonlar, genç kızı bir sanatçı kolonisi haline getirdikleri kendi dünyalarına sokarlar. Böylece onun gençliği ve taze ruhundan beslenmeye başlarlar. Bu tazelik, orada tatilini geçiren konuklar arasında en çok Alex Parrish'IN ilgisini çekecektir. Ölümcül bir hastalığın son demlerini yaşayan bir yazar olan Alex, genç kızın çekiciliği ve yaşama sevincinden etkilenir.Yaz geçerken, Lucy Niccolo'nun bir kadın canavarı olduğunu öğrenecek, Alex'ten gereken hayat dersini alacak ve kimbilir belki de gerçek ve masum aşkı da yaşayacaktır! Tüm bunlar olurken annesi ve kendiyle ilgli bir kaç sırrın da gizemi çözülecektir elbet...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir