
Hendrikje Nieuwerf
Katelijne

The young Katelijne grows up in a strict Protestant peasant family. As the only girl between six brothers, she is hardly involved in farm work and is excluded from daily conversations. Hereby she lets her imagination run free by surrendering to Biblical stories, gossip and even fairy tales, although she is not allowed to read them. During her brother's wedding, however, she overwhelms her family with literature, saying goodbye to her childhood.

Hendrikje Nieuwerf
Katelijne

Yannick de Waal
Christiaan

Steven van Watermeulen
Father

Suzan Boogaerdt
Mother

Tom van Kessel
Rogier

Marie-Louise Stheins
Grandmother

Genio de Groot
Grandpa

Beate Uma Haije
Cindy
Laurine Booij
Petra

Lotte Oskam
Eline

Hannah van Lunteren
Aunt

Malou Gorter
Gloria
Hans Doodkorte
Farmer market visitor

Lieke van den Broek
Barkeeper

Zeki ve kinik bir adam olan George Milton ile ismiyle tezat oluşturacak şekilde iri ve çok güçlü ama akli dengesi bozuk olan Lennie Small, Büyük Bunalım sırasında çiftlikten çiftliğe dolaşarak iş arayan göçmen toprak işçilerinden ikisidir. Kaliforniya'daki Salinas Vadisi'nde, Soledad yakınlarında bir çiftlikte iş bulurlar ve para biriktirmek için çalışmaya başlarlar. Kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak bir hayalleri vardır. Lennie bu hayali George'a defalarca anlattırır ve en çok da besleyip okşayabileceği yumuşak tavşanlarla ilgili kısmını sever. George da Lennie'nin bu takıntısını, onu korumak için, başını belaya sokarsa tavşanlara bakmasına izin vermeyeceğini söyleyerek kullanır. İkili, daha önce çalışmakta oldukları Weed'deki çiftlikten, Lennie'nin yumuşak şeylere dokunma takıntısıyla bir genç kadının elbisesini okşamasının girişimi olarak görülmesi sebebiyle kaçmışlardır.

1900'lerin başında doğan Afrikalı-Amerikalı bir kız, ona tahsis edilen arazinin altında petrol olduğuna inanır ve inancında haklı çıkar. Fakat dolandırıcı petrol simsarları etrafını sarmaya başlayınca arazisinin kontrolünü elinde tutabilmek için ailesinden ve bazı bağımsız petrol arayıcılarından yardım istemek zorunda kalır.

Jordan ailesi, kendi içinde iletişim sorunlarıyla mücadele etmektedir. Evin hanımı, Elizabeth’in tanıştığı Clara adındaki yaşlı bir kadının tavsiyeleriyle aile güçlüklerin üstesinden gelmeye çalışacaktır.

Amerikalı yazar Jeannette Walls’un 2005 yılında yayımladığı aynı adlı romanından uyarlanan filmde, Jeannette Walls çok başarılı bir gazetecidir, elit ve zengin kesimden bir nişanlısı bile vardır. Ancak bu elit çevreye karşı ailesi hakkında gizli tuttuğu bir geçmişe sahiptir, aslında üç kardeşi ile birlikte yoksulluk içinde, psikolojik şiddetin hat safhada olduğu göçebe bir hayat sürdürmüştür. Babası Rex son derecede karizmatik ve eğlenceli bir adam olsa da aynı zamanda alkoliktir ve alkol alınca ne yapacağı tahmin edilemez, tehlikeli birine dönüşür. Annesi Rose Mary ise özgür ruhlu bir kadındır ve yaptığı resimleri dört çocuğundan daha fazla önemsiyor gibi görünmektedir. Böylesine işlevsiz bir ailede yetişen çocuklar hayatla tek başlarına mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

While out to avoid spending time with her narcissistic and promiscuous mother, sixteen-year-old Jo has a brief affair that leaves her pregnant and abandoned. When her mother remarries, Jo's only support becomes her friend Geoffrey, a homosexual.

A nuclear bomb is detonated in Los Angeles, and the nation devolves into unprecedented chaos. Ex-Green Beret Jeff Eriksson and his family escape to The Homestead, an eccentric prepper’s fortress nestled in the mountains. As violent threats and apocalyptic conditions creep toward their borders, the residents of The Homestead are left to wonder: how long can a group of people resist both the dangers of human nature and the bloodshed at their doorstep?

Amerika'nın gökyüzüne hakim olma ve uzaya yolculuk hayalleri destansı ve görkemliydi. Philip Kaufman'ın Tom Wolfe'un The Right Stuff' adlı romanından uyarladığı, yedi cesur astronot ve maceracı bir test pilotunun yaşamını, ve yaşadıkları renkli dönemi anlatan bu film de öyle. Dört Oscar Ödülü sahibi The Right Stuff, öncü Merkür astronotlarının yaşamını anlatıyor. Shepard, Grissom, Glenn, Carpenter, Schirra, Cooper ve Slayton isimli bu adamlar, ilkel bir uzay aracıyla yeni ufuklara yol alan ilk Amerikalılar oldular.

Rock'n Roll, partiler, polyester ve makrome... Biz 70'li yılların gençleriydik! Dans ettik, eğlendik, çok bitkin ve masumduk. Fakat hepsinden öte ne yapacağımız bilmiyorduk ve kafamız karışıktı. Yıl 1976, yer Teksas'ın küçük bir kasabası; okulun son gününde herkes eğlenmek istiyor. İçki ve uyuşturucu dolu bir gecenin öyküsü.

Filmde, güzel Meg, kırılgan Beth, romantik Amy, ünlü bir yazar olmak isteyen fevri Joe ve şefkatli anneleri Marmee'den oluşan, birbirine kenetlenmiş March ailesnin kimi zaman neşeli, kimi zaman hüzünlü, ama her zaman umut dolu yaşamlarının hikâyesi anlatılıyor.

Nick Naylor, büyük bir sigara şirketinin sözcüsü olarak sigara üreticilerinin ve sigara tiryakisi olan insanların haklarını savunmaktadır. Ama bu iş sanıldığı kadar kolay değildir. Sigaranın sağlığa verdiği korkunç zararlar, kullanıcılar tarafından bile bilinen bir gerçektir. Sigaranın bu olumsuz imajını düzeltmek için yeni bir çalışma başlatan Nick, karşısında sağlık örgütlerini ve amansız bir senatörü bulur. Bunların hiçbirinden gözü korkmayan Nick için kırılma noktası, oğlunun ona bakış açısının değişmesi olacaktır.Kurnaz yapısı ve hiciv dolu senaryosu ile oldukça beğeni toplayan film, Amerika'dan son yıllarda çıkan en iyi komedilerden biri olarak değerlendiriliyor.



16 yaşında çok başarılı bir lise son sınıf öğrencisi olan Todd Bowen, günün birinde yan komşusunun Hitler Almanyas'ında 70 bin yahudinin öldürülmesinden sorumlu Kurt Dussander adındaki eski bir Nazi subayı olduğunu öğrenir. Bu konuya oldukça meraklı bir genç olan Todd, ihtiyar Kurt Dussander'la bir anlaşma yapar. Anlaşmaya göre Todd Bowen, adamın gerçek kimliğini kimseye açıklamayacak, Kurt'de gence ölüm kamplarında yaptığı korkunç katliamları ve ürkütücü anılarını anlatacaktır. Genç, Kurt Dussander'ın karanlık hikayelerini dinledikçe kabuslar görür, ders notları düşer ve psikolojisi de giderek bozulmaya başlar. Hatta Dussander yüzünden bir cinayet bile işleyecektir.


New York'ta oyun yazarı olan Sidda Lee Walker ne de Louisiana'lı aykırı bir kadın olan annesi Vivi, ilişkilerinde oluşan çatlağı onarmak için bir adım atıyordu. Hayır! Bu tam Ya-Ya Sisterhood'a göre bir işti. Rebecca Wells'in en çok satan kitabından peyazperdeye uyarlanan, yönetmenliğini Callie Khouri'nin (Thelma & Louise) yaptığı film, Vivi'nin ömür boyu kan kardeşi olmak için yemin eden arkadaşlarının yani Ya-Ya'ların alışılmışın dışında bir "müdahale" de bulunarak kızı ile annesini biraraya getirme çabalarını anlatıyor.

Anne Shirley, an orphan, is fostered by farmer Matthew Cuthbert and his sister Marilla, who were expecting a boy to be sent them to help with their farm work. They accept Anne, who quickly endears herself to them and to the local villagers.

Austin, hem nadir görülen bir kemik hastalığı hem de otizmli genç bir çocuktur. Ama Austin'i gerçekten benzersiz yapan şey, etrafındaki herkesi dönüştüren ve birleştiren mutlu, eğlenceli bir yaşamı onaylayan dünya görüşüdür.

Film, William P. Young'un 2007'de yazılan çok satan romanından esinlenilerek beyaz perdeye uyarlandı. Kızı Missy bir cinayete kurban gittikten sonra depresyona giren babası Mack Phillips (Sam Worthington), kızının ölü olarak bulunduğu kulübeye gitmesini söyleyen gizemli bir mektup alır. Şüphelerine rağmen oraya gitmeye karar veren Mack, kulübede üç yabancı ile karşılaşacaktır: İsa, Kutsal Ruh Sarayu ve Tanrı!

Ben Crane, yara almış olan yarış atlarının bir şans daha hak ettiklerine inanmaktadır. Kızı Cale ile birlikte bir atın bakımını üstlenerek önceki sahibi tarafından kurban edilmesine engel olurlar. Söz konusu kısrağın çiftliğe gelmesi aslında baba ve kızı için yitirmiş oldukları aile bağlarını yeniden inşa etmek için büyük bir fırsattır. Bacağı kırık kısrak Sonya, belki de yarış pistine dönmek için bir şansa daha sahip olabilir. Elbette Cale, Ben ve babasının çabaları ile gerçek anlamda mucizeler bile yaratılabilir.

18. yüzyılda, İngiliz ve Fransız askerleri, Kuzey Amerika'nın kontrolünü ele geçirebilmek için savaşmaktadırlar. Kızılderililer ve yerleşimciler, bu savaşın ortasında kalmışlardır. Yerleşimcilerden Cora ve kızkardeşi Alice'i, başlarına gelen bir beladan Şahingöz adında bir kızılderili kurtarır. Şahingöz, aslında bir yerleşimcidir fakat ailesi ölünce son Mohikanlar tarafından büyütülmüştür.James Fenimore Cooper'ın romanından uyarlanan Mohikanların Sonuncusu, Michael Mann'in yönetmenlik kariyerinin önemli filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Daniel Day-Lewis'in oldukça başarılı bir performans sergilediğini de ekleyelim.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir